Türk ve İslam Eserleri Müzesi

Tasarımhane’nin tasarladığı Türk Ve İslam Eserleri Müzesi, grafik kompozisyonları ve yönlendirici öğeleriyle ziyaretçilere erişilebilir bir müze deneyimi yaşatmayı amaçlıyor.

Türk ve İslam Eserleri Müzesi, İslam kültür ve sanatının çeşitli dönemlerine ve coğrafyalarına ait 45.000 eserden oluşan zengin ve çeşitli koleksiyonu ile konusunda dünyanın sayılı müzeleri arasında yer almasının yanı sıra Osmanlı İmparatorluğu döneminde açılan son müze olma özelliği de taşıyor.

tasarım,servet dilber,müze,tasarımhane,türk ve islam eserleri müzesi,Tasarımhane
fotoğraflar: servet dilber
avluya bakış
cepheye yakın bakış
giriş bankosu
hipodrum buluntuları ve bilgilendirme panoları
bilgilendirme panosu
giriş holü
bilgilendirme panosu
bilgilendirme panosu
vitrin tasarımı
dönemsel sergi mekanları
dönemsel sergi mekanları
sergi koridoruna bakış
canlandırma alanı
ulu camii kapısına bakış

Orijinalinde dört büyük avlu etrafında yer alan sarayın birinci avlusuna 19. yüzyılda Defterhane ve 1908’de ise Tapu ve Kadastro Müdürlüğü binalarının inşa edilmesi genel görüntüyü önemli ölçüde kapatmıştı. Sarayın önemli bir bölümüyse Adliye Sarayı’nın 1935-1947 yıllarındaki inşaatı sırasında yıkılmış. Bugün Türk ve İslam Eserleri Müzesi’ne ev sahipliği yapan ikinci avlu, 1966-83 yılları arasında onarılmış. 2012 yılında başlayan ve iki yıl süren restorasyon çalışmaları ile yenilenen yapı, bu çalışmalar kapsamında başlayan detaylı bir teşhir tanzim projesi sonucu yepyeni bir yüz ve içerik ile 19 aralık 2014 yılında kapılarını ziyaretçilerine tekrar açtı.

Meydandan gelen giriş kotunda ziyaretçileri, geniş bir hol karşılıyor. Türk ve İslam Eserleri Müzesi’nin bu kotunda yaklaşık 400 m2’lik bir geçici sergi salonu, 200 m2’lik bir alanı kapsayan ve tarihi Bizans hipodromu kalıntıları içinde biçimlenen 25 kişi kapasiteli multivizyon alanı ile müze mağazası yer alıyor.

Bilet satış, danışma, emanet ve güvenlik fonksiyonlarının tümünü içinde barındıran 10 metre uzunluktaki mermer banko, ziyaretçilerin ihtiyaçlarını ve girişe yönlenmelerini sağlamak amacıyla tasarlandı. Böylece mekanın tarihi formu da bozulmadan tarihle modernitenin en sade halinden doğan birlikteliğe iyi bir örnek teşkil ediyor. Banko arkasında çizgisel uzanan yatay pano, üzerinde müzenin kimliğine ve koleksiyonuna dair ipuçlarını yansıtırken, yine aynı alanda koleksiyonlar hakkındaki ön bilgiler, ziyaretçilere ekranlar vasıtası ile aktarılıyor.

Restorasyon çalışmaları sırasında ortaya çıkartılan ve müze teşhirine dahil edilen hipodrom kalıntıları, bulunduğu mekan kotunda ziyaretçiler ile buluşurken, tavanda yapılan cam döşeme ile bahçe kotundan da izlenmesi sağlıyor.

Müze koleksiyonuna girmeden önce ziyaretçilere bulundukları yapının merak uyandıran hikayesi ve mimari özellikleri “İbrahim Paşa Sarayı” bölümünde ağırlıklı olarak minyatürler üzerinden ve çok katmanlı bir grafik hiyerarşisi ile anlatılmaya çalışıldı.

Sarayın mimarisinde önemli bir yeri olan merdivenlerle ziyaretçileri bahçe kotuna ulaştıran yapının bu kotunda Sultanahmet manzarasına hakim iç avlu ve seyir terası konumlandırıldı. Bahçe kotundan ayrıca önümüzdeki aylarda hizmete girecek olan Etnografya Seksiyonu ile Müze Kafeteryasına ulaşılabilmektedir. Yine bu kot üzerinde planlanan, depolama salonları ve konservasyon atölyeleri, fonksiyonel tasarımlarla ve teknolojik donanımlarla desteklenerek eser koruma odaklı bir anlayışla yenilendi. Ayrıca bahçe içerisinde kalan son ahşap yapı da müze idari binası olarak kullanılıyor. İç Avlu çevresinde üç cepheli “U” şeklinde konumlanan üst kat, Türk ve İslam Eserleri Koleksiyonu’nu kronolojik olarak, 13 farklı medeniyet ve dönem başlığında gruplandırılarak tasarlandı.

Dönemsel özellikler taşıyan bir mekanda değerli objelerden oluşan bir koleksiyonu sergileme doğrultusunda başlayan çalışmalar, tasarımı gerek yapının gerekse eserlerin önüne geçmeyecek, aksine onları destekleyip daha görünür kılacak şekilde yorumlamayı gerekli kıldı. Koyu renk vitrin ve fonlar üzerinde kompozisyon; biçim, renk, doku, ses ve ışık gibi temel tasarım prensipler gözetilerek çözümlenen sergileme sistemleri müzenin kurumsal kimliğini de yeniden yaratan grafik ögeler ile desteklendi. Dönemler arasındaki farklılıklar bilgilendirme panolarındaki motifler aracılığıyla aktarıldı.

Etiketler:

İlgili İçerikler: