Odaklan / Patlat / Süperpoze Et: Erken Tasarım Sürecinin Eleştirel Yeniden Ele Alınışı

EVREN ÖZTÜRK

Evren Öztürk, mimari tasarım stüdyolarında alışılagelmiş proje yapma süreçlerinin sorgulanmayan doğasından hareketle eşzamanlılık üzerine kurulu bir süreç deneyi olan OPS’u anlatıyor.

Mimarlık eğitiminin tasarım stüdyolarında her dönem, proje konusu ve ölçeği değişmesine rağmen genellikle aynı ön çalışmalar, aynı sıra ile yapılır. Oysa çoğunlukla “arsa görme > analizler > literatür araştırması > işlev şeması > kütleleştirme” olarak sorgulanmadan izlenen bu artzamanlı safhalar, tasarım üretim sürecinde yetersiz kalıyor. “Analiz-diyagram-konsept” aşamalarının birbiriyle ilişkilerinin araştırılmadan atlanmasına sebep olan bu yapma biçimi, öğrencilerde analiz çalışmalarının amacından koparılmış bir faaliyet olduğu algısı yaratıyor. Sürecin sonunda projeye dair ilk eskizlerini getiren öğrenciler, ona nereden ulaşıldığına dair soruların cevaplarında çeşitlilik ya da özgünlük yakalamakta zorlanıyor. Öte yandan bu yöntemin, tasarlamaya çalışan mimarı bir teknokrata ve otomata dönüştürdüğünü de unutmamak lazım. Dolayısıyla bir yöntem çeşitliliğine, farklı tasarım metodolojilerine ihtiyaç var.

Burada problemin esas sebebi, “projeyi ele alma-onunla karşılaşma-araştırma” safhalarının projenin ilk eskizinden koparılmış olması ve sonucunda, projenin oluşumuna dair bilgi ve fikir üretiminin azalması. Peki, bu iki safha arasındaki gittikçe kaybolan, ezber ve otonomi tehlikesi altındaki operatif alan nasıl güçlendirilebilir ya da incelenebilir? “Analiz-ilk eskiz” ikircikliğini projenin çıkış fikirlerini oluşturacak bir sürece dönüştürme denemesi nasıl olabilir? Tasarım stüdyosu sürecinin geleneksel şekilde en sonunda incelenen malzeme, cephe, strüktür, tefriş gibi kavramlar radikal şekilde diğer fikirlerle eşzamanlı şekilde sürecin başına nasıl gelebilir? Bu bağlamda Odaklanma/Patlatma/Süperpoze olarak kurgulanan OPS’u bir yöntem olarak olgunlaşmamış şekilde mimarlık bölümü öğrencileriyle birlikte Maltepe Üniversitesi’nde, 2016-2017 eğitim yılında, 5. ve 6. yarıyıl mimari proje stüdyolarında denedik.

ODAKLANMAK
Mimari proje stüdyosunda tasarım yöntemi çalışmaları sırasında problemli, üretim bandının düştüğü alanı görmek için o alana odaklanmak, tasarımın bu önemli noktasına büyüteçle bakmak, “yaratıcılık” denen sihirli kelimeyi parçalamak ve içine bakmak (yaratıcılığı bir süreç olarak kavramak, aşamalarını birbirinden sıyırmak, ara alanlarını tekrar örmek) gerekir. Bunu yapmak için sorunlu alan mekan olarak, süre ise zaman olarak genişletilebilir. Çünkü analiz ile ilk eskiz arasındaki bahsedilen ilişkide ezberin bozulması için bu iki sürecin arasındaki alan kavramsallaştırılmalı, görünür kılınmalı, yeniden değerlendirilmeli ve kurgulanmalıdır. Bu bağlamda kopmuş ve zayıf olan, aradaki süreçtir ve atlanan ya da kaçırılan bir alan olarak genleştirilmesi, daha derinden ve daha detaylı incelenmesi gerekir.

“Odaklanmak” olarak bahsedilen süreç de; projeye dair verilerin toplanması, ilk düşünceler ve eskizlerin oluşturulması için harcanan sürenin artırılması, elde edilen verilerin tasarıma dönük yüzlerinin ne anlama geldiğinin araştırılması; toplanan ve üretilen verilerin tasarım eskizlerine daha sıkı şekilde bağlanmasını içeriyor.

PATLATMAK
Tasarlanmış bir nesnenin montaj biçiminin algılanmasını kolaylaştıran şemayı bu yöntemde geriye doğru okumak mümkün. Patlatmak, süreci/imalatı algılamayı kolaylaştırmanın yöntemlerinden biri olarak netliği artırır. Bu yöntemi gerçekleştirebilsek bir aracın ya da bedenimizin parçalarını “kontrollü ve nazikçe patlatıp” (bkz: patlatılmış perspektif ) sorunlu yerleri daha kolay bulabilirdik. Bu yöntem kağıt üzerinde ya da üç boyutlu model yardımıyla yapılabilir, yapılıyor.

Damien Ortega - Bettle
İkea - Fredrik Workstation Montaj kılavuzu
Stephen Biesty – Incredible Body

Bu yolu kullanarak analiz, konsept, araştırma gibi odaklanılan yerdeki tanımlı kelimelerin “patlatılması” gerekiyor. (Bu noktada özellikle belirtmeliyim ki “patlatma” negatif anlamından ziyade üretken bir süreç olarak ele alınıyor.) Bütüncül ve kapsayıcı kavramlar patlatılarak yerine her yerden gelebilecek “veriler/şeyler” oluşturulması, verilerin klasik anlamda arsa analizinden değil fikirsel önerilerden çıkması, yaratıcılığın oluşabileceği öncüllerin ortaya konması gerekli.

Günümüzde bağlam altüst oldu ve alabildiğine genişledi. Dolayısıyla tasarımcının ilham tahtasında her şey veriye dönüşebilir durumda; kavramlar, tasarımcının bakış açısı, fikirleri, icatları, eğilimleri, yapı işlevleri, ortaya atılmış sorular, ihtiyaçlar, istatistikler, gözlemler, yere ait çizelgeler ve tüm teşvik eden, uyaran şeyler… Ancak burada önemli olan, yorumlanan her veriden ortaya çıkan fragmanların birer üç boyutlu eskiz çalışmasına dönüştürülebilmesidir: Mimarideki somut karşılıklarına pratik ulaşım sağlamak. Süreçte, her veri (data) yorumlanmalı ve bu süreci, aynı zamanda daha ampirik ve daha deneysel çok boyutlu form oluşturma süreci olarak düşünmek gerekir.

Elde edilen tüm araştırmaların, analizlerin bir kıyma makinesi gibi tek bir seferde öğütülüp çıkarılmasına gerek var mı? Bu çoğunlukla deneyimli tasarımcıların, mimarların yapabileceği bir yöntem ya da belli bir yetenek konusu değil mi? Bu zor sürecin içinde öğrencilerin kaybolma, hevesini yitirme ihtimali çok yüksektir ve çıkan projenin nedenleri pek tatmin yaratmaz. Önemli olan mimarinin tek bir sonucuna ulaşmak değil olası sonuçlarına dair zihinde tartışma başlatmaktır. İşte bu yüzden belirlenen tüm veriler için ayrı çözümler geliştirilmesi, tasarlamakta olan kişiye hem bir tasarım idmanı ve özgüveni hem de analiz-ilk eskiz arasındaki sürece yaklaşma, odaklanma ve yoğunlaşma imkanı verir. Yoğunlaşılan bu alan parçalarına ayrılır, dilimlenir; her dilim farklı bir maket, model ve çizim haline gelir.

Ortaya atılan her sorunu tek tek çözmek öğrencinin özgüvenini yükseltir, tasarlamaktaki çekingenlik daha pratik ve hızlı maket üretimiyle aşılabilir. Neredeyse 3-4 ay süren tasarım stüdyosu boyunca birkaç ilk eskiz yerine alternatiflerin ya da ilk eskiz fragmanlarının varlığıyla “doğru”, “tek formlu” ve yeteneğe dayalı mimari üretimden uzaklaşabiliriz.

Tasarlamaya çalışan kişi için önemli sorunlardan bir diğeri, ilk tasarlanan veya ortaya çıkan eskiz ile ilgili savunma mekanizması üretme, onunla duygusal bağ kurma eğilimidir. Bahsettiğimiz geleneksel yöntemlerle tasarlanan ilk üründen kopma süreci sert sorular ve cevaplar sayesinde gerçekleşebilir. “Tek kütle”, “peçeteye çizilmiş kıymetli eskiz”, “yaratıcılığın yüceltilmesi” mekanizmaları çoklu üretimler yapılarak kırılabilir. Minör fikirlere, yeni olasılıklara alan açılır. Veriler/şeyler mimari yeni konseptler oluşturmak için aralarında dolanabileceğimiz bir zemin oluştururlar. Tasarıma, bir arada ve eşzamanlı değerlendirilen sürekli denemelerle devam etmek, her verinin karşılığı olan maket/model denemeleri yapmış tasarımcının algısı, çeşitlilikler ve çoğalmalarla genişletilebilir. Hayal gücü ve zihinde uçuşan fikirler pratiğe dönüştüğü oranda anlaşılır.

SÜPERPOZE ETMEK
Burada amaç projeye dair, elek üstünde kalan, öncül bir takım tohumlar-fragmanlar ortaya çıkarmak. Öncelikle birbiriyle uzlaşması gerekmeyen tüm veriler tek tek toplanıp bir veri çuvalı oluşturulur.

Sorunları, verileri tek tek cevaplayan kişi artık bütüne farklı yaklaşabilir. Proje öncesinde aklındaki tüm fikirlerin kütlesel olarak nereye gidebileceğine dair zihinde birçok patikanın açılabilir olduğu öngörüsüyle bu süreç, ayrı ayrı ve eşzamanlı oluşturulan kütlelerin süperpoze edilerek tekrar bir araya getirilmesini içeriyor.

Tasarım yapılırken zihinde tomurcuklanan şeyin fotoğrafını çekmek mümkün değil belki ama burada esas olan bu fotoğrafa, imgeye nasıl yaklaşılabileceği ya da “farklı bir yoldan başka bir imge elde edilebilir mi?” sorusudur: İçinde çeşitli cevaplar barındıran, öznenin zihnindeki çok sesliliğin bir ifadesi olarak katmanlardan oluşan, muğlak, bulutsu bir imge.

Süperpoze sırasında tasarım sürecinin belli anlamlarda mimarın kontrolünden çıktığını görebiliriz. Özne farklı mikro denemeleri çoğaltarak ve bunları üst üste getirerek ortaya ne çıkacağını bilemez, dolayısıyla yöntem, tasarımın önünü belli anlamlarda açar. Burada süperpozisyon, yapılan araştırmaların ve denemelerin tümünü üst üste getiren nihai bir imgenin ideal hale getirilmesinden ziyade; farklı tasarım ve fikir moleküllerinin bir araya gelebilme şekillerinin araştırılması anlamına geliyor. (Bu molekülleri ortaya atan zihnimizdeki kültürel bakış açıları, otomat davranışlar elbette ki kutsal değiller; bu sesler eleştirilebilir olmalı. Ancak bunun için de onların ortaya çıkarılarak görünür hale getirilmesi gerekli.)

Üst üste getirme ya da bindirme, eklemlenme, çarpık şekilde ekleme, kaydırma, iç içe geçme, sıkıştırma, çoğaltma, bükülme ve daha birçok form haline getirme yöntemin denenmesi gerekir. Olasılıkların birbiriyle nasıl birleşeceği ya da birbirlerine nasıl dönüşerek bağlanacağı ayrı bir tasarım yönteminin konusu.1 Ancak burada yapılan işlem, tasarımcının sezgilerini ortaya çıkarmak için projenin erken bir filmini ya da röntgenini çekmeye benzer.2

-Mimari Proje Stüdyosunda Yöntemin Denenmesi
OPS’u denediğimiz stüdyolarda öğrenciler, proje başlangıcında alana ve konuya dair veriler, kavramlar buldular, ürettiler. Sonrasında oluşturdukları tüm kavramları ve soruları tek tek cevaplayan maket çalışmaları yaptılar. Her maket çalışması aynı açılardan fotoğraflanarak ve üst üste getirilerek bir çağrışımlar yığını oluşturuldu. Ortaya çıkan maket lekesini, verilerden biriktirilmiş ve tasarımcının panosuna raptiyelenen bir imge olarak düşünebiliriz. Burada, nihai tasarımın empresyonist bir eskizi ortaya çıkarıldı. Dikkat etmeye çalıştığımız nokta ise hem tasarım partiküllerinin özgünleşmesi, hem de form elde etme kontrolünün kaybedilmesiydi.

Mertcan Abay, Caddebostan Gençlik Merkezi proje önerisi
Buse Özer, Yeldeğirmeni Spor Kompleksi proje önerisi
Gizem Sezer, Caddebostan Gençlik Merkezi proje önerisi
Buse Aslan, Caddebostan Gençlik Merkezi proje önerisi
Atakan Dumral, Caddebostan Gençlik Merkezi proje önerisi
Merve Tatlı, Caddebostan Gençlik Merkezi proje önerisi
Songül Erdoğan, Yeldeğirmeni Spor Kompleksi proje önerisi
Yaprak Karaosmanoğlu, Yeldeğirmeni Spor Kompleksi proje önerisi
Doğancan Birincioğlu, Yeldeğirmeni Spor Kompleksi proje önerisi
Gülbin Yardım, Yeldeğirmeni Spor Kompleksi proje önerisi
Salih Burak Tosun, Yeldeğirmeni Spor Kompleksi proje önerisi
Yasin Uysan, Yeldeğirmeni Spor Kompleksi proje önerisi

-Verilerin tek tek diagramlaştırılması ve maketleştirilmesi

Süperpozelerin ortaya çıkış aşamaları, diyagramlar ile birlikte, Yasin Karakuzu
Süperpozelerin ortaya çıkış aşamaları, diyagramlar ile birlikte, Yasin Karakuzu
Süperpozelerin ortaya çıkış aşamaları, diyagramlar ile birlikte, Yasin Karakuzu
Oluşturulan fikirlerin süperpozesi
Süperpozelerin ortaya çıkış aşamaları, diyagramlar ile birlikte, Yasin Karakuzu
Süperpozelerin ortaya çıkış aşamaları, diyagramlar ile birlikte, Yasin Karakuzu
Süperpozelerin ortaya çıkış aşamaları, diyagramlar ile birlikte, Yasin Karakuzu
Süperpozelerin ortaya çıkış aşamaları, diyagramlar ile birlikte, Yasin Karakuzu

NOTLAR
1 Daniel Crooks, Static No.12 Seek Stillness in Movement video çalışması “an”ların birleştirilme problematiği anlamında ufuk açıcı olabilir: https://vimeo.com/77654682
2 Bu noktada da Étienne-Jules Marey 'in kronofotografik kayıtlarına bakmak faydalı olacaktır.

Etiketler:

Ne düşünüyorsunuz?

0 yorum TARTIŞMAYA KATIL

İlgili İçerikler: