Yeşili Çerçevelemek

Farklı arada kalmışlıkların tanımladığı ve Sen Nehri’nin kenarında konumlanan geniş bir alanın, ekolojik ve kamusal kimlik kazanma hikayesine dahil olan mimari proje, peyzaj ve insan arasındaki ilişkileri zenginleştirecek yeni çerçeveler sunmayı amaçlıyor.

Agence TER tarafından tasarlanarak 133 hektarlık büyük bir şehir parkına dönüşecek olan için tasarlanan yapılar, ekolojik bir rol benimseyerek Paris’teki yerini alıyor. AWP ve HHF ofislerinin işbirliğinde gerçekleştirilen mimari projeler böcek müzesi, ziyaretçi merkezi, restoran, ofis alanları ve gözlem kulesi gibi bölümlerden oluşuyor. Tasarımlar ise bir yanda nehir kenarında bulunan balıkçı barınaklarından, diğer yanda ise banliyö ev tipolojilerden esinlenerek bir hibritleşme sürecinden besleniyor.

fotoğraflar: julien lanoo

Sen Nehri kenarındaki bu alan, kent ve doğa bağlamlarında “arada kalmış” bir yer tanımlıyor. Kara ve suyun arasında, şehirle kırsal arasında, vahşi doğa ile insan eli değmiş doğa arasında bir yerde kalan devasa alanda gerçekleştirilen proje, bu yeni peyzajı insan ölçeğinde farklı çerçeveler içine alarak zenginleşen ilişkiler kurmayı amaçlıyor. Parkı kentsel bir strateji içinde ele alarak hem ekolojik hem de rekreasyonel anlamda bölgedeki hayatın canlandığı bir senaryo üretiyor.

Geniş bir böcek koleksiyonunun sergileneceği müze ve ziyaretçi merkezi olarak şekillenen yapı, farklı işlevlere ayrılmış pavyonlardan oluşuyor. Modüler ahşap bir sistem oluşturan yapılar, farklı boyut ve açılardaki ahşap strüktürlerin tekrarlanması ve farklı şekillerde birleştirilmesi ile inşa edilmiş. Böyle bir kullanım da sınırlı malzeme seçeneklerinin çok daha geniş kullanım seçenekleri oluşturmasını sağlamış ve böylece her pavyon kendi içinde özgün bir atmosfer kazanmış. Sadece gözlem kulesinin ana strüktüründe çelik kullanılmış.

Etiketler:

İlgili İçerikler: