Ekolojik Sürdürülebilirlik İçin Kenti Hacklemek

SEVGİ BAYSAL

Günümüzde ekolojik tartışmaların kentsel boyutunun en önemli ayağını akıllı kent uygulamaları oluşturuyor. Akıllı kentler kavram olarak ilginç gibi görünse de uygulama açısından kentlerin de cep telefonları haline geleceği düşüncesiyle sonlanıyor. Bu noktada kentin onu var eden insan gibi karmaşık, hatta anarşist, zaman zaman mantıksız özü gözden kaçıyor. Sürekli beklenmedik tepkiler geliştiren devinimi ile kent, teknolojiyi kendisine mi benzetmeli yoksa daimi bir deney alanı haline mi dönüşmeli?

Doğal ve yapay arasında kurulan ilişkinin, insanı ve kenti de içinde bulunduran bu ekolojik dengenin içinden daha sürdürülebilir bir yaklaşım sağlamak, sistemin kendisinden yola çıkılarak mümkün olabilir mi? Buna verilecek en ilgi çekici cevaplardan birisi belki de “kenti hacklemek”1.

Hack, en basit haliyle “bir sistemin sınırlarını kırmak” olarak nitelendirilebilir. Hacklemek bir sistemi yeniden amaçlandırmak, bir sistemle istediğinizi yaparken sistemin size dayattıklarını yapmamaktır. Kendini dışarıdan koruyan, düşmanca sistemler tarafından dayatılan sınırlamalar ve kısıtlamaların oluşturduğu problemlerin üstesinden yaratıcılık gerektiren çözümlerle gelinmesi de denebilir. Kenti hacklemek mevcutta olanı yeniden işlevlendirmeyi önerir. Kentsel sistemlerin düzenlenmesi için sürdürülebilir olarak kabul edilenin dışında ve ötesinde bir hareket ve düşünce biçimi, yeni bir yol öne sürer. Kentsel sistemin, ekolojik, ekonomik ve kültürel olarak açık kaynak ve döngüsel olduğunda uzun vadeli bir sürdürülebilirlik içinde olacağını savunur.

Dünyanın dört bir yanında farklı amaçlarla düzenlenen “hackaton2”lar, kentleşmenin bu sürece verdiği bir cevap olarak yorumlanabilir. Kent mobilyalarını yeniden tasarlamaktan gerilla bahçelerine, son kullanıcıların hem teknolojik hem de fiziksel sorunlara çözüm aradığı “kentini hackle” etkinlikleri kentin ve mimarlığın toplumla olan etkileşimini ve dönüşümünü görünür kılabilir. Bununla beraber kentsel sistemi tamamen hackleyip, kenti açık kaynak ve döngüsel bir ekolojik ve ekonomik sisteme dönüştürmeye çalışan pek çok kent hackerı da bulunmakta.

Konuyu bir parça açmak için örneklerden söz etmek gerekirse, örneğin Opportunity Spaces Aarhus (Aarhus Fırsat Mekanları) isimli proje bir hackaton deneyi olarak ortaya çıktı. Proje, sınırlı kaynak ve kentsel atıl mekanların hem ekonomik hem de çevresel olarak yarattığı sorunlara karşı bir cep telefonu uygulaması geliştirerek, kentte bulunan ve az kullanılan ya da atıl bırakılan mekanları kitlesel katılımcılık ile haritalayıp, daha fazla kullanım ve yeniden kamusal işlevlendirmeyi hedefliyor. Bu sayede az kullanılan parklar, atıl çatı terasları, boş araziler, altyapı imalatından sonra kalan atık alanlar gibi mekanlar ile kentin kendisini yeniden şekillendirilmesi ve böylece toplumsal katılımla beraber bir dönüşüm ile kentlerin daha sürdürülebilir olması amaçlanıyor.

“City is Open Source” isimli grup sürdürülebilirliğin ancak kentin daha döngüsel bir ekonomik ve kültürel sisteme dönüşmesi ile olabileceğini savunmakta. Açık kaynak ekonomik modelini baz alan yaklaşımlarını, kentin üretim ve atık döngüsünü kendi içerisinde tutarak “eskiyen bir şeyi hackle, yeniden işlevlendir, tamir et, kullanıma sok ve bilgiyi paylaş” şeklinde olması gerektiğini ifade eder. (Resim 1 ve Resim 2) Grubun kenti hackleme projelerinden biri, alışveriş merkezlerinde ve çarşılarda, mağazaların önünde alternatif gerçeklik noktaları oluşturup, bir uygulama vasıtası ile, o mağazada satılan ürünleri nasıl geri dönüşümlü olarak kendi başınıza yapabileceğinizi, yetiştirebileceğinizi, ikinci el uygulamalarla eşleştirip bedavaya ya da daha ucuza alabileceğinizi gösteren bir uygulamanın geliştirilmesi. Atık malzemelerle nasıl bir dolap yapabileceğinizi ya da eskiyen kıyafetlerinizle nasıl yenilerini tasarlayıp dikebileceğinizi veya bunu yapabilecek gönüllü kişileri bulabileceğinizi, bu sayede ne kadar ekolojik ve ekonomik katkı sağladığınızı görebileceğiniz bir cep telefonu uygulaması olarak planlanmış. Kentin hali hazırda var olan raylı sisteminin üzerinde gidebilen tekerlekli ahşap paletler kullanarak ücretsiz ulaşım ve nakliye olanağı sunması da grubun desteklediği diğer projelerden. Bu sayede neredeyse hiçbir salınım değeri olmadan, hızlı ve ucuz ulaşım sağlamak mümkün oluyor. (Resim 3)

Mevcudu yeniden kullanma, önce hackle!
Yeni açık kaynak ve döngüsel kent ekonomisi modeli önerisi : “Evrensel olarak tasarlandı, yerel olarak üretildi”
Palet-Kaykay-Tramvay Projesi, fotoğraf: © Tomáš Moravec

Ekolojik açıdan kentteki ağaçları meyve ağaçlarıyla aşılayarak yiyecek bulmayı kolay hale getiren “gerilla aşıcıları” ve her bir boş toprak parçasına gizlice “tohum bombaları” atan gerilla bahçe aktivistleri ise tarımsal yenilenme anlamında “yeşil”i yeniden ele alır.

Gerilla Aşıcıları isimli grup, kentlerde bulunan ve meyve vermeyen ağaçları, meyve ağaçlarıyla aşılayarak bunlardan meyve elde etmeye çalışıyor. (Resim 4) Bu sayede kent içinde devamlı besin kaynağı olmasını hedefleyerek, evsiz ya da meyveye erişimi olmayan kişilerin ücretsiz olarak yiyeceğe ulaşmalarını amaçlıyorlar. Bunun yaygınlaşması için de web siteleri üzerinden detaylı bir şekilde aşılama işleminin nasıl yapılacağı, yasal yaptırımlar karşısında neler yapılabileceği gibi bilgileri paylaşıyorlar, hatta aşılanacak dalları da temin ediyorlar. Gerilla tohum bombacıları ise, farklı türdeki sebze ve meyvelerin tohumlarını içeren toprak topları gizlice kullanımda olmayan boş arazilere atıyorlar. Böylece boş bir yerin kentsel tarım alanına çevrilmesi gerektiğini, bu sayede yiyeceğe kolay ve çevreci bir şekilde erişilebileceğini savunuyorlar. Gerilla tarımı (Resim 5) diye isimlendirilen bu yöntemlerinin, gerilla ismini almasının sebebi, atıl durumda bulunan kent boşluklarının, arazilerin sahip hakkının değişmesine dair politik duruşları. Bu atıl durumdaki alanlara izinsiz olarak ve yasal bir ekim hakkı olmadan kentsel tarım yapmaktalar.

Gerilla aşıcıları kentteki ağaçları meyve ağacına dönüştürüp, RFID çipler ile etiketliyorlar.
Güney Londra'da gece atıl bir alanı dönüştürürken–Alessia Pierdomenico / Reuters

Kendilerini gerilla mimarlar olarak nitelendiren tasarımcılar, parazit yapılarla, zaman zaman eski yapıları kullanıma sokup, bina boşluklarını yeniden tasarlayıp kent yayılmasına karşı, yasal ya da yasal olmayan yöntemlerle önlem oluşturmaya çalışmaktalar. Öyle ki yer yer bu parazit yapılar, yasal düzenlemenin yarattığı pek çok ekolojik problemin de çözümü haline geliyor. Tasarımcılar geleneksel çözümlerin dışına çıkıp çevresel sorunları çözmeye çalışıyorlar.

Paris’te Stéphane Malka (Resim 6) eski bir yapının üzerini parazit yapılarla kaplayarak, yasal restorasyon kısıtlamaları sebebiyle enerji tüketimi düşürülemeyen yapının enerji tüketimini %75 oranında düşürdü. Gerilla mimar olarak tanımlanan İspanyol mimar Santiago Cirugeda (Resim 7) ise İspanya’nın pek çok kentinde kullanılmayan, atıl durumdaki yapıları ve arazileri “işgal” ederek, yeniden işlevlendirip ve kullanıma açıyor. Cirugeda vatandaşların kendi şehirlerinde istediği gibi davranma özgürlüğü olduğunu ve kentsel planlamanın bu özgürlüğü kısıtlayan bir hareket olduğunu ifade ediyor. İspanya’da ki “kaçak” inşaat kanunlarına rağmen, hızlı, geri dönüşümden elde ettiği yapı malzemeleri ile pek çok yapıyı izinsiz olarak inşa ederek sosyal ve çevreci bir amaca hizmet ediyor. Cirugeda, terk edilmiş fabrikaların kamusal alanlara dönüştürülmesi, boş arazilerde evsizler için konut üretimi gibi pek çok farklı projeyi hayata geçirdi.

Malka tarafından tasarlanan Plug-in City 75
Santiago Cirugeda tarafından yapılan Nükleer sonrası örümcek La carpa, Seville, fotoğraf: Woody James / Rebel Architecture

Dünyada son yıllarda eş zamanlı olarak karşımıza çıkmaya başlayan bu örneklerin, tepeden gelen sistemi dönüştürme ve yeşillendirme çabasına karşılık, daha gerçekçi ve daha bireysel çözümlerle kenti ele geçirmeye çalışması bizlere sistemin kendisini yıkıp değiştirmek yerine onu dönüştürmenin mümkün olacağını gösteriyor. Bu çözümler açlık, barınma gibi çok daha acil sorunlar ile ilgilenirken kent hakkı, kamusal alan kullanımı, kent mobilyası tasarımı, kameralara karşı mahremiyeti sağlayacak önlemlerin alınması gibi mekansal ve sosyal uygulamaları da içeriyor. Kent mekanının daha adil, yaşanılır, ekolojik ve paylaşılır bir konuma gelmesinde katılımcı ve tabandan tavana bir yaklaşımı içeren bu örneklerin alternatif bir ekolojik yaşam için taşıdığı ipuçlarının önümüzdeki günlerde daha çok tartışılacağı görülüyor.

NOTLAR
1 Hacker kelimesi TDK’da bilgisayar korsanlığı olarak Türkçeleştirilmiştir. Bununla beraber Türkçe literatürde “hacking” sözcüğünü tam olarak yansıtmak ve anlam kaymasını önlemek açısından terimin İngilizce kullanımın ağırlıklı olarak tercih edildiği görülmüştür. Bazı çalışmalarda “kırmak” yada “haklamak” gibi kullanımlar da mevcuttur. Ancak bu iki kullanımında anlamı tam olarak karşılamadığı düşüncesiyle, makale boyunca “hack” kelimesi orijinal dilindeki şeklinde kullanılmıştır. Hack ele geçirmek, sistemin sınırlarını kırmak, sistemin içinden sistemin araçlarıyla sistemi yeniden programlamak gibi anlamındadır.
2 Hackaton kelimesi İngilizce dilinde hack ve maraton kelimesi üzerinden birleştirilerek üretilmiştir. Hackaton Birkaç gün yada bir hafta sonu süresince bilgisayar yazılımcılarının bir araya gelip, belirli bir konuda son derece yoğun bir şekilde yazılım yazdıkları etkinliklere verilen isimdir. Her yazılımcı fikirleri ve üretiminde tamamen özgürdür. Kente dair hackaton etkinliklerine genellikle sadece yazılımcılar değil kent ile ilgili yoğun beyin fırtınası sürecine katılmak isteyen herkes katılabilmektedir. Çıkan ürünlerin tüm katılımcılara sunumu yapılır. Bazı türlerinde sponsorlar tarafından ödüllerde verilmektedir.

KAYNAKLAR
-Conrad-Bercah, “c-b-a | context of bare architecture.” [Online]. Available: http://c-b-a.net/. [Accessed: 28-Dec-2017].
-Organicity, “Opportunity Spaces Aarhus,” Blog Post . [Online]. Available: https://opportunityspacesaarhus.wordpress.com/about/. [Accessed: 28-Dec-2017].
-L. Zimmermann, “The City Is Open Source – Explorative City Hacking Laboratories.” [Online]. Available: http://thecityisopensource.bloglz.de/. [Accessed: 28-Dec-2017].
-Guerilla Grafters, “Guerilla Grafters,” 2017. [Online]. Available: http://www.guerrillagrafters.org/. [Accessed: 28-Dec-2017].
-R. Whittle, “No garden? Five creative ways city dwellers can still grow their own,” 2016. [Online]. Available: https://theconversation.com/no-garden-five-creative-ways-city-dwellers-can-still-grow-their-own-46311. [Accessed: 28-Dec-2017].
-N. Jewell, “Parasitic wooden cubes slash Parisian building’s energy consumption by 75% | Inhabitat - Green Design, Innovation, Architecture, Green Building,” Inhabitat, 2017. [Online]. Available: https://inhabitat.com/parasitic-wooden-cubes-slash-parisian-buildings-energy-consumption-by-75/. [Accessed: 28-Dec-2017].
-A. N. de Sousa, “How Spain’s ‘guerrilla architect’ is building new hope out of financial crisis | Cities | The Guardian,” The Guardian, 2014. [Online]. Available: https://www.theguardian.com/cities/2014/aug/18/santiago-cirugeda-guerrilla-architect-spain-seville-financial-crisis. [Accessed: 28-Dec-2017].

Etiketler:

Ne düşünüyorsunuz?

0 yorum TARTIŞMAYA KATIL

İlgili İçerikler: