Markalaşan Tasarımcı

GİACOMO MOOR

Önceleri ürün tasarımcıları genel olarak hep bir markayla birlikte çalıştırdı. İtalyan ekonomi mucizesi* boyunca, tasarımın tarihini oluşturmuş ikonik ve kült tasarımlar, tasarımcılar ve girişimcilerin ortak çalışması sayesinde üretilmişti. Tasarımcı belirli malzemelere, teknolojik yeniliklere ve özgünlüğe ulaşabilmek için bir şirkete katılırdı. Bu sayede de tasarımcıların ve şirketlerin birlikte hayallerini şekillendirdikleri uzun süreli ilişkiler kurarlardı. Tüketiciler için de kendilerini bir markaya göre yeniden tanımlamak günümüze göre daha kolaydı.

16 animali, enzo mari
16 animali / enzo mari
nuvola rossa / vico magistretti
no country for old men / lanzavecchia wai
man machine collection / konstantin grcic
eros / angelo mangiarotti
parentesi / achille castiglioni
una seconda vita / paolo ulian

Bugünse tam zıttı tarafta yer alan yeni bir akım yükseliyor: Tasarımcı markanın yerini alıyor. Pek çok tasarımcı ürünlerin tüketiciyle olan iletişimini de araştırarak kendi isimlerini birer markaya dönüştürdü. Markalar ve tasarım şirketlerinin sayısı giderek arttı. Ne var ki bu tasarımlar tüketicinin kafasını karıştıran, hepsi neredeyse birbirinin aynısı olan ve ayırt edilemeyen bir hale geldi. Bugün pek çok tasarımcı, nihai ürünün bir şirketle devam eden iletişim sonucu doğduğu fikrini anlamsız buluyor. Hem tasarımcı hem de tasarım galerileri için sınırlı sayıda üretilen tasarımlar bu bağlamda yarar sağlayabilir.

Her ne kadar bu son kategoriye ait olsam da, inanıyorum ki endüstriyel tasarım, bir ürünü tasarlayanla bu ürünü üretenin arasında doğan diyaloğa bağlı. Öbür yandan tasarımcının kendi ürününü ürettiği ve sınırlı üretimin tüm avantajlarından faydalandığı sürecin de ayrı bir değeri olduğunu düşünüyorum. Bu sınırlı üretimler bize el yapımı ürünlerin yüksek kaliteli olduğunu ve detaylarının özenle çözüldüğünü gösteriyor; en önemlisi de ürünün, müşteriyle yeni ve özel bir iletişim şekli kurduğunu ortaya çıkarıyor. Bu yüzden de şirketsiz bir tasarımın sayıları tutturmaya çalışmak (ekonomik anlamda), bir yargı üretmek ya da bir firmayla iletişim kurmak yerine bir proje hakkında yeni bir okuma sunduğu, müşteri için yeni bir seçenek yarattığı ve hatta demokratik olmama durumunu bile göze aldığı zaman bir anlam kazandığını düşünüyorum. 

* İkinci Dünya Savaşı sonrası yükselişe başlayan İtalyan ekonomisi.

Etiketler:

İlgili İçerikler: