Çağdaş Tılsımlar

ÖZLEM YALIM

Bayburt'taki Baksı Müzesi, Tılsım Projesi ile içinde bulunduğu coğrafyanın unutulmuş değer ve geleneklerini hatırlatıyor. 12-15 kasım tarihlerinde Contemporary İstanbul'da da sergilenen projeyi, Özlem Yalım anlattı.

Baksı Müzesi, Doğu Karadeniz'de, Bayburt'un 45 km dışında, Çoruh Vadisi'ne bakan bir tepenin üzerinde kurulu sıra dışı bir kültür merkezi. Eski adıyla Baksı, bugünkü adıyla Bayraktar köyünde yükselen bu müze, çağdaş sanat ve geleneksel el sanatlarına aynı çatı altında yan yana, iç içe yer veriyor; bununla da sınırlı kalmayıp içinde bulunduğu coğrafyanın kadınları ve çocukları için projeler üretip fonlar aramaya tükenmeyen bir enerji ile devam ediyor.

meyve çanağı / sezgin aksu
diken kolye / ela cindoruk
muska çanta / selçuk gürışık
anka / atilla kuzu
retina / defne koz
nazar / hülya çelik pabuççuoğlu
paga / demir obuz
tohum saklama kabı / akın nalça
yol / şule koç

Sergi salonları, depo müze, atölyeler, konferans salonu, kütüphane ve konuk evi ile 40 dönümlük bir araziye yayılan Baksı Müzesi, Bayburt doğumlu sanatçı ve akademisyen Prof. Dr. Hüsamettin Koçan'ın bireysel düşü olarak 2000 yılında filizlendi. Bu proje Hüsamettin Koçan'ın doğduğu topraklara yaşam birikimini taşıma çabasının bir sonucudur. Bu fikri hayata geçirmek amacıyla 2005 yılında Baksı Kültür Sanat Vakfı kuruldu. Müze, başta sanatçılar olmak üzere çok sayıda gönüllünün katkısıyla yıllar içinde gerçek bir toplumsal projeye dönüştü.

Müzenin ana binası, 2010 yılında, zorlu bir serüvenin sonunda, devletten hiçbir maddi yardım almadan tamamlandı; 2010 yılı Haziran ayında İstanbul Modern Tanıtımı, Temmuz ayında ise müzenin açılışı yapıldı. 2012 yılında müzenin yeni sergi salonu olan Depo Müze, sanatseverlerle buluştu.

Baksı Müzesi, 2014 yılında Avrupa Müze Ödülü'ne layık görüldü. 2015 yılında kuruluşunun 10. yılını kutlayan Baksı Kültür Sanat Vakfı, müzede gerçekleştirilecek etkinliklerine ve burada kurulacak işbirliklerine daha farklı bir anlam yükledi, doğal olarak. Bu çerçevede, müzenin içinde bulunduğu coğrafyada var olan değerleri, kaybolmaya yüz tutmuş gelenekleri, göç ile yaralanan insan potansiyelini desteklemek her zamankinden daha da önemli oldu. Sosyal sorumluluk bilinci ile her alanda kurulacak işbirlikleri, profesyonellerin kendi alanları ile ilgili bilgi birikimlerini ve yeteneklerini o topraklardaki insanlarla paylaşımı ve birlikte düşünme-birlikte üretme, değer sahibi insanların ortak amacı olarak ortaya çıktı.

Belki de tüm hikayesini ilk günden bildiğim ve hep uzaktan gururla izlediğim bu merkezle, bu merkez için bir proje üretebilme hayalim buradan tetiklendi. Her nasıl oldu ise zaten o sırada karşılaştık Hüsamettin Koçan ile ve gerisi, suyun yolunu bulup aktığı gibi ilerledi daha çok.

Gidenler bilirler, her müze gibi Baksı Müze'sinde de yer alan küçük bir müze dükkanı mevcut. Burada yerel üretim teknikleri ile üretilmiş, zaman zaman çeşitli tasarımcıların desteğini almış ve her zaman kurucularının gustosu ile belli bir çizgide üretilmiş ürünler, bugüne dek müze ziyaretçileri ile buluşmuş. Bir tasarımcı olarak katkı sağlayabileceğim en verimli alan, bu müze dükkanı için bir tasarım projesi oluşturmak olarak göründü. Burada sergilenecek ve ziyaretçilerin satışına sunulacak koleksiyonun, tasarımcılar ile işbirliğinde geliştirilmesi amacıyla ortaya çıkan proje ile hem müze dükkanın ürün koleksiyonuna (ve dolayısı ile bu koleksiyonun satış gücü ile elde edilecek ekonomik desteğe), hem de çok önem verilen tasarımcı işbirliğine dair bir adım atmaktı ortak hedefimiz.

Böylece Baksı Müzesi, 10. yıl kutlamaları kapsamında 9 farklı tasarımcıyı “Tılsım” kavramsal çerçevesi etrafında bir araya getirerek özel bir ürün tasarım projesine imza attı. Ürünler, 12-15 Kasım 2015'te gerçekleştirilen Contemporary İstanbul'da yer alan Baksı Müzesi standındaki tanıtım ile görücüye çıktı. Ardından Baksı Müzesi mağazasında satışa sunuldular.

Müzenin kurucusu Prof. Dr. Hüsamettin Koçan'ın davetiyle hayata geçirilen “Tılsım” tasarım projesinin yönetmenliğini ben üstlendim. "Tılsım" kavramsal çerçevesinden hareketle oluşturulan projeye davetli olarak katılan tasarımcılar ve tasarımları şöyle:

Tohum Kabı /Akın Nalça; Kartal -mobil heykel /Atilla Kuzu; Kolye /Defne Koz; Paga-takı /Demir Obuz; Diken-takı koleksiyonu /Ela Cindoruk; Nazar -takı koleksiyonu /Hülya Çelik Pabuççuoğlu; Muska -keçe çanta /Selçuk Gürışık; Meyve Kasesi /Sezgin Aksu; Yol -mumluk /Şule Koç.

Tasarımcılar, "Tılsım" kavramı çerçevesinde, Baksı'dan esinlenerek tasarladıkları özgün ürün tasarımlarını, müze mağazasında ziyaretçilerin beğenisine sunulmak üzere hazırladılar. Orhan Irmak ise ürünlerin ambalaj tasarımlarını gerçekleştirerek projeye katkıda bulundu. Ürünlerin kurumsal kimlik ve ambalaj tasarımları için Orhan Irmak Tasarım'ın yanı sıra, Ankara Patent Ofisi ve Morde Baskı da projeye destek verdi.

Baksı Müzesi'nin bulunduğu Bayraktar Köyü, sıra dışı konumu ile projeye katılan tasarımcılar üzerinde kuşkusuz büyük etki yarattı. Diğer yandan bu topraklardaki derin kültür ve inanışlar, sunulan "Tılsım" kavramsal çerçevesinin temelini oluşturdu. Tasarımcılar, gerek doğadan gerekse kültürel değerlerden esinlenen tasarımları, bu zengin ilham kaynakları eşliğinde tasarladılar.

Tasarım projesinin yönetimi dahilinde tüm tasarımcılara şu önerge sunuldu: - Tasarımlar "tılsım" kavramsal çerçevesi içerisinde gerçekleştirilecekti. - Tasarlanan ürünler, sanatsal ifadeden öte işlevsel, kullanılabilir ürün tasarımları olacaktı. - Ürünler, çoğunlukla seyahat halindeki müze ziyaretçilerinin ilgisini çekmek ve satın almalarını motive etmek için tasarlanmalıydı. Bu bağlamda kolay taşınabilir ( veya sökülüp takılabilir ), fazla hacimli ve ağır olmayan, kırılma, ezilme gibi durumlara dayanıklı, ambalajı çözümlenmiş ürünler olmalılardı. - Ürünler için çeşit, üretim yöntemi ve malzeme kısıtlaması bulunmamaktaydı; ancak bu konudaki en büyük bağlayıcı ürünlerin birim maliyetleriydi. - Ürünlerin birim maliyeti 1-25 TL arasında olmalıydı. - Ürün tasarımları için isteyen tasarımcılar, Baksı'daki dokuma (kilim ve kumaş), metal, seramik atölyelerini kullanacak biçimde tasarımlar gerçekleştirebilir veya bu malzeme ve yöntemlerden esinlenebilirlerdi. - Ürün tasarımları, deneysel olmamalı; üretim için tüm ölçütleri belirli biçimde hazırlanmış olmalıydı. Bu çerçevede, "üretilebilirlik" projenin esasını oluşturmaktaydı.

Proje, her ne kadar müze kurucusu Koçan tarafından motive edilmiş ve tasarım yönetimi tarafımca gerçekleştiriliyor olsa da, elde edilen tüm tasarımların değerlendirilmesi için bizlerin de içinde bulunduğu bir komisyon oluşturuldu. Bu komisyonda müze yönetim kurulu üyelerinden Zeynep Çiftçioğlu, Metin Süerkan, Özlem Süer ve müze müdürü Feride Çelik bulundu.

Baksı Müzesi ürün tasarımı projesi, bir sosyal sorumluluk projesi olarak tasarlandı. Projeye davet edilen tasarımcılar, özel bir anlaşma dahilinde gerçekleştirdikleri tasarımların telif, üretim ve çoğaltım, satış, sergileme ve sunum haklarını Baksı Müzesi'ne bağışlamış oldular. Tüm projeler, tasarımcı isimleri ile müze tarafından tescil ettirildi.

Sosyal sorumluluk projesi olarak ürün tasarımı, ülkemizde belki de çok yaygın değil; ancak "probono" felsefesi ile pek çok meslek dalındaki profesyonel, kendi beceri, yetenek ve zamanlarını bu tür destek verici projelere ayırıyor. Dünyanın pek çok yerinde, özellikle yaratıcı alanlarda çalışan insanlar, çeşitli kurum ve kuruluşların yararına sosyal sorumluluk projelerinde yer alıyor. "Probono" olarak adlandırılan bu çalışmalar, temeli birlikte çalışmaya, deneyim paylaşımına, verici olmaya ve destek sağlamaya dayanan yakın işbirliklerini destekliyor. Baksı Müzesi için oluşturulan Tılsım Projesi'nde yer alan tüm tasarımcılar, bu anlayışın Türkiye'deki belki de en etkin ve sistemli örneklerinden birini ortaya koymuş oldular.

PROJE SÜRECİ
Proje, davetli tasarımcıların bir araya gelerek buluşması ile resmi olarak başlamış oldu. Tasarımcılarla birlikte bir buluşma / tanışma toplantısı organize edildi. Tüm tasarımcıların eksiksiz olarak katıldığı ve 3 saat süren bu toplantıda Koçan, Baksı'nın tarihinden müzenin kuruluş hikayesine kadar geniş bir açıdan, anlatım ve sunum gerçekleştirdi. Projenin teması olan "Tılsım" kavramı, Koçan'ın çocukluk anılarından günümüze kadar uzanan bir biçimde samimi bir sohbet ortamında anlatıldı; proje ile ilgili sorular cevaplandı, görüşler dinlendi.

Tasarımcılar, bu toplantıyı takip eden haftalarda, verilen tanımlara uygun eskiz veya proje dosyalarını ilettiler. Bunların detaylı bir sunumu müzeye ulaştırıldı.

Proje hakkındaki ara değerlendirme, tasarımcılardan gelen konsept projelerin proje koordinatörü ve vakıf içinde kurulan komisyon tarafından değerlendirmesini takiben gerçekleştirildi. Sunulan seçenekler arasından uygun bulunan seçimler, tasarımcılarla birebir görüşmeler eşliğinde belirlendi.

Kimi eskiz aşamasında kimi ise üretime hazır halde sunulan ürünlerin büyük bir kısmı için teknik detaylar, malzeme tercihleri ve üretim çizimleri, her bir tasarımcı ile birebir görüşmeler eşliğinde belirlendi ve prototip aşamasına geçildi. Prototip aşamasında, her tasarım projesinde rastlanabileceği gibi, çeşitli malzeme ve üretim kalitesi sorunları ile yüzleşildi; her bir problem, tasarımcılar ve imalatçılar arasında gidip gelen bir iletişim süreci ile tek tek çözülerek karara bağlandı.

Ürünlerin bazıları da tasarımcıların kendi atölyelerinde, kendi kontrollerinde imal edildi.

Tasarımcılarla görüşmeler devam ederken paralel olarak projenin bütçesi ortaya çıktı ve gerek fon arayışları gerekse üretim adetleri için bütçe kontrollü olarak ilerleme sağlandı. Projenin tasarım tescil bedelleri için Ankara Patent Ofisi ve Türk Patent Enstitüsü'ne sunum yapıldı ve destek istendi. Projenin kurumsal kimlik ve ambalaj tasarımları hazırlandı.

Prototipler üzerinden tasarımcılarından onay alınan tasarımlar, müze tarafından belirlenen adetler dahilinde üretime girdi.

Böylece Baksı Müzesi'ne özgü tasarımlar, kolektif bir çalışmanın sonucunda gerçekleştirilmiş oldu.

"Tılsım" projesinin yönetmeni olarak ekibim ile proje üzerinde sekiz aydan fazla süren yoğun bir çalışma sürdürdük. Bu proje ile Baksı Müzesi'ne daha çok tasarım kavramını taşımayı hedefledik. Daha önce gerçekleştirilmiş pek çok tasarım odaklı projenin yer aldığı bu kuruluşta, bu kez müze dükkanına odaklandık. Günümüzde müze dükkanları çoğunlukla promosyon ağırlıklı ürünlerin tekelinde. Her yerde aynı tasarımcıların benzer işlerini görmek mümkün; o müzeye ait kılınmış, oradan esinlenmiş çok az ürün var ne yazık ki. Biz ise Hüsamettin Koçan'ın da yüreklendirmesi ile belirli bir kavramsal çerçevede, davetli tasarımcılarla tamamen bu müzeye, bu coğrafyaya özgün ürün tasarımları yaratmak istedik.

Buradan hareketle, yerel ve global başka müze dükkanlarını da besleyebilecek bir koleksiyon oluşturduğumuza inanıyorum. Bu eşsiz yeri ziyarete gelenler, ufak ama tasarımcı eli değmiş özgün bir objeyi, bir anıyı kendi yanlarında götürebilecekler.

Proje sayesinde herkesin iyi duygular ve pozitif bir işbirliği kazandığına inanıyorum; bu nedenle de çok mutluyum. Ben her zamanki gibi bir araya getiren ve koordine eden rolünü üstlendim.

Şimdiki hayalimiz; bahar aylarında, tasarımcı grubumuz ile Baksı Müzesi’nin o eşsiz ortamını ziyaret etmek ve ürünlerimizi müze dükkanında gün gözü ile görebilmek.

TOHUM SAKLAMA KABI / AKIN NALÇA
Doğanın tılsımlı kodlarını taşıyan bitkiler ve diğer canlıların genetik yapıları insanoğlunun sorumsuzca müdahalesi ile değiştiriliyor. Tanıdık tatlarla nadiren karşılaştığımız günümüzde, herkesin kendi nadireler kabinesini oluşturma potansiyelini taşıyan Tohum Saklama Kabı, onların yeniden neslini sürdürebileceği bir eylemin aracı olmak için tasarlandı.

YOL / ŞULE KOÇ
Baksı Müzesi, bulunduğu coğrafya itibariyle müze ziyaretini bir "yol" hikayesine dönüştürür. Alışılmışın dışındaki bu konum, kendi yarattığı atmosferin içinde hafızalarda kalır ve bir ürün olarak "yol" ortaya çıkar. Tasarım, bölgenin topoğrafyasını görünür kılan bir dilek mumu tablası.

MUSKA ÇANTA / SELÇUK GÜRIŞIK
Tasarımcının Baksı Müzesi'nin kültürel ve coğrafi değerlerinden yola çıkarak tasarlayıp ekibi ile ürettiği çanta koleksiyonu Muska; formu ile "tılsım" temasına gönderme yapıyor. Aynı zamanda ürün üzerindeki desenler, geleneksel nazar boncuğuna yeni bir yorum getiriyor. Canlı renklerin hakim olduğu çanta koleksiyonu, tamamen elde üretim ile hazırlandı ve farklı kullanım seçenekleri sunabiliyor.

DİKEN KOLYE / ELA CİNDORUK
Bayburt bölgesine has bitkilerden birinin gölgesinin, kitap arasında kurutulan çiçekler gibi kalıcı bir ürüne dönüştürülmesi isteği, bir takı koleksiyonuna dönüştü. O coğrafyaya ait bir parçayı bir anı olarak taşımak, hep hatırlamak için üretildi.

MEYVE ÇANAĞI / SEZGİN AKSU
Doğanın bize verdiği bir malzeme olan ahşabın kullanıldığı bu ürün, basit formu ve işleviyle Bayburt göz önünde bulundurularak düşünüldü. Çubuklar ve ana gövdeden oluşan tasarımda, parçalar birbirine ying-yang gibi birleşiyor ve kullanıcı kendi ürününü kendisi ortaya çıkarıyor.

NAZAR / HÜLYA ÇELİK PABUÇÇUOĞLU
Bazı tanımlamalara göre batıl inanç olarak adlandırılan temsil ve simgeler geleneğinin en önemlilerinden biri de Baksı'da bulunan “Huy Kesen Ağacı”na çaput bağlamak. Bu ritüeli yaşatmak amacıyla Nazar'ın içerisinden çıkan çaputların Bayraktar Köyü’ndeki huykesen ağacına bağlanması hedeflendi ve dileğin sembolü olarak tasarım, kişilerin yanında götürebilecekleri biçimde düşünüldü. Bunun için ise iki sembole başvuruldu: Anadolu inanışında kahramanlık, güç ve erkeklik sembolü olarak kullanılmış olan koç boynuzu; doğurganlık, uğur, kısmet ve mutluluğu sembolize eden eli belinde motifi eş ve kısmete gönderme yapan evlilik isteğini simgeleyen küpe biçiminde üretildi.

ANKA / ATİLLA KUZU
Tasarım çıkış noktasını toplumlarda tılsım olarak adlandırılmış olgunun gerçek olup olmadığı tartışmasına dayandırıyor. Üründe ağırlık merkezi ile açıklanabilecek moment düzeneği yüklerin paylaşımını, yerçekimi kurallarına aykırı gibi görünecek şekilde anlatıyor. Bu özelliğiyle obje, yüzyıllardır varlığı yokluğu tanımlanamayan ve adeta bir efsane kabul edilen Anka kuşuna, düzeneği ile de tılsıma göndermede bulunuyor.

PAGA / DEMİR OBUZ
Paga, üzerine umut ve dileklerin bağlandığı, tılsımını sizin vereceğiniz bir ağaç olarak tasarlandı. İkonografik tasarım, kullanıcının kendi estetiğini kendisinin yaratmasına imkan verecek biçimde katılımcılık unsuru da içeriyor.

RETİNA / DEFNE KOZ
İplerle bir dairenin içine tutturulmuş retina, boşlukta yüzer biçimde düşünüldü. Tasarımı boynunda, tam göğüs hizasının üstünde taşıyan kişi, bu alımlı göz bebeği ile geleneklerimizde yer alan nazar boncuğunun çağdaş bir yorumuna sahip olacak.

Etiketler:

Ne düşünüyorsunuz?

0 yorum TARTIŞMAYA KATIL

İlgili İçerikler: