Kéré’nin Serpentine Pavyonu

AYÇA VURAL-CUTTS

Londra’daki Serpentine Galerisi, her yıl bir mimara geçici bir yaz pavyonu tasarlama görevi verir. İngiltere’de inşa edilmiş binası bulunmayan uluslararası bir mimar ya da tasarım ekibi tarafından tasarlanan pavyon, altı ay içinde inşa edilip üç ay boyunca galeri bahçesinde sergilenir. 2000 yılında Zaha Hadid ile başlayarak Jean Nouvel, Daniel Libeskind, Oscar Niemeyer, Rem Koolhaas, Peter Zumthor, Herzog & de Meuron gibi tanınmış mimarlar tarafından tasarlanan Serpentine Galeri Pavyonu’nun on yedincisi, geçtiğimiz yaz Diébédo Francis Kéré tarafından tasarlandı.

Burkina Faso’daki Gando köyünde dünyaya gelen Kéré, köyde okula gönderilen ilk çocuk. Yedi yaşındayken, köyün şefi olan babasının mektup yazması ve okumasını istemesi üzerine, birçok köylünün batının eğitimini zaman kaybı olarak görmesine rağmen ailesini bırakarak, okumak için Gando’dan ayrılmış. Eğitimini tamamladıktan sonra bir marangoz olan Kéré’nin hayatı, Carl Duisberg Derneği’nden aldığı çıraklık bursu ile Almanya’da devam etmiş. Çıraklık eğitiminin ardından Berlin Teknik Üniversitesi’nde mimarlık ve mühendislik okuyan Kéré, çalışmalarını halen Berlin’deki mimarlık bürosu Kéré Architecture’da devam ettiriyor. Birçok ödüllü projenin tasarımcısı olan mimar aynı zamanda Harvard Üniversitesi’nde profesörlük de yapıyor.

Kere Architecture tasarımı 2017 Serpentine Pavyonu, Serpentine Galeri Londra; fotoğraf: Iwan Baan
Mavi üçgen paneller; fotoğraf: Ayça Vural Cutts
Çelik kafeslerle yere bağlanmış kanopi; fotoğraf: Iwan Baan
Gando İlkokulu, Burkina Faso, 2008; fotoğraf: Erik Jan Ouwerkerk
Gando İlkokulu, Burkina Faso, 2011; fotoğraf: Simeon Duchoud

Mies van der Rohe’den etkilenen Kéré, modern mimari anlayışla geleneksel yöntemleri birleştirerek dünyanın en az gelişmiş yedinci ülkesi olan Burkina Faso’ya mimarlık kariyeri boyunca destek oldu. 1998 yılında, doğduğu köyde bir ilköğretim okulu inşaatını finanse etmek için arkadaşlarının yardımıyla Schulbausteine für Gando (Gando için Okul Yapı Taşları) derneğini kurdu. Tasarımını yaptığı ve finansal olarak destek bulduğu, Mies’in tasarım ilkelerini yansıtan sürdürülebilir okul binası, açıldığında 150 öğrenciye yönelikti. Sonradan genişletilen binaya yeni bir kütüphane eklendi ve günümüzde 1000 öğrenciye hizmet veriyor. Akan suya veya elektriğe erişimi olmayan Gando köyünün kurak ve sıcak ikliminde, doğal malzemeler kullanarak yerel işçilerle ürettiği okul projesi, 2004 yılında uluslararası Ağa Han Mimarlık Ödülü’ne layık görüldü. Yüzde 10’luk beton karışımıyla güçlendirilmiş toprak bina, Kéré’nin uluslararası bir üne sahip olmasına yardım etti ve mimarın Burkina Faso’nun diğer bölgelerinde, komşu Mali’de, daha sonra Çin, Mozambik, Kenya, Togo, Sudan, Almanya ve İsviçre’de daha büyük projeler almasını sağladı.

Şubat ayında Serpentine’in sanat yönetmeni Hans-Ulrich Obrist ve Yana Peel tarafından David Adjaye ve Richard Rogers danışmanlığında, ilk Afrikalı mimar olarak Serpentine Pavyonu’nunu tasarlamak için seçilen Kéré’nin tasarımı, mimarın Burkina Faso’daki geçmişini ve doğduğu köyün karakterini yansıtmakta. Gando köyünde yaygın olarak bulunan baobab ağacından esinlenen, parkın içindeki yapay bir ağacı anımsatan pavyonun duvarlarında, mavi ahşap bloklardan oluşan üçgen paneller kullanılmış. Panellerin arasından süzülen gün ışığı ağaç ve yaprak hissini pekiştirerek iç mekanı güçlendirmiş. Doğadan etkilenme ve doğanın parçası olma hissi ile şekillenen tasarım, mavi rengiyle Burkinabe (Burkina Faso) kültürünü de sahiplenmiş. Mimarın, bu kültürdeki en önemli renk olan mavi rengi seçmesi hem yapıyı Burkina Faso inançlarına göre güçlü ve kalıcı yapıyor hem de Londra’daki tasarımına verdiği önemi gösteriyor.

Geçmiş yılların pavyonlarına kıyasla Kéré’nin tasarımında topluluk ve toplanma hissi ön planda. Dört ayrı giriş noktası bulunan pavyonun içerisinde ziyaretçilerin oturabileceği bir avlu ve kafe bulunuyor. Avlunun üzeri eğimli ve açılı ahşap panellerin oluşturduğu bir kanopi ile kapatılmış; kanopinin merkezinde bırakılan boşluk, iç mekan ile gökyüzünü birleştiriyor. Kanopinin yarattığı değişken gölgeler ve duvar panellerinden süzülen ışık, avluya hareket getiriyor. Kéré, simgesel anlamın yanı sıra iç mekanın işlevselliğine de önem vermiş. Ekolojik ve sürdürülebilir tasarımlarıyla bilinen mimar, Serpentine Pavyonu’nu da Londra’nın iklimine göre tasarlamış. Çelik kafeslerle yere bağlanmış olan kanopi, güneş ışığının içeriye girmesine izin verirken Londra’nın yağmurlu havasında ziyaretçiler için bir barınak oluşturuyor ve yapının çatısında biriken yağmur suyu, avluda şelale etkisi yaratarak parkın drenaj sistemine dahil oluyor. Sürdürülebilirlik ilkelerini kullanarak Londra’nın parkındaki pavyonu Afrika mimarisi ile birleştiren Kéré, suyun insan sağlığı ve refahı için temel bir kaynak olduğunu sembolik olarak vurguluyor.

Kéré’nin, parkın ağaçları ve binaların tuğlalarından da esinlendiğini görüyoruz. Pavyonun akıcı eğrilerden oluşan dış duvarların katı üçgen panelleri, Serpentine’in tuğla duvarlarına atıfta bulunuyor. Ahşap modüler duvar sistemi, tuğlanın aksine işçilik ve ustalığa dayalı. Beton zemini ise Burkina Faso’da inşaat sırasında kadınların üzerine dans ederek sıkıştırdıkları kil zeminler yerine kullanılmış. Akşamları bir aydınlatma kaynağı haline gelen pavyonun içindeki hareket ve aktivitelerin duvar panellerindeki bir dizi küçük açıklık aracılığıyla dışarıdan görülmesi, Gando köyünde geceleri yapılan kutlamaları hatırlatıyor. Simgeselliğin ön plana çıktığı yapı, ziyaretçilere anıtsal bir toplanma mekanını düşündürürken birliktelik düşüncesini öyküsel olarak anlatıyor.

Geçen seneki, Bjarke Ingels’in kütle ve teknik olarak sansasyonel, neredeyse katedral benzeri pavyonuna kıyasla Kéré’nin mavi boyalı ahşap pavyonu daha basit ama derin anlamlara ustalıkla ulaşmış. Alçakgönüllü ve yalın tasarımı, ziyaretçilerin kullanabileceği mekanlar yaratmasının yanı sıra çevresel koşulları da dikkate alıyor. Basit formu ve renkleriyle parktaki ağaçlarla görsel olarak uyum sağlayan bu son derece karmaşık yapıdaki geometrik tekrarlar, detaylardaki ustalık ve asimetrik çatı örtüsünün konsolu son derece etkileyici. Serpentine Pavyonu ile Kéré; mimari anlayışını ve Afrika’daki geçmişini Londra’daki parkta en iyi şekilde özetlemiş, doğduğu köyün doğasını ve kültürünü ziyaretçilere getirmiş. Pavyon aynı zamanda, Serpentine’in son yıllardaki sanatsal ve sıradışı yaklaşımlarına yeniden mimari bir anlam yüklüyor.

Etiketler:

İlgili İçerikler: