Bugünlerde İstanbul’a bir uçak penceresinden bakarsanız, yırtıcı bir hayvanın yuvasının üzerinden geçiyormuşsunuz gibi bir hisse kapılabilirsiniz; burası emlak ve betona bağımlı avcıların memleketi. Megapolis, nüfusunun bir milyonun altındayken yarım yüzyıl içerisinde 15 milyonun üzerine katlanarak çıktığına şahit oldu. Bugün Türkiye nüfusunun beşte birine ev sahipliği yapan İstanbul, ülkenin GSYİH’nın yüzde 40’ını üretiyor.

Yirminci yüzyılın başına kadar antik ayakizini korumayı başaran İstanbul, ülkenin endüstrileşmesi ile birlikte İkinci Dünya Savaşı sonrası büyük göç almaya baṣladı. Bu fenomen, onlarca yıl süren kontrolsüz bir şehirleşme için kapıyı aralarken Boğaz’daki iki köprü ve onlara bağlanan otoyollar gibi büyük altyapısal projeler de bu durumu hızlandırdı.

AKP liderliğindeki muhafazakar İslam kökenli neoliberal hükümetin itici gücü ve 21. yüzyıl ile birlikte şehir yeni bir döneme girdi. 2002’den beri kendini iktisadi olarak önemli bir aktör olarak yeniden tanımlayan megapol, yabancı sermayeyi çekmek için dünyanın farklı büyük şehirleriyle yarışıyor. Bu çerçeve içerisinde de “kentsel dönüṣüm” kilit bir rol oynuyor.

İlk defa 2004’te AKP hükümeti tarafından oylanan ve 2012’ye kadar yeniden yapılandırılan kentsel dönüṣüm kanunu 1980’lerde başlamış olan liberal ve otoriter şehir siyasetinin devamı niteliğinde. 1999 İzmit Depremi’nin yarattığı travmaya dayanan yasanın hukuki çerçevesi şehrin yeniden yapılandırılması ve sosyal mühendislik için güçlü bir araç; bu kanun sayesinde yetkililer büyük alanları yeniden şekillendirebiliyor.

2006’da İMP’nin (İstanbul Metropolitan Planlama) hazırlamıṣ olduğu ‘’çevre düzeni planı’’, İstanbul için üç ana alan öngörüyordu. Turizm ve üst sınıfların kullanımına ayrılmış olan, Tarihi Yarımada’dan Boğaz’a uzanan bir merkez; orta ve alt sınıflar için iki farklı bölge planlanmıştı. Bu bölgelerden bir tanesi Trakya Yarımadası’nda, diğeri de Anadolu yakasında, Kartal civarında olacaktı.

2006’da İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından duyurulan yarışmaların temelinde bu yeni kentsel vizyon vardı. Kartal için teklif vermek üzere üç grup davet edildi: Zaha Hadid, Massimiliano Fuksas ve Kisho Kurokawa. Küçükçekmece-Avcılar bölgesi için de üç farklı grup çağrıldı: Kengo Kuma, Ken Yeang ve MVRDV. Yarışmayı kazananlar, Zaha Hadid ve Kean Yeang oldu.

Kean Yeang’ın Küçükçekmece için önerisi kısa sürede medyanın gündeminden düşmesinin nedeni büyük ihtimalle ‘’Kanal İstanbul’’ güzergahına denk gelmesinden dolayıydı. Oysa, Zaha Hadid’in bir şehir efsanesine dönüşen ‘’Kartal master planı’’ 2008 ile 2015 arasında birçok davanın ana karakteri oldu ve sonunda iptal edildi. Kısa bir süre önce vefat eden mimarın teklifi, 5.500.000 metrekarelik bir alana yayılıyor ve 5.000.000.000 Amerikan Doları karşılığı bir yatırımı öngörüyordu. Söz konusu alanın çoğu, İstanbul’un saçaklanması ile birlikte şehrin dokusuna katılan eski endüstriyel alanlar ile kaplıydı.

Bu etkileyici rakamların ötesinde aslında Kartal master planı, bölgenin sosyal gerçekliğinden kopuk, soyut bir ‘‘render’’a indirgenebilir. Yine de yetkililer için Kartal hakkındaki bu ikonik vizyon, Avrupa yakasındaki Başakşehir bölgesinin simetrik bir karşılığı olarak görülmelidir: Muhafazakar-neoliberal hayat tarzı için kurulmuş bir şehir laboratuvarı. Bu bağlamda Zaha Hadid’in proje teklifi, İstanbul’daki yeni gelişmeleri ve mimari vizyonları mükemmel bir şekilde temsil ediyor: şehrin, kurbanına saldırmaya hazır bir akbabanın perspektifinden pornografik görüntüsü.

Türkçe çeviri: Merve Ünsal

Not: Bu metin Eda Gecikmez’in Mehmet Kahraman küratörlüğünde Master Plan adlı resim yerleştirmesine eşlik etmek üzere yazıldı. 3 -22 Mayıs tarihleri arasında Proto5533’te yer alan iş, adını Zaha Hadid’in 2006 yılında, İMP’nin organize ettiği yarışma kapsamında tasarladığı Kartal projesinden alıyor.

Yorumlar

Yorumlar

İlgili İçerikler