Tekilliklerin Birlikteliği

Esas işlevi adil bir dünya yaratma amacında işbirliklerine, tartışmalara, karşılaşmalara olanak tanımak olan proje, sürekli eşitsizliğe karşı herkes için adalet arayışına mimarlığın nasıl dahil olduğuna dair bir örnek.

Her bir yaşamın doğasında olan onuru ve her birinin kendine has değerlerini ayırmadan eşit kabul eden “sosyal adalet” her bireyin, kimliklerinden bağımsız olarak toplum içinde hak ve fırsatları olduğundan emin olmak adına hem bireysel tepki hem de toplumsal değişim çağrısı yapan bir kavram. Zulüm ve baskının varlığını kabul ederek sistematik ayrımcılığa ve yapısal eşitsizliklere son vermek için birlikte çalışmanın, daha adil bir dünyaya dair umutları artıracağı söylemi, sürekli eşitsizlik üreten çağımızın belki de en anlamlı tartışma ortamlarından birini kuruyor.

Mimarlığın bu söylemden nasıl besleneceği ya da onu nasıl besleyeceği de güncel mimarlık kuram ve pratiğinin mühim soruları arasında. Kalamazoo College’ın kampüsünde yer alan Arcus Sosyal Adalet Merkezi, sosyal adalet ve geleceğin aktivist liderlerini yetiştirme gibi az sayıda öncülü ve daha da az emsali bulunan bir işlevi içerecek bir yapı tipolojisi çalışması.

Kampüs kadrajı ve eğim ilişkisi
Kampüse, bahçeye uzanan eğim düzenlemesi, oturma alanları
Şehir kadrajı ve aydınlatma
Şehir kadrajı ve şehir kapısı
Koru kadrajı, içerideki ve dışarıdaki kamusallık

Tasarım aşamasında esas hassasiyet, sosyal adalet kavramıyla birlikte düşünerek, eşit koşullarda bir arada olmanın mekanının nasıl kurulacağına gösterilmiş. İşlevine dair ne bir kural ne de kılavuz bulunan yapı için ilk aşamada en yakın iz, çoğunlukla dini kimi zaman da halkı ilgilendiren konular üzerine toplantıların yapıldığı mekanlarda bulunmuş. Sonuç ürünü bu ilk fikirden fiziksel olarak uzak olsa da, tarihsel olarak bir kilise bodrumunda, birinin oturma odası ya da bir mutfak masası gibi enformel, görünmez yerlerde konu edilen sosyal adalet, onun mekanı ve seslerin eşit duyulabildiği bir mekan tanımı için ilginç bir bakış açısı sunuyor.

İnsan hakları ve sosyal adalet alanlarında liderler yetiştirmek ve onlara destek vermek üzere çalışan Arcus, alınan eğitimin, topluma herhangi olumlu bir etkisi olmuyorsa anlamsız olduğu fikrine sahip Kalamazoo College’in işvereni olduğu bir proje. Bir öğrenme ve buluşma ortamı olarak öğrencileri, fakülteleri, misafir akademisyenleri, sosyal adalet liderlerini ve halkı, daha adil bir dünya yaratmayı ve bunun yöntemlerini tartışmayı hedefleyen etkinlik ve konuşmalar etrafında bir araya getiriyor. Tüm bu buluşmaya ev sahipliği yapan mekan ise biçimi, planı ve cephesinin üretiliş yöntemiyle tutarlı ve dikkat çekici bir mimari beyan niteliğinde. Yapım aşamasında da paydaşların çeşitlenmesine ve sürecin demokratik bir biçimde yürütülmesine de özellikle dikkat edilmiş.

Çeşitli büyüklüklerde bölümlere ayrılmış olan iç mekan
İç mekandan cam cephe kadrajlarının mekansal etkisi
Duvarı takip eden üst pencere dizileri
Eşitlikle bir araya gelmenin mekanı olarak “ocak”
Kanatlar
Kadrajlar
Plan
Kesit - sanat modu
Kesit - ders modu

Plan şemasında, her biri yekpare cam cepheyle sonlanan üç kanat, merkezdeki toplanma alanında kesişiyor. Bu merkezi mekanın sembolize ettiği şey ise insanların arasındaki kültürel ve psikolojik engellerin yıkılmasına ve birbirlerini anlamalarına aracılık edebilecek şekilde bir arada olabilme tahayyülü. Bu alandaki farklı işlevlerin -oturma alanı, ocak ve yiyecek paylaşımı mekanı olarak mutfak- varlığı, rastgele ve tesadüfi karşılaşmaların olasılığını ve sıklığını artırıyor. Yapının içindeki farklı büyüklükteki hacimler ve cepler de bunu ve işlevin çeşitlenmesini destekliyor. İçerici ve açık temasının yapı ve ışık ilişkisinde de görüldüğü Arcus’ta, duvarı takip ederek kıvrılan üst pencere dizileri ve kanatların sonundaki cam cepheler, doğal ışığın yapı ile sürekli bir ilişki kurmasını sağlıyor.

Kıvrımlı duvarlardan oluşan her bir kanadın sonundaki cam cepheler ise çok farklı görüntüleri çerçeveliyor. Biri kampüse doğru çıkma yapıyor, biri bir ağaçlığın içine doğru giriyor, diğeri ise doğrudan sokakla, kampüs dışından olanlara iletişime giren bir cepheye dönüşüyor. Yapının cephesinde uygulanan ahşap kütükten duvar işçiliği, yüksek performanslı bir cephe için düşük teknolojili ve görece ucuz bir yöntem tanımlıyor. Herhangi belirgin bir tarihsel referansı bulunmamasına rağmen, bu işçilik aracılığıyla, neredeyse unutulmuş bir yöntem 21. yüzyıla taşınıyor. Her biri farklı boyut ve kesitlerde olan ahşap kütükler, Gang’ın benzetmesiyle insanları ve yüzlerindeki çizgileri andırıyor; emsalsiz tekillikler, el ile birleştirilmiş bir bütün oluşturuyor. Esas strüktürü çelik olan yapının duvarları, bir yüzey olmanın ötesinde yalıtım görevi de görüyor ve yapının saldığından daha fazla karbon tutuyor. Bu, acil çevre sorunlarından biri olan karbon kirliliğini azaltma ihtiyacına da cevap vermeyi amaçlıyor.

930 metrekarelik bu proje, içinde bulunduğumuz çağda dayatmalarla değil, içerici, açık ve insani arayışlarla türemiş işlev ihtiyaçlarına ve mimarlığın bu ihtiyaçla işbirliği içinde ürettiği mekanıyla sadece sosyal adalet için değil, mimarlık pratiği için de umut vaat ediyor.

Etiketler:

İlgili İçerikler: