Kentlerin Biyolojisi

BESTE SABIR

Terreform grubu kurucusu Mitchell Joachiım ile biyoloji - mimarlık - kent ve gelecek konuları paralelinde sohbet ettik.

Beste Sabır: Son dönemde yaptığınız çalışmalardan ve Terreform ONE’ın temellendiği ana konulardan bahsedebilir misiniz?
Mitchell Joachim: Projelerimiz ve sosyal yardım çabaları yoluyla New York kentinin çevresel olanaklarını aydınlatıp bu paralelde çözümler geliştirmeyi teşvik etmeyi amaçlıyoruz. Bilim insanları, sanatçılar, mimarlar, öğrenciler ve pek çok farklı disiplinden gelen bireyler için; keşfedebilecekleri ve daha büyük bir ölçekte sosyo-ekolojik tasarımın çerçevesini geliştirebilecekleri benzersiz bir laboratuvarı yönetiyorum. Bu grup; enerji, ulaşım, altyapı, bina, atık arıtma, gıda ve suyun yerel sürdürülebilirliği için yenilikçi çözümler ve teknolojiler geliştiriyor. Ayrıca Sürdürülebilirlik - Sonrası: Ekolojik Tasarımda Yeni Yönelimler (Post-Sustainability: New Directions in Ecological Design) adlı yeni kitabımız çıkmak üzere.

BS: Victor Papanek Sosyal Tasarım Ödülü kazanan Urbaneering Brooklyn 2110 projeniz hangi başlıklar üzerine odaklanıyor? Kentlerin geleceği için kurduğunuz hayallere dair ip uçları verebilir misiniz?
MJ: Yeşil düşünce için yankılanan çözüm, genel olarak üç meta tema içinde yorumlanıyor: Vahiy şeklinde (apocalyptic), teknolojik ve geleneksel. Her kategori bizim var olan çevresel felaketimiz için çözüm ve / veya yorumlama umudu veriyor. Bu ikilemi aydınlatan her yardım meta teması için filozofik, artistik ve bilimsel pozisyonları araştırıyorum. William Cronon, Bill McKibben, Bruce Mau, Mike Davis, Marshall McLuhan, Bjorn Lomborg, David Orr, Paul Virilio, Marshall McLean, Laurence Buell ve diğerleri gibi pek çok yazar ve düşünürün ürettiği proje ve yazıları değerlendirip sentezliyorum.

Urbaneering Brooklyn 2110 projesinde; kent nüfusu için bütün önemli ihtiyaçları sağlayan Brooklyn’in yoğunlaştırılmış bir versiyonunu tasarladık. Şehirdeki yiyecek, su, hava, enerji, atık, hareketlilik ve korunma gibi noktalar köklü olarak yeniden yapılandırıldı.

Bu paralelde tasarlanan konutlar altyapıyla birleşti. Kentin var olan dokusu, yeni ağ sistemlerine elverişli olacak şekilde kurgulandı, yenilenebilir enerji kaynakları, yeni ulaşım çeşitleri ve üretken yeşil alanlar bu sistemlere entegre edildi. Önceki caddelerin ızgara planlı dokusunu kullanan ve yeni ağlar için bir temel olan plan, kullanılmayan caddeleri yeniden yapılandırarak, tamamıyla güçlü ve ekolojik aktif yollar kuruyor. Bu faaliyetler sadece yarının şehrinin kapsamlı bir modeli hakkında değil ama söylemsel olarak da birer platform yaratıyor. Geleceğin, büyük bir döngüsel kaynak ağı ile birleşmiş olağanüstü konutlar gerektireceğini düşünüyoruz ve oraya nasıl varacağımız planlanmış hazırlıklarımızla ve eşitlikçi geri beslemelerimizle bağlantılı.

fab tree hub, et evi (meat house)
brooklyn urbaneering modeli planı
treeform future brooklyn
treeform yeşil beyin parkı (green brain park)
bio color glow
bio map mountain
bio city projesi

BS: Geleceğin koşulları ve kentleri için fikir ve proje geliştirmenin radikal yönlerinden bahsedebilir misiniz?
MJ: Terreform ONE kar amacı gütmeyen ama aynı zamanda eğitimi kapsayan bir organizasyon. Tasarımlarımızın geleceğin kentlerini şekillendirmesinden bahsedecek olduğumda: Urbaneering projesi gelecekte karşılaşacağımız şehri çevreleyen kompleksi tartışabilen ve yeniden keşfedebilen yeni bir uğraş.

Kimin mesleği şehir yaratır? Amacımız şehri çevreleyen kompleks karışımı yeniden keşfedebilen ve tartışabilen yeni bir mesleği hızlıca başlatmak. Gelecek kentsel dünyasını yeniden oluşturmak, öncü olmak ve sürdürülebilmek için esaslı bir yeni meslek tanımı yaptık. Bu yenilikçi, çok disiplinli taraflar “Urbaneer” olarak adlandırılıyor. Onların engin görevleri City 2.0’ı dünya genelinde beyan etmek. Her “Urbaneer” çok yönlü daha önceki apayrı mesleklerle entegre olmuş yeteneklerinin farklı kümesi ile bireyseldir. Onlar şehir plancı ve geliştirici temelli hareket ile ekolojik mimarlar ve mühendislerin birleşimi arasında değişiyor. Kentleşmenin ihtiyaçlarının durmaksızın değiştiğiyle yüz yüze geldikçe neredeyse yeniden birleşen hiç bir profesyonel aktivite çalışmayacak. Urbaneer’lar Jane Jacobs’a benzer bir rol sergiliyorlar. Frederick Law Olmstead, Urbaneer’ın tarihsel en iyi örneğidir. Yıllarca bu görüş üzerine gelişmiş ONE Lab adı verdiğimiz bir okul şekillendirdik. ONE Lab Urbaneering sanatı üzerine dersler veriyor, yaşayanların kente katılmasına alan açıyor. Bu paralelde One Lab’ın müfredatını daha çok geliştirmek istiyoruz.

ONE Lab kentsel düşüncenin sentezi içinde araştırma ve eğitimle ilişkili kar amacı gütmeyen kentsel bir grup olarak kuruldu. Öğretim ve profesyonel pratiğin geleneksel biçimlerine alternatif arayan mimarlar, mühendisler, medya sanatçıları, biyologlar, endüstri ürünleri tasarımcıları, kentsel ekologlar, fizikçiler ve plancıların alışılmamış bir beyin takımı olarak başladı. Karşılıklı etkileşimimiz boyunca küresel topluluk üzerinde pozitif etkileri olan öğrencilerin ve pratik yapan kimselerin bol bol tartışabilecekleri ve tecrübelerini iletebilecekleri disiplinler arası pedagojik bir serbest bölge için ihtiyaca maruz kaldık. ONE Lab değişimi beslemek için dengelendi. ONE Lab, Urbaneer’ların ilk jenerasyonu için gerekli olan araştırma ve bilginliği de destekliyor. Sonuç olarak şehir oluşturma işinin, bir hayli eğitimli yeni uzman kadroyu kapsayan herkese ait olduğunu düşünüyoruz.

BS: ONE Lab nasıl işliyor?
MJ: ONE Lab’a 2009’da kar amacı gütmeyen oluşumumuz Terreform ONE’la başladık. Tam zamanlı olarak konferanslara, workshoplara ve stüdyo derslerine katılan 200’ü aşkın yaz öğrencimiz oldu. ONE Lab’ın büyüyen başarısı aynı zamanda DIY(kendin yap) ve uygulamanın kolektif yoluyla ilgilenen insanların sayısındaki artışa da dikkat çekiyor. Downtown Brooklyn’de yer alan Metropolitan Exchange binamızda, konferanslara destek sağlamak, workshoplar yürütmek ve toplu sergiler düzenlemek için yaklaşık 1400 m2’lik bir mekana yayılıyoruz. Brooklyn Navy Yard Turbine Binası 128’i, etkileyici eski gemi inşaatı fabrikası, yaratıcılığı destekleyen ortak tasarım ve teknoloji merkezine dönüştürmek için Macro Sea Inc.’le birlikte çalışıyoruz. ONE Lab 2014 sonbaharda diğer tasarım okulları ve keskin kenarlı tasarım ofisleri ile birlikte NYC Belediye Başkanı tarafından desteklenen yenilik merkezi oluşturmak için Navy Yard’a katılmış olacak.

BS: Büyüyen ev projenizin temellendiği kavramlardan bahsedebilir misiniz?
MJ: Yaşayan Strüktür (Fab Tree Hab) %100 yaşayan bileşenlerden oluşan bir konut. Projede; antropoloji odaklı geleneksel doktrinler tersine çevrilerek insan hayatı karasal ortamlarla sınıflandırılıyor. Bu bağlamda ev, belirsiz, muğlak bir hal alıyor, kendini simbiyotik olarak çevresel ekosisteme uyumluyor. Geçerliliği olmayan, kullanımdan kalkmış ev konseptine dair tasarım çözümlerini yenileriyle değiş-tokuş etmeyi amaçladık. Ağaçlardan yetiştirilen ve büyüyen evlere dair bir metod geliştirdik. Prefabrike, CNC ile üretilmiş şekillere aşılanmış olan yaşayan strüktürler paralelinde konutların tamamıyla ekolojik bir topluluğun parçası olmalarını sağlıyoruz. %100 yaşayan bileşenlerden oluşuyor, ekosisteme efektif katkılar sağlıyor, insan etkilerinin ortadan kaldırılması, ağaçları içine katan tarım ve üretim, yeryüzü ortamlarını içeren teknoloji, su ve metabolik akışların simbiyotik sirkülasyonu, yaşam döngüsünü kullanımdan atıkların uzaklaştırılmasına kadar düşünen bir proje.

Etiketler:

Ne düşünüyorsunuz?

0 yorum TARTIŞMAYA KATIL

İlgili İçerikler: