Kılavuz Kütleler

Kentsel dönüşüm geçirecek bir mahallede yer alan konut projesi, çevreye duyarlı bir anlayışla gerçekleştirilen ve toplumsal ilişkiler üretmeye imkan veren bir müdahale olarak dönüşümü yönlendirmeyi amaçlıyor.

Projenin bulunduğu Pierre Loti Mahallesi, Aytre’nin girişinde yer alıyor ve La Rochelle’in banliyösü. Général de Gaulle Avenue adlı ana cadde boyunca devam ettiğinden oldukça görünür bir konumda yer alıyor.

1960’larda kurulmuş mahallede bugünlerde kentsel yenileme yapılıyor; dolayısıyla hem mimari hem de kentsel çıkarlar oldukça büyük. Tasarımcıların amacı ise “yeni” kimlik oluşturulurken sürece dahil olarak mahallenin geçmişinin ve stratejik konumunun dikkate alınmasına katkıda bulunmak.

İki ayrı yapıda kurgulanan 64 konut biriminden oluşan proje, mahallenin merkezinde yer aldığından dönüşümün önemli bir parçası haline gelmiş. İmar planına göre birbirinden farklı tip ve yoğunluktaki yapıların kesişiminde bulunan proje alanının tasarım süreci, bu bağlam içinde hacimsel geçişler üretme çabasıyla başlamış.

Her kütle için boyut, yönelim, çevre yapılarla ilişki, çevre alanların şemaları ve park yerleri gibi çok yönlü özellikler ile yoğunluk hedefi düşünülerek farklılaşmış cevaplar üretilmiş. Kendilerine özgü potansiyellerini açığa çıkarmak için geliştirilen öneriler sonucunda; R Binası çatısının biçimi, hareketli katları ve kademeli olarak değişen hacimleri ile şehir merkezine doğru uzanırken S Binası ise daha yoğun, yekpare bir kütle olarak ortaya çıkmış. Bu iki yapı, yatayda uzun teraslarla ve düşeyde “yarık” olarak tasarlanmış dolaşım aksıyla gelip geçenlere ardışık cepheler sunuyor.

S Binası cephesi
Ponton adı verilen dış koridorlar
Cepheye renk ve bir çeşit ritim kazandıran depo alanları
İki binanın oluşturduğu cephe

Mimarların da açıkça belirttiği üzere cadde ve çevre yapılarla olan ilişkiden önce yapıların kendi içindeki kurguları önemsenmiş. Burada esas alınan kavramlar ise her konuta ayrı girişle desteklenen “benimseme” ve “yerleşiklik”.

R Binası’nda dolaşım, apartman dairelerine yeni bir yorum getirmeyi amaçlıyor: Bir çiti geçiyor, alleyi takip ediyor, peyzajdan nemalanıyor ve doğrudan dışarıya açılan bir kapıya dönüşerek konut birimine bağlanıyor. Dışarıdaki koridorlar ise farklı manzaralar sunan ve komşuluk ilişkilerini destekleyen havadar bir yürüyüş yoluna dönüşüyor. Kat başına altı konut biriminin düştüğü R binasındaki koridorlar, konutların çift cepheli olmasına ve farklı yerleştirmelere imkan verirken mahremiyetin de kaybedilmemesini sağlıyor. Dış koridorlara bağlanan, konut birimlerine giriş veren “yüzer iskele”ler (ponton) ise kamusal alan ile özel alanlar arasında bir geçiş mekanına dönüşüyor; böylece konutlar, dolaşım akışından da korunmuş oluyor. S Binası’nda ise her kata sekiz konut birimi olacak dağılımın yoğunluğu her mekana, özellikle müşterek olanlara doğal ışık sağlamak için özenli bir çalışma gerektirmiş. Konut sakinleri için üretilen yol kuzey-güney yönelimli, kuzeybatıda sonlanan bir çift cepheli alanla başlıyor. Bu bölünme kullanıcılara, ortak alanlarda kuzey, güney ve batı yönlerinde net bir görüş açısı kazandırıyor.

Cephede tüm öğelerin bütünlük içinde olmasını sağlayan malzeme seçimi ve kullanımı
R Binası’ndaki iç boşluk
Cepheye göre çeşitlenen balkon mekanları
Cepheye göre çeşitlenen balkon mekanları

Teraslarla korunan cam kaplı cepheler, dışarı ile içeri arasındaki ilişkiyi de dışa vuruyor. Her bir konutun “belvedere”e (seyirlik, tepe köşkü) dönüştüğü projede peyzaj, etkin rolü olan bir öğe olarak tasarıma katılıyor ve hem özel hem de müşterek mekanların niteliğine doğrudan etki ediyor. Zemin katta yer alan konutlara, R Binası’nda doğrudan meyve bahçesine, S Binası’nda ise doğrudan kentsel “incubator”a (bitki yetiştirmeye izin veren alanlar) temas eden özelleşmiş girişler ya da kapalı bahçelerden ulaşılıyor. Konutlar, çevreleyen peyzajla ilişki kurdukları iç mekandan anlaşılacak ve algılanacak şekilde tasarlanmış. Her konut biriminin çift cepheli ve R ya da S binalarına göre çift yönelimli olması, her mekanın doğal ışıktan ve manzaradan faydalanma önceliğine göre yerleştirilmesi plan kararlarının temelini oluşturuyor.

Konutların çoğu gece ve gündüz mekanlarını net bir biçimde birbirinden ayıran iki paralel bölümden oluşuyor: Giriş, mutfak, oturma alanı ve terastan oluşan gündüz mekanları ile yatak odaları ve ıslak hacimlerden oluşan gece bölümü. Boyutlar da iç mekanın ardışık kurgusunu fark etmeyi sağlıyor; mutfak, depo, oturma alanı ve yemek alanı mekanlarını değiştirme olasılıklarını mümkün kılıyor. Dış koridor ve konut girişlerinin küçük tutulması, içeride dolaşıma ayrılan alanı azaltıyor ve gündüz mekanlarının büyümesini sağlıyor.

Projede kullanılan malzemeler görsel konfor sağlayacak doku ve renkte seçilmiş. Dolaşım ve ışıklıklar Larch (bir tür çam) ahşabıyla sarılırken cepheler masif suntayla kaplanmış, merdiven korkulukları ise kendi içinde ritmik aralıklı kalaslardan yapılmış. Bu ritmik hareket, çizgiselliği kırarak cepheyi tekdüzelikten çıkarıyor ve yapıyı ardışık parçalara bölüyor. Balkonlarda bulunan renkli polikarbon levhalarla kaplanmış kulübe-depolar, hem konutları birbirinden ayırıyor hem de cepheyi canlandırıyor.

Vaziyet planı
Zemin kat planı
S binası 4. kat planı
R binası 1. kat planı

Bu biçimsel gayeler, müdahalenin ölçeği sayesinde salt etkinin ötesine geçerek içinde bulunduğu mahallenin yenileme projesiyle de iç içe geçiyor: Bahçe hayali kurduran, renkli, kullanıcıları arasındaki iletişime aracılık etmeyi arzu eden projenin mimarları, sınırları tanımlı bir bölgenin merkezinde, çevresel bütünlüğü sağlama niyeti taşıyor. Ek mekanlar da bu bağlamda, doğayla uyumlu bir ortam yaratma anlayışına bağlı olarak tanımlanmış.

Zemin kattaki bitkilendirme sayesinde ortak mekanlar ile bahçe ya da teras gibi daha özelleşmiş alanları görsel olarak bağlamak amaçlanıyor. Müşterek bahçeler R Binası’nın çatısına da sıçrayarak bu anlayışı düşeye taşıyor. Kuzey cephede özelleşen girişler, güney cephede geniş, açık teraslar; teras saçaklarıyla dış etkenlerden pasif koruma; yapıların yoğunluklarına rağmen basit tutulmuş şemaları ve basit betonarme strüktür; ısı ve ses yalıtımını sağlayan ısı köprüleri ve dış izolasyon; doğal havalandırma; güneş enerjisinden sıcak temiz su üretimi; zemin kattaki bahçelerde yağmur suyu toplanması gibi kararlar da çevreye duyarlı olma niyetiyle verilmiş. Park alanları ve paylaşımlı bisiklet kulübelerinin de bulunduğu sosyal konut projesinin dış mekanlarında da doğal su emilimini sağlamak adına sızdırmaz yüzeyler kullanılmış. Tüm bu kararları biyoiklimsel mimari ilkeleri esas alarak verdiklerini söyleyen mimarlara göre çevreye duyarlı olma niyeti ancak bu şekilde mekana dönüşebilir.

Etiketler:

İlgili İçerikler: