Dijital Platformlarda İstanbul Tarihi: İstanbul Kentsel Veri Tabanı ve Ben İstanbul

NİL TUZCU

Farklı formattaki birçok tarihsel veriyi bir araya getiren web tabanlı dijital tarih platformları İstanbul Kentsel Veri Tabanı ve Ben İstanbul, İstanbul'un kentsel mirasını koruma ve toplumsal hafızaya katkıda bulunma amacıyla yaklaşık üç senedir kullanımda. Nil Tuzcu, açık kaynağa dönüşecek platformların geleceğine dair sorular yöneltirken üretim ve tasarım süreçlerini de aktardı.

“Dijital tarih” çağımızın getirdiği teknolojik gelişmelerin tarih, sanat ve bilim alanlarında aktif olarak kullanılmasıyla ortaya çıkan, yeni sayılabilecek bir kavram. Disiplinler arası üretime olanak sağlayan bu yeni çalışma alanında, geleneksel araştırma yöntemlerinin yerini bilişim teknolojileriyle desteklenen yöntemlere bıraktığını görüyoruz. Tarihçiler veri görselleştirmesi ve haritalandırma gibi araçları çalışmalarının bir parçası haline getirirken, sanatçılar dijitalleşen ve gittikçe kamu erişimine açık hale gelen tarihsel dokümanları sanat objesine dönüştürmekte. İstanbul Kentsel Veri Tabanı ve Ben İstanbul projeleri de bu yeni paradigmalar içinde üretilmiş, İstanbul’un tarihine farklı mecralardan bakan iki proje.

Her iki proje de arşiv kaynaklarını dijitalleştirme ve coğrafi referanslama yöntemleriyle işleyerek geleneksel araştırma yöntemlerine yeni bir perspektif sunuyor. Farklı arşiv malzemelerinin bilgisayar destekli yöntemler ile aynı platformda izleyiciye sunulması, yeni mekansal anlatıların keşfedilmesine olanak sağlamayı amaçlıyor.

Mekansal Tarih Nedir başlıklı yazısında White, dijital tarih projelerinin yapım sürecinin başlı başına bir araştırma olduğunu ve bu süreçte ortaya çıkan görsellerin ise araştırma yöntemi olduğunu söyler.1 White’ın bu savından yola çıkarak platformların yapım süreçlerinden farklı kesitlere odaklanabiliriz.

İSTANBUL KENTSEL VERİ TABANI
İstanbul Kentsel Veri Tabanı, kullanıcıların İstanbul’un mekansal ve zamansal katmanlarını keşfetmesine ve bu katmanlarla etkileşime geçmesine olanak sağlayan bir haritalandırma platformu. Temel amacı İstanbul için görsel, etkileşimli ve ulaşılabilir dijital tarih platformu yaratmak olan proje 2016 yılından bu yana yayında ve günlük ortalama yüz kullanıcı tarafından ziyaret ediliyor. Platform, sunduğu veri çeşitliliği ile araştırmacılar ve akademisyenler için bir araştırma aracına dönüşürken kamu için kullanımı kolay ve ulaşılabilir bir tarih platformu yaratarak kentsel hafızanın korunmasına destek olmaya çalışıyor. Basit ve kullanıcı deneyimi odaklı bir arayüze sahip olan platformda, kullanıcılar kendi haritalarını oluşturabiliyor ya da seçtikleri iki tarihsel haritayı farklı şekillerde karşılaştırabiliyor.

Proje, ağırlıklı olarak 19. ve 20. yüzyıla ait görsel, metinsel ve kartografik arşiv malzemelerinden oluşuyor. Kentsel tarih nedir, nasıl çalışılır gibi genel sorulara yanıt arayan bu içeriğin oluşturulmasında birçok tarihçinin ve araştırmacının fikrine başvuruldu. İçeriğin oluşturulmasında özellikle Sibel Bozdoğan’ın 2014 ve 2015 yıllarında Harvard Üniversitesi’nde verdiği ve İstanbul kent tarihine yoğunlaştığı derslerin malzemelerinden ve programlarından yararlanıldı. “Kentsel oluşumları ve süreçleri araştırmak için ne tür tarihsel bilgilere ihtiyacımız var?”, “Modern kent planlaması ve tasarım uygulamaları kentin gelişimini nasıl şekillendirdi?”, “Geçmişte sosyal, kültürel veya politik önem taşıyan kent mekanları zaman içinde nasıl değişimlere uğradı?” soruları ışığında farklı veri kategorileri belirlendi ve her kategori için harita setleri hazırlandı. Haritaların zamandan ve kentsel mekandan birer kesit olarak düşünüldüğü bu sistemde kategoriler şu şekilde tanımlandı: tarihsel altlık haritalar, ana yolların ve ulaşım yollarının tarihsel gelişimi, günlük kent mekanları, konut haritaları, şehir fotoğrafları, imar çalışmaları ve şehrin genel gelişim haritaları.

Ben İstanbul anasayfa görüntüsü
Ben İstanbul Işıkçı Ailesi
Ben İstanbul Gurbet Kuş

Tarihsel altlık haritalar platformdaki diğer katmanlara altlık oluşturan çeşitli ölçeklerde şehir haritaları sunuyor. Bu haritalar, üzerlerinde hiçbir değişim yapılmadan sadece coğrafi referanslama işleminden geçmiş, çizildiği tarihin resmi veya algılanan şehir sınırlarını kapsayan haritalar. Genelde günümüz tarihi yarımadasını merkez alan bu haritalardan 1922 Necib Bey Haritası, detaylı boğaz şeridi gösterimiyle farklılaşıyor. Bu kategoride bulunan bir diğer özelleşmiş harita ise Jacques Pervititch tarafından hazırlanan sigorta haritaları. 1922-1945 tarihleri arasında bölgesel olarak çizilen ve yapı malzemeleri gibi şehir mekanına dair detaylı bilgiler içeren bu haritalar, aralarındaki zaman farkından dolayı tek bir haritada birleştirilmedi ve kullanıcıya bölge ismi ve çizildiği tarihle beraber sunuldu.

Ana yolların ve ulaşım yollarının tarihsel gelişimi, 1922’den başlayarak günümüze kadar belirli yıllara ait ana yol çizimlerinden ve ulaşım haritalarından oluşuyor. Halihazır haritalarda açık bir şekilde işlenmeyen bu bilgi, Harvard-Mellon Şehir Araştırmaları kapsamında yapılan çalışmalar sonucunda üretildi. Bir grup öğrenci, mimarlık tarihçisi Neşe Doğuşan Alexander rehberliğinde, hava fotoğraflarını kullanarak belirli tarihlere ait ana yol haritalarını üretti. Bu katmanın en önemli özelliği modern şehircilik tarihinde çokça tartışılan, 1940’lardan 1960’lara kadar olan dönemde şehirde yeni açılan yolları ve bu yolların açılması için gerçekleşen yıkımları net bir şekilde göstermesi. Vatan Caddesi (1957-1958), Kennedy Caddesi (1957-1959) ve Barbaros Bulvarı (1957-1959) gibi yapıldığı tarihlerde İstanbul’un strüktürünü oluşturmuş ve çehresini değiştirmiş yolların yapım süreçleri platformda farklı haritalar eşliğinde izlenebiliyor.

İmar çalışmaları katmanı, Cumhuriyet Dönemi planlama tarihine ait şehir planlaması çalışmalarından örnekler içeriyor. Henri Prost ve Luigi Piccinato gibi şehir planlamacılarına ait nazım planları, taslaklar ve el çizimi çalışmalar aynı zamanda üretildikleri dönemin politik, sosyal ve ideolojik yapısını da yansıtıyor. Bu katmanın ön plana çıkan haritaları Fransız mimar ve şehir planlamacısı, Henri Prost’a (1874-1959) ait. Prost, 1936 yılında Mustafa Kemal Atatürk tarafından Türkiye’ye davet edilmiş ve İstanbul’un Nazım Planı’nı hazırlamakla görevlendirilmişti. Prost’un hazırladığı planlar o dönemde birebir uygulanmamış olsa da daha sonraki planlama çalışmalarına altlık oluşturdu. İstanbul Kentsel Veri Tabanı’nın karşılaştırma özelliğini kullandığımızda, Prost’un planlarının ileriki yıllarda kentsel değişimi ve gelişmeyi derinden etkilediğini görebiliyoruz.

İstanbul Kentsel Veri Tabanı’nın basit ve kullanıcı odaklı grafik arayüzü ise iki bölümden oluşuyor; kullanıcı sol panelde istediği haritaları açıp kapatabiliyor ve seçtiği iki haritayı karşılaştırabiliyor. Sağ panel ise haritaların görsel olarak sunulduğu ve kullanıcıların harita katmanlarıyla etkileşime geçebildiği bölüm. Platformun arayüz tasarımında derin haritalandırma (deep mapping) kavramından yola çıkıldı. Farklı araştırmacılar tarafından farklı şekillerde değerlendirilen bu kavram, bir grup akademisyen tarafından çok katmanlı ve üst üste çakıştırılabilir dijital temsil yöntemi olarak tanımlanırken diğer bir grup derin haritalandırmayı verinin zamansal ve mekansal bağlamda incelenebilmesi için tasarlanmış bir ürün ya da süreç olarak tanımlıyor. Bu tanımlardan yola çıkarak İstanbul Kentsel Veri Tabanı kullanıcıların çok katmanlı kartografik temsiller yaratmasına olanak sağlayacak şekilde tasarlandı. Kullanıcı istediği sayıda haritayı üst üste açabiliyor ve bu haritaların şeffaflığını değiştirerek yeni haritalar da oluşturabiliyor.

BEN İSTANBUL
Ben İstanbul ise 20. yüzyıl boyunca İstanbul’da değişen gündelik hayat akışını çeşitli kurgusal karakterler üzerinden anlatan web tabanlı interaktif bir platform. Karakterlerin hikayelerinin harita üzerinden izlenebildiği platform, kullanıcılara geçen yüzyılın önemli sosyal, siyasal, ekonomik ve fiziksel değişimlerine tanıklık etme imkanı sunuyor. Platformda, karakterler bulundukları yılın İstanbul’unu tasvir eden bir hikaye anlatıyor ve kullanıcı o yılın İstanbul’unu karakterlerin gözünden görmeye başlıyor. Hikayelerden her biri, tarih boyunca şehirde yaşanmış farklı bir fiziksel veya mekansal değişime ışık tutuyor. Apartmanlaşma, gecekondulaşma, sanayileşme, ulaşım ağının gelişimi, açık alanların değişimi gibi konuların yanı sıra boğaz plajları, gazinolar ve Beyoğlu sinemaları gibi günümüzde artık var olmayan, fakat geçmişte sosyal ve kültürel değişimin temsilcisi olmuş önemli kent mekanları da hikayelerin ana strüktürünü oluşturuyor.

Ben İstanbul şehre dair öznel bakış açıları ve alt okumalar yaratmayı amaçlıyor. Kullanıcı seçtiği hikayeyi izlerken hikayenin anlattığı kentsel değişimin yanı sıra dönemin politik, ekonomik ve sosyal yapısına dair yeni bilgiler keşfediyor. Ben İstanbul karakterleri, projenin ilk aşamasında, geçtiğimiz yüzyılın önemli edebiyat ve film eserlerindeki karakterlerden ve yine geçtiğimiz yüzyılda iz bırakmış insanlardan ilham alınarak kurgulandı. Halit Refiğ’in Gurbet Kuşları filmi, Orhan Pamuk’un Cevdet Bey ve Oğulları kitabı ve erken Cumhuriyet döneminin İstanbul Valisi ve Belediye Başkanı Lütfi Kırdar’ın hayatı, platformda şu anda bulunan hikayeler için esin kaynağı oldu.

Hikayelerin kurgulanması aşamasında öncelikle İstanbul’un belirli yıllar arasındaki kentsel bilgi ağ haritası oluşturuldu. Bu ağ haritasının amacı, projede anlatılmak istenen bütün tarihsel bilgilerin bir araya toplanması ve bu bilgiler arasındaki ilişkilerin görselleştirilmesiydi. Ağ haritasını incelediğimizde ortaya konut, kent politikası, kentsel altyapı ve kamusal alan gibi ana bilgi kümelerinin çıktığını gördük. Hikayeler bu bilgi kümelerinin etrafında şekillendi. Örneğin, hikayelerde gecekondulaşma ve apartmanlaşma gibi konut kategorisine ait konular anlatılırken, bu konular kent politikasına dahil Gecekondu Kanunu, Kat Mülkiyeti Kanunu veya Bina Yapımına Teşvik Kanunu gibi başka konularla desteklendi.

Hikaye kurgularının temel strüktürü oluşturulduktan sonra titiz ve detaylı bir arşiv çalışması başladı. Her bir hikaye için radyo ve televizyon arşivleri, turist haritaları, anılar, romanlar, akademik yayınlar, efemeral malzemeler, fotoğraf ve kişisel aile arşivleri gibi birçok görsel ve işitsel kaynağa başvuruldu. Son aşamada ise bütün analizler, kentin geçmişine dair bilgiler ve arşiv malzemeleri bir web platformu üzerinde hikaye örüntülerine dönüştürülerek son kullanıcıya sunuldu. Platformda kullanıcının etkileşime geçebileceği farklı araçlar yaratıldı. Kimi zaman iki tarihi harita ekranda yan yana açılarak kullanıcıya haritaları karşılaştırma imkanı sağlıyor, kimi zaman ise kullanıcı hikayenin içinde geçen anahtar bir kelimeye tıklayarak harita üzerinde daha geniş bilgiye sahip olabiliyor.

İstanbul Kentsel Veri Tabanı
İstanbul Kentsel Veri Tabanı
İstanbul Kentsel Veri Tabanı

HİKAYE 1: IŞIKÇI AİLESİ
Işıkçı Ailesi 1951 yılında Nişantaşı’nda yaşayan bir aile. Orhan Pamuk’un Cevdet Bey ve Oğulları kitabından esinlenerek oluşturulan bu hikaye bize İstanbul’un modern ve kentli yaşamından bir kesit sunuyor. Hikaye, Taksim Belediye Gazinosu’nda dans eden insan figürleri ve arkadan duyulan Lüküs Hayat’la başlıyor. Hemen ardından izleyici, 1940’lı ve 1950’li yıllarda İstanbul’da batılılaşmanın sembolü olarak görülmüş Nişantaşı apartmanlarıyla tanışıyor. Nişantaşı’nın 1924’ten 1960’a kadar geçirdiği kentsel değişimin okunabildiği bu hikayede kullanıcı, tarihin farklı noktalarından fotoğraflar ve haritalar görebiliyor, İstanbul’un o döneme ait tramvay haritasını farklı görsel arşiv malzemeleri eşliğinde inceleyebiliyor. Bu ana kadar çizgisel ilerleyen hikaye, son kısımda yön değiştiriyor. Platform kullanıcıya dönemin gözde kentsel mekanlarından olan gazinoya mı yoksa plaja mı gitmek istediğini soruyor ve kullanıcının seçimine göre, kısa bir tanıtım videosunun ardından 1950’lilere ait gazino veya plaj haritası açılıyor, kullanıcı bu mekanları inceleyebiliyor.

HİKAYE 2: GURBET KUŞU
Gurbet Kuşu 1964’te İstanbul’a göç eden bir ailenin hikayesini anlatıyor. Halit Refiğ’in Gurbet Kuşları filminden esinlenilerek kurgulanan hikaye 1950’li ve 1960’lı yıllarda İstanbul’a olan göç hareketini ve bu hareketin mekansal ve toplumsal değişimler üzerindeki etkisini işliyor. Hikayenin ilk kısmında izleyici İlhan Tekeli, Yiğit Gülöksüz ve Tarık Okyay tarafından kaleme alınan Gecekondulu, Dolmuşlu, İşportalı Şehir (1976) kitabıyla tanışıyor ve bu kitap üzerinden göç olgusunun yarattığı plansız kentleşmeyi ve şehirsel strüktürü öğreniyor. Şehirde oluşan enformel ulaşım ağları, iş alanları ve yeni kültürel altyapı fotoğraflarla ve kısa metinlerle anlatılırken gecekondulaşma ve konut sorunu gibi konular harita ve çizim gibi nicel kaynaklarla desteklenerek anlatılıyor. İzleyici Zeytinburnu’na yaklaşarak bu bölgenin 1946 ve 1966 yıllarına ait uydu haritalarını karşılaştırabiliyor veya Kemal H. Karpat tarafından çizilen o döneme ait gecekondu haritasını inceleyebiliyor. Hikayenin ikinci kısmında ise Gurbet Kuşları filminden kareler görüyoruz. Kahramanmaraşlı bir ailenin zengin olma umuduyla İstanbul’a göç edişini anlatan hikaye, Haydarpaşa Garı’nda başlayıp yine aynı mekanda son buluyor. Filmden 1960’lar İstanbul’unu en iyi tasvir eden görüntüler de harita üzerinde yer alıyor; örneğin filmde Gurbet Kuşları ailesi Haydarpaşa Garı’ndan vapurla Karaköy’e geçerken harita üzerinde izleyici o yıla ait vapur haritalarını görüyor ve ailenin izlediği yolu takip edebiliyor.

HİKAYE 3: LÜTFİ KIRDAR İLE İMAR TURU
1938-1949 yılları arasında İstanbul valisi ve belediye başkanı olarak görev yapan Lütfi Kırdar İstanbul’un kentsel dokusunu değiştiren birçok yeni projeye öncülük etmiştir. Görevde kaldığı 12 yıl boyunca İnönü Stadyumu, Taksim Meydanı, Taksim Gezisi ve Atatürk Bulvarı gibi hem yapım hem de yıkım içeren önemli imar projelerini gerçekleştirdi. Kırdar, 1949 yılında kaleme aldığı Cumhuriyet Devrinde İstanbul isimli yayında, İstanbul’un erken Cumhuriyet dönemindeki kentsel dönüşümünü anlatır. Bu kitap esas alınarak kurgulanan hikayede Kırdar izleyiciyi, kendi dönemine götürerek o yılların önemli kentsel ve mimari projelerini tanıtıyor. Dönemin siyasi figürlerinden alıntılarla zenginleştirilen hikaye aynı zamanda Henri Prost’un İstanbul yıllarından da bilgiler içeriyor. Hikayenin adına uygun bir şekilde izleyici, harita üzerinde bir araba animasyonu eşliğinde yeni kentsel mekanları geziyor. Fotoğraflarla, haritalarla ve kısa metinlerle anlatılan bu yeni mekanlar dönemin siyasi ve toplumsal yapısına dair okumalar yapmaya izin veriyor.

PLATFORMLARIN KULLANIM ALANLARI
Platformlar aynı arşiv malzemelerinden besleniyor olsa da ayrıldıkları en önemli nokta bilgiyi sunma şekilleri. İstanbul Kentsel Veri Tabanı tamamen kullanıcı odaklı bir deneyim sunarken Ben İstanbul’da kullanıcı yalnızca halihazırda kurgulanmış hikayeleri izleyebiliyor. Farklı kullanıcı ihtiyaçlarına cevap veren platformların yapım süreçlerinde birtakım sınırlı kullanım alanları öngörülmüş olsa da son üç sene içindeki kullanım istatistiklerine bakıldığında daha geniş kullanım alanlarının oluştuğu görüldü. Yayınlandığı dönemde İstanbul Kentsel Veri Tabanı çoğunlukla akademisyenler ve öğrenciler tarafından bir araştırma platformu/aracı olarak kullanılıyordu. Proje Twitter ve Facebook gibi sosyal medya platformlarında paylaşılmaya başladığında ise kullanıcı kitlesinde ilginç bir değişim yaşandı. Kullanıcılar kendi kişisel tarihleriyle ilişkilendirdikleri haritaları paylaşırken, melankolik bir İstanbul imgesinin ön plana çıktığını da görüyoruz. Platformun böylesine bir kullanım alanına sahip olması projenin, toplumsal hafızamıza katkı sağladığını ve İstanbul’un kentsel tarihinin korunmasına yardımcı olduğunu gösteriyor. Ben İstanbul’un kullanım alanlarına baktığımızda ise projenin bir araştırma aracına dönüşmediği, aksine kullanıcıların belirli hikayeleri izledikten sonra platforma tekrar dönüş yapmadığı gözlemlendi. Bu projenin en önemli katkısı, özellikle tarih araştırmacıları için çok katmanlı dijital hikaye anlatım platformlarının sunduğu olanakların anlaşılması ve denenmesi oldu.

GELECEĞE YÖNELİK PLANLAR VE KATILIMCI TASARIM
Son üç sene içinde her iki platform farklı çalıştaylarda tartışmaya açıldı. Bu tartışmaların en önemli konusu platformların gelecekleriyle ilgiydi: Bu platformların ve benzer projelerin sürdürülebilirliği nasıl sağlanabilir? Platformların kamu ve genel tarih araştırmaları üzerindeki etkisini hangi metotlarla ölçebiliriz ve bu ölçümlerden platformların geleceği için neler çıkarabiliriz? Platformlar kullanıcı katkısına açık bir hale getirilmeli midir, eğer getirilirse nasıl bir yöntem izlenmelidir? Benzer soruların tartışıldığı görüşmelerin sonucunda platformların sürdürülebilirliğinin ancak kullanıcı katkısına açılarak sağlanabileceği görüşü ortaya çıktı. Bu makalenin amacı da platform kullanıcılarına ulaşarak onları platformların şu ana kadarki gelişimi hakkında bilgilendirmek ve pilot bir çalışma için çağrı yapmak. Pilot çalışmanın ilk aşamasında İstanbul Kentsel Veri Tabanı sınırlı sayıda kullanıcı katkısına açılacak ve kullanıcılardan özel bir arayüz kullanarak istedikleri tarihsel malzemeyi belirli bir veri sistemi içinde haritalandırılmaları istenecek. Pilot çalışmasına katılmak isteyen veya platformların geleceğini hakkında görüş belirtmek isteyen okuyucular bu web adresini kullanarak çalışmanın bir parçası olabilir.

İletişim Formu için tıklayın.

NOTLAR
1 Richard White, 2010, Mekansal Tarih Nedir? Stanford Üniversitesi, çevrimiçi makale: https://web.stanford.edu/group/spatialhistory/cgi-bin/site/pub.php?id=29

Etiketler:

Ne düşünüyorsunuz?

0 yorum TARTIŞMAYA KATIL

İlgili İçerikler: