Hayal Kutusu

Hem dış mekanla olan ilişkisini kırmak için cephesiyle hem de hareketli parçalara sahip sabit mobilyaları sayesinde içiyle oynanıp minyatür bir şehre dönüştürülen cam kafes, çatı sınırını aşarak kentin siluetinde aykırı bir müdahaleye dönüşüyor.

Ünlü mimari tasarım şirketi UDG’nin sahibi bizi, bir spor salonunu WoW Lab’e dönüştürmek üzere davet etti. WoW, ev eşyaları ve düzenlemesi üzerine bir e-ticaret markası ve bu laboratuvar da onun çevrimdışı deneyim merkezi olacaktı. Neden yüzlerce mimar çalışanı da olan bir mimar, özenle işlediği sınır ötesi markasına mekan tasarlamak için atipik mimarlar bulmak istedi? Proje yöneticisi olan Bob Hu’ya göre, Wutopia Lab’in peşinde olduğu yaşam tarzı, kendisi de bir yaşam tarzı markası olan WoW Lab’in tam ihtiyacı olan şeydi.

KAMUSAL ALANI TEŞVİK EDEN İÇ MEKAN
Spor salonunun mevcut hali cam bir kutuydu. Şeffaf camları, açık bir illüzyon yaratıyordu ama biz, WoW Lab’i büyüyen, kendi sınırlarını aşması gereken karmaşık bir sistem olarak görüyoruz. Dolayısıyla bu cam kutu, bizim kırmak istediğimiz bir kafesti aslında.

Bunu yapmak için yapının çevresiyle ilişkilerine odaklandık. Öncelikle güney cepheye, ana yol trafiğini mekana yönlendirecek farklı bir giriş kurduk. Kuzey girişi tuttuk; sergi alanıyla ofisleri ayıran koridoru tutmak için sabit mobilyalar kullandık. Doğuya ise yakında bulunan ağaçlarla bağlantı kurmak ve yapının buradaki arayüzünü kırabilmek için cam konsollu bir mekan ekledik. Son olarak da binanın çatısı üzerine çalıştık; içinde asansörü bulunan minyatür bir orta avlu tasarlamaya karar verdik. Böylelikle insanlar tavanı delip geçerek çatıyı işgal edebilir ve Kongjiang yoluna doğru bakabilir.

wutopia lab,wow lab,
Gündelik ev ve şehir deneyimi veren, tasarım odağı olan mobilyalar
Açıldığında ve kapandığında farklı işlevler yüklenen vitrinler
Yerleri ve parçaları değiştirilmiş ayrıcı mobilyalarla farklı mekan örüntüleri
Kırmızı sandalyeli cam konsol
Yerleri ve parçaları değiştirilmiş ayrıcı mobilyalarla farklı mekan örüntüleri

MİNYATÜR ŞEHİR OLARAK İÇ MEKAN
WoW Lab öncelikle bir mobilya sergi alanı, bir ev deneyimi mağazası ve mimarlar olarak buradaki mobilyaları minyatür bir şehir yaratmak için kullanmaya karar verdik. Bizim şehrimiz meydanlardan, ticari akslardan, teraslardan, asansörlerden, geniş basamaklardan, sokak cephelerinden, ufuk çizgisinden ve köşelerden oluşuyor. Burası için de A Pattern Language kitabından çıkardığımız sonuçlar üzerine deneyler yaptık; mobilyaların düzeni ve tasarım aracılığıyla.

Üç ayrı sabit mobilya grubu tasarladık. İlki, sokağın sürekli cephesini ve kentsel ufuk çizgisini ifade etmek üzere şeffaf, akrilik arkalıklar kullandığımız vitrinli dolaplardı. Bu grup için şeffaflık üzerinde testler yapmaya sürekli devam ettik; bu arayüzün ışık ışınlarıyla kapanabileceğini ya da gölge dağıtılarak yarı açık olabileceğini gördük. Bu çeşit bir arayüz çoklu anlamlara sahip olabilir, tıpkı bir şehrin arayüzünde olması gerektiği gibi.

Akrilik dolaplar, üçgen başlıklı birimler olarak tasarlandı. Bu birimler, ihtiyaca göre, farklı alanlara dağılabilir ya da parçalanabilir. Tıpkı geleneksel Çin paravanları gibi: mekanı yeniden tanımlayan mobilyalar.

Asansör ile çıkılabilen çatı ve örtüsü
Ayırıcı mobilyalar
Asansör

İkinci grup sabit mobilyalar ise sergi alanı ile ofisleri ayırmak için kullanılanlar. Mobilyaların kanatları ve saklı dolaplar kapatıldığında ayırıcı olarak kullanılan bilindik duvar dolabı oluyorlar; kanatlar ve dolaplar açıldığında ise sergileme alanı. Tüm mobilyalar, ticari bir sokağın duraklarını da tanımlıyor aynı zamanda. Sadece sergileme değil, aynı zamanda oturma birimleri ve cephe oluyorlar. Ancak tüm bunlar bize yeterli gelmedi. Bo Xi, Alvar Aalto’nun sandalye prototipini marangoza verdi ve kırmızıya boyanmış sandalye cam evi, insanların yanı başlarındaki dallara bakabileceği bir mekanla yeniden tanımlamış oldu. Böylelikle burası, ana mekandan ayrılarak kendi başına da var olabiliyor.

Yapı içi ulaşım aracı olan asansör aynı zamanda hareketli bir dinlenme alanı, zira asansöre de sandalye ve kahve masası ekledik. Platform yavaşça çatıdan çıktığında, cam tavan kişinin kendi bedenini sanki bir göl yüzeyiymişçesine yansıtıyor; tam bir yokluk anı. Burası bizce Şanghay’daki en yalnız ikindi çayı odası.

Mini ütopyanın parçaları, aksonometrik diyagram
Öykü 1: amsterdam sabahı, durum: kentin eşiği
Öykü 2: roma öğleni, durum: meydanlar ve bloklar
Sergi alanı planı

Proje Yangpu’da yer alıyor. Bu bölge, Şanghay yerel yönetiminin işçilerin konut sorununu çözmek için geliştirdiği, yan yana sıralanmış 6-7 katlı yapılardan oluşan “New Village” tipolojisiyle üretilmiş konut alanlarının bulunduğu bir bölge. Kuzeydoğusuna yerleştiği Şanghay’la ilişkisi de biraz karmaşıktır, sokak isimlerini bile kuzey şehirlerinden almıştır. Bizce, ticaret merkezleri ve yüksek katlı konut yapılarına dayanan bir “gelişme” Yangpu’nun düşüşünü gizleyemeyecek hatta semtin kıymetli endüstriyel bağlamının ihtişamına da gölge düşürecek. WoW Lab’in şehir tahayyülü şu ki endüstriyel bir silah olan tasarım, mimari ve mekansal dönüşümlerle New Village kavramını ve endüstriyel mirası yeniden tanımlamak için kullanılabilir. Yalnız başına içilen öğleden sonra çayı bu yüzden öylesine bir romantizm değil; bir akupunktur potansiyeli, insanların alışık oldukları yerde bir farklılık, bir umut yaratmak.

Etiketler:

İlgili İçerikler: