Binalar İçinde Binalar

Yeni bir işlevle yenileme anlayışının takip edildiği proje, enformel öğrenme alanlarının öne çıktığı sosyal bir model etrafında şekilleniyor.

Yonhui-dong’a yukarıdan bakan bir tepenin üzerinde konumlanan Seul Yabancılar Okulu kampüsü, yeni bir eğitim konseptinin ortaya çıkışına tanıklık ediyor. Tarihi ve son 40 yılda inşa edilmiş çağdaş mimarlık örneklerinden oluşan çeşitli binalar dönüşen zamanların bir arkeolojisi gibi: Koridorun iki tarafına dizili sınıflardan oluşan eski tipolojisiyle ortaokul yapısı, tekrar eden sınıfların ve ezbere dayalı öğrenimin norm olduğu geçmiş zamanlardan kalma. Öte yandan New York’lu ofis Ennead tarafından henüz yeni tamamlanmış olan lise yapısı, teneffüs mekanlarının cömert koridorlar, lounge’lar ve enformel öğrenme alanlarına dönüştüğü ve neredeyse sınıflar kadar yer kapladığı bir şema öneriyor.

Bir davetli yarışma sonucu elde edilen Seul Yabancılar Okulu Ortaokul Kütüphanesi projesinin tanımı bu iki farklı dönemden kalma birbirine zıt ideolojilerin bir araya getirilmesi üzerineydi. Projenin amaçları hem pragmatik hem de idealist olarak ortaya konmuştu. Bu ilerlemeci programın merkezinde 35 yıllık ortaokulun yarı gömülü zemin katının uyarlanarak yeniden kullanımı yer alıyordu. Önceleri pilotilerin altında yarı-açık otopark olarak kullanılan alan kampüsün merkezi bilgi-işlem ofisine dönüştürülmüştü; proje ile karşılaştığımızda hemen aklımıza gelen mevcut bölücüleri ortadan kaldırarak esnek bir mekan ortaya çıkarma fikrimiz, halihazırdaki bu bilgi-işlem sunucu odası nedeniyle imkansızlaştı. Tasarlayacağımız mekanın ortasında tıpkı yerinden oynatılamaz bir kaya gibi oturuyor ve okulun dijital sinir sisteminin merkezi olduğu için de proje esnasında sürekli olarak işlevsel kalması gerekiyordu.

Okuma nişleri
Bilg-işlem odası
Açık alan düzenlemesi
Açık alandaki dekler etrafında sosyal yaşam
Okuma odalarını çevreleyen cam duvar

Bu kısıtlar dahilinde tasarımda mevcut parçalanmışlığı “binalar-içinde-binalar” stratejisiyle ele aldık ve bu yapı ölçeğini okulun daha büyük kolektif ölçeğine bağladık. Zemin kat cephesinden başlayarak yeni kütüphane, mevcut görünüşün bütüncül düzlüğünü tekrarlayarak kendisini tekil bir cam vitrine indirgeyen bir yaklaşımı değil, kampüsle bağlantılar kuran bir şemayı benimsedi. Küpü andıran okuma nişlerinin yerleştirilmesi, gün ışığını iç mekanın derinliklerine dek yansıtan kullanıma açık bir tabaka yarattı. Bu eklemleme öğrencilerin kampüsle etkileşimli bir ilişki kurmasını sağlıyor, cephede oturabiliyor ya da hemen dışardaki bütünleşik bahçe deklerinde kitap okuyabiliyorlar. Niş pencerelerin parçaları şeklinde tasarlanmış bir dizi pavyon, kampüsün yaya yollarının hemen dibinde toplanma mekanları oluşturarak hem öğretmenler hem de kütüphane görevlileri için alternatif öğretme mekanları meydana getiriyor.

Bu cephenin hemen gerisinde kütüphanenin ana dolaşım omurgası yer alarak doğu kanadındaki mevcut maker-lab ile batıdaki okulun ana merdiven kovasını bağlıyor. Burası, bir koridor olarak pragmatik işlevini yerine getiren, aynı zamanda da bir kentsel sokak gibi işleyen bir mekan. Kitap duvarlarıyla çevrelenmiş bir dizi okuma köşesi, az önce söz ettiğimiz pencere nişlerinin karşısında konumlanıyor. Öğrenciler bu aktif rotayı kat ederken akıştan kopup doğaçlama bir teneffüsse geçebiliyorlar, tıpkı herkesle birlikte yalnız olmak isteyen kentli flanör gibi. Dahası filmler için bir yeşil perdeli stüdyo ve beyin fırtınaları için camlı bir oda, kütüphane ve maker-lab’ın ortak kullanımıyla kesişim kümesini oluşturuyor.

Okuma odalarını çevreleyen cam duvar
Patlatılmış aksonometrik perspektif
Okuma ranzaları
Raflar arasında okuma bölmeleri
Dolaşım alanlarında yaratılan nişler
Çalışma alanı

Kütüphanenin merkezi mekanı açık bir ortak çalışma alanı. Okulun sürdürülebilirlik amaçlarına uygun şekilde oturma birimleri şimdilerde yıkılmış olan lise kütüphanesindekilerin ileri dönüştürülmesiyle elde edildi. Modüler, yarı-dairesel biçimleri herkese açık bir konferans, büyük bir açık-sınıf ya da gündelik bir okuma odası gibi farklı düzenlemelere uyum sağlayabiliyor. Ana kavramsal öğe, mevcut bilgi-işlem sunucu odasının gizemli manzarasına bakan cam duvar. Okulun teknolojik merkezini açığa çıkaran bu öğe, kitapların analog dünyası ile çağdaş bilgi dağıtımının dijital ruhunu karşı karşıya getiriyor. Bu anlatıyı güçlendirmek için sunucu odasının yanındaki okuma köşesi elektrik mavisiyle ve ortak çalışma alanı çıplak Tungsten ampüllerle (ki aslında LED teknolojisiyle donanımlılar) aydınlatıldı. Bu sayede öğrencilerin yeni ve eski kavrayışlarında kronolojik bir üst üste çakışma yaratıldı.

Bu alana dönük üç adet konferans odası ise “binalar-içinde-binalar” konseptini, kentsel denebilecek bir saçak ve cephe ile bir adım öteye taşıyor. Açıldıklarında, ortak alanı duvarların sınırlayıcılığının ötesine geçiriyormuş yanılsaması yaratan geçirgen nişlere dönüşüyorlar. Kütüphanenin güneyinde ise kitapların depo edildiği odada aynı zamanda eski kütüphaneden devşirdiğimiz raf, masa ve oturma birimleri bulunuyor. Raflar sıra sıra dizilmek yerine, Paris’teki Labrouste Sainte-Genevieve’nden ilhamla merkezi bir masayı çevreleyen, kitaplarla görsel ilişkiyi daimi olarak sürdürecek yükseklikte yerleşiyor. Aksi halde kullanılmaz olacak köşe rafları yerine yerleşen iki katlı okuma ranzaları öğrencilerin tam anlamıyla kitapların içine gömülebilmesi sağlıyor. Burası, kütüphanenin en popüler okuma alanı, bir öğrenim mekanını oyun alanına çeviriyorlar. Son olarak, önceden depo olarak kullanılan karanlık koridor da bu oyun kurgusunun bir parçası oldu; “gizli kütüphane”ye çevrildi, çizgi roman koleksiyonlarıyla dolduruldu.

Vaziyet planı
Kat planı
Kesit
Kesit
Görünüş

Yeni bir işlev yükleyerek yenileme, Kore’de halen gelişmekte olan bir pratik. Bunun en önemli sebeplerinden biri “işlevsel” (fakat oldukça dayanıklı inşa edilmiş) yapıların sosyal alan eksikliği. Modern geçmişin örnekleri olan bu yapılar bugün ya unutulup yıkılacakları ya da tarihi mirasın bir parçası olarak kabul edilecekleri bir eşikteler. Bu projenin ardında, artık vadesi dolmuş bir tipolojinin nasıl yeniden işlevlendirilebileceğine dair daha geniş bir araştırma sorumuz var ve proje bu anlamda verimsizliği, yaratıcı düşünme için gerekli olan çeşitli mekanlar aracılığıyla verimliliğe yakınsayabiliyor. Seul’ün kent gelişimi, ekonomi odaklı olmaktan kültür odaklı olmaya evrildiğinde bu tür anlatıların varlığı, önceki çağın modern yapılarını ileri dönüştürmede kentsel ölçekte bir sürdürülebilirlik stratejisi haline gelebilir.

Etiketler:

Ne düşünüyorsunuz?

0 yorum TARTIŞMAYA KATIL