Büyük Veri Çağında Çizmek

FUNDA TAN

Mimarlar bina yapmaz, binaların çizimlerini yaparlar. Robin Evans/Projective Cast

Bir durumu, bu durum ister zihinsel bir imge, ister dışsal gerçekliğin bir gösterimi olsun, temsil ile ifade etmek, onu başka bir mecrada yeniden üretmek anlamına gelir. Bu yeniden üretim, olguda olan bazı özellikleri gizlerken, bazılarını da açığa çıkarır. Bu sebeple aynı durumun farklı kişiler tarafından üretilen temsilleri de birbirinden farklı olur. Ancak, enformasyon çağında “aktarım”, bir durumla ilgili çok fazla enformasyonun eş zamanlı olarak sunulması, dolayısıyla da farklı yorumlamalardan mümkün olduğunca kaçınılarak olgunun bilinen fiziksel gerçekliğe en yakın biçimde gösterimi haline gelmiştir. Günümüzde, mimari tasarım eğitimi ve pratiğindeki temsil, ifade ve bilgi aktarımı ile ilgili problematiklerin esası da temsil ile büyük veri arasındaki bu uzlaşmaz ayrışmada aranabilir.

Carpo’ya (2001) göre modern mimarlık, inşa eyleminin maddesel fiziksel gerçeklikten kopup, yazı ve söylem ile ilişkilendirilmek suretiyle kuramsallaşmasıyla ortaya çıkmıştır. Sheer’e (2014) göre ise mimarlıkta kuram, bir yapının nasıl inşa edileceğini ve neden o şekilde inşa edilmesi gerektiğini belirleyen bir alandır. Dolayısıyla yapıların neden ve nasıl olacağına, uygulamalarından bağımsız olarak kuramsal bir alanda ve çizim gibi temsili ifade araçları aracılığıyla karar verilmesi konusu, modern mimarlık pratiğinin bir özelliğidir. Modern mimarlık, temsil alanında yapılar hakkında anlam yaratmak (tasarım) ile ilgili bir disiplin olarak anlaşılmalıdır. Robin Evans’ın yukarıda alıntılanan söylemi de bu açıdan yerinde bir önermedir.

Temsiller ve özellikle de çizim/eskiz, hem modern mimarlığı var eden üretim alanı, hem de modern mimari üretimin asıl notasyon (gösterim) biçimi olmuşlardır. Temsilin, -sözel, yazınsal ya da imgesel olsun- nesnesi ile aktardığı durum arasında yarattığı karakteristik derin boşluk, bir yandan bilginin aktarılmasında bir aksaklık gibi görünse de, aslında tam da modern mimari pratikte tasarımın (anlamın) doğduğu, zihinsel bir etkinliğe imkan tanıyarak evrildiği, zenginleştiği alandır. Temsili gösterim ile enformasyon çağının simülatif olarak tarif edilebilecek büyük veri setleriyle bilgi aktarımı arasındaki –ve mimarlıkta bir kriz olarak ele alınabilecek- temel fark da, temsil aracılığıyla anlamın üremesini sağlayan muğlaklığı, simülatif notasyonun yaratmayışıdır. Simülasyon, gerçeklikmiş gibi hissedilen yapay deneyim yaratan bir çevredir (Grüne-Yanoff & Weirich, 2010, s. 21). Jean Baudrillard (2003) simüle etmeyi, gerçeğin özüne bağlı kalınarak soyutlanmasının aksine, köklerinden bağımsız olarak modeller aracılığıyla yeniden üretilmesi olarak tarifler. Simülasyonun, yerine geçtiği gerçekliğin tüm semptomlarını taşıdığını; ancak, bu semptomları oluşturan süreçlerin gerçekte olduğundan farklı olduğunun altını çizer. Dolayısıyla simülasyon, bir gerçekliği göndereninden hiçbir farkı olmayacak şekilde taklit edebilmek, o gerçekliğin yerini almak, hatta onun ötesinde ondan daha kusursuz bir hakikat alanı yaratmak anlamına gelmektedir.

Temsili, gerçekliği kopyalamak yerine, onun belli özelliklerini göstermesi olarak ele aldığımızda; gerçeklik ile arasında bir bağlantıdan bahsedebiliriz. Bu da gerçekliği farklı açılardan görmeyi sağlar. Ancak, simülasyon gibi bir gösterim, gerçekliğin yerini aldığında ve kendisini gerçeklik olarak sunduğunda, tüm kavrayışı sınırlar. Dolayısıyla temsil, modern mimari tasarımın ihtiyaç duyduğu anlamın üreticisi olurken; büyük veri aracılığıyla simülasyon özelliği taşıyan gösterimler ise, gerçekliğin yerine geçen anlam sorgusu olmayan üretimleri teşvik eder şeklinde tariflenebilir. Cynthia Ottchen (2009), günümüzde çok yüksek miktarda verinin ulaşılabilirliğinin uygulamalı matematikle birleşmesinin, herhangi bir başka muhakemeye ihtiyacı ortadan kaldıracağını ileri sürmektedir. Bu iddia, kuramın sonu olarak okunabilir. Ottchen’in, “Google Çağı” olarak tarif ettiği, gerçeklik hakkında kabul edilebilir oranda tutarlı veriye ulaşmanın mümkün olduğu günümüz dünyasında, teorik önermeler gereksizleşmektedir. Ancak, yine Ottchne’e göre, bu mimarlığa bir özgürlük alanı açmakta ve tasarımcılar bu sayede daha çok olasılığa, daha fazla türde enformasyonu göz önünde bulundurmaya açık olabilirler. Sosyal, tarihsel, kültürel, estetik gibi farklı disiplin alanlarından toplanabilecek büyük veriler, yeni anlamlar ve yaratıcılıklar üretebilir. Dolayısıyla bu yaklaşım, Rönesans ile birbirinden kopan özne ve inşanın dijital bir ortamda birleşmesini, “modern mimari tasarımı, post modern dijital bir imalat eylemine dönüştürme” potansiyeli taşır (Tan, 2019).

Mimarlık alanında “büyük veri” kullanımı, tasarım nesnesinin (inşa olsun ya da olmasın) veri formunda kodlanmasıdır. Bu veri, mimari bir biçimin üretilmesi için hesaplama araçları ile işlenerek kullanılabilecek formlarda olabileceği gibi; inşa olacak tasarımın, geometrik gösterimine ek yapı bileşenlerinin fiziksel niteliklerini taşıyan bilgi depoları şeklinde de (bilgi modelleme) olabilir. Bu veri çokluğu ve veri yönetimi araçları (parametrik/algoritmik tasarım, yapı enformasyon modelleme), dolaylı olarak tasarımı da nasıl düşünmemiz gerektiğini sorgulatmaktadır. Tasarım fikrini alternatif bir ortamda temsil edecek anlam arama ile, mimari mekanı dijital, üç boyutlu, simülatif bir evrende üretmek, farklı üretim halleridir.

Her ne kadar büyük veri, giderek Ottchen’ın bahsettiği gerçekliğe çok yakın olası korelasyonları verebiliyorsa da sunduğu evren, sonuçta gerçeklik gibi kabul edilme talebindeki indirgenmiş bir çevredir ve tek başına yeterli olamaz. Nitekim, post-yapısalcı düşünür Lyotard (1984), post modern dijital veri çağında hayal gücü ve yaratıcılığın veriye sahip olmak kadar, verinin nasıl dizileceğine karar vermek ile de ilgili olduğunu ifade etmiştir. Bu bir anlamda büyük veriyi, Mario Carpo’nun (2014) ifadesiyle, mimari nesne ile öznesinin Rönesans öncesi yakınlık durumuna benzer biçimde dijital ortamda bütünleştirdiği gibi ifade edilebilir. Ancak, bu birleşim kendi kusurluluğundan ötürü kuramsal yaklaşımlara ihtiyaç duyacaktır.

Buraya kadar aktarıldığı üzere, dijital simülatif gösterimlerin çoklu veri aracılığıyla sunduğu gerçeklikte üretimi teşvik etmesi; ancak, modern mimarın tasarım için ihtiyaç duyduğu anlamsal bir sorgulamayı tetiklememesi mimari tasarım stüdyosunda da bir gerilim oluşturur. Birçok okulda, bir yandan çoklu dijital veri ile modelleme/hesaplama araçlarının kullanımı teşvik edilirken; öte yandan, öğrencilerin eskiz-diyagram üretimleri ya da projelerini analog bilgi aktarım araçlarından maket, plan ve kesit düzlemleri aracılığıyla ifade etmeleri, tasarım bilgisini temsili notasyon ile birlikte aktarabilmeleri önemsenir. Gerçeklik olarak kabul edilen bir veri ortamında biçim bulan üretimlerin, modern dönemin temsili araçları olarak özellikle plan-kesit-görünüş ortografisinin Kartezyen uzayına hapsolması çelişki gibi görülebilir; ancak, dijital evrendeki büyük verinin eklemlenmesi olasılıklarının da yine soyut araçlarla keşfedilebileceği göz önünde bulundurulmalıdır.

Modern çağda yapılı çevre üretimi, yapılı çevrenin nasıl üretilmesi meselesi mimarların işi olmuştur. Mimarlık eğitiminin omurgasını oluşturan, mimarlık stüdyosunun temeli de bu neden ve nasıl soruları, yani kuram üzerinde kuruludur. Modern mimari tasarımda en kritik meselelerden biri, problemin kendisinde var olan ama ilk bakışta ortada olmayan birtakım olasılıkları açığa çıkarabilmektir. Çizimler, eskizler, diyagramlar vb. temsiller, ister el ile ister bilgisayar ortamında üretilsin, gerçeklikle birebir örtüşmeyen bir ortamda mimarlık nesnesine ait fikirlerin/anlamın üretilmesini sağlarlar. Çizmek, temsil etmek mimarın eylem alanıdır. Paolo Belardi’ye (2015, s. 14) göre, birçok bilgiyi ve sonsuz olasılığı birkaç santimetrekare içinde yoğunlaştırmak da yaratıcı çizimin gücüdür ve bu hep böyle olacaktır.

Aldo Rossi – Modena Mezarlığı plan çizimi; kaynak: Archdaily, MoMA

Joseph Bedford (2015, s.5), 1980’li yıllardaki Robin Evans ve AA Mimarlık Okulu (Architectural Association School) çalışmalarına değindiği In Front of Lives that Leave Nothing Behind isimli makalesinde, dönemin işlerinden bahsederken, “binalar için çizmek” ve “binalar hakkında çizmek” arasında bir ayrım yapmaktadır. Mimari çizimin güçlü bir alan olduğunu ve salt binaları betimlemek değil, hayal gücünü açığa çıkaran, sanatsal ve özgürleştirici bir ortam ürettiğini vurgular. Zaman zaman mimari üretimde binalar için çizmek ile binalar hakkında çizmenin birbiri üzerine binip yeni dünyalar yarattığı görülebilir. Belardi (2015) de buna benzer bir yaklaşımla, “Kemikbilim Müzesini” ziyaret ettiğinde hayvan kemikleri ile mimari kalıntılar arasındaki yapısal benzerliklerden etkilenen ve bunun sonucunda Modena Mezarlığı için yaptığı planları, “dramatize” edip omurgaya benzeten Aldo Rossi’nin çizimlerine örnek vermiştir.

Dolayısıyla çizim, bireysel kişisel yaratıcılığın ortaya çıkması için önemli bir araçtır. Bu sebeple çizimin olanaklarını ve tekniklerini araştırmak, her öğrencinin kendi tekniğini yaratmasını sağlamak, büyük veri çağında da tasarım stüdyosunun hedeflerinden biri olarak önemlidir. Bu yaklaşımla, Gebze Teknik Üniversitesi Mimarlık Bölümü’nde bu yıl yürüttüğümüz birinci sınıf tasarım stüdyosu içinde bir günlük bir atölye çalışmasını, öğrencilerin “anlatım teknikleri” dersinde öğrenilen teknik çizim ve teknik ifadeleri farklı verilerle, nasıl bozup arttırabilecekleri sorusu şekillendirdi. Bu soruya öğrencilerin verdikleri yanıtlar, “binalar hakkında” ve “binalar için” çizim hallerinin örtüşmesine örnek olarak gösterilebilir.

GTÜ Mimarlık Bölümü birinci sınıf stüdyosu 7. hafta çizim atölyesi işleri (1-Berfu Karakuş, 2-Kübra Güvenç, 3-Melek Kaptan, 4-Zeynep Berika Özcan, 5-Melike Ünal, 6-Görkem Ataberk Altun, 7-Aleyna Kaya)

Öte yandan çizimin ve eskizin, anlam yaratması zorunlu olan modern dönemin, mimari tasarımla kaçınılmaz bağını akılda tutmak gerekir. Eskiz bireysel bir eylemdir. Enformasyon çağını aynı zamanda bir kollektivite çağı, kolektif bilincin yükseldiği bir çağ olarak düşünürsek; mimarlıkta çizimi, eskizi ve diğer temsil türlerini kollektiflik ile birlikte yeniden düşünmek önemlidir. Üç boyutlu bir evrenin temsili ifadesi modern yaratıcılık için kritiktir. Ancak, “geleceğin yaratıcılığının”, modern dönemin bireysel yaratıcılığının ötesine geçmesi beklentisi, birden fazla zihnin bir arada çalışması için zihinler arası köprü oluşturabilecek araçlara dair beklentileri de arttırmaktadır. Günümüzde ve yakın gelecekte tekil yaratıcı dimağlar arasında köprü kurabilecek farklı bilinçler arasındaki bilgi akışını olanaklı kılabilecek, ileri seviyede yaratıcılıkları tetikleyecek, “hibrid” ifade teknikleri hakkında da düşünülebilir. Büyük verinin somutluğu ve temsilin soyutluğu muhtemel olarak böyle bir ortamda uzlaşabilecektir.

KAYNAKLAR
Baudrillard, J., 2003, Simülakrlar ve Simülasyon (2. Baskı; çev.: Adanır, O., ). Ankara: Doğu Batı Yayınları.
Bedford, J., 2015, "In front of Lives that Leave Nothing Behind", AA Files, no.70, s.3-18.
Belardi, P., 2015, Mimarlar Neden Hala Çiziyor? (çev: Erol, A.), Janus Yayınları, İstanbul.
Carpo, M., 2001, Architecture in the Age of Printing: Orality, Writing, Typography, and Printed Images in The History of Architectural Theory, MIT Press, Massachusetts, USA.
Carpo, M. , 2014, "Foreword", R. Garber (ed.), BIM Design: Realising the Creative Potential of Building Information Modelling, Wiley Online Library.
Grüne-Yanoff, T., & Weirich, P., 2010, "The Philosophy and Epistemology of Simulation: A Review", Simulation & Gaming, 41(1), 20–50.
Lyotard, J.-F., 1984, "The Postmodern Condition: A Report on Knowledge", Poetics Today, vol. 5, Manchester University Press.
Ottchen, C., 2009, "The future of information modelling and the end of theory: Less is limited, more is different", Architectural Design, 79(2), 22–27.
Scheer, D. R., 2014, The Death of Drawing: Architecture in the Age of Simulation, Routledge, London.
Tan, F., 2019, Temsilden Simülasyona: Mimarlıkta Yapı Enformasyon Modelleme Etkisi, Yayımlanmamış Doktora Tezi, İTÜ FBE, İstanbul Teknik Üniversitesi.

Etiketler:

Ne düşünüyorsunuz?

0 yorum TARTIŞMAYA KATIL

İlgili İçerikler: