Yazı, Reşad Ekrem Koçu’nun İstanbul Ansiklopedisi arşivlerini incelemek amacıyla Kadir Has Üniversitesi ve Salt işbirliğiyle düzenlenen İstasyon programı kapsamında 2-5 Nisan 2019 tarihlerinde Esra Kahveci yürütücülüğünde gerçekleşen atölye çalışmasının çıktılarını sunuyor.

İndeksten Anlatıya İstanbullar atölyesi Reşad Ekrem Koçu’nun İstanbul Ansiklopedisi’ni bir indeks olarak ele aldı; ansiklopedinin alfabetik kurgusunda bağlamın çözülmesinden ve kişiler, olaylar, nesneler, mekanlar arasındaki hiyerarşileri yok eden temsiliyet eşitliğinden faydalanarak yeni kent anlatıları üretme olasılıklarını araştırdı. Aynı mahallede bulunduğu halde ansiklopedinin farklı sayfalarına dağılan yapılar, alfabetik dizimde birbirine bağlanamayan sokakların adeta deforme ettiği haritalar, isim benzerliği nedeniyle oluşan farazi aile ağaçları, sosyal statülerinden kurtulup birbirine denk öznelere dönüşen ileri gelenler ve “öteki”ler, tarihsel süreksizlikte yığılan kent katmanları, sınırları eriyip birbirine karışan nesnel ve öznel veriler, aynı gerçeklik seviyesinde buluşabilen tarihi olaylar ve şehir efsaneleri, kentsel kollektif belleği üreten anılar, gelenekler ve yorumlar bu araştırmaya ilham verdi. Örneklenen ilişki ağlarının öğrettikleriyle olası yeni kent okuma pratiklerini tartışmak adına atölye öncesi ortak bir tema belirlenmedi, bunun yerine ortak bir metot üzerinden ansiklopedi yapısökümüne uğratılarak farklı temaların araştırılması hedeflendi.

Diderot ve d’Alembert’in 18. yüzyıl aydınlanma düşüncesini temsil eden ansiklopedisinden beri kurumsallaşmış bilgiye meydan okuyan ansiklopediler, bilgiyi sınıflandırmayı ve en karmaşık olanı bile herkesin anlayabileceği dilde sunmayı hedeflemiştir. 19. yüzyılda Flaubert’in bilgi ansiklopedisini bir dil ansiklopedisine çeviren, tekil maddelerin alfabetik diziliminin ancak tematik çapraz okumalarla yeniden anlam kazanabildiği sözlüğüyle birlikte ansiklopedi strüktürü manipüle edilir hale gelmiştir. Bilgi havuzu olarak İstanbul gibi çok katmanlı bir kente odaklanan İstanbul Ansiklopedisi, bu sınıflandırma sistemiyle kent olgusunu yeniden üreterek bize alternatif bakış açıları sunma potansiyeline sahiptir. Örneğin, madde tanımındaki bir detay ön plana çıkıp kendi maddesini oluşturabilir, farklı maddelerde tekrar eden bilgilerden kentsel bir veri elde edilebilir, her maddenin içinde kurulu olay evreninden öğeler başka madde öğeleriyle birleşerek yeni olaylar kurabilir ve dolayısıyla yeni kent anlatıları önerebilir.

Sürrealist sanatın exquisite corpse oyunundan ilhamla rastgele seçilen maddelerden anlatılar kurma denemesiyle başlayan atölye, ansiklopedinin farklı maddelerinde sistematik olarak tekrar eden temaları belirleyerek devam etti. Bu temalar arasından kent katmanlarını yapı tipolojisi, sokak ağları, marjinal ötekiler, tanıdık mahalleliler vb kent öğeleriyle olabildiğince çeşitlendirecek şekilde apart(ı)man öyküleri, cinsiyet geçişleri, halk ağzı, olay yeri inceleme, sesleme vakti, yolu geçenler kategorileri tanımlandı. Kategoriler ilgili maddelerin tarif ettiği kişi, mekan, zaman, nesne, diyalog, simgesel anlam vb parçalarına ayrılarak matrislere dönüştürüldü, zaman zaman ansiklopedinin farklı maddelerinden ödünç alınan görsellerle tamamlandı, son olarak her kategori bu yapısökümünün ürettiği indeks havuzundan kolajlanan bir imaj-metin ile yeni bir madde olarak ansiklopediye iade edildi.
Esra Kahveci

Atölye tanıtım afişi
Apart(ı)man Öyküleri
Cinsiyet Geçişleri
Halk Ağzı
Olay Yeri İnceleme
Sesleme Vakti
Yolu Geçenler

Apart(ı)man öyküleri
Madde ansiklopedide yahudhâne olarak kent hayatına giren, gelir elde etme amacıyla giderek yaygınlaşarak İstanbul siluetine eklemlenen dönemin bu yeni tipolojisinin halk arasındaki yankılarını inceler. Farklı maddeler içinde kimilerince alışılmakta zorluk çekilen, kimilerince benimsenip çoğaltılmaya çalışılan apartman, mahalle tasvirleri içinde büyük yer kaplamaktadır. Apartman bir yanda kentin tarihi dokusuna tezat duruşuyla bir modernleşme simgesi olarak tasvir edilirken, diğer yanda yıkılan tarihi yapıların yerini alarak kent hafızasını bozması nedeniyle eleştirilmektedir. Örneğin, Beşiktaş İskele Hamamı, Fındıklı Hamamı gibi yapıların apartmana dönüştürülmesi bir “vandal vahşeti”, Türk Emlak Kredi Bankası tarafından Bakırköy Baruthanesi’nin yerine yapılan Ataköy Sitesi “modern şehircilik” örneklerinden biri olarak ifade edilmektedir. Bu yapısal dönüşümün yansımaları yaşam tarzında da kendini göstermiştir. Konut birimlerinin domestik üretimlerin yapıldığı geniş hacimlerden hazır ürünlerin tüketildiği küçük hacimlere dönüşümü üzerinden tüketim toplumunun kente etkileri tartışılmaktadır. Koçu bu durumu eski kagir yapının büyük boş odasında üretilen reçelin yerini apartmanın küçük salonunda tüketilen hazır reçelin almasıyla, ya da eskiden bamya yetiştirilen araziye beş katlı apartman inşa edilmesiyle örneklemektedir. Hızlı üretimi, düşük maliyeti ve kira getirisi ile en karlı yatırım olarak görülen apartman bir mesken türü olmanın yanı sıra bir statü göstergesi rolü de üstlenmektedir. Beyoğlu’nda apartman sahibi olmak, Kadıköy’de bir “apartmancık” yaptırmak halk arasında itibar görmektedir.

Araştırma kapsamında apartman içerikli hikayeler matriste “olay”, “kent simgesi/yol tarifi”, “önce-sonra” ve “statü” kategorilerine ayrılarak incelenmiştir. Ansiklopedide 527 kez geçen “apartman” kelimesini içeren tanımlar 30 madde halinde matriste yerini almıştır. Örneğin, kent simgesi kategorisindeki Asma Mescıd maddesinde, muhtemelen civarda bulunan tek ağacı anlatmak için “Asmalımescit sokağından Minare sokağına girerken sol köşede ve azıcık geride Hacı İlyas Bey apartmanı adiyle büyük bir kagir yapı vardır. Bu yapının önünde Asmalımescid Sokağına nazaran sed üstü teşkil eden bahçeli bir saha vardır ve burada bu sokak ve belki de bütün semt için pek garip düşmüş tek bir ağaç mevcuttur.” şeklinde bir tasvir kullanılmıştır. Azak Sineması ve Bahçesi maddesi, sinemaya komşu apartmanda yaşayanların izleyicilerden gelen şikayet üzerine evlerinin ışıklarını kapatarak film izleyenlere katılmaları ile olay kategorisine; Azakoğulları ailesinin iş hayatındaki başarıları sonucu aldıkları arsa üzerine yaptırdıkları apartmanlar ile de statü kategorisine girmektedir.

Bu çerçevede Koçu’nun tanımlarının “Apart(ı)man öyküleri” üzerinden incelenmesi, İstanbul’un sosyolojik ve mimari dönüşümü hakkında fikir oluşturmaktadır.
Berrin Karadağ

Cinsiyet geçişleri
Ansiklopedide revü artistlerinden kanlı korsanlara kadar çeşitli hikayelerde cinsiyet geçiş anlatılarına ve cinsiyet normu ihlallerine olağanlıkla veya kısmen fetişleştirilmiş halde rastlamak mümkün. Koçu’nun öznel tavrı konunun bazen karikatürize edilmiş ve ötekileştirici biçimde karşımıza çıkmasına sebep olurken bir yandan da daha objektif olmak iddiasındaki bir çalışma içerisinde kaybolabilecek veya görmezden gelinebilecek hikayelerin tespitini mümkün kılabiliyor. Cinsiyet normlarına yaklaşımı değişkenlik gösteren Koçu’yu bahsettiği kişileri bazen sapkınlıkla suçlarken bazen de savunur vaziyette bulabiliyoruz. Cinsiyet geçiş süreçlerinin tasviri ise medikalizasyon varsayımı sebebiyle “Avrupa’da o işi hallettirmek”, “hormonlar” ve “ameliyat” söylemleriyle karşımıza çıkabiliyor. Bazı durumlarda ise kıyafetler, davranış biçimleri, makyaj ve tavırlarla bir yeni kişiliğin yaratılması olarak betimlenebiliyor, veya gizemli ve efsanevi hikaye ögeleri ile bezenebiliyor.

Cinsiyet geçişleri matrisi kurulurken “kişi”nin kim olduğu, “meşgale”si ve olayın “tarih”ine ek olarak bahsi geçen kişi hakkındaki “anlatı” ve “cinsiyet geçişi”ni tarif veya ima eden durumların neler olduğu kıstas alındı. Koçu, bu kişileri betimleyip okuyucuya tanıtırken doğrudan bu kişilerin sözlerine veya başlarından geçen olayların anlatıldığı haber metinlerine başvuruyor veya doğrudan kendi tasvirlerini kullanıyor. Örneğin Aliki Çipicis “Kaba balıkçı muhitinde yaşadığı halde, çapkın haşarı olamayışı, küfürbazlık edemeyişi ve sesinin de tam oğlan tonunda olamayışı” ile muğlak cinsiyet alametleriyle tasvir edilirken bir yandan da “güzel ve gaayet şık bir hanım” olarak tanımlanıyor. Hakkındaki cinsiyet geçişi ise Tophane’deki bir hamamda tellak tarafından kendisine bir delikanlı değil, hünsa olduğunun söylenmesi ve Aliki’nin “ameliyat ile cinsiyet değiştirdiği” ile anlatılıyor. Koçu’nun cinsiyet terminolojilerini çeşitlemesi ve olayları detaylı anlatması sayesinde bahsi geçen kişinin günümüz terminolojisiyle trans-interseks biri olduğu bilgisine ulaşabiliyoruz. Bu, çeşitli cinsiyet geçiş deneyimlerinin bahsi geçen zamanda nasıl yaşandığı veya tarif edildiği hakkında bir miktar alan açıyor.

Despina Kaptan maddesinde “Gemisine binmek gafletini gösteren yolcu ve tüccarları geceleri denize attırarak yok etmiş, gasb ettiği eşya ve malları da daima Galatada satmışdı” yazarak kişiye efsaneleşmiş bir hikaye kahramanı rolü biçiyor. Despina Kaptan hakkında çocukken evlendirildiği korsanın ölmesi üzerine bir cinsiyet geçiş anlatısı şu şekilde karşımıza çıkıyor: “kadın esvabını bir daha giymemek üzere atmış, erkek kılığında onun yerine geçmişdir; korsan tayfaları ile gönül eğlemiş, ayyaş ve kanlı bir fahişe olmuştur”. Despina Kaptan’ın cinsiyet anlatısı, eril sosyalleşmesi etrafında şekillenen ve edim ve tavırlarını kapsayan bir süreç olarak okuyucunun karşısına çıkıyor.

İstanbul Ansiklopedisinde çeşitli maddelere dağılmış halde duran bu anlatılar derlenip yeniden indekslenecek olsa, ansiklopediye eklenecek yeni bir “cinsiyet geçişleri” maddesi, kesinlikli savlardan uzak ve cinsiyetliliği kişilerin özelleşmiş durumları aracılığıyla tartışan bir yaklaşımla hayal edilebilir görünüyor.
Tuna Öğüt

Halk ağzı
Madde, Koçu’nun İstanbul sokaklarında duyduğu, halk ağzında yer etmiş sözlere, deyimlere ve argo tabirlere odaklanmaktadır. Kentteki farklı kimlikleri tanımlar ve kentin çeşitli anlarındaki günlük yaşantıyı aktarır nitelikte olan bu halk ağzı sözler ansiklopedideki maddelerde, “İstanbul argosu", “İstanbul halk ağzı”, “İstanbul külhani argosu", “halk ağzı deyim" gibi yaklaşık 20 farklı sınıflandırma ile anılmaktadır. Kelime (bkz. duman; ayaz; carmackur), deyim (bkz. esmayı üstüne sıçratmak) veya çeşitli söz öbekleri (bkz. başıaçık, cart kaba kağıd) şeklinde verilen bu maddeler, Koçu’nun ansiklopedisinde genellikle benzer bir strüktürle açıklanmaktadır. Öncelikle bu sözün, toplumun hangi kesimi için ifadeli olduğu belirtilerek tanımı yapılır, daha sonra mekanı ve kişileri ile verilen diyalog aracılığıyla günlük dildeki kullanımları örneklenir. Bazı durumlarda kelimenin kullanım bağlamı, örneklenen kullanımdan daha çok önemsenir. Örneğin, “İstanbul argosunda aksi, kötü, can sıkıcı durum, yer ve adam” anlamına gelen aynasız maddesi için; “otobüsde uzunca bir yolculukda oturduğu yerde mütemadiyen zıplayan adam”, “iş hayatında durgunluk yahud serseri güruhunun sıkı baskı ve takib altında bulunduğu sıralar”, “faraza hak edilen bir hammallık ücretini kırpan, yahud bir hak ödemede sonra gel diyen şahsa hitab” gibi farklı kullanım bağlamları detaylıca aktarılır. Bazı maddelerde ise tanımlanan sözün yer aldığı bir halk hikayesi, manzume veya şiir de maddeye eşlik eder ve günlük dile ne derece içkin olduğu görünür kılınır. Örneğin, Koçu, beyzade maddesindeki tanımlamalardan sonra Şakir isimli bir şairin, “İstanbul’un kopuk güruhundan, aslı gürcü bir köçek oğlan şanında yazılmış bir manzumesi” olduğundan ve bu oğlanın manzumede beyzade olarak anılması ile “düşmüş bir kibar evladı olduğu”nun anlaşıldığından bahseder. Maddenin devamında da bu manzumeye yer verir.

Araştırmada, Halk Ağzı maddesiyle ilişkilendiği düşünülerek ansiklopediden seçilen maddelerin dökümü yapılmış ve 492 kez halk ağzı, 521 kez argo kelimelerinin kullanıldığı tespit edilmiştir. Bu kullanımların tamamı halk ağzı sözleri tanımlamak üzere değildir; Koçu, bitpazarı esnafının konuşma biçimini anlatırken veya özel isimler ve durumların halk ağzındaki karşılıklarını aktarırken de bu kelimelere başvurur. Çalışma kapsamında her bir madde, “kişi”sini, “mekânı”nı, “diyaloğu”nu, “anlamı”nı ve ”kullanıcı kitlesi”ni deşifre etmek üzere oluşturulan matris ile yeniden strüktüre edilmiştir. Tanımlama biçimi, belirtilen matris kategorileri doğrultusunda ortaklaşan 70 halk ağzı/ argo söz matrise dahil edilmiştir. Halk ağzının, dilin serbest dolaşımda kolayca bağlam değiştirebilme özelliğine uygun olarak ansiklopedideki görseller de matris kategorilerinde bu sözlerin açıklamaları ile buluşturulmuştur. İlişkileri yeniden kurularak matriste bir araya getirilen bu maddeler, bir halk ağzı sözlüğünü oluştururken öznel bir kent anlatısını yeniden okumayı da mümkün kılmaktadır. Örneğin, diyalogların sıklıkla geçtiği yerler mahalle kahvesi, meyhane, esnaf dükkanı, sokak gibi şehrin kamusal alanları iken bu diyalogların kişileri de genellikle İstanbul’un külhanileri, serserileri, haneberduşları, mekteplileri, kopukları, yeniçerileri, özetle kentin erkek figürleri olmaktadır. Kadınlar arasındaki konuşmalara ise mahalle arasında pencereden pencereye sohbet ederlerken veya sokakta hızlıca evlerine dönerlerken şahit olunmaktadır. Ansiklopedinin alfabetik düzeni içinde kaybolan günlük hayata ait bu sözler, oluşturulan matris ve üretilen imaj-metin aracılığıyla araştırılmış ve yeni bir madde altında bir araya getirilerek ansiklopediye eklenmiştir.
Büşra Balaban

Apart(ı)man Öyküleri
Apart(ı)man Öyküleri
Cinsiyet Geçişleri
Cinsiyet Geçişleri
Halk Ağzı
Halk Ağzı
Olay Yeri İnceleme
Olay Yeri İnceleme
Sesleme Vakti
Sesleme Vakti
Yolu Geçenler
Yolu Geçenler

Olay yeri inceleme
“Olay Yeri İnceleme” maddesi İstanbul Ansiklopedisi’nin cinayet hikayelerine odaklanır ve Koçu'nun perspektifinden bir cinayet hikayesinin anatomisini ortaya çıkarmaya çalışır: “katil”, “maktul”, "cinayet sebebi”, "cinayet aleti”, “mekân", “zaman" ve “yakalanma / ceza” kategorileri altında cinayet hikayeleri yeniden derlenir ve yeni bir madde olarak ansiklopediye eklenir.

Araştırma kapsamında, 1809'dan 1989'a kadar geniş bir kronolojiye yayılan -tespit edilebilmiş- 63 cinayet maddesinin yanı sıra sansasyon yaratmış ünlü katil ve maktul maddeleri de incelenmiştir: "Galata Canavarı Bıçakçı Petri", "Emine (kesik elli)" gibi... Ansiklopedinin tamamında karşımıza çıkan cinayet maddelerinin genellikle olayın yaşandığı semtin adıyla veya han, hamam, otel gibi olay yeri mekanının adıyla anıldığını görürüz. Öyle ki, sadece cinayet maddeleri üzerinden bile kent okuması üretmek mümkündür. Bu kriminal olaylar zaman-mekan, kıyafetler, yaşam biçimleri, sosyal ilişkiler gibi İstanbul’un çeşitli dönemlerinin gündelik hayatı hakkında pek çok bilgi sunar. Koçu, cinayet hikayelerinde olayı doğrudan anlatmak yerine önce karakterleri, mekanları ve sosyal yapıyı tanıtır ve katili cinayeti işlemeye iten süreci anlatarak devam eder. Nihayet hikaye düğüm noktasına ulaştığında, okuyucunun zihninde her şey tasvir edilebilir durumdadır. Ardından, cinayet sonrası yaşananlar, katilin yakalanma süreci ve son olarak toplumsal ölçekte nasıl akisler uyandırdığı1 Koçu’nun yorumlarıyla birlikte okuyucuya aktarılır.

Bu cinayet maddelerinde, olayın popülerliğini arttırabilecek polisiye detayların özellikle vurgulandığını görürüz. Örneğin 1968 yılında Taksim İstiklal Caddesi’nde maddi anlaşmazlık nedeniyle işlenmiş “Foli Berjer Cinayeti”ni anlatırken polisiye değeri olduğunu düşündüğü ayrıntılara cinayetin kendisinden daha detaylı yer verir: "Komünist olan Abdülkerim vatansever olan babam ile bir arkadaşını kurşuna dizdirmişti...babamın intikamını almak için...Bağdat'ta kendisini öldürmeye kalktım...General Abdülkerim yaralarla bu suikasti atlattı. Beni ise Neyf El Feysah adındaki bir kabile reisi kaçırdı." Buna benzer bir diğer örnek, Bağçekapusu Cinayeti maddesinde ise Koçu, “bir tabanca duellosu” ile biten polisiye kovalamacayı aktarırken gerilim unsurlarına özellikle yer verir: “…Eminönü serkomiseri Şakir Bey arabadan atlayıp herifin üzerine atılır ve bileklerinden yakalar… bu esnada İsmail Hakkı Bey… kendini köşeye siper ederek şerire ateş etmeye başlar… bir tabanca düellosu olur… Her iki polis memuru aldıkları yaralardan müteessiren ölürler.” Balıkpazarı’ndan başlayarak sırasıyla Yeni Cami, Mısır Çarşısı, Yıldız Hamamı, Dördüncü Vakıf Han ve Valide Sebili’nde devam eden serüven aynı zamanda okuyucuya bir İstanbul rotası sunar. Tüm detaylarıyla birlikte cinayet maddelerine odaklanan bu çalışma, İstanbul insanlarının sosyal ilişkilerini dramatize ederken aynı zamanda, üçüncü bir zamana ait olan okuyucunun, Koçu tarafından hikayelere nasıl dahil edildiğini çözümlemeye çalışmıştır.
İmge Yılmaz

Sesleme vakti
Sesleme vakti2, İstanbul Ansiklopedisindeki ayak esnafı, satıcıları ile ilgili maddelerde bulunan ortak öğelerin yeniden düzenlenmesiyle elde edilen bir maddedir. Ansiklopedi ayak esnafı, satıcıları maddesi altında büyükşehrin ayak esnafını ve satıcılarını “ikinci bir alfabetik tasnif ile kaydetmiş”, adeta ansiklopedi içinde mini bir ansiklopedi kurmuştur. Alt başlıklar halinde alfabetik sıraya göre dizilmiş esnaf maddelerinin anlatımına bakıldığında ayak esnaflarının “memleket”, “müşteri”, “güncel durum”, “mekân”, “çalışma vakti” ve “seslenme” biçimleri ile ilgili bilgiler verildiği görülebilir. Örneğin “ağızlıkçılar”a dair “Türk, Ermeni, Rum ve Yahudi bilhassa akşamları meyhaneleri dolaşırlardı;… «cıgaralık! …> diyerek dolaşırlardı. Zamanımızda çok azalmışlardır,…,” yazılmışken, “bileğiciler” hakkında “Umumiyetle Laz veya Buharalıdırlar; içlerinde pek az miktarda şehirliler de vardır; gür bir sesle: «Bileyici! .. Makas bıçak bileriz!,> diye bağırarak yürürler. Bu esnafın da bilhassa yüzünün güldüğü zaman, Kurban bayramları arifesidir” yazılmıştır. Araştırmada bu altı kategoriyle kurulan matriste “arinacılar”dan “ayak berberleri”ne, “hallaçlar”dan “ocak süpürücüsü”ne uzanan 32 adet ayak esnafı geçmektedir.

Matris kategorilerinin farklı anlatılarda yan yana getirilerek okunması halinde yeni bilgilerin üretilebileceği düşünülmüştür. Örneğin; çalışma vakti akşam olan “ağızlıkçılar”ın ve “bir çift ayakkabıcılar”ın mekânı “meyhane” iken; aynı vakitte çalışan “aşureciler”in mekânı “kalabalık yerlerde arabacı ve sebzecilerin bahusus hamalların kayıkçıların bulundukları mahalleler”dir. Matriste yer alan esnaflar arasında “sütçüler”in sabah, akşam üzeri, öğle zamanları, ortalık ağırırken, akşamüstü, öğleden itibaren gece geç vakitlere kadar geniş zamanlı çalışma vakitlerinin ifadesiyle kentten “Sütçü!. .. Süt! ... Sütçü!...“ seslerinin eksik olmadığı söylenebilir. Yine matriste yer alan esnaflar arasında “Arnavudlar”dan oluşan “kebab kestaneciler, unnabcılar”ın “gecenin geç vakitleri”nde duyulan “Keeestaneee kebaaap!” seslerinin ise kentte gündüz vakti işitilmediği anlaşılmaktadır.

Sesleme vakti maddesi içeriğinde hangi ayak esnafının günün hangi saatinde, kentin hangi bölgesinde dolaşmakta olduğuna dair bilgilerin yanı sıra, alışveriş yapmak için evinde esnafın sesini duymayı bekleyen mahalleliye dair ipuçları da barındırır. Yatsı ezanı okunduktan sonra mahallelerde “Boozaaa, bozaaa! Mıııırmırııık boozaaa!” sesini duyan “hatunlar cumbanın camını vurup Arnavudu çağırır, bir ikiliğe okkasını alır, içlerinde yalvaran yakaranlar da olur: - Aman ağacığım evimizden uzaklaşıncaya kadar mırmırığı, tırtırığı araya karıştırma. Bizimki içkiye tövbe etti, mırmırığı duyunca almağa kalkar, …” Kentin sürekli hareket halinde olan aktörleri ve bulunduğu yerde (ev, meyhane, meydan, vapur iskelesi vb) çağırılmayı bekleyen sakinleri arasında kurulan bu uzaktan diyalog, gelip geçme saati belli olan esnafın beklendiği, sesinden ne sattığının görmeden bilinebildiği bu ilişki yeni bir kent haritası olasılığı sunmaktadır.
Kevser Yıldız

Yolu geçenler
Madde ansiklopedideki İstanbul anlatılarının katmanlarını gündelik hayattaki konumları ve özneleri çoğaltarak arttırmakta ve bu nedenle İstanbul’a dairlikleri sorgulanabilecek bir başlık olan turistleri ele almaktadır. Farklı maddelerde verilen iç referanslar ansiklopedinin planlanan gelecek ciltlerinde, Hırpani Turistler ve Haneberduş Turistler olarak ayrı başlıklarda İstanbul’dan yolu geçenlerden detaylıca bahsedileceğini göstermektedir. Bu araştırma ile ansiklopediye yolu geçenler maddesi eklenmesi önerilmektedir.

Ansiklopedide 1961 ile 1969 yılları arasında İstanbul’u ziyaret eden 37 kişinin ismi geçmektedir. Bu kişilerin bir kısmı ressamlar, pilotlar ya da aktrisler olsa da çoğunluğu ansiklopedi tarafından Hippi Turistler olarak adlandırılan ”16-20 yaş arası masrafsız gezi macerasına kapılmış, egzistansiyalist bohem hayat aşığı” turistlerdir. Bitnikler3 ya da hippiler, çıplak ayaklılar, hırpani turistler ve haneberduşlar4 olarak tanımlanan bu genç turistler için İstanbul bir rotanın parçasıdır; kimi Pakistan’dan ana yurdu Fransa’ya dönerken, kimi denizde yürüyen arabasıyla Marsilya’dan Beyrut’a ulaşmayı amaçlarken kendini İstanbul’da bulmuştur. Bazen bir eşyanın yolculuğu, bazen de Bursa’dan alınan bir atın Gülhane’de kayboluş serüveni anlatılmaktadır. İstanbul, bu maddeler için bir durak olmuştur, bu nedenle de matriste “rota” kategorisi oluşturulmuştur.

Yolu geçenlerin çoğundan kendine ayrılmış bir madde ile bahsedilirken, bazıları başlarına gelen olayların halk arasında anılışıyla deve, dümen kırmak ya da denizde yürüyen otomobil gibi başlıklarda kendilerine yer bulmuşlardır. Bu maddelerin neredeyse tümünde öne çıkan esrar vurgusuyla esrarkeş turistler için yeni bir madde açılmış, kendi adına madde bulunmayan 16 haneberduşun adları bu maddede yer almıştır. Özellikle “esrar alınabilecek en kolay yerin İstanbul olduğundan” ve hippiler arasında adeta bir “esrar tekkesine dönen Gülhane otelinden” sıkça bahsedilmektedir. Benzer şekilde Sirkeci ve Sultanahmet Meydanı da gün batımından sonra başlayan esrar partileri ile anılmaktadır. Divan yolunda esrar bulamadığı için dükkanlardan birinin camını yumruklayarak indiren hippi turist ile hippi kadınları yanlarına almak için otomobilleriyle meydanda tur atan yerli gençlerin karşılaşmaları matrisin “karşılaşmalar” sütununda takip edilebilmektedir.

Esrar içmek dışındaki günlük aktiviteleri Florya sahilinde yüzmek, kumsalda çıplak dans etmek, gitar çalmak olan; genelde omuzlarında fotoğraf makinaları ile dolaşanlar hakkında birçok bilgiye, ansiklopedi yazarlarından birinin bu kişilerle arkadaşlığı sayesinde ulaşılmaktadır. Üç detaylı maddede Hans Fischer, Stefano Gallienni ve Bohemyalı Gertrut için tasvirler yapılmakta, beraber gidilen Kılıçali, Acısu, Moda ve Florya gibi semtlerden bahsedilerek İstanbul’un gündelik yaşantısında hippi turistlerin izi sürülecek bilgiler verilmektedir.5 Ansiklopedik yazımın içine şiir, söyleşi, çizim ve hatta bazen yemek listesi dahil edilerek anlatım çözülmeye uğratılıp yeniden kurulmakta; bazen de tamamen mesafelenerek birkaç gazete haberi verilip aynı konu hakkında ardışık satırlar üretilmektedir. Bu değişen anlatı biçimleri ve ilişkiler, atölyede oluşturulan matrisin “yankılar” sütununda çeşitlenmektedir.

Bu yeni maddenin geçici olana odaklanarak, gelip geçenler üzerinden kendi marjinallerini yaratarak, sınır ve aidiyet gibi kavramları zorlayarak kent okumasına yeni katmanlar ekleyebileceği düşünülmektedir.
Oya Yeşim Armağan

Notlar
1 Cinayet olaylarının toplumsal ölçekte nasıl karşılık bulduğunu anlatmak için Koçu'nun sıklıkla akis (akisler uyandırmak) deyimini kullandığı tespit edilmiştir.
2 Sesleme: seslemek işi. (Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlük). Seslemek: 1- halk ağzında dinlemek, kulak vermek; 2- halk ağzında çağırmak. (Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlük).
3 Genel davranışları ve hırpani giysileri ile toplum hayatından kopma eğilimi gösteren ve toplum dışında bir yaşantısı olan genç. TDK Güncel Türkçe Sözlük.
4 (Fars. ḫāne “ev”, ber- eki ve dūş “omuz” ile ḫāne ber-dūş): Evi omuzunda, serseri, yersiz yurtsuz kimse.
5 Bunlar dışında yolu geçenlerin kentte sıkça bulunduğu çevrelerden biri de Tophanedir. İstanbul’a gemi mürettabatı olarak gelmiş olan Aleko’nun Tophanedeki Yamalı Hamamı’nda yaşadığı deneyimler kendinde geçişlere neden olacaktır. Bkz: Cinsiyet Geçişleri.

Etiketler:

Ne düşünüyorsunuz?

0 yorum TARTIŞMAYA KATIL

İlgili İçerikler: