Gökte Oyun

Çocukların çok yönlü gelişimini savunan eğitim modellerini benimseyen bir işverenle çalışılan proje, çıplak beton ve doğal ahşap duvarlarıyla iç mekandaki hayatın kurgusunu çocuklara bırakıyor.

Ana akım eğitim modellerine ve bu modellerin özellikle tektipleştirici yapısına karşı geliştirilen alternatifler son yıllarda artan bir hızla kendi modasını yaratmış da olsa, eleştirel pedagoji olarak adlandırılabilecek yaklaşımların geçmişi 18. yüzyıla dek uzanıyor. Bernadette Giambazi tarafından Avustralya’da kurulmuş olan Erken Öğrenme Okulları da (Schools of Early Learning-SOEL), 1974’ten bu yana eğitimde çocukların bütüncül gelişimlerini destekleyen ve öğretmen figürünün sistem içindeki rolünü sorgulayan yaklaşımlardan Reggio Emilia, Montessori ve Waldorf’u benimseyen okullar açıyor.

Yaklaşımların Avrupa’da, düşük gelirli mahalleler ve alt sınıflar arasında, savaş sonrası ortamından beslenerek ortaya çıkmış oldukları düşünüldüğünde, günümüzde alternatif modellere çoğunlukla üst-orta sınıf gelir düzeyince erişilebilmesi, bahsedilen “moda”yla ilişkilendirilebilir.

Çatı katındaki oyun alanı
Zemin bahçesi
Polis Merkezi ve kreş girişi
Beton, metal ve ağaç gövdesiyle bütünleşmiş cephe ve giriş alanı
Yapının cadde ve Polis Merkezi ile ilişkisi
Yoğun doku ve yapının yerleşimi

SOEL’in açtığı beşinci okul olan Skyplay Erken Öğrenme Okulu projesinin başlangıç noktasını kent içinde artan çocuk bakım merkezi ihtiyacına eğitim anlayışlarına uygun farklı mekan kurguları üreterek karşılık verme ve kendilerini diğer merkezlerden ayırma niyetleri oluşturuyor. İşveren gibi mimarlarının da aşıldık kreş mekanlarının ötesine geçme isteği 114 çocuğun kullanabildiği bir gökdelen-kreş ile sonuçlanmış.

Mimarlarına göre benzer işlevli mekanlar, halihazır konutların tadilatıyla kreşe çevrilirken Skyplay’in sadece bu amaç için ısmarlanmış olması, kendine has gereksinimleri de beraberinde getirmiş. Yapının içinde bulunduğu yoğun doku da tasarımda farklı yaklaşımları gerektirmiş. Zira dışarıdan bakıldığında aldatıcı bir biçimde üç katlı gibi görünen yapı, koruma altına alınmış 1907 tarihli Polis Merkezi’nin yanına yerleşiyor. Dolayısıyla esas hususlardan birinin bu tarihi yapıya saygılı ve çağdaş bir tasarım gerçekleştirmek olduğunu belirtiyorlar. Ancak yine de, günümüzde üretilen projelerde kullanılan ve çağa uygunluğunun altı çizilen malzeme ve teknolojilerin ötesine geçerek kullandıkları, kalıp izlerini taşıyan betonun bıraktığı his, çağdaşlık kavramına faklı bir yorum getiriyor. Kreşlerde sıklıkla görülen canlı renklerle boyalı duvarlar yerine malzemeyi doğal haliyle bırakmak, “uzun ömürlü ama yine de güzel” olmaları nedeniyle tercih edilmiş.

ğaçlarla bütünleştirilmiş iç mekan
İç mekan etkinlik alanları
Yaşlara göre ayrılmış iç mekan etkinlik alanı
Yapının merkezi olarak tanımlanan çift hacim iç mekan altta sağda: Ağaçlarla bütünleştirilmiş iç mekan
Üst katta yer alan açık etkinlik alanı
İç mekan etkinlik alanları
Zemin kat planı
1. kat planı
2. kat planı

Beton ve kontrplak paneller “çocuk kahkahası, renkli oyuncaklar ve oyun mobilyalarıyla hayat dolan” mekana arka plan olarak görülüyor. Binayla bütünleştirilmiş ağaçlar aracılığıyla da doğayla bağlantı sürekli kılınmaya çalışılmış. Merkezde bulunan çift hacimli atölye performans ve buluşma mekanı olarak çalışıyor. Geniş cam pencereler, yaş gruplarına göre farklı katlara yerleşen çocukların birbirleriyle etkileşimlerini teşvik etmek üzere kullanılmış. İç mekanlar, doğrudan dışarıdaki oyun alanlarıyla ilişkili; bu dolaşım kurgusu çocukların mekanlar arası yolculuk süresini azaltıyor ve çalışanların da çocukları sorunsuzca gözlemelerini sağlıyor. Açık hava oyun alanlarının zemini, yıl boyu rahatça kullanılabilmeleri için kaplanmış.

Mimarlar proje fikrini, her iki dünyanın da en iyi halini çocuklara sağlamak üzere kurmuşlar: Zeminde olduğu kadar gökte de oyun imkanı veren bir mekan.

Etiketler:

Ne düşünüyorsunuz?

0 yorum TARTIŞMAYA KATIL