Sanatın Yeni Kulesi

Herzog & de Meuron tarafından Tate Modern için tasarlanan ek bina, etkileyici kütlesi içinde müzeye yeni sergi alanları sağlarken, müzenin çevresi ile olan ilişkisini de kuvvetlendirerek bölgeyi erişilebilir, kamusal bir alana dönüştürme planlarını tamamlamış oluyor.

Herzog & de Meuron tarafından tasarlanan bir proje, terk edilmiş olan Bankside Enerji Santrali’ni galeriler, stüdyolar ve sosyal alanlardan oluşan Tate Modern Müzesi’ne çevirmişti 2000 yılında. Yine aynı ofis tarafından hazırlanan ikinci bir proje ise şehrin ve dünyanın en önemli kültürel yapılarından biri haline gelen müzeye 16 yıl sonra, etkileyici tasarım dili ile dikkat çeken ek bir bina kazandırıyor. Yeni galeri alanları sunarak müzenin mekan kapasitesini %60 artıracak olan 10 katlı yapı, adını eskiden inşa edildiği alanda bulunan kontrol binasından (Switch House) alıyor. Yer altında bulunan 30 metrelik silindirik tankların izini takip eden proje, bu izleri hem strüktürel hem de tasarımsal anlamda bir başlangıç noktası olarak kabul ediyor ve yeni bir müze anlayışıyla alternatif mekanlar yaratmayı amaçlıyor.

fotoğraflar: iwan baan

Switch House ile oluşan yeni sergi mekanları, beton strüktürün katlanarak oluşturduğu yüzeyler sayesinde dramatik bir görünüm kazanan ve ziguratı andıran kule içine yerleşiyor. Yapının cephesi, enerji santralinin cephesini yeniden yorumluyor ve 336.000 tuğlanın kullanıldığı delikli bir örtü meydana getiriyor. Bu geçirgen kabuk gündüz güneş ışığının içeri sızmasını sağlarken, geceleri de iç mekandaki ışığı dışarı yansıtıyor. Cephe, betondan inşa edilen ana strüktürü kaplarken, son derece katı ve geçirimsiz bir malzemeyi geçirgen ve hafif bir örtüye dönüştürüyor. Ayrıca galerilerde bulunan ve yatayda ilerleyen ince pencere açıklıkları, iç mekan ve dış mekan arasında görsel bir bağ kuruyor ve ziyaretçilerin farklı açı ve yüksekliklerden şehri izlemesine imkan sunuyor. Yine bu açıklıklar sayesinde tuğla cephenin detaylarını incelemek de mümkün oluyor.

Kulenin yüksek bir katında oluşturulan teras ise şehre panaromik bir bakış sunuyor. Ayrıca yeni tasarlanan bir köprü, iki binayı Boiler House galerilerinin 4. katında birbirine bağlıyor. Yeni yapı hem ikonik bir görünüm ile kendini var ediyor hem de ana müze binasına yumuşak bir geçişle eklemleniyor. İmgesel özelliklerinin yanında ise sahip olduğu doğal havalandırma, termal dolaşım, güneş panelleri ve yeşil alanlar ile sürdürülebilir bir tasarım olmayı amaçlıyor. Vogt Landscape Architects ve Jasper Morrison ile çalışılan proje, aynı zamanda iki yeni kamusal meydan tasarımı sunuyor.

Etiketler:

Ne düşünüyorsunuz?

0 yorum TARTIŞMAYA KATIL

İlgili İçerikler: