Değişen Dünyanın Rayı

Francois Truffaut’nun Fahrenheit 451 yorumundan esinlenen kitapçı, duvarlardan koparıp bir raya astığı kitaplarla geçmişi ve kitapların yakıldığı bir distopyayı selamlıyor.

Fransa’nın Dijon kentinde bir kütüphanenin birinci katındaki 30 metrekarelik mekanda kurulan ve çağdaş sanat merkezi olarak çalışan Le Consurtium, 1978’den bu yana sanat üretim ve sergilemesi, bu alanda kamusal mirasın zenginleştirilmesi, sanatın güncel bir düşünme biçimi olarak tanıtılması, yayılması ve öğretilmesi amaçlarını güdüyor. Kurulduğundan beri pek çok mekan değiştiren ve artık müze adını alan Le Consurtium’un şu anki, iki katlı ve 16 sergi odalı binasının yenileme projesini 2011’de Shigeru Ban yapmıştı.

Crasset’nin burada yer alan projesi ise yayınevi (Les Presses du Reel) için bir kitapçı ve yapımcı şirket (Anna Sanders Films) için bir gösterim odası olmak üzere iki kalıcı alan tasarımını içeriyor. Müzenin küratörlerince yeri belirlenmiş, ticari işlevli bir kitapçının kapsamı hem yayınevinin işlerinin sergilendiği bir alan hem de fikir alışverişi ve tartışmalar için bir platform yaratmak olmuş.

Tasarım, bir analojiden temelleniyor ve François Truffaut’nun 1966 yapımı Ray Bradbury’nin bilimkurgu romanından uyarlanmış, özgün adı Fahrenheit 451 olan ve Türkiye’de 1968’de Değişen Dünyanın İnsanları ismiyle vizyona girmiş filmine de selam veriyor: Kitapların yasak olduğu ve itfaiyecilerin kitap yaktıkları bir distopyaya.

Önceleri çağdaş sanat merkezi, şimdi müze olan kurumun uzun soluklu varlığı, Crasset için de çok tanıdık. Le Consortium’ı yaklaşık 30 yıldır ziyaret ettiğini söyleyen tasarımcı için, bahsedilen analoji şu an “kültürün krizde olduğu, acı çektiği; meydan okuma ve tavır koymak için kamusal ve bağımsız mekan ihtiyacının her zamankinden çok olduğu bir bağlamda” daha da anlam kazanıyor.

Bu doğrultuda tasarım, filmde geçen unsurlardan monorayı kullanıyor. Bu elips, duvara iliştirilmeyi rafa kaldırıyor ve kitapları dairesel mekanda kasaların içine koyarak asıyor. Böylesi bir doğrudan ilhamın sebebi ise Truffaut’nun filmindeki SAFEGE monorayı (1,4 kilometrelik test demiryolu hattı 1959’da aynı kısaltma adlı şirket tarafından inşa edilmiş ve 1966’da en belirgin biçimde bu filmde görünmüştü), ihtişamlı endüstriyel geçmişten gelen ve teknolojiye hevesli bir tasarıma sahip bir miras olması.

Crasset’ye göre bu nitelik, topluluk ve ütopyalar etrafında sorular ve sorunlar konusunu doğuruyor; toplumun seçimlerinde tasarımın esaslarını oluşturan meselelerin temelindeki soruyu soruyor. Altı adet sarı kasa, altı adet beyaz sunum alanıyla kesişerek turuncu monoraya asılı. Her iki taraftan da ulaşılabilir olan her bir kasa, yayınevinin bölüm ya da koleksiyonlarına ayrılmış: sanatçı yazıları, monograflar, Charles Fourier gibi ütopya üzerine tarihsel metinler gibi.

Merkezde ise yirmi kişilik bir kalabalığın toplanabilmesi için sandalye yerleştirilebilecek ya da kitap sergilemesini mümkün kılacak kadar alan bulunuyor; hem açık hem kapalı bir alan, hem odaklanmak hem de insanlarla bir arada olmak için.

Etiketler:

Ne düşünüyorsunuz?

0 yorum TARTIŞMAYA KATIL

İlgili İçerikler: