Bu Projenin Mimarı Kimdir?

GİZEM KUÇAK TOPRAK

Mimari proje elde etme yöntemleri çeşitlilik gösterir. Bunlar arasında ihale yöntemi, davetli ve davetsiz mimari proje yarışmaları, doğrudan iş verme gibi yöntemleri saymak mümkün. Özellikle TOKİ, bakanlıklar ve diğer resmi kurumlar tarafından tercih edilen proje elde etme yöntemi olan davet usulü ya da ihale yöntemi ile elde edilen avan proje tasarımları, tip projeler bu yöntemlerin alt başlığı olarak sayılabilir. Tip proje tasarımlarının güncel uygulamalarında, mimarın proje üzerindeki telif hakları bir sözleşme aracılığıyla kuruma devrediliyor. Ardından bu projeler başka bir ihale süreci ve mimar aracılığıyla belirli bir arsaya uygulanacak projeler haline getiriliyor. Ve bu iki farklı çalışma birbirinden bağımsız olarak yürütülüyor. İlk tasarım; uygulama projelerinin çizilmesi, arsa ve çevre ile ilişkilerin kurulması esnasında değişikliğe uğruyor. Bu değişiklikler projelere göre farklılık gösterse de ilk yapılan tasarım ile hiç ilişkisi olmayan bir tasarıma dönüşmesi ya da tasarımın birebir korunması gibi iki farklı zıt durumla karşılaşılabiliyor. Bir projenin tasarlanması ve uygulanması sürecinde uygulanan bu yöntem sonucunda projenin mimarının kim olduğu da belirsizleşmekte. Tasarımın ilk kim tarafından yapıldığının bilinmesi; ilk tasarımı yapan kişinin bir tip proje tasarlamış olması; uygulama projesini çizen, çevre ve arsa ile ilişkileri oluşturan kişi tarafından tasarıma ne kadar müdahale edildiği; ilk tasarımın nasıl bir değişime uğradığı; tasarımın kime ait olduğunu belirlemek için yeterli midir? Tasarımı gerçekleştiren ilk mimarın tasarımdaki hakkı nedir, bu benim projem diyebilir mi? Uygulama sürecini gerçekleştiren mimar bu benim projem diyebilir mi? Devlet kurumları için bu soruların yanıtlanması ya da tartışılması çok da önemli gözükmüyor. Çünkü ilk tasarımcıdan tasarımına ait bütün hakları bir sözleşme ile alınıyor. Fakat ortada mimarlığın özüne aykırı bazı durumlar gelişiyor ve sonucunda bir projenin mimarının kim olduğu tartışmaya açık hale geliyor. Yapılan değerlendirmeler sonucunda amaçlanan; tip projelerin elde edilmesi ve sonrasında uygulama projelerinin tamamlanmasının ardından yaşanan değişiklikler ile projenin mimarının kim olduğu tartışmasının doğduğunu göstermek ve mimarlığın özüne aykırı olan bu duruma bir eleştiri geliştirmek.

Tip kelimesinin geç 15. yüzyılda kullanılan, Latince bir kelime olan ve sembol, simge, amblem anlamına gelen “typus” ve figur, imge, görüntü, form, tür anlamlarına gelen “typos”, kelimelerinden geldiği biliniyor (“type | Origin and meaning of type by Online Etymology Dictionary,” n.d.). 1825 yılında basılan bir ansiklopedide tip kelimesi karakteristik form veya bir şeye mahsus fizyonomi olarak tanımlı (Antoine Chrysostome Quatremère de Quincy, 1825). Tip kelimesi Türk Dil Kurumu sözlüğünde ise “Aynı cinsten bütün varlıkların veya nesnelerin temel özelliklerini büyük ölçüde kendinde toplayan örnek(Türk Dil Kurumu, n.d.)” olarak tanımlanmıştır. Lathouri ise (Lathouri, 2011) yazmış olduğu makalede form/tip kavramı, birer kural veya prensip olarak formların nasıl oluştuğunu açıklamaya çalışan böylece her bir elemanın sembolik anlam kazandığı Aydınlama Çağı mimar teorisyenler arasında önemli bir kavram olma özelliği kazanmıştır, şeklinde bahsetmektedir.

