Bellek Yitimi Kültüründe Anne Temizliği

AVŞAR GÜRPINAR

“Zavallı beynimdeki her bir olgunun, istatistiğin, her bir anı atomu ve zerresinin detaylı bir envanterini çıkaran ilk insan olmak niyetindeyim.”1

Önüme bir tasarım projesi önerisi geliyor. Alıyorum, eviriyorum çeviriyorum, inceliyorum, düşünüyorum, önerene sorular soruyorum, cevaplar alıyorum, almıyorum. Ama aklım, havsalam almıyor. Bu öneriyi yapan kişi 20-25 yaşlarında, dolayısıyla bu tasarımı yapan kişinin bu dünyada, bir ülkede, bir şehirde, bir ailede, bir okulda, çeşitli sosyal ortamlarda bulunduğu ön kabulüyle inceliyorum öneriyi. Tasarlanan, gerçeklikten alabildiğine kopuk. Ancak bu kopukluk bir gerçekleştirilemezlik, işlevsizlik, akıl ya da gerçek dışılık biçiminde tezahür etmiyor. Sanki tasarlayan uzun yıllarını (tüm hayatını değil zira gerçek dünya ile alakalı birkaç yan görmek mümkün) tüm iletişim kanallarına kapalı -kitapsız, dergisiz, gazetesiz, televizyonsuz, radyosuz, insansız- bir odada geçirmiş, güne ya da geçmişe/geçmişine dair hiçbir şeye erişmesine izin verilmemiş. Ya da bu kişi zaten böyle bir halin simülasyonunu yaşamakta. Takıntısız, ilgisiz, kayıtsız, meraksız, tertemiz bir hayat.

Aslında farkında olmadan toplarız, biriktiririz, imleriz şeyleri. Her şeyi, elle tutulabilir ya da tutulmaz olanları. Ancak, ancak farkına vardığımızda bir anlam ifade etmeye başlar. Akılda toplamaktan bir adım öteye gittiğimizde toplananlar; paylaşılabilir, tartışılabilir, hatırlanabilir, yeniden gözden geçirilebilir olur.

Ferranto Imperato'nun Doğa Tarihi gravürü, Napoli, 1599
Ferranto Imperato'nun Doğa Tarihi gravürü, Napoli, 1599
Sanat ve Merak Kabinesi, Frans Francken the Younger (1581-1681), 1636
John Soane'un ev-müzesi, Londra
H. H. Richardson'ın Massachussets'teki ev-ofisi
Frank Lloyd Wright, Japon baskıları sergisi, 1908, Art Institute of Chicago

Sormadan atmayan anneleri tenzih ederek söze başlamak isterim. Anneler2 -maalesef- yaman temizleyicilerdir. Temizlemek sadece bir nesnenin yahut eşyanın tozunu almak, onu temiz hale getirmek olmayabilir. Hollywood filmlerinden aşina olduğumuz, ortadan kaldırmak, yok etmek anlamında bir temizleme de anne temizliğinin bir karakteristiğidir. Kimileri için nesnelerin iki boyutu vardır: işlev ve haz. İkisini de yerine getirmeyenler, temizlenmeye en yakın duranlardır. Ancak bazen belleğe mukayyet olmak için bazı nesnelerin iş görmeden ve haz vermeden durması, saklanması; bunu annelere anlatabilmek için de fevkalade bir azim -yahut kendine ait bir oda- gerekir.

Hafızayı sadece hafızada tutamayız. Düşüncelerin, fikirlerin, anıların tetiklenmesi için onları akıl dışında da algılanabilir hallere dönüştürmeliyiz. Yazmak, not almak, değerlendirmek, kaydını tutmak, tarih atmak, raporlamak, toplamak, biriktirmek, düzenlemek, arşivlemek… bu bağlamda birbirinden çok da uzakta durmayan kavramlar.

Merak kediyi öldürdü ancak bizi yaşatabilir. Merak etmezsek farkları göremeyiz, farkları göremezsek her şey bize aynı gelir. 16. yüzyıl sonunda oradan buradan bulduğu envaiçeşit nesneyle bir odayı3 dolduran Ferranto Imperato,4 aslında bir anlamda ilk doğal tarih müzesini kurar.5 Ole Worm’un,6 kendi ismiyle anılan, merak kabinelerinin oda boyutunda olduğu zamanlardan kalma Musei Wormiani Historia’sında da Imperato’nunkine benzer bir şekilde nesneler büyük oranda gelişigüzel, biraz da olsa sahibinin kategorizasyon ve estetik ölçütlerini gözetilecek biçimde kompoze edilmiş. Biriktirilenler buluntular olmayabilir. Frans II Francken’in resmettiği haliyle Rönesans toplayıcısının merakının doğa tarihinden güzel sanatlara doğru kaydığını (dolayısıyla biriktirilenin maddi değerinin yükseldiğini) söylemek mümkün.

Biriktirmeye dair merak mimarın eksenine girdiğinde, biriktirilenler de doğal olandan yapay (ya da tasarlanmış diyelim) olana doğru meylediyor. Geç 18. yüzyılda biriktirmeye başlayan John Soane’ın7 evi, sanat ve mimarlık eserleriyle peyderpey müzeleşir, koleksiyon bendini çiğneyip aşar ve satın aldığı iki tarafındaki bina ile dev bir labirente dönüşür.

Koleksiyon her zaman sadece bakılarak takdir edilecek bir kompozisyon değildir elbet. Çalışmanın arka planına da yerleşebilir. Henry Hobson Richardson’ın8 çalışma alanı tamamen toplananlar ve biriktirilenlerle sarılmış durumdadır.

Çok takıntılı başka bir biriktirme durumu da aynı tür nesnelere odaklanır. Biriktiren ünlü bir mimar (Frank Lloyd Wright), biriktirilen de kıymetli tasarımlar (Japon baskıları) olunca biriktirme pekala bir sergiye de dönüşebilir. 1908 yılında Wright’ın koleksiyonu -başka koleksiyonerlerin katkıları ile birlikte- Art Institute of Chicago’da kapsamlı bir biçimde sergilenir.

Çeşitli oyuncaklar
Asansörfie serisinden dokuz kare (2013-...)
Hatalı üç boyutlu baskılar

Zannımca, özellikle her şeyin parçalandığı, uçuculaştığı, maddesizleştiği bir dünyada biriktirmenin amacı, birikmenin kantitatif doygunluğu ve biriktirilenin etrafında oluşan anlam bulutu, nesnelerin içkin (ya da maddi) değerlerinden daha önemli. Söz gelimi, üç boyutlu yazıcıda bastığınız bir parçanın çapakları yahut yanlış bastığınız9 bir nesne tek başına önemsizdir. Ancak bu parça ve nesnelerin birikintisi size dijital üretim yöntemleriyle ilgili birçok şey söyleyebilir.

Eğer çocukluğunuzun maddi kültürü bir anne temizliğine kurban gittiyse küçük boyutları ve erişilebilir fiyatlarıyla oyuncaklar da biriktirmeye oldukça müsait nesnelerdir. Bu ve benzeri nesneler tasarımcı için özel bir anlam ve önem de taşır. Unutmayalım ki tasarım ender olarak baktığımız yerdedir ve her şey birbiri ile ilişkilidir.10

Nesnelerden yarı-nesnelere11 geçecek olursak, yaşantımız ile ilgili her türlü kayıt da biriktirilebilir ve düzenlenebilir. Notlar, alıntılar, yorumlar, statik ve dinamik görseller gözümüzün önünden, aklımızdan son sürat, bir daha bakılmamacasına, anılmamacasına, hatırlanmamacasına akıp giderken; dünyada üretilen elektrik enerjisinin büyük bir kısmı daha çok ve daha çok görsel üretmek için harcanırken kayıt altına aldıklarımızı düzenlemenin, onlara yeniden bakmanın da zamanı gelmiş olabilir. Belki orada bir yerde bizi bekleyen iyi bir fikir, anlamlı (ilk bakışta anlamsız) bir örüntü vardır.

Biriktilenlerin mutlaka somut nesneler olmasına da gerek yok. Fikirler ve görüşler de biriktirilebilir. Söz gelimi bir filme gittiniz, bir kitap okudunuz, sonrasında aklınızda birtakım fikirler belirdi. Bunları düşünüp yahut anlatıp geçebilirsiniz. Ancak bir süre sonra aklınızda o işle ilgili -en iyi ihtimalle- çok çok az şey kalacağı aşikar. O zaman, kritiklerinizi de biriktirebilirsiniz:

“Villeneuve’ün sakin sinematografisine hayran olmamak neredeyse imkansız. Hikaye kendi temposunda ilerliyor, yönetmenin bir yere yetişmek gibi bir acelesi yok. Öte yandan Philip K. Dick bu kadar uyuşuk ve nüktesiz bir metin yazmazdı diye düşünüyorum. Not: Lütfen artık filmlerinizde Ryan Gosling’i oynatmayın, adam rol yapamıyor. Sonradan -o da ancak bir parça- hayat bulmuş kuru bir ağaç parçası gibi” (Bladerunner 2049 hakkındaki görüşüm).

“Berk’in evcilliğe dair çok ferah ve -önyargılı olmayan- öznel bir yaklaşımı var. Neredeyse şiirsel bir tasarım dili kuruyor. Kitap biraz bitmemiş duruyor. Bir de ev sakinleri eksik. Yarısı yenip bırakılmış bir yemek gibi. Ancak ilham azimden üstündür, en azından benim için, en azından bazı eserler için” (İlhan Berk, Şeyler Kitabı (Ev) hakkındaki görüşüm).

Peki, biriktirilebilecek en soyut/metafizik şey nedir? Tabi ki rüyalar.12 Rüyaları biriktirmenin en güzel yanı da kimse tarafından temizlenemeyecek olmaları.

“Olduğumuz dünyadan kaçırılıyoruz dev tüylü kuşumsu yaratıklar tarafından. Bunlar dilimizi konuşabiliyor. Bu durumun bizim iyiliğimiz için olduğunu söylüyorlar. Uzun bir süre uçtuktan sonra bir anda inişe geçiyoruz. Topraktaki büyük deliklerin ve dehlizlerin içinden geçerek onların şehrine varıyoruz. Sanki bir şekilde ölmüş olan varlıklar burada vücutlarına tutunan parazit protezlerle hayatta kalıyor. Geniş bir meydanda herkes yemek yiyor. Bir çocuk meydanın ortasındaki trapeze çıkıp kendini aşağıya atıyor” (10 Mart 2013 gecesi gördüğüm rüyadan).

Nesneler, kritikler, rüyalar, anılar, anıların kayıtları fotoğraflar, videolar, efemera… hepsi sizin onları, onlardan öğrenmek, onlar üzerinden tasarlamak ya da sadece yeniden hatırlamak üzere biriktirmenizi bekliyor. Bütün bunları yapmanın ve sürdürmenin çok meşakkatli ve yorucu olduğu su götürmez, ancak öte yandan, her şeyin unutulmaya/unutturulmaya bu kadar teşne, belleğin yitmeye bu kadar müsait olduğu bir dönemde, zamanda; nesneler, kavramlar anlar ve anılar ötesi bir yolculuk yapmak da paha biçilemez.

NOTLAR
1 Ironmonger, J. W., 2012. Maximilian Ponder’in Muteber Beyni: Bir İnsan Beyni Kataloğu, çev. Elif Ersavcı, Kolektif Kitap: İstanbul.
2 Burada anne sadece annemizi değil yaşam alanımızı düzenleyen, temizleyen tüm bireyleri imliyor.
3 İlk nadireler kabineleri aslında dolaplardan ya da vitrinlerden ziyade odalar olarak tezahür eder.
4 Napolili bir eczacı olan Imperato, Rönesans’ın ilk doğa tarihi çalışması sayılabilecek bu koleksiyonun gravürlerini 1599 yılında Dell’Historia adıyla kitaplaştırır.
5 Toplama, biriktirme, arşivleme ve bunların tasarımdaki yansıma ve olasılıklarıyla ilgili yaptığı sunumla zihnimi açan, kendisi de iflah olmaz bir biriktirici olan Uğur Tanyeli’ye teşekkür ederim: “Neredeyse gerçek bir arşivden söz ediyoruz. Evde gerçek bir profesyonel proje dolabı var. Zaten ben mimari projeler koleksiyonu da yapıyorum. Asıl başka mimarlardan kalanları toplamaya çalışıyorum. Sadece projelerim değil, neredeyse gençlik yıllarından kalma bir sürü çizimim de var. Mimarlık okulu öncesine kadar giden bir arşiv bu. Atmadım hiçbir şeyi” (Fındıklı, E. B., 2017. Toplumsal Hafıza, Mimarlık, Tarih ve Kuram: Uğur Tanyeli ile Söyleşi, Everest Yayınları: İstanbul).
6 Danimarkalı bir tıp insanı, doğa tarihçisi ve antika meraklısı (1588-1654). Araştırmaları sonucunda tek boynuzlu atların hayal ürünü olduğunu ve yaban sıçanlarının (lemming) aslında sürüngen hayvanlar olduğunu ve kamuoyunda bilinen biçimiyle havadan belirmediğini kanıtlar.
7 1753-1837 yılları arasında yaşamış bir mimar. Yapılarından ziyade ev ve ofis olarak kullandığı (bugün müzeleşen) mekandaki koleksiyonuyla biliniyor. Burası, bugün hala “şimdiye kadar tasarlanmış en sofistike, en girift mekanlardan biri” olarak görülür.
8 Amerikalı mimar (1838-1886). Louis Sullivan ve Frank Lloyd Wright ile birlikte ABD mimarlığının kutsal üçlüsünden biri kabul edilir. Hatta mimarlığı (kabul edelim ya da etmeyelim) Richardsonyan Romanesk şeklinde tanımlanır.
9 Evet, dijital manifaktür de en az analoğu kadar hataya ve kusura meyyal.
10 Çoğu tasarımcının, yaptıkları iş ile doğrudan ya da dolaylı ilişkili koleksiyonları bulunur. Charles ve Ray Eames’in topaç koleksiyonunun kısa filme dönüşmüş hali için bkz: https://www.youtube.com/watch?v=UJ-VFMymEiE
11 Analog ile dijital arasında, dilendiğinde fizikselleşebilecek şeyler.
12 Adorno hayatının son 25 yılında rüyalarını biriktirir ve Rüya Kayıtları adlı bir kitapta bir araya getirir. Bu kayıtlar bize onun zihninin -ve bilinç dışının- işleyişiyle ilgili filtresiz, alabildiğine doğrudan bir resim çizer.

Etiketler:

Ne düşünüyorsunuz?

0 yorum TARTIŞMAYA KATIL

İlgili İçerikler: