Protel’in Esentepe’deki yeni binası bir kesit oyunuyla birbirine merdivenlerle bağlanan iki parçadan meydana geliyor. Ofisler için tanımlı alanlar sunan ve ortak kullanım alanları konusunda zengin olan yapıyı mimarı Hayriye Sözen ile konuştuk.

Hülya Ertaş: Protel ofisi üzerinde çalışmaya nasıl başladınız?
Hayriye Sözen: Protel’in önceki ofisi de yine bu sokakta, Gayrettepe Gazeteciler Sitesi’nde iki bina ötedeydi. Oraya artık sığamadıkları için bütün şirketi aynı sokakta yeni bir bina yapıp taşımaya karar verdiler. Bölgedeki parsellerde gabarilere uygun şekilde ve eski konut yerleşiminden hareketle imar koşulları belirlendiği için kat yükseklikleri sınırlıydı. Protel ofisi için Gazeteciler Sitesi evlerinden ikisinin konumlandığı parseller birleştirilerek yapılaşma alanı elde edildi. Konut alanı olarak imar edilmiş olan bölge hızla işyerlerine dönüştürüldüğü için yapılarda çok fazla müdahale var. Bu nedenle kotlar dışında referans almaya değer bir sokak karakteri göremiyorsunuz. Yapıyı eğimli bir topoğrafyada konumlanmış bir parselde inşa etmemiz bekleniyordu. Biz de çevreye ölçek olarak uyumlu ancak kendi karakteriyle var olacak bir yapı önerdik. En başından itibaren bina programını yarım katlarla birbiriyle ilişkilenen iki ayrı blok olarak ele alan bir yaklaşımla çözmek istedik. Aslında ikiz villanın tam 90 derece döndürülmesiyle hayata geçirilen iki blok bu. Başka bir deyişle, binaların arasında sıkışıp kalmış boşluklardan birbirine bakan uzun cephe yüzeyleri yerine, sokak ve arka bahçeye yönlenmeye öncelik vermek için kullanışlı bir şema. Bu sayede çalışanların bakış alanlarını genişletmek, iki blok arasında yaratılan iç boşluk sayesinde ferah bir çalışma ortamı sağlamak istedik. En başında kararlaştırılmış olan, ilk toplantıdaki konsept eskizi şu anda buraya uygulanmış durumda. Projelendirme sürecinde yönetim kurulu başkanı Metin Arghan temel yaklaşımlara onay verdi, detaylandırma aşamasında da şirket içinde iyi kurgulanmış bir organizasyonla çalışanlar kendi aralarında tartışarak projeyi sürdürdüler. Aynı sokakta daha önce de yaşadıkları için bütün ekip buradaki güneşlenme gibi olası sıkıntıların çok farkındaydı ve bu durum beklentileri tariflerken işleri çok kolaylaştırdı. Proje yöneticisi Rıdvan Övünç hem projelendirme hem de uygulama aşamalarında şirket kararlarının düzenlenmesi ve aktarılmasında önemli bir katkı sağladı.

ofis,protel,şişli,hayriye sözen, yerçekim, orhan kolukısa, ömer kanıpak
fotoğraflar: yerçekim (orhan kolukısa-ömer kanıpak)
sokaktan yapıya bakış
sokaktan yapıya girişi sağlayan köprüler
cephe panelleri
onarım merkezinin giriş avlusu
iç boşluk ve asılı enstelasyon
çatı ışıklığı ve iç boşluk ilişkisi
şaşırtmalı katları bağlayan merdivenler
çalışma alanları
giriş holü
çalışma alanları
arka avlu
arka avluya açılan kafeterya
vaziyet planı
zemin kat planı
2. kat planı
çatı kat planı
kesit
kesit

HE: Gazeteciler Sitesi’nin kendine has dokusuyla pek de uyuşmayan, oran olarak anımsatsa da görsel olarak tamamen başka bir yapı ortaya çıkmış durumda.
HS: Burası bir yazılım şirketi olduğu için binanın teknolojik olmasını, işletmeye yönelik pek çok şeyin otomasyonla kontrol edilmesini istiyorlardı, öte yandan da şirket içinde büyük bir aile gibi yaşadıkları için sadece mekanik havalandırmaya mecbur bırakan bir giydirme cephe olmamasını, çalışma ortamlarının gerektiğinde doğal olarak da havalandırılabilir olmasını istiyorlardı. Cephe düzenine bakacak olursak aslında şu anda bu civarda referans alınacak hiçbir şey yok; pek çoğu tuhaf onarımlarla ve yeni cephelerle ofise dönüştürülmüş yapılardan oluşan bir doku var ortada. Bunun da hızla değişeceğinin işaretleriyle dolu yakın çevre. Bir şeylere benzemeye çalışmaktansa kendi duruşuyla kendini var eden bir yapı cephesinin sokak karakteri açısında da daha olumlu katkı sağlayacağını düşündük. Bu biraz Protel’in şirket olarak tutumunda da var, dışarıdan çok kendini göstermeyen ancak içi oldukça dinamik bir şirket. Bu nedenle yapmayı düşündüğümüz beyaz bir kutu ve onu saran koyu renk bir kuşaktı. O kuşak aslen sokakla ilişkiyi kuran filtreli bir cephe. İçerde her şey aydınlık, beyaz, ferah; dışarıdaysa daha mesafeli.

HE: Peki, bunlar iki ayrı bina olarak mı çalışıyor statik olarak? Yani iki ayrı bina olarak inşa edilip köprülerle mi bağlandılar?
HS: Hayır, tümü tek bir yapı. Sadece merdivenlerde ve çatı ışıklığında çelik kullandık. Zemin karakterinin ve kotlu mantar döşeme plakların radyetemel detaylarına etkisi nedeniyle bütün çekirdekle birlikte statik kurgu tek yapı olmak üzere tasarlandı. Başlangıçta statik açıdan zorlayan tarafları oldu bu tasarımın, bize çok kalın kesitler çıkardılar, bu noktaya gelmek için epeyce uğraştık. Projenin en başında niyetimiz bu koridorları aslen binanın iç sokağı olarak kurgulamaktı, yerlerinin taş kaplaması da o fikirden kaynaklanıyor. Birbirine bakan ve çalışırken birbirinden haberdar olan çalışma alanları. Ana bloklardan konsol olarak avluya uzanan iç sokaklar. Onun için de bakışı kesmeyecek şekilde, döşeme kesitlerinin olabildiğince konsol ucuna doğru inceltilmesini istedik statik ekipten. Bu sayede taşıyıcı sistem hafif görünüyor ve herkese sanki burası çelikmiş algısı veriyor. Böylece çelik olsaydı yaşayacağımız titreşim sorunu olmaksızın sokaklar inşa edilmiş oldu.

HE: Cephe tasarımı nasıl ortaya çıktı?
HS: Dışarıdan bakıldığında kapalı bir kutu hissi vermesine karşın içeriden dışarı bakıldığında bir tül etkisi yaratmasını istedik. Paneller altılı gruplar halinde açılıp kapanabiliyor ve bunun otomasyonu da akıllı telefonlarla yapılabiliyor. Schüco’nun geçmişte cam panellere uyguladığı bir motor sistemi vardı, ondan yola çıkarak bir panel detayı ve çalışma düzeni kurguladık. Schüco bu proje için özel olarak 40 cm genişliğinde ve 3,25 metre yüksekliğinde alüminyum ekstrüzyon panel imal etti, daha sonra bunlar bizim verdiğimiz oranda delinerek geçirgen yüzeyler haline getirildi, alta ve üste yerleştirilen pistonlarla da hareket verildi. Kelebek gibi açılıyorlar hepsi ve açıldıklarında da eşit aralıklı bir düzen çıkmıyor. Bu paneller hem güneş kontrolüne hem de içeridekilerin dışarıyla ilişkilerinde sokaktaki yoğun hareketi filtrelemeye yarıyor.

HE: Malzemeler için belirlediğiniz ana kararlar nelerdi?
HS: Genelde taş, alüminyum, cam ve ahşabın çeşitli yerlerde farklı biçimlerde kullanıldığı durumlar var. Aynı elemanı birkaç işlevde kullanmayı denedik, örneğin hem parapet hem de bank olarak. Binanın açık renk olan yerleri boyalı kısımlarıyken, koyu renk olanlar kaplanmış kısımları; bu da binanın nasıl eskiyeceğini cephe tasarımının belirleyicilerinden biri olarak ele almamızdan ortaya çıktı. Hiçbir metal yüzeyin arkası boyalı bırakılmadı, hep kaplandı. Dıştaki bütün giydirme paneller titanyum çinko kaplandı, onun rengiyle bağlantılı bir alüminyum renginden türetilerek. Binada aslen beyaz, açık gri ve antrasit renkleri var; özünde üç renk ve beş malzemeyle inşa edildi diyebiliriz ki bunu çok takıntılı bir şekilde yapmadık esasında, kendiliğinden böyle gelişti. Mobilyaları da Protel’in çalışma düzenine göre biz tasarladık ve imal ettirdik. Çalışanların tasarım aşamasındaki yoğun katılımı nedeniyle mobilyalarda modüler bir detay çözümü ekiplere göre özelleştirerek imal edildi. Çağrı merkezi olarak çalışılan ofislerde akustik projelendirme yapıldı ve kabinler içine kapatılmışlık duygusu yaratmamak için üst bölümlerinde cam kullanıldı. Yarım katlarla düzenlenen ve iç boşluğa bakan kısımda ofisler sıralanıyor. Bunlar açık ofis düzeni içinde, uçlarında bazen bölüm içi toplantı alanlarıyla, bazen camla ayrılmış yönetici odaları ile sonlanıyor. Daha büyük toplantı odalarını ise yönetici odalarının da yer aldığı kolda konumlandırdık ve istendiği zaman birleştirilebilen iki oda olarak tasarladık. Yarım katların iç boşluğa baktıkları yerde iki koridor var ve merdiven bunlar arasında hareket ediyor. Bu koridorların uçlarında ana şaftlar, yani tuvaletler, vestiyerler, servisler, kimse makineden çay içmek istemediği için bir çay asansörü vs konumlanıyor. Tüm bunları en baştan yapının programı içinde ele alarak çözdük. Şirketin iki girişi var aslında, biri ofislere diğeriyse onarım merkezine açılıyor. Onarım merkezi tamamen kendi içinde çalışan bir birim. Protel restoran ve otel yazılımları sunduğu için servis sağlayan cihazlarda bir sorun olduğunda buraya getiriyorlar, dolayısıyla insan ve cihaz trafiği yoğun olan bir bölüm onarım merkezi. Girişi de o nedenle ayrı. Ona bağlı olarak depolar, araçtan yükleme yapılan alanlar buraya yakın konumlanıyor. Ön, arka ve yan bahçelerde açtığımız boşluklar sayesinde üçüncü bodrum kata kadar günışığı alabiliyoruz. Avlulardan biraz söz etmek istiyorum, peyzajını DS Mimarlık yaptı, buradaki eski dokunun baktığı arka bahçelerdeki hissi sürdürmek istedik; meyve ağaçları diktik. İstinat duvarının önüne yerleştirdiğimiz betonarme toprak tutucuların önü de bank olarak planlanlandı. Buraya hizmet eden kafeterya alanıyla birlikte ofis içinde en popüler mekanlardan biri haline geldiğini söyleyebilirim.

HE: Binaya girildiğinde orta boşlukta bir metinle karşılaşıyor insan. Onun öyküsünü anlatır mısın?
HS: Özden Demir’in işi o. 2014 yılı sonunda şirket taşındı ve 2015 yılında burada çalışmaya başladılar. Protel ekibi tarafından onaylanan proje için Özden yılın son günü önceden haber verilmeksizin şirketteki herkesin kafeteryada toplanmasını istedi. Ardından herkese kağıt, kalem dağıtarak sadece kelimeler yazmalarını beklediğini söyledi. Bu, herhangi bir kelime olabilirdi, çocukluk anıları, şirket, eski bina, yeni bina, 2014, 2015 vs. Çağrışım kelimeleri istedi, sonradan e-posta ile de gönderebileceklerini söyledi. Önce herkes şaşırdı, sonrasında da çok yoğun bir katılım oldu, ayrıca e-posta gönderenler bile oldu. Bu kelimeler arasından seçtikleriyle de Özden bir öykü yazdı. Adeta sade bir Sait Faik öyküsünü andırıyor, aslında duygulardan bahseden ama içinde bir sürü birbirinden ilgisiz kelimenin geçtiği bir metin. Ardından o metin yalın bir metotla ortadaki boşluğa asıldı. Tüm gün dönüyor ve sekiz saatte bir tam tur atıyor. Çalışanlar gördükçe kendi kelimelerini içinde buluyor, ofise her girişlerinde kendilerine ait bir şeyle karşılaşıyorlar.

Etiketler: