Kent Bahçelerinden Fab-Lab Ağlarına

FULYA ÖZSEL AKİPEK

Her eğitim dönemi sonunda olduğu gibi bu dönem de mimari stüdyo jürileri furyasının içinden geçerken, program ne olursa olsun kent içinde kamusal alanların parçası olan park, peyzaj, yeşil alan konularında ne kadar az fikir ürettiğimizi paftalarda yeşilin elli tonunu anlamlandırmaya çalışırken bir kez daha düşündüm. Bu yıl dikkatimi çeken kent içi bostanların ölçekli ölçeksiz, bağlama uygun ya da değil yeşiller lejantına bir umut filizi olarak eklenmiş olması. Sıkıntı şu ki bir tohumun çimlenip fide oluşu, toprağa geçip serpilişi, hasadı ve yeniden tohuma dönüşündeki hikayeyi; suyla, toprakla, havayla, hayvanlarla ve diğer organizmalarla, ekenle, yiyenle, taşıyanla, satanla ilişkisini anlamadan kentin içindeki diğer tüm dinamikler içine eklemlendirmek, en önemlisi de sürdürmek çok da kolay değil.

Bir kentin doğayla ilişkilenmesi siyasi kararlara o kadar bağlı bir konu olmuş ki, sisteme savaş açmadan kentteki bir alana marul ekemiyorsunuz ya da yüzyıllardır kenti beslemiş mevcut bir ekim alanını dahi koruyamıyorsunuz. Belki de bu yüzden kente yenilebilir bir yeşil katmanı eklemek, ekip biçmek için gerilla bahçeler, tohum bombaları gibi savaş terminolojisi kullanmak durumunda kalmış kentli. Belki de kentteki iştah kabartan ve dönüşmek üzere çevrilmiş bir alana atılan bir tohumun farklı profilden ve geçmişten insanları, üreterek bir araya getiren, müşterek duyguları hatırlatan, gıdamda, toprağımda, atığımda ve giderek buraya yapacağınız yeni yerde benim de söz hakkım var dedirten bir gücü olduğu hissediliyordur.

Topluluk bahçeleri ya da kent bahçesi gibi kavramlarla1 anılan, kent içinde ortak alanlarda birlikte ekip biçmek, hasadı paylaşmak, kollektif bir düzeni sürdürmek için kurulan bu bahçelerin temiz, sağlıklı ve ucuz gıdaya ulaşmanın ötesinde, kent içinde yaşamın yönlendirdiği üretim-tüketim döngülerini sorgulamak için zihin açıcı bir rolü var. Bunu deneyimleyen ya da bu deneyimlerden haberdar olan insan, kent içinde besinini sağlayan kaynakları, atığının nereye gittiğini, toprağın, suyun, havanın temizliğini, sağlığı için önerilen ilacı, giysisinin üretildiği malzemeyi, yaşadığı ve çalıştığı ortamları ve kullandığı tüm nesnelerin kaynağını merak eder ve kentte kurulu düzenlere alternatifler üretecek hale gelebilir.

40 yaşından sonra konuya girmiş biri olarak kısacık bir araştırmayla dahi bu tür gıda ağlarından, mevcut kent bahçelerinden, alternatif ekonomik üretim modellerini deneyen topluluklardan haberdar olmak mümkün diyebilirim2. Tükettiğiniz her şeyin kaynağı üzerine bilgilenme sevdasıyla kendinizi turşu kurma, şekersiz reçel yapma, sabun yapma atölyeleri içinde bulurken, bu bilgiyi edinme sürecinde hangi kanalların bunu paylaşımcı ve sürdürülebilir bir eksende tuttuğu, hangilerinin giderek ticarileştiğini ayırt etmeye başlayabiliyorsunuz. Ancak giderek tabana yayılan güçlü bir akım olarak bu tür toplukların ana felsefesinin açık-kaynak bilgi paylaşımı olduğunu söylemek mümkün.

