İçinden Peyzaj Geçen Bina

Niğde Üniversitesi Ayhan Şahenk Tarım Bilimleri Ve Teknolojileri Fakültesi, eğitimde teori ile pratiğin nasıl bir arada kurgulanabileceğini ve mimarinin bunu nasıl mümkün kılabileceğini araştırmış.

Ayhan Şahenk Tarım Bilimleri ve Teknolojileri Fakültesi, ileri tarım araştırmalarının yapılmasını sağlayacak ve bilimsel çalışmalarıyla akademi-sanayi işbirliğine katkıda bulunacak bir eğitim kurumu olarak faaliyet göstermek üzere planlandı. Davetli yarışma sonucu birinci seçilen proje, Niğde Üniversitesi kampüsünde Kasım 2013’te kullanıma açıldı. Yapı, dört adet bölüm başkanlığı, idari birimler, derslikler, laboratuarlar ve sosyal hacimleri barındırıyor.

pab mimarlık,peyzaj,niğde üniversitesi,PAB Mimari Tasarım, utku tonguç topal
fotoğraflar: utku tonguç topal
farklı cephe karakterlerine bakış
farklı cephe karakterlerine bakış
farklı cephe karakterlerine bakış
tarla konseptine sahip avlu
galeriye bakış
yarı açık tavan ve galeri ilişkisi
vaziyet planı
zemin kat planı
1. kat planı
kesitler
geçiş diyagramı

TEORİ PRATİK İLİŞKİSİ
24.000 m2 kapalı inşaat alanına sahip yapıda fakülte bloklarının bir tarım uygulama alanı/peyzaj bandı üzerine yerleştirerek teorik ve pratik eğitimin birlikteliğini hedefledik. Öğrencilerin teorik eğitimlerinin yanı sıra, sahada bitkiler üzerinde deney ve gözlem yapabilmelerini sağlayan; peyzaj ile binayı, teori ile uygulamayı iç içe geçiren, çift yönlü, yenilikçi bir eğitim modeli sunan konsept, projenin arkasındaki araştırma tabanlı, akademi ve sanayi işbirliği modelinin de altını çiziyor.

Ziraat fakültelerindeki teorik eğitimin, uygulamalı eğitim ile birlikte sürdürülmesi gerekliliği göz önünde bulundurularak yapıyı çevresindeki uygulama alanları ile birlikte kurgulama imkanı, projenin çıkış noktasını oluşturdu. Kampüsün batı bölümünde yer alan fakülte arazisinin çevresinin yapılaşmaya açık olmaması fakülte çevresinde tarım alanı oluşturmaya imkan tanıyordu. Buna göre, fakülte bloklarının, oluşturulacak bir tarım uygulama alanı üzerine yerleştirilmesini önerdik. Tarım uygulama bantlarını, fakülte bloklarının içinden geçirip sürekliliğini devam ettirerek kuzey-güney yönünde gelişecek şekilde planladık.

Deneysel tarım uygulamalarının yapılacağı bu bantlar, fakülte binası ana girişinden itibaren fakülte kullanıcılarını ve ziyaretçileri karşılayarak avluda devam ediyor ve avludan dışarıya çıkarak güneye doğru sera alanlarını kapsayarak akademisyen ve öğrencilere uygulamalı çalışma alanı sağlıyor. Fakülte binalarının arasına giren, içinden geçen ve adeta eğitim hayatına nüfuz ederek yapıyı bütünleyen peyzaj; üretimin sürekli gözlenmesine, herkese açık olmasına ve tüm sürecin mevsimsel olarak izlenebilmesine olanak tanıyor. Bu sayede öğrenciler de çalıştığı konuyu içselleştiriyor, tarımsal üretimi hayatlarının doğal bir parçası olarak benimsiyorlar. Bu düzenleme aynı zamanda farklı şeritlerde, farklı tohum uygulamaları ve farklı mevsimlerde oluşacak görsel etki ile zengin bir peyzaj elemanı olarak fakülte binasını zenginleştiriyor.

TASARIM KARARLARI
Fakülte binasının oluşumunu belirleyen bir diğer önemli karar, farklı birimlerin toplandığı monoblok bir yapı yerine birbiriyle bağlantılı farklı bloklardan oluşan avlulu bir sistemi tercih etmemizdi. Bu tercihin temel sebebi kampüs içinde tasarlanmış bir açık alan kurgusunun noksanlığıdır. Bu nedenle, dış mekan kullanımlarını da tanımlayan, avluyu saran yapıların yaratacağı canlı bir etkileşim ve güçlü bir açık-kapalı alan ilişkisi oluşturacak bir yapılaşmaya yöneldik. Avlu, öğrencilerin karşılaştığı, bir araya geldiği, birbirinden öğrendiği ve fikir alışverişinde bulunduğu açık bir sosyal zemin. Avlulu yapı tipolojisi, aynı zamanda uygulamalı eğitimle iç içe yapı konseptini ve peyzajla etkileşimli eğitim modelini de destekledi. Kütleyi farklı bloklara ayırma kararımız, aynı zamanda ihtiyaç programındaki farklı aks aralıklarına ve teknik özellikler gerektiren çeşitli mekanları (öğretim üyesi odası, derslik, laboratuar vb.) doğru gruplamamıza da olanak tanıdı.

Bu temel fikirler üzerinde şekillenen fakülte binası, arazinin kuzeyindeki araç yolu ile güneyindeki yaya yolu arasına yerleşiyor. Binanın giriş holünü ve zemin katları olabildiğince şeffaf tutup, peyzaj ile kullanıcının etkileşimini ve avlunun aktif bir biçimde kullanılmasını hedefledik. Kuzeyde ve batıda yer alan iki blokta öğretim görevlileri odaları, dekanlık birimleri ve öğretim görevlilerinin kullanacağı araştırma laboratuarları yer alıyor. Doğu ve güneye bakan üç blokta ise öğrencilerin kullanacağı derslikler, laboratuarlar, kafeterya ve kütüphane gibi sosyal mekanlar konumlanıyor. Yapıyı enerji etkin olmak üzere planlandık ve pasif iklimlendirme prensipleriyle kullanım maliyetlerini düşürecek şekilde tasarladık. Avlulu yerleşim prensibi ile tüm blok cephelerinin doğal ışık almasını ve doğal havalandırmadan faydalanmasını sağladık. Mahallerin koridor duvarlarındaki bant pencerelerle iç mekanların doğal yollarla havalandırılmasını amaçladık.

Yapının tasarımı, yenilikçi eğitim vizyonlarını ve alternatif eğitim modellerini destekleyecek prensiplere imkan tanıyor. Bu prensipler, eğitimin sadece dersliklerde yapılmadığı, aksine öğrencilerin ve akademisyenlerin ders dışı zamanlarda sosyal alanlarda karşılaşacakları, sosyalleşecekleri, birbirinden öğrenecekleri fikrine dayanıyor. Yapının merkezindeki avlu, bu avludan güneydeki tarım bantlarına inen geniş merdivenler, iç mekandaki açık amfi, geniş koridorlar ve bu koridorlar üzerindeki soluklanma/duraklama nişleri, bu tür karşılaşmaları çoğaltacak ara mekanlar olarak çalışıyor. Eğitimin ve araştırma çalışmalarının görünür olması ve fakülte genelinde sağlanan şeffaflık yine bu yenilikçi eğitim modelini destekleyen, öğrenciyi katılımcılığa davet eden, teorik ve pratik eğitimin birlikteliğini kuvvetlendiren mimari kararlardı.

PEYZAJ KARARLARI
Fakülte avlusunun peyzaj tasarımı “tarla” imgesinden yola çıkan metaforlar üzerine kurulu. Bu metaforlardan biri tarım bantlarıyken bir diğeri de tarlalarda çiftçilerin soluklanması için bulunan tekil ağaç imgesi. Avlunun merkezindeki çayırlık, açık alandaki etkinlik mekanı olarak tanımlanıyor ve “tarladaki ağaç” imgesini hatırlatacak şekilde bu çayırlıkta tek bir ıhlamur ağacı bulunuyor.

Avludaki peyzaj bantlarında, yer örtücülerden, uzayıp üç boyutlu görsel bir etki yaratacak süs bitkilerine ve bir dizi meyve ağacına dek farklı karakterde, bakımı kolay ve günlük hayatın bir parçası olacak bitkileri tercih ettik. Yapının güney cephesinde ise narin gövde ve dallarıyla yapıyı kısmen perdeleyerek kuvvetli güney ışığından koruyacak bir dizi huş ağacı planladık. Huş ağaçlarının devamındaysa, uygulamalı eğitimin yapılacağı tarım alanları devam ediyor.

Tarım, yapının cephesinde de bir başak deseni olarak bir imgeye dönüşüyor. Bina yüksekliğindeki başak deseni, binanın peyzaj ve tarımla kurduğu yakın ilişkiyi simgesel olarak ziyaretçilerine yansıtıyor. Dokuz metre eninde ve 20 metre yüksekliğinde olan bu desen, PAB Mimari Tasarım ve grafik tasarımcı Didem Ateş Mendi işbirliği ile tasarlanıp seramik üzerine dijital baskı yöntemiyle Türkiye’de bu ölçekte uygulanmış ilk desen çalışması. Bu çalışma aynı zamanda seramik firmasının Ar-Ge bölümüyle işbirliği içinde yürütülen ve yapı malzeme sektörü ve mimarlık arakesitinde yenilikçi bir çalışma olarak görülebilir.

Yapı, 2012 yılında “Türkiye’nin En Başarılı Emlak Yatırımları” Ödülleri’nde Eğitim Yapıları Kategorisi’nde ödüle layık görüldü, 2013 yılında ise ARKİV Seçkileri’ne seçildi.

Etiketler:

İlgili İçerikler: