Mimarlık Ve Dansın 20 Dakikası

“Mimarlığın diğer sanat dallarıyla birlikte yeniden alevlenmeye ihtiyacı var. Şiirden, danstan, müzikten bir şekilde ilham almalı. Bu, benim için çok önemli bir iş; kendimi eğlendirmek için yaptığım bir yan proje değil. Mimarlığın diğer sanat dallarından esinlemeye ihtiyacı olduğu bir aciliyet söz konusu.”

görseller: steven holl architects

Steven Holl'un bu sözlerle anlatmaya başladığı “Dance with Architecture” projesi, mimarlığın ve dansın bir araya gelerek kurdukların bağın iki alanda da yarattığı güçlü etkiyi sergiliyor. Hem mimarlık hem de dans zamanın içinde kendilerine bir mekan arayışındadır; ancak bu iki olgu zaman spektrumunun farklı uçlarında gerçekleşir. Mimarlık, en uzun varoluş süresine sahip sanat dallarından biriyken; dans, performansın bitmesiyle ortadan kaybolan ve nispeten çok daha kısıtlı bir süre görülebilen bir varoluşa tekabül eder. Proje kapsamında ortaya çıkan “Tesseracts of Time” gösterisi de dansı ve mimariyi, zamanın başka bir boyutunda birleştiren bir deneyim sunuyor. Kareografisi Jessica Lang tarafından yapılan dans gösterisi, zaman ve mekanı sıkıştırarak 20 dakikalık bir sürede dört mevsimi işliyor. Projeyi oluşturan bütün öğelerde, müziklerde bile, “geometrik potansiyelleri” olan seçenekler özellikle tercih edilmiş. ****

4 bölümlük dans gösterisininde kurgular, mimarlıkta kullanılan 4 durum üzerinden tasarlanmış: zeminin altında, içinde, üstünde ve üzerinde. Sahne performansını destekleyici bir şekilde perdeye yansıtılan görüntülerde ise küpün 4. boyutunu arayan deneysel modellerin içine yeşil ekran yöntemiyle yerleştirilen dansçılar görülüyor. İlk bölüm olan “Altında”, siyah rengin hakim olduğu bir sahne ile dansçıların daha doğrusal, yere yakın ve gölgeler içinde titreyen hareketlerinden oluşuyor. “İçinde” konseptiyle kurgulanan ikinci bölüm, yerçekimine karşı gelen dans ile duygusal ifadesi de görülen geometriyi keşfetme başlıyor. Hem sahne hem de dansçılar üzerindeki siyah ve beyaz renkler bir denge kazanıyor. Burada arka plana yansıtılan görüntülerden de yararlanılıyor. Üçüncü bölümde, sahneye yerleştirilen 4 boyutlu küp parçaları, sahnedeki dansçıların geometriyi 3. boyutta ve halihazırda sahnede keşfetmesine izin veriyor. “Üstünde” bölümünde renkler beyaza dönüyor. Son bölümde ise enerji değişiyor ve sahne renklere bürünüyor. Strüktürler dansın üzerinde kalıyor, renk değiştirerek güneşin turuncu-kırmızı tonlarına dönüyor. Gösterinin en sonunda her şey yine siyah oluyor ve böylece yine başa dönülmüş oluyor. Mevsimlerin değişmesi gibi başı ve sonu olmayan bir döngü anlatılıyor.

Tesseracts of Time'ın 3 dakikalık videosuna buradan ulaşabilir; Holl ve Lang'ın proje hakkında konuştuğu videoyu ise aşağıdan izleyebilirsiniz.

Ne düşünüyorsunuz?

0 yorum TARTIŞMAYA KATIL