Yeniden Canlandıran Ek

I. M. Pei tasarımlı binanın yenilenmesi ve ona yapılan ekle Rockefeller Sanat Merkezi, mevcut tasarıma saygılı ancak karşıt öğelerle de ondan ayrışan nitelikleriyle sanatsal üretimi yeniden canlandırıyor.

New York Eyalet Üniversitesi İnşaat Fonu, Deborah Berke Partners şirketini, üniversitenin Fredonia kampüsü üzerindeki 1968 I. M. Pei imzalı sanat binalarını yeniden kurgulaması ve önemli bir ek bina tasarlaması için görevlendirdi. Dönemin modernist planlama prensiplerini takiben Pei ve ortağı Henry Cobb kampüsü geniş bir çevreyolu etrafında planlamışlardı. Maalesef yaptıkları bu plan, ardından gelen seneler boyunca terk edildi; sayısız bina ve açık otoparklar kontrolsüz bir şekilde kampüsü doldurdu. Zaman içinde yaya ve taşıt trafiği değiştikçe, ziyaretçilerin çoğu Rockefeller Sanat Merkezi’ne yükleme dokundan giriş yapmaya başladılar.

Deborah Berke Partners batı cephesine çizgisel bir ek bina yaratmak suretiyle eski yükleme ve servis cephesini yeni ana giriş haline getirdi. Bu hareket, binanın kampüsün geri kalanına olan bağını kuvvetlendirdi ve sanatın enstitü içindeki yerini pekiştirdi. Tasarım, aynı zamanda da sanat merkezini müzik departmanı binasına yeni bir camla kaplı köprü ile birleştirdi. Bu köprü sayesinde öğrenciler ve öğretim üyeleri, soğuk batı New York iklimine rağmen ısıya karşı hassas müzik aletlerini iki bina arasında rahatça hareket ettirebilir oldular.

Deborah Berke Partners ortaklarından Maitland Jones proje hakkındaki görüşlerini şu sözlerle ifade ediyor: “Bu muazzam binanın kampüs içinde çok güçlü bir duruşu var. Sahip olduğu geniş avludan üç büyük gösteri salonuna da giriş yapılabiliyor. Ana girişin doğu cephesinden olduğu dönemlerde bu avlunun binaya verdiği içsellik mantıklıydı ve iyi işliyordu. Fakat kampüsün büyümesiyle beraber oluşan yeni koşullarda anladık ki binanın bir anlamda tersyüz edilmesi gerekiyordu.” Tasarım Pei’nin binasının sadeliğine saygılı, fakat incelikli bir karşıtlık stratejisi kullanmak suretiyle onu günümüzün ihtiyaçlarını karşılamak için güncelliyor. Deborah Berke Partners kullandığı çinko ve cam cephelerden ve beton aksanlardan oluşan malzeme paletiyle uzun beton duvarlardan oluşan mevcut malzeme dilini tersyüz etmekte. Metal sabit dikey yüzeyler hem güneşten koruyor hem de cepheye doku ve derinlik kazandırıyor.

Projede kampüsteki inşaat geçmişi ve yerinde dökülen betonun yeri ve önemi de göz önünde bulundurularak çapraz yönlü özgün tahta formları geliştirmek için yerel inşaat firmalarıyla çalışıldı. Bu desen Deborah Berke Partners’in tasarımının Pei’nin tasarımından ayırt edilmesini sağlıyor. Jones kullanılan malzemelerle ilgili şöyle diyor: “Var olan binanın biçimsel hareketlerinden ilham aldık: dirsekler, büyük açıklıklar, diyagonal formlar, tekrarlayan elemanlar. Fakat büyük beton yüzeylerden oluşan malzeme dilini metal ve camın dili ile değiştirdik. Ek binanın ana malzemesini çinko ve cam cephe oluşturuyor ve arada mimari beton ayrıntılar var.”

5.600 metrekarelik ek binanın içinde sınıflar, heykel ve seramik atölyeleri, müzik ve dans için performans alanları ile sahne tasarım ve inşası gibi birçok atölye ve ortak kullanım alanı mevcut. Gün ışığıyla dolu dans stüdyosunun yerden tavana kadar yükselen camları, gösteri provalarının bütün kampüs tarafından izlenmesine ve stüdyonun da geceleri kampüste bir fener görevi görmesine olanak sağlıyor. Bu da sanatın kampüsteki ve kamu gözündeki varlığını yüceltiyor.

Lobideki ince işlemeli metal asma tavan, desenli beton yapılarla karşıtlık gösteriyor. Açık renkli akçaağaç kaplamalar aksan malzemesi olarak kullanılmış. Büyük cam duvarlar ağaçlarla dolu muhteşem bir kampüse açılan pencere görevi görüyor. Koridorlardaki duvarlar bu alanların gündelik toplantı ve sergi alanları olarak kullanılmasına yardımcı olmak üzere özel tutturulabilir duvar kaplama malzemeleriyle kaplanmış. Seramik stüdyoları ve atölyeler süsten uzak, sade, işlevsel ve ağır sanat işçilikleri için tasarlanmış.

Vaziyet planı
1. Kat planı
2. Kat planı
Kuzey cephesi görünüşü
Batı cephesi görünüşü

Deborah Berke Partners ortaklarından Noah Biklen binadaki esnek mekanlar ile ilgili şöyle diyor: “Artık kampüslerde öğrenim geleneksel bir derslik içinde sınırlandırılamıyor. Bu sebeple öğrencilerin spontan toplantılar yapabilmesi ya da müzisyenlerin performans öncesi ufak ısınma çalışmaları yapabilmesi için geniş koridorlar ve içlerinde kuytu köşeler tasarladık. Gün ışığıyla dolu dans stüdyolarından birinde aynı zamanda gösteri için de kullanılabilsin diye toplanır raylı oturma sistemleri ve esnek tavan sistemleri var. Büyük bir mutlulukla görüyoruz ki açıldığından beri bina tam bir yaratıcı etkinlik beşiği oldu.”

Bina LEED Gümüş sertifikasına sahip. Yüksek performanslı bina cephesi, geri dönüştürülmüş ve yerel olarak sağlanmış malzemeler ile enerji verimli aparatlar ve sistemler projenin sürdürülebilirliğine ciddi katkıda bulunuyor. Özet olarak proje önemli bir 20. yüzyıl modern binasının ömrünü daha üretken ve yaratıcı bir hayat için 21. yüzyıla uzatıyor.

Ne düşünüyorsunuz?

0 yorum TARTIŞMAYA KATIL