Nötr Eklemler

Üretimin deneysel bir süreç olarak ele alındığı kurum bu kimliği, hem mimari tasarımın odağına yerleştiriyor hem de mekansal deneyimi çeşitlendirerek tüketim mekanlarına taşıyor.

Toronto’nun doğusundaki Leslieville yerleşiminde bulunan yapı, 1949’da bir market olarak tasarlanmıştı. Ancak son yıllarda fasulye filizi yetiştirmek için kullanılıyordu.

Mekanı ilk gördüğümüzde, pek çok yeri dondurucular ve ekim yataklarıyla doluydu; zeminde kanallar açılmıştı ve tümüyle karanlık ve nemliydi. Çalışmanın en kolay yanı, mekanı aydınlatmak oldu. Caddeye bakan cephedeki pencere boşluklarını ahşap giyotin pencerelerle genişlettik. Çatı döşemesinin ortasında da bir açıklık oluşturarak yeterli gün ışığının içeri alınmasını sağladık.

Fakat yenileme çalışmasının diğer iş kalemleri o kadar da kolay değildi. Binanın taşıyıcıları ve çatı örtüsü, 20. yüzyılın ilk yarısında, süpermarket tipolojisine uygun biçimde tasarlanmıştı. Bodrumda bir depolama alanı olsa da yeni programın gerektirdiği gibi, 22.000 litre sıvıyı taşıyabilecek kapasiteye sahip değildi. Zemin kat döşemesinin büyük bir bölümünün 16 metre yüksekliğindeki 4.000 litrelik fermantasyon tankları için sökülmesi gerektiğinden ya da çatıya kurulacak bir sebze bahçesinden bahsetmiyoruz bile.

Mekanın etrafında şekillendiği bar bölümü
Döşemede açılan kesiklerden üst kota taşan fermantasyon tankları
Mekanın sokakla ilişki kuran oturma alanı
Bar
Alçak masalı oturma düzeni
Cephe görüntüsü
Çatı bahçesi

Artan tavan yükleri ve asma kat kesikleri nedeniyle yapı genelindeki yanal denge bozukluğu, yapı içindeki çeliğin neredeyse iki katına çıkarılmasına neden oldu. Ancak eski 5x25 cm ölçülerindeki ahşap çerçeveli çatı örtüsünü taşıyabilen mevcut kirişlerin her birinin yanına yenileri eklendi. Restoran ve üretim bölümü arasına çapraz taşıyıcılar da yerleştirildi. Tasarımın daha en başında yeni taşıyıcı elemanların ekleneceğini öngördüğümüz için bu konuda mühendislerle mekansal algıyı da gözeterek işbirliği yaptık.

Yapısal bu güçlendirme, tasarımda kilit rol oynayan çatı bahçesi fikrinin gerçekleştirilebilmesi için çok önemliydi. Restoranın sahibi, Avling’i daima Ontario’daki çiftliklere ve tarıma bağlı bir bira fabrikası olarak hayal etmiş. Projenin ismi de Norveççe hasat anlamına geliyor. Çatı bahçesi de bu hayalin ayrılmaz parçası zira böylece başka türlü bulmayacağı malzemeleri yetiştirebilecek, bira üretiminde ortaya çıkan atık suyu da sulama için kullanabilecek. Böylece hem kapalı bir üretim döngüsü elde edecek hem de daha geniş bir topluluğun parçası olabilecek; yemek endüstrisi ile ilgili ideallerini hayata geçirme fırsatı yakalayacak. Mekan bu anlamda işverenin hammadde arayışlarına hem çatıdaki ekili alanlarıyla hem de restoranda satılmadan kalan ekmeklerle, iki güzel örnek ortaya koyarak cevap veriyor. Tabi sebze ve meyveler de restoranda kullanılıyor.

Ürünleri mekanda yetiştirip işleme konsepti yalnız çatı bahçesiyle sınırlı kalmıyor, aynı zamanda bodrum katta da devam ediyor. Restoran bölümüne hizmet eden özel bir kasap, ev yapımı mayalar ve mevsimlik üretilen deneysel tadım biralarının hazırlandığı bir laboratuvar bulunuyor. Bu laboratuvarda, üretilip yıllandırılmış farklı nitelikteki biralardan özel karışımlar elde ediliyor ve bu deneysellik Avling’e ve mekanına özgün bir karakter kazandırıyor.

Teknik hacim
Bira üretim alanı
Fermantasyon tankları
Bodrum katı planı
Zemin kat planı
Çatı katı planı
Kesit

Daha önce çalıştığımız tarım odaklı projelerden edindiğimiz bilgi doğrultusunda, ekili alanın bölümlere ayrılıp her sezonda ürün rotasyonu yapılmasını, burada restoran konseptine uyarladık. Böylece restoranda farklı bölgeler tanımladık; farklı kullanıcı grupları için günün farklı saatlerinde, taleplerine uygun mekansal özellikleri deneyimleme fırsatı sunduk. Merkezi barın etrafında şekillenen restoran, biraevi ya da sokağın izlenebildiği büfelerden ve yüksek ya da alçak masa tercih edilebilen alanlardan meydana geliyor; dört ayrı seçeneği barındırıyor.

Mekandaki bir diğer önemli unsur da Madison van Rijn’in Kanada coğrafyası ve doğadan ilham alarak yaptığı duvar resmi. Sanatçı, mekana özel gerçekleştirdiği bu çalışmayı özgürlük, mutluluk ve nostalji kavramlarıyla açıklıyor.

Proje sürecinde bir sanatçıyla birlikte çalışmak, bizim için bir ilk oldu ve çok güzel bir uyum yakaladık. Örneğin strüktürel tüm çelik elemanları pembeye boyamak istediğimizi söylediğimizde kendisi de hemen bunu kabul etti ve nötr bir renk olarak uygulanabileceğini söyledi. Mekandaki yalınlığı, bu anlamda her detayda özellikle aradık.

Ne düşünüyorsunuz?

0 yorum TARTIŞMAYA KATIL