Çeşitli bienallerde ve festivallerde ürettiğimiz kent bahçesi strüktürleri için danıştığım peyzaj mimarı arkadaşlarımın yönlendirmesiyle permakültür alanına giriş yaptım; insana kent içinde bile hayvan ve bitkiyle birlikte sürdürülebilir çevreler yaratmanın prensiplerini ve bilgisini veren bu alanda fikir sahibi dostlar edinmemle ilerleyen yolculuk -bir emeklilik hayali değil- giderek mimarlık araştırmaları, eğitimi ve pratiği ara kesitinde üretimlerimizi yönlendiren ana eksen olarak belirginleşti. Kendi pozisyonum açısından tasarım-araştırma kanadıyla ilşkilendirdiğim diğer bilgi alanı, hesaplamalı tasarım ve sayısal üretim teknolojileri oldu. Hesaplamalı tasarım alanı içinde “performansa dayalı tasarım” olarak beliren alt alanda doğayla mimarlığı ve teknolojiyi ilişkilendirmenin çeşitli açılımları bulunabilir. Bu bilgi alanında güneş alma, havalandırma gibi çevresel analizlerin simüle edilerek tasarımın erken evrelerinde yapı kabuğunu şekillendiren parametrelere dönüşmesi gibi konuların yanı sıra doğadaki oluşumları model alarak çevreye adaptasyon, strüktürel dayanıma göre biçimlenme ve malzeme davranışı gibi araştırma konuları da mevcut.3

Fabrikada kitlesel üretimden tekil üretime geçiş, paylaşılan kolektif üretim ortamlarını örgütleyen fab-lab ağlarıyla kent bahçelerine benzer şekilde ama bu kez teknolojiye herkesin ulaşabilmesi yönünde bir devrim oldu. Gelişen kendin yap (DIY) ve yapma biçimlerini açık-kaynak olarak paylaş kültürü (maker culture) teknoloji alanında bir toplumsal taban hareketi oldu denilebilir. Bu sayede mimarlık fakültelerinin üretim atölyelerine girmeye ve kullanılmaya başlayan üç boyutlu yazıcıların, bilgisayar kontrollü kesim araçlarının ve robotların mimari eğitimin içeriğini, tasarım ve üretimleri nasıl dönüştüreceği merak konusu.

Hesaplanabilir bir tasarım ve üretim ortamı kullanmanın mimari-ekoloji ilişkileri açısından ne gibi potansiyelleri olabilir konusu bizim de güncel araştırmalarımızın ana sorusu. Bu teknolojilerin; malzemenin firesiz kullanımı, doğaya etkileri, geometrik araştırmaların hava-su-ışık ve malzeme ile ilşkilendirilmesi konularında bir araştırma alanı sağladığı şimdiye kadarki deneyimlerimiz doğrultusunda şüphe götürmez görünüyor. Bu teknolojilere bağımlı bir üretimin kritiği ise elbette yapılmalı. Ancak yerel malzemeler ve üretim ağlarıyla bu tür fab-labları ilişkilendirdiğiniz ölçüde birbirini güçlendiren ilişkiler kurulabilmesi ve bu ilişkilerin kentin dinamiklerini dönüştürmesi önemli bir potansiyel.

Basitçe atık paletlerden kurabileceğiniz kent bahçesi strüktürlerini CNC kesim levhalarla üretmek ya da toprak saksıları üç boyutlu yazıcıdan basmak -kulağa tüketime yakın gelen hali- araştırmanın içine girip hayata katılan denemeler gerçekleştirildiğinde tartışılabilecek boyutlarıyla ortaya çıkıyor4. İster kent bahçeleri ister fab-lablar üzerinden olsun mimarlık ve kentin bilgi alanını bu displinlerarası ortama açması elzem görünüyor.

NOTLAR
1 http://www.mimarizm.com/gezi-mekan/toplum-tabanli-hareket-fikir-ve-mekan-topluluk-bahceleri_115459, siteye erişim tarihi: 02.06.2017
2 http://acikradyo.com.tr/bildigimiz-ekonominin-sonu/boykot-yetmez-tuketimi-nasil-orgutleyecegiz, siteye erişim tarihi: 02.06.2017
3 AKİPEK, F., YAZAR, T. ve AYDIN, A. 2016. Performansa Dayalı Tasarım-Araştırmaları için Prototipler: Kent Bahçesi 4 Strüktürleri. 10. Mimarlıkta Sayısal Tasarım Ulusal Sempozyumu Bildiri Kitabı, İstanbul Bilgi Üniversitesi.
https://potplus.wordpress.com/, siteye erişim tarihi: 02.06.2017

Etiketler:

Ne düşünüyorsunuz?

0 yorum TARTIŞMAYA KATIL

İlgili İçerikler: