Işıkla Şekillenen

HÜLYA ERTAŞ

Tepta Aydınlatma’nın 25. yılı için gerçekleştirilen gündüz, ışık, gece sergisinin küratörü aydınlatma tasarımcısı Ulrike Brandı ile sergiyi ve ışıkla şekillenen temasını konuştuk. Sergi, 22 Ocak’a kadar İstanbul Modern’de ziyaret edilebilir.

Hülya Ertaş: “Gündüz, Işık, Gece” ismi, sergiyle ilgili genel bir fikir veriyor ama ana tema nedir? Mimarlar ve tasarımcılara nasıl bilgi verildi temayla ilgili?
Ulrike Brandi: Gündüz, Işık, Gece ismi serginin ışığa, özellikle doğal ışığa adandığını ifade ediyor. Doğal ışığın güzelliği, yaşamlarımızın esas besini olarak rakipsiz oluşudur. Işığın sağlığımızda çok fazla etkisi var. Fiziksel, psikolojik ve zihinsel etkileri hayatımızı yönetiyor. Işık bize ritim veriyor, bu yüzden ben kimi zaman ışığı müzik gibi görüyorum. Hatta daha da ileri gideceğim; ışık bize kimlik veriyor.

Işık, mekanların da kimliğini kuruyor. Özellikle İstanbul gibi su yansımalarıyla, olağanüstü bir biçimde değişken gökyüzüyle ve gölge-ışık biçimlendirmeleriyle mutlu bir şekilde oynayan bir şehirde bunu daha açık yapıyor.

ışıklı karınca, christine brandi
demir küpte gün batımı, bilgehan şenel
istinbat, emre arolat
thru, melkan gürsel-murat tabanlıoğlu
anemon, tanju özelgin
gizli görünen batın zahir, önder kaya
gölge, enzo catellani
küp, refik anadol
istanbul blues, william brand

HE: Sergi katılımcılarını seçerken ölçütleriniz nelerdi?
UB: Mimarlar, tasarımcılar ve sanatçılar ışık konusunda uzman. Bu ışık nesneleri yaptıkları anlamına gelmiyor, ben daha geniş bir çerçeveden bakıyorum. Malzemelerin yüzey ve renklerini biliyorlar ve ışık, mekan ve hacim arasındaki etkileşimi anlıyorlar.

HE: Aynı zamanda aydınlatma tasarımcısısınız. Bu süreçte küratör olarak çalışmak nasıldı? Tasarımcıların projeleri üzerine çalışırken tasarımcı kimliğinizi geri planda tutmanız zor oldu mu?
UB: Benim aydınlatma tasarımcısının mesleki rolünden anladığım, bir ekip içinde uzman olmak. En verimli tasarım süreçleri mimarların, tasarımcıların, sanatçıların ve işverenlerin projenin amacıyla ilgili bir diyalog geliştirebildikleri ve her birinin diğerinden bir şey öğrendikleridir. Serginin tasarım süreci de olması gerektiği gibiydi; heyecan veren tartışmalar yaptık, birbirimizin katkısıyla ilgili meraklıydık. Şahsen ben, Türkiye’nin mimarisi, tarihi ve birlikte yaşama biçimleriyle ilgili çok şey öğrendim. Parlak gün ışığında ya da romantik bir akşamüstü ışığında Boğaz’da olmaktan da keyif aldım.

Serginin sonucundan da gurur duyuyorum, ışıkta önemsediğimizin ne olduğunu insanlara anlatabildiğimiz için.

HE: Işığın geometrisini nasıl tanımlarsınız? Güçlü geometrik ifadelerle üretilmiş parçalara çokça rastlıyoruz sergide. Bana göre ışık biraz öngörülemez ve geometriye indirgenemez bir şey.
UB: Bu oldukça iyi bir soru. Evet, bir tarafta fiziksel optik geometrisi var ki çocukluğumdan beri beni çok büyülemiştir. Işık, kendisini yansıtan, dağıtan ya da yönlendiren bir yüzey tarafından durdurulmadığı sürece yalnızca doğrusal hareket eder. Yansıma anında ışık hacmi biçimlendirir ve her yöne dağılır. Böylece yumuşak gölgeleriyle, ışık geçişleriyle, gökkuşağıyla ve titreyen ışıkla karşılaşırız. Işık fenomenini salt fiziksel bir modele indirebiliriz ancak şairler, binyıllardır güçlü ışığın ruhumuza nasıl dokunduğunu anlatıyorlar.

Etiketler:

İlgili İçerikler: