Yüreğinin Kal Dediği Yer

ASLI ÖZCİVELEK

TedxSalon, Atolye İstanbul

tedxsalon, atolye istanbul
tedxsalon, atolye istanbul
ihtiyaç haritası (mert fırat)
art by chance (hatice çağlar)
herkes için mimarlık (yelta köm)
e-bursum (mesut yılmaz)

Hani bazen metroyu beklerken etrafınızda gördüğünüz bir şey size bir çağrışım yapar ve aklınıza bir fikir gelir ve on saniye için heyecanlanırsınız ya? Aslında var olan işinizi bırakıp, bu fikri hayata geçirmenin ne zamandır aradığınız fırsat olduğunu bilirsiniz. O sırada metro gelir, kalabalığın arasında koşturmacayla geçen hayatınıza fark etmeden geri dönersiniz ve bu fikriniz de tam olarak içeriğini anımsayamadığınız tatlı bir rüya gibi zihninizin gerilerinde kalır. TedxSalon kapsamında gerçekleşen "Yüreğinin Kal Dediği Yer" adlı etkinlik, tam olarak da böyle anlarda doğan fikirlerin, bir rüya gibi kaybolup gitmesine izin vermemiş insanların öykülerini içeriyor.

TEDx etkinlikleri, dünyanın farklı yerlerinde her yıl düzenlenen TED konferansına istinaden yapılan bağımsız etkinliklerden oluşuyor. Salon formatı da, diğer TED etkinliklerinden farklı olarak, daha samimi ve küçük bir ortam oluşturarak, seyirciyle konuşmacı arasında bir sohbet ortamı kurmayı amaçlıyor. ‘Yüreğinin Kal Dediği Yer’ de bu yapıda İstanbul'da yapılan ilk TedxSalon etkinliği. Etkinlikte yer alan dört konuşmacının en büyük ortak noktası toplumu göz önünde bulundurarak uygulamaya çalıştıkları projelerini, etkinliğin de adında olduğu gibi yüreklerinden gelerek yapmaları. Konuşmacıların hepsinin fikirlerini hayata geçirmesi, onların hali hazırda var olan bir yerde çalışmalarından ve işleyen bir düzenin parçası olmalarından çok daha zor. Onlar, buna rağmen sevdikleri şeyi yapabilmek için zor yolu seçmişler, iyiki de seçmişler çünkü şimdi hayata geçmiş dört tane harika projeye sahip toplumumuz.

Bu projelerden ilki, daha çok televizyon ekranlarından tanıdığımız Mert Fırat'ın aklına gelen fikrinin peşini bırakmaması ve vizyonunu paylaşabileceği insanların da karşısına çıkmasıyla hayata geçirdiği İhtiyaç Haritası'ydı. Bu projeyle, insanların ihtiyaçlarını karşılayabilecekleri bir platform oluşturmayı hedefliyorlar. Türkiye haritası üzerine bulunduğunuz yerden giriş yaparak ihtiyacınızı belirtiyorsunuz. Aynı şekilde ihtiyaç yerine destek girişi yaparak, insanların kullanımına sunacak bir şeyiniz varsa onu da girebiliyorsunuz. Bu süreç içerisinde ihtiyaçlarla verilen destekler eşleştirilerek, giderilmiş oluyor. Talep edilen ihtiyaçlar kitap gibi fiziksel eşyaların yanı sıra bir okulun duvarının boyanmasında gönüllü ihtiyacı gibi yardımlar da olabiliyor. Bu noktada da yardım etmek isteyen kişiler sisteme gönüllü olarak katılabiliyor. Zaten kurucularının da hiçbir kar amacı gütmeden gerçekleştirdiği bu proje, kendileri gibi bu işi gönüllülükle başkalarının ihtiyaçlarına yardımcı olmak isteyen insanlarla yürütüyorlar.

Bir sosyal sorumluluk projesi olarak kurgulanmış bu çalışmada dört ortak var ve kurdukları sistemi bir kooperatife dönüştürerek, kimseden maddi destek almadan yürütüyorlar. Mert Fırat'ın İhtiyaç Haritası’nı kurduğu ortakları Elif Kalan, Ali Özgür Ercan ve Güler Altınsoy. Bu ortaklar arasından Ali Özgür Ercan'ın daha önce seçim haritası üzerinde çalışmış olması ona bu projenin de bir harita üzerinden yürütülmesi fikrini vermiş. Projenin gelişiminde de kurumlarla olan çalışmalarını artırarak kendi kendini sürdürebilecek bir sistem oturtmayı hedefliyorlar.

Bu konuşmanın ardından, benzer bir şekilde tutkusunun peşinden giden Hatice Çağlar'ın ortağı ile kurduğu "Art by Chance" adlı projeyi dinledik. O "anı" yaşamak ve o "anın" farkında olmanın öneminin üzerinde duran Hatice Çağlar, bunu günlük hayatta başarabilmenin metropolde yaşayan insanlar açısından zorluklarını anlatıyor. Metropolde yaşamanın getirdiği belli bir bilgi bombardımanı ve görsel karmaşa var insanların günlük hayatlarında maruz kaldıkları. Bunun yaşandığı yerlerden biri de ulaşım kanalları içerisinde karşımıza çıkan görsel ve işitsel öğeler. Aynı zamanda bu ulaşım kanallarında, insanların bir yerden bir yere gitmek için birşeyleri beklemek zorunda olması sonucu oluşan "ölü" zamanlar var. ‘Art by Chance’ de bize hali hazırda bu kamusal mekanlarda bulunan dijital ekranları daha yaratıcı bir şekilde kullanabilmemiz için bir çözüm sunuyor. Festivalin işleyiş biçimi, her yıl kent yaşamına dair belirli temaların seçilmesiyle başlıyor. Temalar, bu kamusal alanlardan geçen insanlara kentsel yaşantıyı, ev, zaman, yolculuk gibi kavramların kent yaşantısıyla beraber nasıl değişip, dönüştüğünü sorgulatmayı amaçlıyor. Festival kapsamında her yıl belirlenen temalar çerçevesinde dünyanın her yerinden filmler gönderiliyor ve festivalde gösterilecek 20 film, uluslararası bir jüri tarafından seçiliyor. Festivalin uluslararası doğası sayesinde de aynı temanın farklı kültürlerden gelen insanlar için ne ifade ettiğini görmek ve bunun sonucunda bu kavramların daha evrensel ve farklı algılayışları olan kavramlar haline gelmesi de ek bir değer olarak ortaya çıkıyor.

Bu çalışma sonucunda, kamu alanlarında zaten reklam gösterimi gibi amaçlar için kullanılan ekranlar, 30 saniyelik ultra kısa filmlerle donanıyor festival boyunca. Alışık olduğumuz film izleme formatında filmin arasına reklam girerken ‘Art by Chance’, reklam arasına film sokarak, filmi bir sanat formatı olarak tekrar hayatımıza sokuyor. Bir "kamusal alan etkinliği" olarak gerçekleşen bu film gösterimleri, müzik ve sanat gibi filmi de sokağa indirmeyi, halkla karıştırmayı hedefliyor. Bunu da insanların günlük rutinlerini bozmadan, varolan düzeni güzelleştirerek yapıyor.

Mimarlığın nasıl daha sosyal içerikli bir hale getirilebileceğini sorgulayan Yelta Köm ve mimar meslektaşları, bu sorgulamaların sonucunda "Herkes İçin Mimarlık" adlı derneği kurmuşlar. Sordukları sorular, mimarlığın şu anki işleyiş biçimi ve bunun sonucunda mimarlarla, mimarların yaptıkları projelerin kullanıcıları olan halk arasındaki kopukluk olmuş. Mimarlığa daha büyük çapta bir katılımcılık gerekli midir? Her şeyi mimar mı kararlaştırmalıdır yoksa bu sürece kullanıcılar da katılmalı mıdır? Bu gibi soruları kendi aralarında tartıştıkları bir platform kurup, bunu da daha sonra dernekleştirerek birçok projenin yanı sıra okullarla da çalışmak istediklerine karar vermişler. Bu bağlamda da Atıl Köy Okullari Projesi’ne başlamışlar. Proje kapsamında birçok köy okuluyla işbirliği yapıp, onların ihtiyaçlarına göre geliştirdikleri projeleri gerçekleştirmişler. Okullara yaptıkları yardım projelerine devam ederken bu projeleri gerçekleştirebilmek için kurdukları derneğin 80 üyesinden ve başka gönüllülerden destek alıyorlar. Projelerin süreçleri ve gerekleri farklılık gösterdiği için, proje ve ihtiyaçlar belirlendikten sonra, kurmuş oldukları ağdan buna göre bir proje ekibi oluşturup, okulun olduğu köye gidiyorlar. Projeleri yaparken buradaki halkla beraber, onların da katılımıyla beraber yürütmeye özen gösteriyorlar.

Mesut Yılmaz, etkinliğin son konuşmacısıydı. Mesut, diğer konuşmacılardan farklı olarak, projesini gerçekleştirmek için kişisel nedenlerle yola çıkmış ve bu deneyimlere dayanarak e-bursum adlı şirketini kurmuş. Üniversiteye gitmek için Istanbul'a taşındığı ilk haftalarda, gelmiş olduğu şehir olan Van'da yaşanan depremden dolayı tüm ailesinin ve arkadaşlarının düştüğü durum onda çok büyük bir maddi ve manevi etki yaratmış. Bunun sonucunda burs bulup eğitimini devam ettirmeye çalıştığı ve bu yolda tek başına yürüdüğü, sorunlu bir döneme girmiş. Bu da, onun ülkemizdeki burs olanaklarını ve burs başvuru sistemini kişisel olarak deneyimlemesine neden olmuş. Daha sonra üniversite eğitimini devam ettirip, bu konuda başkalarına daha iyi bir sistem sunabilmek için tüm bursları e-bursum adlı ortak bir platformda toplama fikri doğmuş. Mesut Yilmaz icin burs sisteminin adil ve herkesin erişebileceği bir şekilde kurulması en önemli noktalardan biri. Varolan bursları herkese eşit bir şekilde erişebilir kılarak, eğitimde fırsat eşitliği ve daha demokratik bir ortam yaratmaya çalışmışlar. Sistemini kurdukları bu sosyal sorumluluk projesinin, şu an bulundukları beta aşamasında 100 öğrenciye burs veriyorlar. İlerleyen aşamalarda, anlaşma yaptıkları 22 vakıfla beraber 50 milyon burs dağıtmayı planlıyorlar. Site, hem burs verenlerin hem de burs ihtiyacı olanların kullanabilecekleri iki yönlü bir platform. Burs vermek isteyenlere de gerekli bilgilendirmeler ve yönlendirmeler sağlanıyor. Bu aşamada kişisel olarak burs vermek isteyenler için bir vakıfa bağış yapmanın yanı sıra burs verecekleri öğrenciyi kişisel olarak seçme ve tanışıp, öğrencinin eğitim sürecine dahil olabilme gibi seçenekler de sunuyorlar.

Sunulan her bir proje, imkansızlıklar ve zorluklara rağmen birilerinin pes etmeyişi ve içlerinden geçenin, aksini gösteren herşeye rağmen peşinden koşmayı bırakmamaları sonucu bu noktaya gelebilmiş. Bu projeleri hayal eden ve gerçekleştiren her bir katılımcı da, yaptıklarını en başta başkalarının hayatını güzelleştirebilmek ve kolaylaştırabilmek için yapmış. O yüzden siz de kendinizi bir gün metroyu beklerken aklınıza sizi gülümseten bir fikir gelmişken bulursanız, onu hiç değilse daha sonra kendinize hatırlatabilmeniz için bir yere yazın, rüya gibi uçup gitmesine sakın izin vermeyin. Çünkü "Hayat küçük şeylerden oluşur, eğer seversen büyük olurlar."

LİNKLER

TedxSalon: “Yüreğinin Kal Dediği Yer”

Atolye İstanbul

İhtiyaç Haritası (Mert Fırat)

Art by Chance (Hatice Çağlar)

Herkes İçin Mimarlık (Yelta Köm)

e-bursum (Mesut Yılmaz)

Etiketler:

Ne düşünüyorsunuz?

0 yorum TARTIŞMAYA KATIL

İlgili İçerikler: