Kırsala Taşan Konut

DS Mimarlık tasarımı Solmazer Evi, yapım esnasında karşılaşılan zorlukların aşılması için farklı bir mimar işveren ilişkisinin geliştirildiği sıradışı bir süreçle hayata geçirilmiş.

Deprem sonrası işlerimizden Solmazer Evi’ni her şeyden önce bir tarım alanı olarak tasarladık. Çatalca’da yer alan kırsal arazi içerisinde yıllara yayılan bir plantasyon kurgusu oluşturduk. Peyzajın şekillenmesi akabinde önce müştemilat daha sonra da tek katlı bir konut yapısı imal edildi. Konut yapısını derin kırsal peyzaja hakim olacak şekilde konumlandırdık.

ds mimarlık,solmazer evi, gürkan akay,
fotoğraflar: gürkan akay

Arazi genelinde bitkilendirme, yapılardan önce uygulandı. Zamanla, adapte olamayan bitkileri gözden geçirdik ve etkin kar peyzajını da plantasyon kurgusunda göz önünde bulundurduk. Proje başlangıçta işveren isteğiyle betonarme ve iki katlı olarak tariflendiyse de tek katlı, yayvan ve tümüyle lamine ahşap konstrüksiyon ile tasarımı sürdürme isteğimiz işverence de olumlu bulundu ve proje bu yönde şekillendi. Araya giren ekonomik kriz dolayısıyla öngördüğümüz bütçenin sahada beklediğimizin çok üstüne çıkması, işin tüm bileşenlerini bölüp farklı uygulamacılarla yola devam etmemiz; imalatın hem ekonomisini hem de süresini olumsuz yönde etkilerken, işin istendiği zaman durdurulup, istendiğinde yeniden başlamasına da olanak sağladı.

Projenin temel özelliklerine geçmeden önce işverenden bu kadar fazla bahsetmemizin temel sebebine değinmemiz gerek çünkü tüm iş hayatımız boyunca bu kadar üst düzeyde mimar işveren ilişkisi yaşama şansımız olmuyor. Bu nedenle Sayın Solmazer’in proje üzerindeki olumlu katkılarının ne kadar değerli olduğunun altını çizmek ve doğru yönlendirmelerinin bizce önemini belirtmek aynı zamanda bir teşekkür görevini de yerine getirmek kanımızca çok önemli.

Projenin genel kurgusuna gelince, araziye bir yeşil duvardan içeri giriliyor, eve yönelirken arazinin iki yanında yer alan servi çiti, tarım arazisini koruyan bir rüzgar perdesi görevi görüyor. Çatalca’nın İstanbul’a yakınlığına rağmen Trakya’nın etkin kuzey rüzgarlarına olabildiğince açık, şiddetli lodostan oldukça etkilenen bir konumda olduğunu belirtmek gerek. Doğa şartlarının bu etkinliği çok iyi bildiğimizi zannettiğimiz bitki örtüsünün de optimum koşullar sağlanmadan oluşturulamayacağını bize öğretti.

Ana giriş ve ev arası meyvelik-bostanlık alan bir kavak dizisi ile bölünüyor. Bu kuşakla giriş arasındaki tüm bahçenin bakımını üstlenen ailenin kaldığı müştemilat yer alıyor. Bu bina, arazide ürettiğimiz ilk yapı. Zaman içinde bu yapı ve çevresi küçük ve büyük baş hayvanlarıyla, tavuklarıyla bir mini çiftlik hüviyetini aldı. Bizim için de özellikle sebzeciliğe dair birçok pratik bilgiyi deneyimleme olanağı sundu. Aslında tarımın ne kadar emek-yoğun bir süreç olduğunu ve doğa-insan ilişkisinin de bir o kadar keskin olduğunu birebir yaşayarak öğrendik.

Bitki dokusunu oluştururken yanılgılarımıza rağmen, sonunda bu coğrafi konuma uyum sağlayan bir iskelet kurmayı başardık. Aradan geçen sürede meyvelik ve bizim yarı kırsal karakterlerimiz yerine oturdu, idame edilir bir ölçek elde edildi. Bu arada artık öngördüğümüz bağ, bostan işlevlerini de yerine getirir olduk. Bu doğaya tutunma deneyimi, Solmazer Ailesi için tasarladığımız ev için de birçok ipucu verdi. Ev basit bir “L” plandan ibaret. “L” planın uzun kolu salon-mutfak, yatak odalarından, diğer kolu da misafirlerin konaklamalarına imkan veren odalardan oluşuyor. Tüm odalar doğrudan dış mekana açıldıklarından her odaya evin içinden ve dışından ulaşma olanağı var.

Giriş cephesi (kuzey cephesi) tümüyle düşey ve yatay hatıllarla desteklenmiş yığma bir yapı. Evin ana strüktürü tümüyle lamine ahşap çerçeveler ve metal gergilerden ibaret. Giriş cephesi üzerindeki az sayıda ışık bantları koridoru aydınlatıyor. İçten baktığımızdaysa tümüyle ahşap ve gazbeton yüzey, metal kenetlerle birbirlerine bağlanıyor. Bunun dışındaki tüm sistem lamine ahşap, metal, cam ve kontrplaktan ibaret. Uzun kolun ana mekanı, girişi takiben mutfak ve yaşamın iç içe geçtiği iki kat yüksekliğinde ortak yaşam birimi. Tüm güney cephesi bahçedeki havuzla birlikte doğal peyzaja hakim olma ve yeterince ışığı kullanma isteğimiz doğrultusunda şeffaf olarak tasarlandı. İç mekandaki metal sanayi tipi mutfak, ahşap sistem tarafından pek de yadırganmadı, tüm bu temel malzemeler hemhal oldular. Güney cephe boyunca oluşturulan veranda bir pergola tarafından özellikle sert yaz güneşine karşı evi koruyor, kullanışlı kesintisiz bir açık alan yaşantısı sunuyor. “L” yapının bahçedeki iç köşesinde yer alan ıhlamur, zaman içinde istediğimiz gölgelemeyi daha da olumlu olarak sağlayacağı ve rüzgarla kokuyu iç mekanlara kadar taşıyacağı öngörüsüyle dikildi.

Üst bahçenin önemli unsuru olan havuzu, hem biyolojik hem de yüzülebilir ufki bir su yüzeyi olarak ele alıp, özellikle sıcak yaz aylarının serinletici elemanı olarak değerlendirdik. Arazinin alt kotundaki dereye yaklaştıkça zemin suyunun neredeyse 20 cm’lere kadar çıkması su kenarı bitkilerini, özellikle saz türlerini kullanmamıza ve küçük bir kavaklık oluşturmamıza olanak sağladı.

Binanın kenetli metal çatı örtüsüyle ilgili yaşadığımız sorunlardan bahsetmek de çok önemli. Tümüyle kuru montaja dayalı yapım sistemi, çatıya gelince hiç ummadığımız sorunlarla bizi karşı karşıya bıraktı. Özellikle imalatçı firmanın özensiz bitişleri, hiç beklemediğimiz izolasyon sorunlarını da beraberinde getirdi. Sayın Solmazer’in çatıyla ilgili tüm kuşkuları, büyüyen bir sorun yumağına dönüştü, imalat sonrası alınamayan servis bizi yerinde çözümlere götürdü. Ancak bir dolu yağışı sonrası metal çatı yüzeyinin dövme bakır görünümüne dönmesi hiç de öngördüğümüz bir durum değildi! Mimari hayal ve gerçeklerin bazen beraber olamadığının bir göstergesi oldu tüm proje ekibi için. Yine de rengi, yeni tekstürü ile oralı olmayı başardı diye düşünüyoruz. Bu çelişki de güzel bir anı bizler için.

Bazen yanılarak, çoğu zaman hatalarımızdan ders alarak, hem kırsal hem de olağan bir konut kurgusunu hayata geçirmemize olanak tanıyan, mimari hayatımızda bize çok yol gösteren bu süreci Solmazer Ailesi ile birlikte yaşadık. Tüm bu süreç Sayın Solmazer’in projeden ümidini kesmemesi, son derece akılcı yönetimi, son derece yerinde ve doğru sorularla projenin geliştirilmesine sağladığı fırsatlar sayesinde biraz geç de olsa son bir senedir kullanılabilir olarak yapının tamamlanmasına olanak sağladı.

Etiketler:

Ne düşünüyorsunuz?

0 yorum TARTIŞMAYA KATIL

İlgili İçerikler: