Okmeydanı'na Alternatif Bakışlar

DİRİM DİNÇER

Okmeydanı, şu sıralar İstanbul'un en büyük kentsel dönüşüm projesine konu olan bir bölge. Bölge denebilir, çünkü 5 mahalleden oluşuyor. Adını da Osmanlı döneminde Menzil Taşları'nın burada bulunmasından, Okçular Tekkesi'nden, ok atışlarının yapıldığı bir eğlence alanı olmasından alıyor. En uzağa düşen ok, atışın başarısını müjdeleyen ve çoğunlukla silindirik bir taşla taçlandırılıyor ve becerikli Osmanlı padişahlarının, sadrazamlarının, paşalarının adları taşların üzerine işleniyor. Bilinen 200'ü aşkın taştan 32 tane kalmış. İzleri takip edilemeyen diğerlerinin aksine var olan taşlar, mezarlarda, apartman bahçelerinde, parklarda ya da sokakta aniden karşınıza çıkabiliyor. Geçmişten gelen bu peyzaj parçaları şimdi yerlerinden sökülüp bir araya toplanarak bir açık hava müzesi yapılmak isteniyor. Ancak gururla "dünyanın en büyük kentsel dönüşüm projesi" olarak tanıtılan dönüşüm projesinin plan notlarına bakıldığında tartışmanın alt maddelerinde kalıyor bu fikir.

1 milyon metrekarelik alanı, 100 bine yakın yaşayanı ve son dönemlerde aldığı yoğun Suriyeli sığınmacısıyla ülkenin pek çok kentinden daha büyük bir nüfusu barındıran Okmeydanı, 6306 numaralı yasa kapsamında afet riskli alan ilan edildi. 2014 yılında Beyoğlu Belediyesi'nin müjdeli haberi gecikmedi: " Okmeydanı'nın 50 yıllık tapu sorununu çözdük." Okmeydanı bu çözümle büyük bir dönüşüm projesinin mekanı oluyordu: Bu beş mahalleden oluşan kent içi bölgenin tek elden yeniden üretilmesi. Kimi zaman sokaktan, kimi zaman yapı adalarının ortasından geçen dönüşüm alanı sınırı fiziksel, idari ya da mantıksal her hangi bir sebep barındırmıyor. Tapusu olmayan yapılar üzerinden çizilen sınır, mülkiyeti takip ediyor. Semt içinde projeye kıtanın biçimine benzerliğinden ötürü Afrika ismi takılmış.

Okmeydanı Çevre Koruma ve Güzelleştirme Derneği adı altında bir araya gelen Okmeydanlıların bu birlikleri de kolay olmamış. Oldukça karmaşık olan sosyal yapısı ve politik olarak ötekileştirilmeleri de bu bir araya gelip söz söyleyebilmenin önünü tıkamış. Ancak dernek çok büyük yol kat etmiş durumda. Hem mahalleden aldığı destekle hem de bilim adamlarına olan inançlarıyla. Tüm süreç boyunca, hukuk ve planlama alanlarında meslek içi profesyonellerle sürekli iletişim içinde olan Okmeydanlılar, kendilerinin işgalci olarak gösterilmesini de haksız buluyorlar. 90lı yıllarda tersanelerin faaliyetine son verilmesiyle ekonomik olarak çok zorlandıklarını, iş gücünün kanalize olacak bir yer bulamadığını söylerken; yapılaşmanın İstanbul'un pek çok yeri gibi kaçak olduğunu ancak yapılaşma denetiminin dönemin belediyelerince yapıldığını, harçların verildiğini ve 60 yıldır vergi verdiklerini de ekliyorlar.

Okmeydanlılar son olarak kendilerinin de birikimleri ve fikirleriyle dahil oldukları bir üniversite projesinde de bölgeyi ve dönüşüm planını yeniden gündeme taşıyıp tartışmaya açtılar. Bilgi Üniversitesi Mimari Tasarım Yüksek Lisans Programı ve Münih Uygulamalı Bilimler Üniversitesi (MUAS) Kentsel Tasarım bölümlerinden öğrenciler, Okmeydanı ve kentsel dönüşümünü çalıştılar. Birbirinden bağımsız yürütülen sürecin sonuçlarıysa oldukça benzer: bu kadar büyük bir nüfusun yaşadığı bir yeri silip baştan inşa etmek yerine katılımcı bir süreçle projenin yıllara yayılması ve bunun isteyerek ve bilerek dahil olunmuş katılımcı bir dönüşüm olması gerekliliği. Var olandan, hali hazırdan yola çıkarak mekan kalitesini iyileştirmeyi amaçlayan, semtin kentle iletişimini arttıracak, mevcut adalar bazında ortaklaşmalarla çözülebileceğinin asgari müşterekleri de projelerde görülebiliyor.

Proje yürütücüleri mimarları, şehir plancılarını, derneği ve mülk sahiplerini de içeren, ada bazında ve yerinde dönüşüme yardım edecek tüm ekiplerle çalışmaya devam etmek istediklerini söylüyor ve bu konuda destek verecek kim varsa bu sergi aracılığıyla sürece çağrılıyor.

Sergide karşınıza çıkacak ilginç bir video da var. Gayrimenkul sektörüne inci gibi aktarılan bu dünya pazarı, Ekümenopolis: Ucu Olmayan Şehir'in de yönetmeni İmre Azem'in gözünden aktarılıyor. Aykırı MIPIM 2015 izlenimleri:

Bu kadar büyük bir kent parçasının başka hangi yollarla üretilebileceğini araştıran, kente nasıl eklemleneceği ve burada yaşayanların barınma haklarını kaybetmemeleri üzerine yoğunlaşılarak çalışılmış proje ürünleri Studio-X'te ziyaret edilebilir.

Etiketler:

İlgili İçerikler: