Tek Çatı

DİRİM DİNÇER

Programında kadın sığınma evi, çocuk bakım evi, tarım alanları ve üretim atölyelerinin bulunduğu Kadın Akademisi’ni, programını ve yerel yönetimlerin yapılı çevreye katkısını İkiartıbir Mimarlık ekibiyle konuştuk.

Dirim Dinçer: Lüleburgaz Yıldızları Kadın Akademisi (LYKA), hemen hepsi belediyenin düzenlediği mimari yarışmalar sonucu projelendirilmiş futbol, yüzme, motosiklet ve bisiklet akademileri gibi, Lüleburgaz Yıldızları serisinin bir parçası. Lüleburgaz Belediyesi’nin farklı bir çizgide ilerlettiği bir yerel politikası var, “Kadın Yılı” ya da “Bisikletsiz Günler” ilan etmek, akabinde uzmanlarından proje talebinde bulunmak gibi. Yerel yönetimlerin yapılı çevreye katkısı ve sorumlulukları bağlamında bu stratejiyi nasıl değerlendiriyorsunuz?
İkiartıbir: Yerel yönetimlerin işlevlerini düzenleyen ilgili kanunda belediyelerin kültür, sanat, spor ve turizm gibi alanların geliştirilmesine yönelik yatırımlar yapabileceğinin belirtilmesinin yanı sıra “Büyükşehir belediyeleri ile nüfusu 50.000’i geçen belediyeler, kadınlar ve çocuklar için koruma evleri açar.” ibaresi bulunuyor. Bu kapsamda Lüleburgaz Belediyesi’nin, oluşturduğu beş yıllık stratejik planlarda yukarıda sayılan birçok alanın geliştirilmesine yönelik yatırımlara da yer verildiği görülüyor. Bu noktada şu soru sorulabilir: “Neden Lüleburgaz Belediyesi bu alanlara öncelik verip kentin sloganını ‘Soyadı Kültür Olan Şehir’ olarak güncelliyor?” Bu sorunun ilk cevabı tabi ki belediyenin sahip olduğu “vizyon” fakat şunu da söylemek gerekli ki Lüleburgaz birçok altyapı yatırımını tamamlamış ve ülkedeki benzer ölçekli kentlere göre daha planlı büyüyen bir kent. Bunun yanı sıra sahip olduğu coğrafi konumu ve sanayi yatırımlarına olan yakınlığı gibi ekonomik avantajları da mevcut. Elde ettiği kaynağı kentlinin yaşam kalitesini artıracak ve neredeyse Batı ülkeleri seviyesine ulaştıracak alanlara aktarmayı tercih ediyor. Bu stratejiyi tabi ki olumlu ve örnek bir yaklaşım olarak görüyoruz.

Yapının işlevlere göre kurgulanmış cephe açıklıkları
Tek çatı kurgusu sayesinde tasarlanmış iç avlu ve teraslar
Yapının çevreyle ilişkisinin kurucusu amfi ve giriş alanı
Yapının işlevlere göre kurgulanmış cephe açıklıkları
İstasyon Caddesi cephesi
Sokak cephesi, önde araç park alanı

DD: LYKA için yarışma 2015’te ilan edildi ve inşaat 2017’de tamamlandı. Yarışma ve takip eden inşaat ile birlikte bu hızlı süreç nasıl ilerledi ve yönetildi?
İAB: Yaklaşık 90 gün içerisinde uygulama projeleri teslim edildi, 2016 Nisan ayında da ihale sonuçlandı ve 12 ay gibi bir sürede inşası tamamlandı. Proje ekibi olarak bu sürede mesleki kontrollük hizmeti de verdik, hızla devam eden inşaatta projelere uygun imalatların yapılmasını sağlayabildik.

DD: Yarışmada sizden beklenen neydi, kadın ve çocuklara dair bir mekana niçin ihtiyaç duyuldu ve siz bu beklentileri nasıl karşıladınız?
İAB: Lüleburgaz Belediyesi’nin vizyonu içinde yer alan, toplumun tüm kesimlerinin ihtiyaçlarını karşılamaya yönelen sosyal belediyecilik anlayışıyla belirginleşti program kanımızca. 2016 yılını “Kadın Yılı” ilan etmişti belediye; sürekli eksikliğini hissettikleri kadınlara yönelik mekanları organize eden bir yapıyı, arazi ve programıyla birlikte geliştirerek yarışmaya açmışlardı. Belediye ve yarışma jürisinin ne istediğini çok iyi bilmesinin yarattığı ortamın bütün bu yarışma ve uygulama sürecini olumlu etkilediğini söyleyebiliriz.

Kadın ve çocukların ekonomik ve sosyal yönden gelişmesi, sorunlarının uzmanlar tarafından verilen danışmanlıkla çözümlenebileceği, iş edinme, kişisel gelişim eğitimlerinin verilebileceği, çocukların kreş, ana okulu gibi alanlarda bakım ve eğitiminin sağlandığı mekanlar dizisinden oluşuyor Kadın Akademisi. Biz bu ihtiyaçları karşılayacak yapıyı tasarlarken “tek çatı” sürekliliği üzerinden tasarımı ele aldık. Yani verili ihtiyaç programındaki mekanlar her ne kadar farklı işlevlerde olsa da mekansal sürekliliği sağlamak, işlevler arası geçişleri en aza indirerek dış mekanlarla ilişkilendirmekti amacımız. Genel olarak kamusal yapılar tasarlayan bir mimarlık ekibiyiz ve deneyimlerimizden, kullanıcı davranışlarını birebir ilişkilerle saptama şansımızın pek olmadığını biliyoruz. Tasarımlarda bu davranışları gözleme dayalı olarak veya kurumların tecrübelerini paylaşmasıyla edinebiliyoruz.

Yapının çevreyle ilişkisinin kurucusu amfi ve giriş alanı
Açık avlu
Yapının çevreyle ilişkisinin kurucusu amfi ve giriş alanı
Lüleburgaz Yıldızları Kadın Akademisi (LYKA), İkiartıbir Mimarlık, XXI mimarlık dergisi
Açık avlunun spor ve tarım alanlarıyla ilişkisi
Yapının çevreyle ilişkisinin kurucusu amfi ve giriş alanı
Zemin Kat Planı
1. kat planı
Kesitler
Vaziyet Planı

DD: Esas kullanıcıları kadın ve çocuklar olarak tanımlanmış bir mekan tasarlamanın farklı bir toplumsal boyutu var mı?
İAB: Aslında her projenin kendi durumunun yarattığı farklı seviyelerde toplumsal boyutu var ancak Kadın Akademisi’nde bu seviyenin daha üstlerde olduğunu söyleyebiliriz. Bunun nedeni de yapının üstlendiği misyon. Programın içeriğinde kadın sığınma evinin bulunması çok önemli bir girdi. Mevcut sığınma evlerinin aksine toplumdan izole değil, aksine bir arada olma, paylaşma, etkileşme üzerine kurulu bir programı var.

DD: Mekan hem içe dönük işlevlere sahip hem de çevre ilişkilere açık olarak tanımlanıyor. Hangi işlevler nasıl yerleştirildi yapıya ve bu ikili kurgu nasıl çalışıyor?
İAB: LYKA kadın sığınma evi, kreş ve gündüz bakım evi, sosyal mekanlar, kafeterya ve dinlenme alanları olarak dört ana işlev grubundan oluşuyor. Bu işlevlerin bir kısmı sadece belirli kullanıcı gruplarına hizmet verirken bir kısmı da halka açık olarak kullanılabiliyor. Ayrıca belirli işlevlerin ortak olarak kullanıldığı birimler de mevcut. Biz tasarımı ele alırken bu karmaşık sistemin içine girdiği “tek yapı” kurgusunun avantaj sağladığını fark ettik lakin bu kurgu, dış mekan ilişkilerinde bir dezavantaj oluşturmaya da çok yatkındı. Bu noktada iç avlular ve teraslar gündeme geldi. Yapının az katlı olması, alana yayılma şansımızın olması sayesinde iç bahçelerin hizmet ettiği işlevlerin kullanım durumuna göre tamamen kapalı ya da bahçeye veya yola açık olması alternatifleri, tasarımı tek yapı üzerinden kurgulamamızı kolaylaştırdı.

DD: Çevresiyle fiziksel ya da ilişkisel, nasıl bağlar kuruyor yapı? Kamusal hayata önerileri var mı?
İAB: Yapının bulunduğu alan 20.000 m2, bu alanın yaklaşık olarak yarısı rekreasyon aktiviteleri için kullanılıyor. Güney cephesinde park alanı, doğu cephesinde ise İstasyon Caddesi var. İstasyon Caddesi Lüleburgaz’ın gelişmekte olan güney aksının ana ulaşım yolu. Yapı hem parkla hem de caddeyle yarı açık veya açık avlular yardımıyla ilişki kuruyor. Zemin ve birinci kat olarak tasarlanmasının verdiği avantajla, zemin üstünde oluşturduğumuz geniş teras alanları da açığa düşen merdivenlerle avlulara bağlanıyor. Güneydeki yeşil alandan ya da caddeden, avlular ve merdivenler aracılığıyla, dolaysız bir şekilde yapıyla ilişkilenebiliyor.

Kamusal hayata katkı sunan önemli bir alan da yapının güney kısmındaki park. Bu park aslında bildiğimiz kentsel bir yeşil alan değil; bir kısmında hobi bahçelerini, diğer kısmında da spor alanları ve açık heykel sergileri yapılabilecek düzenlemeleri barındırıyor. Yapı ile hiçbir ilişki kurmadan da park kullanabiliyor.

DD: Bu tür bir araya gelme, dayanışma ve gelişme temalı mekanları, yarışmalar aracılığıyla üretmek güncel mimarlık gündeminde nerede duruyor sizce?
İAB: Biz kamu yapılarının yerel, bölgesel, ulusal veya uluslararası yarışmalarla elde edilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Ülkemizde bu alanlara yönelik yatırımları yapmada öncelikli görevli olan yerel yönetimlerin yarışma ile yapı elde etmesine yönelik zorunluluk doğuran bir yasa henüz mevcut değil. Bu durumda iş, yerel yönetimlerin katılımcılık anlayışına verdiği önem seviyesinde kalıyor. Ülkede açılan yarışma sayısı ve yoğunluğu düzensiz bir takvimde ilerliyor. Hal böyle olunca mimari tasarım yapan bürolar bu alana yatırım yapmaktan çekinip başka alanlara konsantre oluyorlar. Bir yılda açılan yarışma sayısı belirli bir seviyede korunabilse, bu alana yapılan yatırım ve ilgi düzeyinin artacağını, kalitenin yükseleceğini düşünüyoruz. Ayrıca yarışmaların çeşitli ölçek ve nitelikte çeşitlenmesi de hem genç mimarların hem de tecrübeli büroların ilgisini çekerek mimarlık gündeminde yerinin artmasına yardımcı olacaktır. Mevcut durumda yarışmalar “yarışmacıların” gündeminde ve fakat ülkenin gündeminde değil.

DD: Neredeyse her büyük ölçekli, kültürel işlevli projelerde üretim işlevli alanlar görüyoruz. LYKA’da da ekolojik tarım alanları, üretim atölyeleri mevcut. Yapının ömrünün devam eden evrelerinde farklı üretimlere olanak vermesi, bunun teknolojik altyapısına sahip olması çağın gereği mi sizce de?
İAB: Mevcut üretim-tüketim ilişkileri çerçevesinde içinde bulunduğumuz çağ bireyleri bir çeşit prototip üreten ve tanımlı alanlarda bunu tüketen nesnelere indirgiyor. Gelişmekte olan toplumlardaki kültürel, sosyal, ekonomik boşluklar bu üretim-tüketim ilişkilerinin güçlenmesini sağlıyor. LYKA gibi kamunun önünü açtığı ve bireyleri nesneleştirmeyen, aksine birey olma düsturunu edindiren, üretmesini, öğrenmesini, farkında olmasını sağlayan merkezler, az önce bahsettiğimiz boşlukların azalmasını sağlayacaktır. Kuşkusuz ki üreten birey, üreten toplum haline gelmezsek başkalarının ürettiğini tüketmeye ve üretim bilincini kaybetmeye mahkum oluruz. İçinde bulunduğumuz çağ kaynakların giderek kıtlaştığı ve üretimi teknolojik imkanlarla geliştirebilen toplumların refahının koşulsuz daha yüksek olacağı bir çağ.

Etiketler:

İlgili İçerikler: