Kentte Üreterek Öğrenme Pratikleri

EZGİ TEZCAN DENİZ TÜMERDEM ELİF SOYLU İPEK KAY

Deniz Tümerdem, Elif Soylu ve İpek Kay ile “Üreterek Öğrenme Mekanı: Büyükdere Fidanlığı ve Pratik Bahçıvan Yetiştirme Yurdu” başlığıyla Salt Araştırma 2019 Fonları kapsamında desteklenen araştırmalarının kapsamını, mekanı örgütleyen politik ve sosyal dinamikleri konuştuk.

Ezgi Tezcan: Üreterek Öğrenme Mekanı: Büyükdere Fidanlığı ve Pratik Bahçıvan Yetiştirme Yurdu başlıklı projeniz geçtiğimiz yıl Salt Araştırma 2019 Fonları kapsamında desteklenmişti. Bu proje nasıl ortaya çıktı ve süreç nasıl ilerledi?
Deniz Tümerdem:
Bilgi Üniversitesi’nde 2017-2018 güz döneminde İpek ile yürüttüğümüz İç Mimarlık Stüdyosu’nu kurgularken ana projede sera yapısı üzerine odaklanmayı planladık. Stüdyo süresince İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi, Alfred Heilbronn Botanik Bahçesi, Atatürk Arboretumu gibi peyzaj kültürü için önem teşkil eden yerlere gezileri organize ederken bir yandan da proje alanı arayışına girdik. Bu noktada İpek, 2012’de İTÜ’de tez danışmanı Prof Dr. Mine Özkar’ın yürüttüğü Mimari Tasarım Stüdyosu’nda karşılaştığı ve sonrasında yüksek lisans tezi kapsamında üreterek öğrenme mekanı olarak ele aldığı Büyükdere Fidanlığı’nı önerdi. Fidanlığın tarihini araştırdıkça sadece birkaç yıl içinde geçirdiği dönüşümü de gözlemleyince durumun aciliyetini fark ettik ve bu alanı öğrencilere tanıştırmanın önemli olduğuna, burada çalışmamız gerektiğine hızlıca hemfikir olduk. “Climatic Interiors” adlı stüdyomuz kapsamında “From Glass, Green Will Grow” başlığıyla fidanlık alanında kurguladığımız ana projemize başladığımızda öğrencimiz Elif’in ailesinin Büyükdere Fidanlığı ve Pratik Bahçıvanlık Yetiştirme Yurdu ile olan ilişkisi ortaya çıktı. Dedesi Ramazan Soylu’nun yurdun ilk öğrencilerinden olup mezuniyet sonrası emekliliğine kadar bahçıvan ustabaşı olarak, amcası Suphi Soylu’nun son dönem müdür muavini olarak kurumda çalıştığını öğrendik. Fidanlık içinde büyüyen Elif’in babası mimar Sadrettin Soylu’ya projenin özellikle tarih araştırması ve analiz aşamalarında danışabilmek, stüdyo sürecine çok değerli bir katkı sağladı. Stüdyo çıktıları Bilgi Üniversitesi’nde sergilendi. Proje araştırma sürecinde keşfedilenlerin üzerine çok daha fazlasının konulabileceğini düşünerek detaylı bir tarih araştırması yapma gerekliliğini hissediyorduk. Tam da üzerine 2019 Salt Araştırma Fonları duyurusunu görünce araştırma yapmak ve kamuyla paylaşmak için bize iyi bir alan açacağını düşünerek Elif ve İpek’le bu sürece girmeye karar verdik. Araştırma sürecinde birçok arşiv taradık ve kaynaklara başvurduk, efemeralara ulaştık ama bizler için en önemlisi bahçıvanlık okulu mezunları ve “fidanlık çocukları” ile iletişime geçebilmek, onların hikayelerini dinlemek ve bizlerle paylaştıkları kişisel arşivleri incelemek oldu. Bu görüşmelere devam ederek araştırmamızı yayına çevirmeyi ve ileride bir sergiye dönüştürmeyi planlıyoruz.

ET: Büyükdere Fidanlığı ve Pratik Bahçıvan Yetiştirme Yurdu’nun tarihinden bahsedebilir misiniz? Burası ne zaman, nasıl kurulmuş ve ne şekilde gelişmiş?
Elif Soylu:
Büyükdere koyunda Kefeliköy ve Çayırbaşı arasında kalan, 19. yüzyılda önemli bir mesire alanı olan verimli çayır, Atatürk’ün talimatıyla 1928 yılında fidanlığın konuşlanması için tahsis edilmiş. Ziraat teknisyeni İbrahim Fuat Tezcan ve İtalya’dan davet edilen bir meyvecilik uzmanı Leopold Bologna öncülüğünde, 1930 yılında 60 dekarlık bir alanda “Büyükdere Meyve İslahı Enstitüsü” adı ile kurulmuş. Köylü ve çiftçilerin ekonomik kalkınması ve refah seviyesinin yükseltilmesi için ülkenin çeşitli bölgelerinden getirilen yerli ve yabancı meyve türleri incelenerek iyi nitelikli ve Türkiye iklimine uygun olan yabancı meyve türlerinin üretimi ve yaygınlaştırılması hedeflenmiş. İyi cins ve çeşit meyve ağaçları dikilerek damızlık bahçesi kurulmuş, bir yandan da aşılı fidanlar yetiştirilmeye başlanmış. 65 dekarlık belediye arazisinde başlayan faaliyetler, 1965 yılına kadar etap etap büyütülerek 460 dekara çıkarılmış.

Meyveciliğin yurt çapında yayılmasını sağlamak; bitkilerin üretimi, bakımı, hastalık ve zararlıları ile mücadelelerini fiilen ve teknik olarak yapacak bilgili ara eleman yetiştirmek amacıyla, kurum içinde 1936 yılında “Meyve Bahçıvanı Yetiştirme Yurdu” açılmış̧. Sonraki dönemlerde süs bitkileri, seracılık, hatta sebzecilik konularıyla ilgili çalışmalara başlanmış ve yurdun adı “Pratik Bahçıvan Yetiştirme Yurdu” olarak değiştirilmiş. Marmara Bölgesi ve çevre köylerden çağrılan ilkokul mezunu köy çocukları, akşamları teorik eğitim ve öğretim alıyor; gündüzleri de tarlada, teknisyen ve ustabaşılar eşliğinde aldıkları eğitimi uygulama imkanı görüyorlarmış. Üç yılın sonunda eğitimi başarı ile tamamlayan öğrenciler, “Bahçıvan Usta Ehliyetnamesi”, iki yıl daha staj yaparak eğitimine devam eden mezunlar ise “Bahçıvan Ustabaşı Ehliyetnamesi” almaya hak kazanıyormuş. Enstitü, faaliyet gösterdiği 65 yıllık süre içinde 1000’e yakın diplomalı ziraat teknisyeni yetiştirmiş.

Mezun olan öğrenciler, kamu kurum ve kuruluşlarında veya özel sektörde istihdam ediliyor, edindikleri bilgileri kullanarak aile ekonomisinin yanı sıra ülke ekonomisine de artı değer katıyorlardı. Fidanlık bünyesinde kurulan yurt Türkiye’de bu alandaki tek örneği teşkil ederken kuruluşundan kapanışına kadar işlevini yitirmeden eğitim ve üretim faaliyetlerine aynı etkinlikte devam etti. İl Özel İdaresi’ne bağlı olarak açılan kurum 1997 yılında ihale ile özelleştirildi, eğitim ve üretim işlevini yitirdi. 2013 yılında ise İl Özel İdaresi’nin kapatılması sonucu arazinin İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne devri gerçekleşti.

Fidanlık Çiçek Serası, 1947, Fatma Gülay Uçan Arşivi
Arazi Genel Görünümü, 1938, Fidan Satış Kataloğu
İstanbul Vilayeti Büyükdere Meyva İslah İstasyonu Yıllık Broşürü, 1938
İstanbul Vilayeti Büyükdere Meyva İslah İstasyonu Yıllık Broşürü, 1938
İstanbul Vilayeti Büyükdere Meyva İslah İstasyonu Yıllık Broşür, 1942

ET: Ziraat politikaları doğrultusunda yetiştiricilik faaliyetlerinin geliştirilmesi adına kurulan fidanlık ve bahçıvanlık okulu, Türkiye ve İstanbul için nasıl bir öneme sahipti?
İpek Kay:
Fidanlık ve bahçıvanlık okulunun önemini, devletin o dönemde izlediği kalkınma politikalarıyla ilişkili olarak iki yönde açıklayabiliriz: İlk olarak dönemin sürdürülebilir ziraat anlayışı çerçevesinde değerlendirebiliriz. Fidanlık yerel meyve ve bitki üretimini teşvik eden, kendi kendine yetebilen bir kurum olma çabasıyla ülkenin dışa bağımlılığını reddeden tarımsal kalkınma modeline örnek ilk eğitim kurumu. Kurumun üretimleri yurdun ihtiyaçlarıyla beraber şekillenmiş. Fidanlık, damızlık çeşitleriyle bir meyve kütüphanesine dönüşmüş ve yeni kurulan bahçelere fidan temin etmiş. İstanbul’da park ve bahçelerin süs bitkisi gereksinimini de karşılayarak İstanbul ölçeğinde kentsel çevrenin iyileşmesine de katkı sağlamış. Bunu da sadece üretimleri ile değil, yetiştirdiği bahçıvanlarla beraber bakımlarını da üstlenerek gerçekleştirmiş.

İkinci olarak, dönemin eğitim politikaları kapsamında değerlendirdiğimizde, deneyim yoluyla öğrenmeyi destekleyen bahçıvanlık okulu, dönemin zirai gelişmeleri ve üretime dönük eğitim anlayışını gerçekleştiren ilk kurumlardan biridir. Erken Cumhuriyet Dönemi’nde eğitim faaliyetleri, ekonomik kalkınmanın sürekliliği için önemliydi. Bu amaçla üretime yönelik eğitim yaklaşımı geliştirilirken deneyerek öğrenme sürecini savunan ilerici eğitim kuramcısı John Dewey Türkiye’ye davet edilerek ilk eğitim danışmanı olmuştur. Hazırladığı raporlarda okullarda deneyim yoluyla öğrenmeye yönelik mekansal kurgunun geliştirilmesinin önemini vurgulamış, okulların her bölgenin ihtiyaçlarına yönelik çeşitlenmesinin toplumun dönüşümü için önemli olduğunu irdelemiş. Bu gelişmeler çerçevesinde, çoğunluğu çevre köy ve illerden gelen çocukları "yetiştirerek" üretim yapan bireylere, bahçıvanlara dönüştüren kurumunun ülkenin kültürel dönüşüm süreci ile de ilişkili olduğunu söyleyebiliriz. Elif de belirtmişti, mezunların bir kısmı fidanlıkta çalışmaya devam ederken birçok mezunun da İstanbul'da vilayete bağlı ya da özel bahçe bakım işlerinde çalıştığını veya kendi fidanlıklarını kurduklarını biliyoruz. Zira kurum, memleketlerine dönen bahçıvanları da kendi bahçelerini kurabilmeleri için destekliyordu. Bir yandan da öğrenme - üretme süreçlerine ve satışa yönelik bütüncül yapısıyla bölge sakinlerinin ve kentlilerin de toprakla ilişkisini güçlendirmeye, onların da üreticilere dönüşmesini teşvik eden bir yapı oluşturmuştu. Bu çerçevede Köy Enstitüleri ile amaçlanan köylüleri toprağa dair bilgilendirme ve bölge sakinleriyle iletişim halinde olarak bölgesel çözümler üretme gibi birçok ilkeyi halihazırda uygulayan bir kurum olarak da değerlendirmeliyiz. Tüm bu yönleriyle kurumu hem İstanbul hem de Türkiye açısından sürdürülebilir ziraat anlayışını gerçekleştirmeye yönelik önemli ve bilinçli bir katkı olarak görüyoruz.

ET: Salt’taki proje sunumunda da belirttiğiniz üzere, Büyükdere Fidanlığı yaklaşık olarak aynı dönemde İstanbul’da kurulan diğer fidanlıklarla birlikte kentte kurulan yeni bir üretim ağının da parçası. Bu ağın kente etkilerini nasıl yorumlarsınız ve fidanlığın bu üretim ağındaki yeri neydi?
İK:
İstanbul’da Büyükdere fidanlığı ile aynı dönemde de Beykoz, Çobançeşme ve Yalova’da çevre kardeş fidanlıklar vardı. Beykoz fidanlığı süs bitkisi, Çobançeşme park ve orman bitkileri, Büyükdere fidanlığı ise özellikle meyve, daha sonra da ihtiyaç doğrultusunda süs bitkisi üretimine yoğunlaşmıştı. Erken Cumhuriyet Dönemi’nde tarımın gelişimi ve tarımsal alandaki bilgilerin halka aktarılması kalkınma politikaları için önemliydi. Bunun yansıması olarak sadece İstanbul’da değil, yurdun birçok yerinde devlet tarafından numune bahçeleri, meyvecilik ya da bahçecilik istasyonları ve fidanlıklar kurulduğunu biliyoruz. Bu ağ ile araştırma ve deneme faaliyetlerinin örgütlenmesi ve sonuçlarının halka aktarılabilmesi amaçlanmıştı. Bu çerçevede İstanbul ve çevresinde kurulan ağın yerel kalkınma, çeşitliliğin sürdürülebilmesi gibi birçok işlevi barındıran “yer”e özgü bir model olarak kentin çevresel ve sosyal gelişimini desteklediğini söyleyebiliriz. Büyükdere Fidanlığı ise bu ağda öğrenme - üretme süreçlerine ve satışa yönelik bütüncül yapısıyla ve bunu destekleyen mekansal kurgusuyla diğer fidanlıklardan farklılaşmış. Üretim faaliyetleriyle yeni kurulan bahçelere ve halka meyve fidanı ve süs bitkileri sağlanırken damızlıklardan çıkan meyveler soğuk hava depolarında toplanmış, çevre halka satışı sağlanmış. Yoğun ürün elde edilen senelerde üretilen meyvelerin o dönem Eminönü-Unkapanı arasında yer alan meyve ve sebze haline gönderildiğini de biliyoruz. Mektupla fidan siparişi kabul edilerek nakliye ambarlarıyla da fidan satışları yapılmış. Bunun yanı sıra damızlıkta yetiştirilen meyve ağaçlarından isteyenlere aşı kalemi verilmiş. Meyve bahçesi kurmak isteyip fidanlığa yardım için başvuranları teşvik etmek için meyve bahçesi planları yapılarak meyve bahçelerinde gübreleme, budama, hastalık ve zararlılarla mücadele yöntemleri uygulamalı olarak gösterilmiş. Böylece fidanlık, yetiştirdiği fidan, meyve ve süs bitkileriyle halkın ve kentin ihtiyaçlarına destek olurken bir yandan da halkın da üretim yapmasını teşvik ederek kolektif üretime olanak sağlayan sürdürülebilir bir yapı kurabilmiş.

Milliyet Gazetesi, 1956, Cevad Ulunay, Fidanlık tasviri
Milliyet Gazetesi, 1954
Fidanlık Çocukları, 1947, Sadrettin Soylu Arşivi
İstanbul Vilayeti Büyükdere Meyva İslah İstasyonu Yıllık Broşür Kapakları, 1938
İstanbul Vilayeti Büyükdere Meyva İslah İstasyonu Yıllık Broşür Kapakları, 1942
İstanbul İli Büyükdere Bahçe Kültürleri İstasyonu Fidan Satış Kataloğu, 1952-53
İstanbul İli Büyükdere Bahçe Kültürleri İstasyonu Fidan Satış Kataloğu, 1951-52

ET: Fidanlığın içinde ve çevresinde gündelik hayat nasıl örgütleniyordu? Bu üretim mekanı, kent yaşamına nasıl dahil oluyordu?
ES:
Büyükdere Fidanlığı, açılışından kısa süre sonra, faaliyetleriyle İstanbul çapında tanınır oluyor. Yürütme görevleri çerçevesinde fidanlığın ve yurdun amaçlarının çevre ihtiyaçlarına göre şekillenmesi, çevreyle etkili ve sıkı bir ilişki kurulabilmesi için belli kararlar alınmış. Mesela, civarda bulunan ve fidanlığın eğitim alanına giren park, bahçe, fidanlık, sera, turistik tesis ve benzer kuruluşlarla işbirliği ve ortak uygulamalar yapmak, inceleme gezileri düzenlemek, danışmanlık almak, bazı uygulamalı derslerin İl Özel İdaresi’ne bağlı diğer kuruluşlarda gerçekleştirilmesi için adımlar atmak gibi.

Zirai seferberlik yıllarında Lütfü Kırdar’ın talimatıyla meyve sebze fideleri yetiştirilerek ücretsiz olarak halka dağıtılmaya başlanmış. Yıllara göre değişmekle birlikte, yıllık ortalama 350.000 adet meyveli fidan, fide ve süs bitkisi üretimiyle, 40.000 kiloya yakın meyve ve sebze üretimi ile tane ağırlığı 900 gram gelen armutları, leziz şeftali ve erikleriyle ün salmış; 300’e yakın meyve çeşidini ülkeyle buluşturmuş.

Öte yandan fidanlığın içinde bulunan havuz hem fidanlık sakinleri hem de devlet büyükleri için önemli bir buluşma ve ağırlama ortamı sağlıyordu. Birçok basın toplantısı ve davet için kullanılan havuz başı, fidanlık sakinleri tarafından da düğün ve bayramlarda bir sosyalleşme ve buluşma mekanı olarak önemliydi. İdari kadro, teknik elemanlar ve müstahdemlerin lojmanları da fidanlık içinde bulunuyordu; dolayısıyla fidanlık sakinleri ile öğrenciler arasında da sıkı bir ilişki vardı. Çocuklar birbirleriyle arkadaşlık ediyor, kadınlar ise kendilerini gurbette hissetmesin diye öğrencilere annelik ediyordu. Sosyal yaşantı, komşuluk, iş arkadaşlığı, hoca-öğrenci ilişkisinin ötesinde kocaman bir aile tablosu çiziyordu. Üretilen ve elde edilen her şeyi paylaşmış, omuz omuza ayakta kalmış bir topluluk diyebiliriz. Fidanlık, yıllar boyunca sakinleri tarafından “Fidanlık Cumhuriyeti” olarak anılmış, çitler ardında, kendi kendine yeten bir vaha olarak sahiplenilmişti. Fidanlık, yakın çevre sakinlerinin de gözbebeği olmakla birlikte birçok dönem filmi çekimine de ev sahipliği yapmıştı. Dişbudaklı yolu, palmetli damızlıkları, havuz başı ve lezzetli meyveleri ile tüm İstanbul halkının dilinde olan sevilen bir uğrak yeriydi.

ET: Bahçıvanlık okulunun bütüncül eğitim anlayışı doğrultusunda, hem öğrencilere hem de toplum yararına yönelik hazırlanan broşürler oluşturulmuş. Bunların içeriğinden söz edebilir misiniz? Öte yandan bu üretimlerin görsel kültüre katkısını nasıl yorumlarsınız?
DT:
Kurulduğu yıllarından 1950’li yıllara kadar olan broşürlerin ilk bölümleri Büyükdere Meyve Islah İstasyonu’nun kuruluş nedeni, çalışma programı, işbölümü, alınan neticeler, mevcut yapılar hakkında bilgiler ve fotoğraflar, Pratik Bahçıvan Yurdu’na öğrenci alım şartları, idari kadroyla ilgili bilgiler ve o yıl fidanlığı ziyaret eden yerli yabancı devlet büyükleri veyahut önemli ziraatçılar hakkında bilgi veriyor. Geri kalan bölümlerde meyve bahçesi kurulumu, budama ve fidan bakımı, meyve cinslerine göre bakım şartları, meyve ağacı hastalıkları, aylık yapılması gereken işler, meyve bahçıvanı yetiştirme işleri, fide satış tabloları ve fidan dağıtım şartları gibi teknik bilgiler içeriyor. 1950’den sonra kurumun isim değişikliği ile birlikte broşürler Büyükdere Bahçe Kültürleri İstasyonu Fidan Satış Kataloğu adını almış. Bu yıllarda meyvecilik haricinde üretim çeşitliliğin artmasıyla çiçek, süs, çit, bordür, tırmanıcı, park ve yol, çam, mazı, servi, salon nebatları gibi bitki çeşitleri üzerine bilgilere rastlıyoruz. Oldukça kapsamlı olan bu kitapçıkların, kurumda ders kitabı olarak da okutulduğunu biliyoruz. 1980 sonrasında ise artık kataloğun sadece mevcut fidan çeşitleri ve liste fiyatlarından oluştuğunu görmekteyiz.

Broşür kapakları 1930’lu ve 1940’lı yıllarda illüstrasyon, sonraki yıllarda genelde fotoğraf ve 1980’lerdeki bazı sayılarda sadece yazı olarak tasarlanmış. Erken Cumhuriyet Dönemi’nde önemli grafikerlere kapak çalışması ısmarlandığını görüyoruz. Örneğin 1942 kapağında döneminin öncü grafik tasarımcısı olarak kabul edilen İhap Hulusi Görey’in, 1938 kapağında ise Güzel Sanatlar Akademisi Afiş Atölyesi’nin Başkanı olan Mitat Önar’ın imzasını görüyoruz. Dönemin grafik alanındaki atılımın yansımalarını fidanlık broşürlerinden okuyabiliyoruz.

Broşürlerde üretim tekniklerine dair şematik anlatımlar, meyve varyete diyagramları, tipografik çalışmalar, detay eskizlerle anlatımlar yer alıyor. Özellikle hangi meyve varyetelerinin hangi zamanlarda tüketilebileceğini aktaran diyagramlar sayesinde, hem günümüze ulaşamayan meyve çeşitliliğini hem de İstanbulluların bu diyagramlardan nasıl faydalandıklarını anlıyoruz. Bunun dışında broşürlerdeki idari kadronun, fidanlığı ziyaret edenlerin, öğrencilerin, mevcut yapıların, arazinin, iç mekanların, bitki çeşitlerinin ve sahadan pratik anlatım fotoğrafları; kurumu ve işleyişini tanıtan yegane kaynaklar. Sonuç olarak yıllık broşürlerinin fidanlıkta deneyimle üretilen bilginin, toplumla paylaşılmasına ve sosyo-kültürel çevrenin gelişimine olanak sağlayan birer kaynak olduğunu düşünüyoruz.

İstanbul Vilayeti Büyükdere Meyva İslah İstasyonu Yıllık Broşür, 1938
Fidanlık Çalışma Sahası Şeması, 1943, Fidan Satış Kataloğu
Fidanlık Müdüriyet Binası, 1965, Metin Turkay Arşivi
Melling, Antoine Ignace. Voyage pittoresque de Constantinople et des rives du Bosphore, Paris, Treuttel et Würtz, 1819

ET: Bahçıvanlık okulunun mekansal yapısı nasıldı? Hangi birimler bulunuyordu?
ES:
Denize dik bir şekilde iki yamaç arasında kalan arazi ortasından geçen Bakladere, Belgrad Ormanları’ndan gelen suyu denize akıtıyordu. Arazi ıslahı sırasında bentler, havuzlar kurulmuş, kanaletlerle zemin suyu dereye drene edilmiş; rezerv su imkanı sağlanmış. Çeşitli damızlıklar, yataklar kurularak arazi işlenmeye başlanmış. Yıllar içinde arazi ıslahı genişletilerek ihtiyaca göre bina stoğu artırılarak yeni birimler oluşturulmuş.

Yurt binası içinde bir derslik, yemekhane, misafirhane ve 75 kursiyer kapasiteli yatakhane birimlerini barındıran bina, arazinin orta aksında konuşlanmış. İçtima alındıktan sonra arazinin çeşitli bölgelerine dağılan öğrenciler, sahada veya müfredata göre teknik birimlere dağılarak güne başlıyorlar. Bunlar çiçek/fide seraları, laboratuvar, fumigatuar, tohumhane, ilaçhane ve mahzenler gibi meyvecilik konusunda özelleşmiş birimler. Bununla birlikte bütün gün arazide çalışan öğrenciler akşam dersi için dershanede örgün teorik eğitim alıyordu. Pratik eğitim, damızlıklarda ziraat teknisyenleri ve bahçıvan ustabaşılar ile tohum, fide, çöğür, fidan aşamalarını takip ettikleri, aşı, zararlı ile mücadele ve budama tekniklerini uygulamalı öğrendikleri bir süreç. Kurum, kursiyer ve stajyerlerin hayata ve iş alanlarına uyumlarını sağlamak için eğitimle üretim arasında sıkı bir ilişki kurmuş. Bu yönden fidanlık arazisi, bahçe, sera ve diğer birimleriyle gerçek birer eğitim öğretim ortamı haline gelmişti.

Müdüriyet binası idari işlerin, eğitim müfredatı ve aynı zamanda fidan alım satım işlerinin yürütüldüğü bir birim. Ayrıca tekniker gruba ait garaj, marangozhane, demirhane, takım odası, depolar gibi teknik yapılar arazinin işlenmesine, tüm gerekli araçların kurum içinde üretimine yardımcı olan birimlerdi.

Bu üreterek öğrenme mekanı eğitim, üretim, tadilat/tamirat birimleriyle kendine yeten bir süreci kurmuş; bütün arazi ve program, bu süreci destekleyecek şekilde organize edilmiş. Arazide üreyen otun alınması, stoklanması, çürütülmesi, mezbahadan gübre getirilmesi, harç edilmesi, dinlendirilmesi, suyunun alınması ve bitkiye verilmesine kadar arazi içinde tamamlanan ve kursiyerlerin birebir deneyimlediği bir üretim sürecinden söz ediyoruz.

ET: Bu alan hangi gelişmeler doğrultusunda atıl kaldı, zirai ve kentsel politikalarda yaşanan değişimlerin bu fidanlık üzerinde nasıl bir etkisi oldu?
İK:
Büyükdere Fidanlığı özelinde değerlendirecek olursak, tarımsal üretimdeki değişim ve özellikle 1960’lardan itibaren izlenen kentleşme politikalarıyla gelişen yapı inşa süreçleri fidanlığın atıl kalmasının ana sebepleri. Kentin büyümesiyle ilişkili olarak değerlendirdiğimizde Adnan Menderes dönemindeki trafiği rahatlatma operasyonları kapsamında Büyükdere Caddesi açılmış, Hacıosman Bayırı ile sonradan sahil şeridini tutacak kazıklı yola bağlanmış. Bu gelişmeler arazinin tahrip edilmesine yol açmış. Arazinin kuzeyinde bulunan eski Tekel Kibrit Fabrikası ile birlikte çevresinde oluşturduğu Kozdere ve PTT gecekondu mahalleleriyle arazinin etrafındaki yapılaşma artmış. Ve bu yapılaşmanın gereksinimlerinin önceliklendirilmesiyle fidanlıktaki sulama bentleri ve kanaletleri besleyen Bakladere kirlenmiş.

Tarımsal faaliyetlerdeki değişim yönünden değerlendirirsek, ilk başta damızlık üretimlerinin yoğun olduğu fidanlıkta yıllar içinde talebin artmasıyla beraber satışa yönelik üretim de artmış. Bu talebi karşılamak için üretim alanı genişletilen fidanlıkta arazinin dinlendirilmemesi ve havalandırılmadan ekilmesi, toprak veriminin azalmasına sebep olmuş. Tüm bu olumsuz gelişmelerin sonucunda yaşlı ve rehabilitasyona ihtiyaç duyulan toprak geri kazanılamamış, damızlıklar korunmamış, özellikle de teknik kadroların, yeni dönemde görev almaması ile üretim sekteye uğramış; eğitim işlevini kaybetmiş.

ET: Fidanlığın bugüne taşınabilen nitelikleri neler, eğitim binalarının fiziki durumları nasıl?
ES:
1997 yılında fidanlığın özelleştirilmesi girişimiyle birlikte kesintiye uğrayan süreç, özel girişimcinin devraldığı eğitim ve üretimin sürdürülebilirliği açısından verimliliğini kaybetmiş. Sonraki dönem arazinin ve yapıların kaderine terk edildiği, damızlıkların bakımı ve zararlı ile mücadelenin durduğu, üretilmiş fidanların parselde bırakılarak adeta bir balta girmemiş ormana dönüştüğü bir evre. 2012 yılında açılan Çayırbaşı-Sarıyer tünel yolu, araziyi biraz daha tahrip etmiş, ilerleyen yıllarda binalar atıl kalmış, büyük bölümünü depo ve hurdalık haline gelmiş. 2019 yılında Bahçeköy yolunun genişletilerek dört şeritli hale getirilmesi sonucunda arazi çeperinde bulunan seralar, lojman, dershane, laboratuvar gibi yapılar ise ne yazık ki günümüze ulaşamadı.

İpek’in de bahsettiği gibi toprak verimliliğinin düşmesi kurumu kapatan faktörlerden. Eğitimin araziden ayrılmadığı bu kurumda, araziyle birlikte eğitim işlevi de kaybedilmiş. Fakat bütün bu tahribata rağmen, işlevini sürdürdüğü günlerden kalan ana mekan ve temalar, tarihsel kimliğini geleceğe taşıyabilir nitelikteler. İlgisizliğe rağmen hayata tutunmuş, doğal karakterini korumuş bitki malzemelerine sahip. Tonoz örtülü yol, kemerli spor ve fidan satış alanı, fıstık çamları, çınarlar ile dere boyundaki sedir, sekoya ve karaağaçlar önemli bir tarihi sürece şahitlik etmekteler.

Fidanlığın ana donanımını temsil eden, arazinin merkezine yerleşik olan yapılar grubu ve idare binası, onarılabilir durumda ve karakteristiğini koruyor. Orta aksta konuşlanan yurt, teknik hacimler, fumigatuar, garaj, ilaçhane, fidan satış alanı gibi yapı grupları orta avluyu çevreliyor ve ayağa kaldırılabilecek durumda. Yurt paralelinde Bahçeköy yoluna bağlanan dişbudaklı yol, müdüriyet binası ve önündeki palmetli yol fidanlığın simge unsurlarından olup tekrar halka kazandırılabilir.

Fidanlık içinden bir görünüş, 2017, Elif Soylu
Dişbudaklı Yol, 2020, Elif Soylu
Dişbudaklı Yol, 1980, Sadrettin Soylu Arşivi

ET: Bu alan, peyzaj kültürü bağlamında bugün nasıl bir öneme sahip? Bu mekanın hikayesinden neler öğrenebiliriz?
DT:
Büyükdere Fidanlığı Türkiye’de hem arazisiyle hem bahçıvanlık eğitiminde hem de meyvecilikte Türkiye’de biricik. Fidanlık arazisi her dönem kent belleği için önem arz etmiş. 19. yüzyıldan bu yana başta mesire daha sonra da kent yaşamına dahil olan bir üretim mekanı olarak çok önemli. İstanbulluların meyve ağaçlarının çiçeklenme zamanlarından, meyvelerin olgunlaşma tarihlerini tür tür takip edebildikleri bir kamusal alan şu an hayal edebiliyor musunuz? Günümüzde meyvecilik üzerine böylesi bir bilginin sürdürüldüğü başka bir kurum ne yazık ki yok. Her ne kadar fidanlık arazisi, yeşil alan olarak çok kıymetli olsa da rekreasyon alanına indirgenmemeli. Erken Cumhuriyet modernizmi sonrası kapitalizm etkileriyle işlevini yitirmiş bu alanın tabi ki günümüzde üretiminin sabit kalmasını bekleyemeyiz. Şanslıyız ki burada biriktirilmiş bilginin ve kültürün izlerine ulaşmak; bahçıvanlık okulu mezunları ve fidanlık çocukları sayesinde bugün hala mümkün.

Eğitim üzerinden ele alırsak, yaparak öğrenme mekanı olan pratik bahçıvan yetiştirme yurdu modeli Türkiye’de ilk ve kapsam olarak tek örnek. Kurum yıllar boyunca İtalya ve Türkiye’de akademiyle sıkı ilişki içinde olmuş. Fidanlık kurucularından Leopold Bologna gibi İtalyan eğitmenlerin kurumdaki varlıkları, İtalya ziraat fakültelerinden eğitmenlerin ziyaretleri ayrıca kurum müdürünün periyodik İtalya fuar ziyaretleri sayesinde meyvecilikte zirai gelişmeler takip edilmiş. Sarıyer’deki orman ve peyzaj kültürü fidanlığı beslemiş. İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi akademisyenlerinin fidanlık ziyaretleri gerçekleştirdikleri ve öğrencilerin Büyükdere’de fidanlık stajı yaptıklarını biliyoruz. Günümüzde böylesi bir bahçıvanlık eğitim ortamına örnek teşkil olabilecek bir kurum bulunmadığından, usta/ustabaşı bahçıvan eksikliği güncel bir problem. Kısa süreli bahçıvanlık sertifikası veren kurslarla neden böyle bir kültür oluşmadığını Büyükdere Fidanlığı’nda 65 yıl boyunca biriken bilgi ve deneyime bakınca okumak kolay. Dolayısıyla yaparak öğrenme modelini merkez alan bahçıvanlık eğitiminin detaylı incelenerek günümüzde nasıl uygulanabileceği konusunda yaklaşımlar geliştirilmeli.

ET: İstanbul Büyükşehir Belediyesi bahçıvanlık okulunun yeniden açılması yönünde adımlar atıyor, bu sürece yönelik beklentileriniz neler? Süreçte araştırmanız nasıl bir rol oynuyor?
DT:
Araştırma projemiz üzerine bizimle iletişime geçtiler. Bir sunum gerçekleştirdik, fidanlık tarihine dair bilgilerimizi aktardık. İBB’nin burada aynı işlevi koruyarak bir bahçıvanlık okulu açmayı planlamasını olumlu buluyoruz. Hem araştırmacı hem de tasarımcı olarak sürece destek vermeyi sürdürmek istiyoruz. Umuyoruz ki zamanla da bilgi birikiminin aktarılarak büyüyebileceği kapsamlı bir eğitim modeli kurulur.

ES: Fidanlığın eski haline kavuşmasının ancak kuruluş yıllarındaki gibi parçalanmayacak bir dayanışma ağıyla, bölge sakinlerinin dahil olduğu katılımcı bir yönetim sistemi kurularak sağlanabileceğine inanıyoruz. Ancak çok bileşenli bir yönetim planı ile ayakta kalabilir. Dolayısıyla özel işletmeye devri veya bürokratik bir koruma modeli olmaksızın İstanbullulara süresiz kazandırılmasını diliyoruz. Tüm İstanbulluların ve fidanlık günlerini tatmış mahallelinin içinin parçalamadan tekrar araziye kavuştuğu günleri dört gözle bekliyoruz.

İK: Umarız bu yeni adımlarla birlikte fidanlıkta kolektif üretime imkan tanıyan bir yapı oluşturulur. Böyle değerli bir mekanın bölge sakinleriyle beraber yeniden üreterek öğrenme mekanına dönüşmesi umuduyla heyecanlıyız. Yakında fidanlık sakinleriyle birlikte fidanlıkta buluşmak dileğiyle.

Ne düşünüyorsunuz?

0 yorum TARTIŞMAYA KATIL