Tip ve tipoloji kelimeleri mimarlık alanında üzerine oldukça düşünülen ve içerdiği farklı anlamlar ve yapılan yorumlarla, mimarlık alanını zenginleştiren terimler olarak kullanılmakta. Fakat Türkiye ortamında, tip projeler özelinde, tip kelimesinin kullanımı bu zenginlikten beslenememekte ve Türk Dil Kurumunun yaptığı tanım ile paralellik göstermekte. Özellikle 1920’li yıllarında sonunda başlayıp, 1950li yıllarda yaygınlaşan ve 1980’li yıllara doğru artış gösteren ve günümüzde de hala bir proje elde etme yöntemi olarak kullanılmaya devam eden tip projeler, kavramın en basit anlamda kullanıldığı alanlardan biri1.

Tip projeler, belirli bir proje türüne ilişkin (eğitim, sağlık, herhangi bir kamu yapısı…) bir mimar veya mimarlar tarafından herhangi bir arsa, bağlam, iklim, topografya verisi düşünülmeden ya da pilot bir bölgede tasarlanan ve hazırlanan avan projeler olarak tanımlanabilir. Tip projeler aracılığı ile yapı türüne ilişkin genel bir tasarım elde edildikten sonra, ülkenin farklı bölgelerinde aynı projenin uygulanması söz konusudur. Bu sistemin hem mimarlığın özüne aykırı olduğu hem de yapının elde edilme sürecinde birçok zorluğa sebep olduğu geçmişten günümüze birçok kez tartışıldı. Yapılan araştırmalarda, özellikle devletin daha ekonomik olduğunu2 düşünerek desteklediği tip projelere ilişkin aşağıda yer alan eleştirilerin geliştirildiği tespit edildi (Atabaş, n.d.; Cemaligil, 1967; Özbilen, 1967; Söyler, 1978; Uluğ, 1992) :
• Tip projelerin yapıldıkları tarihten sonra düzenli olarak yeniden ele alınmamasından kaynaklı, değişen ihtiyaç ve koşullara cevap vermediği,
• Tip projelerin elde edilmesinin ardından, farklı iklim koşulları, topografya, kültürel yapı, kentsel kullanım verilerinden kaynaklı uygulanmasında zorlukların yaşandığı,
• Tip projelerin özellikle bakanlıklarca elde edilmesi ve mimarın tasarım sürecine doğrudan katılamaması gibi sebeplerden kaynaklı mimarın etkinliğinin azalması,
• Özellikle daha ekonomik olduğu için elde edilen tip projelerin başka bir arsa için projelendirilmesi ve uygulanması sürecinde harcamaların artması, o arsa için yeni bir proje yapılmasından daha maliyetli hale dönüşmesi,
• Tip projelerin farklı arsalarda uygulanması esnasında projelerin uğradığı değişim, bu değişimin sonucunda bir tip projenin özelliğini yitirmesi ve dolayısı ile emek ve kaynak kayıplarına neden olması.

Bu çalışma; Türkiye’de kamu kurumları tarafından bir proje elde etme yöntemi olarak kullanılmaya devam edilen tip projelerin, yukarıda tespit edilen problemlerin dışında, sebep olduğu başka bir problemi ele alıyor. Yapılan ön araştırmalar tip projelerin elde edilmesi ve ardından elde edilen tip projenin başka bir mimar tarafından belirli bir alanda uygulanması için tasarımın yeniden ele alınması ve uygulama projesinin elde edilmesi sürecinde yaşanabilecek değişikliklerden (arsa, topografya, iklim, kentsel, çevresel bağlam, yaya ve araç ilişki ağları…) kaynaklı, tip projenin mimarı tarafından herhangi bir yasal sürece başvurulmaması için, tip proje mimarının proje üzerindeki telif haklarının bir sözleşme ile kuruma devredilmesi sonucunda projenin mimarının kim olduğu tartışması doğmakta.

Tip projelerin ve ardından uygulama projelerinin elde edilmesi sürecinde yaşanan “bu projenin mimarı kimdir” sorusuna sebep olacak, ilk projenin değişikliğe uğraması ya da uğramaması olmak üzere iki farklı durumla karşılaşmak mümkün. Tip projelerin elde edilmesinin ardından, belirli bir yerde hazırlanacak uygulama projeleri hiç değişikliğe uğramayabileceği gibi; arsa, topografya, iklimsel koşullar, çevre verileri gibi birçok farklı sebepten dolayı çeşitli oranlarda değişikliğe uğrayabiliyor. İki durumda da yaratacağı problemler farklı olsa da “bu projenin mimarı kimdir” sorusunun kaynağı haline dönüşebiliyor. Her iki duruma ilişkin bilinmesi gereken bilgi; projenin ruhsatından kimin imzası olduğudur? Türkiye’de Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliği (T.C. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, n.d.) ve Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Mimarlar Odası Serbest Mimarlık Hizmetlerini Uygulama, Tescil ve Mesleki Denetim Yönetmeliği’nin (TMMOB, 2005) çeşitli maddelerince bir mimarın proje müellifi olabilmesi için resmi bir kurum tarafından onaylanması gerekmektedir. Tasarlanan projenin bakanlıklar, yerel yönetimler veya diğer resmi kurumlar tarafından onaylanması ve ardından proje ruhsatına ve yapı kullanma izin belgesine mimarın imza atması söz konusu olacağı gibi, Mimarlar Odası tarafından telif hakkı kaydı yapılması, mesleki denetim işlemlerinin yapılması söz konusu. Bu nedenle bir projenin mimarının kim olduğunun tespiti projenin nasıl ve kim adına onaylandığına göre belirlenir. Yukarıda bahsi geçen birinci durum için sorulması gereken esas soru, tip projenin herhangi bir değişime uğramadığı durumda, proje ruhsatı kim tarafından imzalanıyor ve ilk mimarın elinden telif haklarının alınmasının ardından herhangi bir şekilde ismi geçiyor mu? Bu konu başka bir tartışma konusu olacağı için bu çalışma kapsamında, tartışmanın önünü açmak için çeşitli sorular yöneltilse de, detaylandırılmayacak. Bu yazı kapsamında ele alınacak problem, tip projenin ardından uygulama projelerinin hazırlanması sürecinde değişim yaşanması problemi. Bu durumda karşımıza iki önemli soru çıkıyor: Bu projenin mimarı kimdir? Uygulama projesi esnasında farklı bir mimar farklı bir tasarım gerçekleştirdiğine göre ilk hazırlanan tip projeye gerek var mı; bu bir kaynak kaybı değil mi? Bu yazının asıl amacı birinci soru üzerine bir tartışma ortamı yaratmak olsa da farklı çalışmaların önünü açabilmek amaçlı ikinci soruya da, cevaplanmamak üzere, yer verildi.

Çalışmanın kapsamı bağlamında, belirlenen yöntem ile tasarlanan, 2003 yılında elde edilen bir tip proje olan ve bir ilde açılan bir ihale ile uygulama projeleri çizilen, bir spor salonu projesi ele alınıyor3. Proje aslında bir kampüs alanı içerisinde yer alıyor ve kampüsteki diğer eğitim yapıları için başlanan iş esnasında spor salonunun da yeniden gözden geçirilmesi istenmiş. Tip projenin mimarının kim olduğu tespit edilememiş olsa da tip projelere ulaşıldı. Aşağıda yer alan tabloda spor salonuna ait tip proje ve uygulama projesi kat planları, kesitler ve cephe tasarımı olmak üzere üç alt başlıkta karşılaştırılıyor.

Tablo: Spor salonu projesi tip proje ve uygulama projesi karşılaştırması

Yapılan inceleme sonucunda şu veriler elde edildi:
• Tip proje tasarlanırken bir bodrum kat düşünülmemiş. Fakat uygulama projesinde hem arsa verilerinden kaynaklı hem de ihtiyaç programında yapılan değişikliklerden (rezerv alan, yemekhane ve ilgili teknik hacimler) kaynaklı bir bodrum kat ihtiyacı doğmuş.
• Uygulama projesinde, zemin kat planında yine arsa verilerinden ve mevcut kampüs alanında yer alan yaya ve taşıt ulaşım yolları ve diğer yapılar ile kurulacak ilişkiden kaynaklı oyun alanı olarak gösterilen ana mekana giriş farklı bir noktadan alınmış. Ayrıca izleyiciler için tasarlanan seyirci mahalinin daha fazla kişiye hitap etmesi için yeniden düzenleme yapılmış. Seyirci mahalinin arkasına, ana girişle de ilişki içerisinde olacak şekilde ayrıca ilk yardım odası gibi sağlık hizmetlerinin karşılanacağı mekanlar tasarlanmış. Dolayısıyla tip proje ile uygulama projesi arasında hem tasarım hem de metrekare farkı doğmuş.
• Çatı katı planı ise uygulama projesinde gidilen değişikliklerden kaynaklı değişime uğramış ve boyutları değişmiş.
• Kat planlarında ve arsa ile kurulan ilişkiden kaynaklı oluşan değişiklikler kesitlere yansımış, kesitler de kat planları ile birlikte yeniden tasarlanmış.
• Tip proje cepheleri ve uygulama projesi cepheleri arasında bir ilişki görülmemekte. Uygulama projesini çizen mimar ile yapılan görüşmelerde kendisi cephelerin mevcut kampüs alanında tasarlanan yeni yapılar ile ilişki içerisinde olmasının hem kurum hem de kendileri tarafından önemsendiğini, yeni plan tipolojisinden ve bodrum katın açığa çıkan bölümlerinden kaynaklı cephelerin kaçınılmaz olarak değişeceğine vurgu yapmakta ve bu nedenle tip proje cepheleri üzerinden bir çalışma yürütülmediğini, yeni projenin kendi cephelerinin tasarladığını anlatmaktadır.

Yapılan bu inceleme bize belirli bir alana uygulanması esnasında, arsa verileri, kampüs alanında tasarlanacak diğer yapılar ile ilişki, yaya ve araç yolları, yeni doğan gereksinimler gibi sebeplerden kaynaklı, tip projenin çoğunluğunun değişime uğradığını açıkça gösteriyor. Uygulama projesinin mimarı bir yeni proje tasarlamış ve ona göre bir emek üretmiş. Oysa ki iş bir revizyon işidir ve uygulama projesini çizen mimarın tasarladığı yapı üzerinde hiçbir hakkı yok. Buna karşılık tip projeyi tasarlayan mimara ise zaten bir telif hakkı sözleşmesi imzalatılarak proje üzerindeki telif hakları kurum tarafından alınmıştır4.

Yapılan incelemede de görülüyor ki tip projeler ve ardından elde edilen uygulama projeleri ile birlikte yaşanan değişikliklerin ardından “projenin mimarın kim olduğunun” belirsizleştiği bir durum yaşanmakta. Alan çalışmasında tartışılan örnekte aslında projenin mimarı uygulama projesini çizen mimar olarak gözükmekte. Fakat uygulama projesini çizen mimarın işin başlangıcında tip projeden ne kadar fayda sağladığı sözlü olarak alınan bilgilerle sınırlandırılamayacaktır. Tip projenin bir ilham kaynağı oluşturmuş olması olası gözüküyor. Ya da tip proje hiç dikkate alınmaksızın bir çalışma gerçekleştirilmiş olabilir. Bir proje aslında tip projeyi çizen ve uygulama projesini çizen mimarın ortak çalışması olarak da ele alınabileceği gibi, sadece uygulama projesini çizen mimarın tasarım yapması da söz konusu olabiliyor. Fakat tip projeyi çizen mimar, mimari proje üzerindeki telif haklarını bir sözleşme aracılığı ile kuruma devretmiştir ve proje üzerinde herhangi bir hakkı yoktur. Bu durum belirli bir topografya, iklim, çevresel bağlam ile tip projenin düzenlenmesi sonucunda değişikliklerin olacağının ve projenin değişime uğrayacağının kurum tarafından işin başında kabul edilmesi olarak yorumlanabilir. Uygulama projesini çizen mimar ise projeyi revizyon işi altında yapmaktadır ve yine proje üzerinde bir hakkı yoktur. Aynı proje üzerinde iki mimar çalışmıştır ve ikisinin de herhangi bir hakkı yoktur. Sonuç olarak yukarıda örnek verilen projede ve benzer projelerde projenin mimarının kim ya da kimler olduğu tespit edilebilecekken, resmi kanallar ile onaylanan projenin aslında tam anlamıyla bir mimarı yoktur.

