Taksim Meydan Projesi Kamu Yararına Değilse Kimin Yararına?

ZEYNEP CANAN AKSU

Taksim Meydanı, tarihi plansal niteliğiyle birlikte, yine tarihten günümüze sosyal ve toplumsal bir önem arz ediyor. Toplumsal olaylara ev sahipliği yapan ve Cumhuriyet Anıtı, Gezi Parkı, Atatürk Kültür Merkezi gibi önemli yapıları barındıran ve onlara komşu olan bu simgesel meydan, Cumhuriyet döneminin ilk planlı alanlarından biri olma özelliğini taşıyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından dayatılan “Taksim Yayalaştırma Projesi” adı altında bir düzenlemeyle yıllardır gündemde.

Taksim Meydan Düzenleme Projesi; İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin finanse etmiş olduğu, Taksim Meydanı'nın trafiğin yeraltına alınması yoluyla araçlardan soyutlanması, yayaların kullanımına bırakılması projesi. Birçok akademisyen ve sivil toplum kuruluşunun karşı çıkması, 2013 yılında yaşanan "Gezi Olayları", yapılan onlarca hukuki itiraz, verilen iptal ve askıya alınma kararlarına rağmen bu süreçte 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'nda geçen "sitlerin tespit ve tescili ile ilgili usul ve esaslar" değiştirilerek düzenlemenin birinci kısmı bitirildi.

Meydan düzenlemesi çevresel veriler doğrultusunda irdelendiğinde; yapılan geniş sert zeminler, kentin mevcut durumda zaten fazla olan beton dokusuna bir yenisini ekledi. Her ne kadar bu beton yüzeyler üzerinde yeşil peyzajların yapılacağı söylense de, tünellerin üzerinde yeşilin nasıl yetişebileceği bir merak konusu. Ek olarak; Kadir Topbaş'ın söylemiş olduğu “Üst yapı dediğimiz beton ortadan kalkacak. Yeşili, sert zemini olan ve kurulun da kabul ettiği ölçekte bir çalışmayı tamamladık...Taksim maalesef sadece geçiş alanı olarak kullanılıyor. İstiyoruz ki Taksim Meydanı yaşanılır bir yer olsun, vakit geçirilsin.” sözleri doğrultusunda; uygulamanın amacı ve sonuçları çelişiyor. Beton yüzeyler; fazla ve insan ölçeğinden çok uzak olması nedeniyle, meydanda dolaşan kişiler üzerinde ezici ve baskın bir ortam yaratmakta, kullanıcıların bu alanda vakit geçirmesini engellemekte.

Halihazırda uygulanmakta olan, Gezi Parkı'nın uzun kenarına paralel biçimde uzanan peyzaj öğeleri meydana uyumsuzluğu ile dikkat çekiyor. Zemindeki beton yüzey üzerine, eklektik biçimde; ahşap saksılarda ağaçlar, sığ süs havuzları ve banklar yapılıyor. Peyzaj tasarımının birkaç kent mobilyasına indirgendiği bu örnekte tasarım öğeleri, geniş beton zeminde birer eklenti olarak kalıyor.

Birçok sosyal ve toplumsal sorunla yüzyüze olan ve kimisi maddi sorunlar nedeniyle çözülemeyen İstanbul'da; 51 milyon 555 bin 370 TL gibi bir fiyata ihale edilen bu proje, trafik sorununu kısmi olarak çözerken beraberinde başka problemler getirdi. Maddi boyutunun yanı sıra manevi olarak da değerlendirildiğinde; Taksim'in simgesel ve tarihi dokusuna büyük zarar verdi, 17. ve 18. yüzyıllarda Avrupa'da yapılan, halkın gözetim ve denetim altında tutulabileceği meydan tasarımlarına dönüştürüldü. Düzenleme kararının tekelden ve üstten inme olması, tüm itirazlara rağmen ısrarcı olunması, uzmanların ve halkın sürece dahil edilmemesi gibi sebeplerden ötürü bu düzenlemenin kamu yararına olup olmadığı sorgulanmakta.

Otobüs duraklarının ve bekleme alanlarının değiştirilmesi, metro girişlerinin yaya alanlarına taşınması gibi makul düzenlemelerle meydanın rahatlatılması mümkünken araç yollarının ve otobüs duraklarının yer altına alınması, yayaların ve özellikle engellilerin zorluk çekmesine neden olacak. Ayrıca tüneller, mevcut yapıların yollar ile eski ilişkilerinin ortadan kalkmasına, yaya yollarının daralmasına sebep oldu.

Projenin ikinci kısmında ise, 1939 yılında yasal bir kararla yıkılan Topçu Kışlası'nın yeniden yapılması isteniyor. Ancak burada düşünülmesi gereken; İstanbul gibi yeşil alanların yetersiz olduğu bir kentte, Gezi Parkı'nı ortadan kaldırmak ve yetersiz kalan yeşil dokuyu saksılar ile yaratmaya çalışmak ne kadar doğru bir karardır? Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'na bağlı Hava Kalitesi İzleme İstasyonları'nın verilerine göre, hava kirliliği bu yıl alarm verilecek seviyelerde. Yapılan son müdahaleler durumu daha da kötüye götürecek. Ayrıca, Topçu Kışlası ile ilgili gerekli detaylı bilginin (yapının orijinal halindeki kat yüksekliği, iç mekan büyüklükleri, hangi malzeme ve detayların kullanıldığı gibi) bulunmaması sebebiyle; rekonstrüksiyonun doğru biçimde gerçekleştirilebilmesi mümkün değil.

Bu bilgiler ışığında değerlendirildiğinde; Taksim Meydan Düzenlemesi'nin kamu yararına olmadığı ortada. Burada yaratılan durum, Taksim Meydanı'nın geçmişten bugüne gelen manevi değerlerinin hiçe sayılarak kimliksizleştirilmesi, toplumun totaliter rejimin bir parçası olmaya zorlanmasıdır. Meydan düzenlemesi; basit bir "peyzaj tasarımı" olmaktan çıkarak, halkı disipline etme biçimine dönüştü. Sert zeminleri, yüzeysel peyzaj elemanları ile donatma çabası sonuçsuz kaldı; bağlamından yoksun, yapay bir meydan dokusu yaratıldı.

KAYNAKLAR
-Z. Ahunbay, 2012. “Taksim Meydanı ve Topçu Kışlası’nın Yeniden Yapımı: Rekonstrüksiyon Tutkusu/ “Hortlatılmak” İstenen Yapılar”, İstanbul.

-E. Füsun ALİOĞLU, 2013 "Rekonstrüksiyon ya da Yeniden Yapma, Hangi Yapı İçin? Taksim Topçu Kışlası İçin Bir Değerlendirme" Megaron

-T.C. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Hava Kalitesi İzleme İstasyonları http://www.havaizleme.gov.tr/

Etiketler:

İlgili İçerikler: