Çoksesli Sadelik

İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü’nün şenlik alanının tasarımı, 2013 yılının Haziran ayında katılımcı bir süreçle başladı, 2014 yılındaki 16. Bahar Şenliği’nde kullanıma açıldı. Proje kabaca etkinlik alanlarının düzenlenmesi ve mevcut alanların iyileştirilmesi olsa da, önceden tarifli katılımcı süreçle tasarlanması ve yerel ölçekte yapılan uygulamaları farklı bir mekansal üretim biçimini izliyor. Bu niteliğiyle, hem İYTE kampüsü içinde, hem de Türkiye’deki diğer kampüs alanlarına yapılan yeni projeler arasında ayrıcalıklı bir konumda.

fotoğraflar: onurcan çakır, evrim yakut, tonguç akış

KATILIMCI SÜREÇ VE MEKANSAL İLKELERİN BELİRLENMESİ
İYTE Rektörlüğü’nün mevcut şenlik alanını iyileştirme kararı sonrasında, katılımcı süreç dahilinde bir internet sayfası hazırlandı ve kampüs kullanıcılarından bizzat şenlik alanı tasarımının bir parçası olmaları ya da fikir paylaşmaları istendi (http://iytesenlikalani.wordpress.com). Şenlik alanının tasarım vizyonu, tasarım ekibi ve üniversite yönetimiyle birlikte şu şekilde belirlendi: “Üniversitemizdeki mevcut şenlik alanının katılımcı bir tasarım süreciyle yeniden ele alınması ve alan için iyileştirmelerin mümkün olduğunca mevcut duruma zarar vermeden düzenlenmesidir.” Bu çerçevede ilkeler şöyle şekillendi:

“Alan, doğa ile dost ve sürdürülebilir tasarım anlayışıyla düzenlenmelidir. Alanda doğa ile kullanıcı ilişkileri hiçbir noktada koparılmamalıdır. Doğaya ve topoğrafyaya mümkün olduğunca az zarar verilerek alanın mevcut hali korunarak düzenlemeler yapılmalıdır. Kullanıcılar hem şenlik sırasında hem de tüm yıl boyunca her türlü iklim şartları altında rahat etmelidirler. Şenlik alanının kullanım biçiminde büyük değişiklikler yapılmamalı ve mevcut etkinlik ve kullanım alışkanlıkları sürdürülmelidir. Alanda bulunan mevcut doğal elemanlar korunmalı, bakıma alınmalı ve doğal elemanların sayısı artırılmalıdır. Yeni yapılacak düzenlemeler, alanın hem şenlik zamanı hem de yıl boyu kullanımını kolaylaştırıcı olmalıdır. Geçici elemanlar tüm yıl kullanımına katkı verecek şekilde tasarlanmalıdır. Şenlik alanının yoğun kullanımı için düşünülen etkinlikler, kalıcı elemanların yapılmasını belirlememelidir. Kalıcı elemanlar eğer yapılacak ise, az sayıda ve doğaya zarar vermeyen malzemelerden yapılmalı ve tüm yıl boyunca kullanılabilir olmalıdır. Tasarımın üretimi ve proje uygulaması ekonomik olmalı ve İYTE kaynaklarını zorlamamalıdır.”

Bu çağrı üzerine, çeşitli fakülte çalışanlarından, idari personelden ve öğrencilerden rumuz ve isim aracılığıyla yorum ve öneriler geldi. Bunlardan bazıları şöyleydi:

“Çim amfi ve minik gölet fikirlerini destekliyorum. Ayrıca, alanda mevcut ağaçların gölgesinden faydalanacak şekilde oturma ve yürüme yerleri yapılsa güzel olurdu.”

– Yalın takma adlı kullanıcı.

“Kamelyalar ve ahşap piknik masaları olmalı, şenlik günlerinde sadece yeme içme alanı değil, sergiler, yabancı öğrencilerin yöresel kıyafetleri de sergilenmeli. Bu alan sadece şenlik alanı olarak değil, aynı zamanda biz mezunların ya da kampüste yaşayanların yaşam alanı, piknik alanı gibi olmalı…”

– Yağız takma adlı kullanıcı.

“Oraya yapılacak bir çim amfi, konserleri de rahatça karşılar, insanlara sohbet ortamı da sağlar, sosyallik de getirir. Bu öneri kesinlikle desteklenmeli. Ve daha çok ağaç dikilmeli.”

– İytenian takma adlı kullanıcı.

İYTE kaynaklarını zorlamama maddesi sebebiyle, tasarıma dahil edemediğimiz ancak ileriki dönemlerde değerlendirilecek şeyler oldu. Bunlardan biri, internetten gelen öneriler arasında da bulunan ve projeye dahil etmek istediğimiz gölet alanıydı. Voleybol sahası yakınlarında konumlanmasını planladığımız bu alan, rektörlüğün kararları doğrultusunda ileride yeniden ele alınabilecek. Bir diğeriyse, alanın doğal eğimini kullanarak tüm okul tarafından yoğun olarak kullanılan yemekhane ile şenlik alanını birleştiren ve mevcut bitki örtüsünü zenginleştiren merdiven kısmıydı; bu da ileriki etaplarda değerlendirilecek.

Çevre yapılarla; yüzme havuzu, spor salonu, Fen Fakültesi ve çevre Ar-Ge binalarıyla kurulabilecek ilişki de tasarımda önemli bir girdi oldu. Ayrıca alanın üniversite içindeki yaya dolaşımını da rahatlatmasını amaçladık. Kampüsteki kullanıcıların ihtiyacı olan doğa ile teması ve gece kullanımını arttırmayı da göz önünde bulundurduk.

UYGULAMA VE KULLANIM
Üzerinde ortak karara vardığımız bu maddeler doğrultusunda uygulamaya geçtik. İnşaat sırasında, kağıt üzerinde belirlenemeyecek ya da anlık olarak ortaya çıkabilecek tasarım kararlarını arazide verdik.

Yaz aylarında ortaya çıkan gölge ve su ihtiyacı kampüs alanının bütününde etkisini gösteriyordu. Bu yüzden, şenlik alanında tasarladığımız, “İstasyon” adındaki bir duvar ve üst örtüden oluşan yapı, kullanıcıların yürüme molalarında dinlenebilecekleri, oturabilecekleri, yüzlerini yıkayabilecekleri bir musluğun olduğu, telefonlarını şarj edebilecekleri prizlerin olduğu bir yarı açık mekan tanımlıyor. Bu istasyonların, kampüsün diğer alanlarında da inşa edilmesi planlanıyor.

Üniversite kurulmadan önce burada yer alan köyde yaşayanlar tarafından, mevcut arsalar üzerinde sınırları belirlemek üzere ekilen ağaçların kesilmemesi, arazinin tarihine ait olması sebebiyle bizim için oldukça önemliydi. Bu sebeple onları tasarımın yönlendirici elemanı olarak yürüyüş yollarının formunu yönlendirmek amacıyla projeye dahil ettik. Öğrencilerin güneşten korunmak için tercih ettikleri gölge alanları oluşturma ve kamp alanının yeri kararlarını da önceki senelerde öğrencilerin şenlik sırasında gözlemlediğimiz ihtiyaçları doğrultusunda verdik.

Örneğin, yürüyüş yolunu oluşturan ağaç sırasının ayırdığı iki alanı, kot farkı yardımıyla ve bir taş duvarla ayırarak ağaçların gölgesinden yararlanılabilecek ve çadırlardan oluşacak bir kamp alanı oluşturduk.

Bir diğeri de büyük zeytin ağaçlarının gövdelerinde, dairesel oturma birimleriyle çevreleyerek oluşturduğumuz ahşap oturma yüzeyleriydi. Projektörler aracılığıyla gece aydınlatması yaptığımız bu anıtsal ve ikonik ağaçlar, gece kullanımının artırılmasının da bir parçası oldu.

Şenlik alanının belli bölgelerinde bulunan eğimlerin konserler sırasında izleyiciyi engelleyeceğini ve rahatsız edeceğini düşünerek seyirci alanını tek bir kotta düzenledik. Uçurtma alanı, dans alanı ve top oynama alanına da evirilebilir şekilde kurguladığımız bu alan sadece bir sahne olarak hizmet etmeyip diğer kullanımlara da olanak sağlıyor.

Bir duvarla yükselttiğimiz sahneyi, bahar şenliklerinde dışarıdan hazır olarak getirilecek sahnenin ayaklarının kurulacağı düzlem haricinde yeşil zemin olarak bıraktık.

Tüm yeşil zeminlerin altyapısını, drenaj boruları ile yağmur suyunun toplanmasını engelleyecek şekilde oluşturduk. Yine yeşil alanlar için otomatik sulama sistemini de yeraltından çıkacak şekilde kurduk. Yola paralel uzanan üç basamaklı amfiyse, farklı yerlerde ahşap kaplama ve yeşil şeritlerdenoluşuyor.

Halihazırda alanda bulunan kafenin önünde, üzerine masa ve sandalyelerin yerleştirilebilmesi için oluşturduğumuz dikdörtgen biçimindeki sert, beton zeminleri birbirine ince yollarla bağladık. Ayrıca bu alan içerisinde oluşturduğumuz, yurtlara veya köye doğru uzanan yeni yol; kafe, oturma alanı, servi ağaçlarıyla kurguladığımız kot ve voleybol sahasıyla da ilişki kuruyor.

Geçmiş arazi kullanımlardan kalan ve mevcut şenlik alanının merkezinde yer alan kuyu da genel tasarımın bir elemanı oldu. Ayrıca istasyon biriminin çevresindeki geniş alanı, kayrak taşıyla kaplayarak oluşturduğumuz meydan, mevcut zeytin ağaçlarıyla birlikte oturulabilecek yeni bir alan ortaya çıkardı.

Daha önceki şenliklerde geçici olarak kurulup sökülen standların yerine, kalıcı ve bakım gerektirmeyen standlar tasarladık. Brüt beton duvarlar ve çelik kirişlerden oluşan bu birimlerin, istasyon alanlarında olduğu gibi elektrik, aydınlatma ve su sağlama özellikleri var. Duvarların içindeki boşluklar ve oturma elemanları da standlar arasında kullanımı kolaylaştırırken özelleşmiş alanların oluşmasına olanak tanıyor.

Mimarlık fakültesi ve bu fakülteye bağlı dört bölümü olan İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü’nde tasarlanan bu şenlik alanında, mimari açıdan farklı malzemelerin yer almasına özen gösterdik ve Gülbahçe’de yerel olarak sık kullanılan taş duvarların yanında, brüt beton, çelik ve ahşap malzemeleri kullandık. Üniversitenin içinde bulunduğu köyün yerel taşını kullanımının, ekonomik ve lojistik anlamda projeye katkıları oldu. Alan, 16. İYTE Bahar Şenliği’nde kullanıma açıldı ve 13 Mayıs 2014 tarihindeki ilk gece şenlik konserinde yaklaşık 6000 kişilik bir kitleye hizmet etti.

Etiketler:

Ne düşünüyorsunuz?

0 yorum TARTIŞMAYA KATIL