İncelenen ve üst bölümlerde bahsedilen tip projelerden kaynaklı oluşabilecek sorunlara ve geliştirilen eleştirilere yenisinin eklenmesi mümkün gözüküyor. Peki, bu projenin mimarı kimdir?

Notlar
1 Tarih bilgilerine Mimarlık Dergisi, Arkitekt Dergisi, Yapı, Arredemento Mimarlık gibi Türkiye mimarlık gündemine dair makalelerin yer aldığı dergilerin taranması ile ulaşılmıştır.
2 Tip projelerin elde edilmesinin ardından, projenin belirli alanlarda uygulanması sürecinde uygulama projelerinin çizimi genellikle revizyon işi olarak verilmektedir. Oysa ki arsa, topografya, iklim, bağlam gibi etkenlerin sonucunda uygulama projesini çizen mimar yeni bir tasarım yapma sorunuyla karşı karşıya kalmakta ama yapacağı iş karşılığında revizyon projesi ücreti almaktadır.
3 Projenin mimarları ya da ihaleyi alan kurumlardan herhangi bir şekilde bahsedilmeyecektir. İhalenin açık adı verilmemektedir. Sebebi çalışmanın odak noktasının kişiler olmaması ve herhangi bir kurum ya da kişinin bu konudan dolayı bir sıkıntı ile karşılaşmasını engellemektir.
4 Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu gereği bir eserin çoğaltılması, kopyalanması, yayılması gibi haklar eser sahibine aittir (TC Türkiye Büyük Millet Meclisi, 1951). Fakat bu konunun resmi boyutunun başka bir çalışma kapsamında detaylı olarak farklı disiplinlerdeki (hukuk, kamu çalışanları…) insanlar ile görüşülmesinin gerekli olduğu düşünülmektedir.

Kaynakça
Antoine Chrysostome Quatremère de Quincy. (1825). Encyclopédie méthodique - Architecture. Retrieved from https://fr.wikisource.org/wiki/Livre:Encyclopédie_méthodique_-_Architecture,T3.djvu
Atabaş, K. (n.d.). Yerel Düzeyde Ele Alınacak Bir Konu Merkezi Düzeyde Ele Alınıyor. Mimarlık Dergisi.
Cemaligil, S. (1967). Devlet yapılarının proje sorunları. Mimarlık Dergisi, 1(39), 20–24.
Lathouri, M. (2011). The City as a Project: Types, Typical Objects and Typologies. Architectural Design, 81(1), 24–31. https://doi.org/10.1002/ad.1185
Özbilen, A. (1967). Kamu Sektöründe Mimari Projelendirme Soruna Üzerine. Mimarlık Dergisi, 9(47), 22–24.
Söyler, F. (1978). Eği̇ti̇m Yapıları. Mimarlık Dergisi, 2, 60.
TC Çevre ve Şehircilik Bakanlığı. Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliği, Pub. L. No. 30113. http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2017/07/20170703-8.htm
TC Türkiye Büyük Millet Meclisi. Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, Pub. L. No. 5846 (1951). http://www.mevzuat.gov.tr/MevzuatMetin/1.3.5846.pdf
TMMOB. Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Mimarlar Odası Serbest Mimarlık Hizmetlerini Uygulama, Tescil ve Mesleki Denetim Yönetmeliği, Pub. L. No. 25833 (2005).
Türk Dil Kurumu. (n.d.). Tip. http://www.tdk.gov.tr/index.php?option=com_gts&arama=gts&guid=TDK.GTS.5a8fff736b6642.00497255
type | Origin and meaning of type by Online Etymology Dictionary. (n.d.). https://www.etymonline.com/word/type
Uluğ, M. (1992). Mi̇marlar tartışıyor. Mimarlık Dergisi, (250), 37–45.

Etiketler:

Ne düşünüyorsunuz?

0 yorum TARTIŞMAYA KATIL

İlgili İçerikler: