Mimarlık Bienali Nedir?

JOANA A. GRAÇA

Geçtiğimiz onyıllarda dünya genelinde mimarlık bienal ve trienalleri mantar gibi çoğalınca, bu metinde de yeniden ele alındığı üzere, bu etkinliklerin doğası ve varlıklarının alakalılığı üzerine birtakım tartışmalar yapıldı.1 Gerçeği söylemek gerekirse bu etkinliklerin eskilerinden biri olan Venedik Mimarlık Bienali, Venedik Sanat Bienali’nin ılımlı bir adaptasyonu olarak ortaya çıktı. Sanat bienalindeki formatın eleştirel bir şekilde yeniden formüle edilmesini es geçerek kurulan bu model, onu izleyen tüm mimarlık bienalleri tarafından şu ya da bu ölçüde takip ediliyor. Venedik Sanat Bienali, çağdaş sanat için hayati önem arz ediyor ve günümüzde dünya geneline yayılmış 100-200 etkinliğin yolunu açan “bienal sendromu”nun ardından eleştirmenler ve tarihçilerce bıkıp usanmadan tartışılıyor. Mimarlıkta bu fenomen, günümüzde gerçekleşen 30 civarı etkinlik2 ile birlikte sayıca göreceli olarak daha az, ama alakalılık meselesi halen tartışmalı.

“Bienal” kelimesi için olası en basit tanım, sanat alanında her iki yılda bir -ya da kelimeyi daha geniş anlamda ele alırsak üç, hatta dört yılda bir- gerçekleşen büyük ölçekli ve kendine medyada çok geniş yer bulan bir etkinlik türü olduğudur. Ancak bu etkinlikler birbirinden -ölçek, bağlam, süre, dönemsellik ve medya etkisi anlamlarında- çok farklı olduğu için kesin bir tanım yapmak zor. Bienal adı bir markalama meselesi, Venedik Bienali adının bünyesinde barındırdığı başarıyı üzerine almanın bir yolu gibi.

Almanya Pavyonu, Unbuilding Walls, fotoğraf: Italo Rondinella
David Chipperfield, Ana Sergi, fotoğraf: Italo Rondınella
Big, Ana Sergi, fotoğraf: Italo Rondinella

Daha ötesine bakarsak, Venedik Sanat Bienali’nin ortaya çıkışının ardındaki stratejik manevranın takip eden bienallerde yeniden üretildiği de fark edilebilir: kenti geliştirmek ve kültür turizmi getirmek için evrensel faaliyet alanlı dönemsel bir kurum yaratmak. Nitekim, bienallerin birincil işlevi ev sahibi kentin kültürel, politik ya da ekonomik anlamda yeniden canlandırılması için sanatın değerinin araçsallaştırılmasıdır; yani gerekçesinin sanatsal pratik, sanat tarihi ya da kuramıyla hiçbir doğrudan ilişkisi yoktur.

Bienaller, daha geleneksel ve durağan müze kurumlarına karşıt olarak tanımlanageldi.3 Müze sınıflandırma, mertebe tayin etme ve korumanın mekanı gibi düşünülürken bienaller daha genel olarak deneysellik, sorgulama ve riskle ilişkilendirilir. Bugün bienaller sanat ve mimarlık alanlarında hayli görünür ve prestijli hale geldiğinden, onlar da mertebe tayin etme ve kutlamanın sahnelerini kurar oldular.

Bugünün iletişim araçlarının anlıklığı yüzünden, bienallerin mimarlık alanındaki son trendlerin duyulduğu yer olması fikri çoktan tarih oldu. Haliyle, bienallerin eleştiri, araştırma ve bilginin üretildiği yerler olduğu ideali yaygınlaştı. Bu amaç bienalleri disiplinsel söyleme yakınlaştırmakta, mimari kültür üretiminde önemli olmasına önemli ama yine de spesifik bir rol üstlendiklerini açıkça göstermekte. Aynı zamanda, bienallerin kamusal nitelikleri -kentle, kültür kurumlarıyla ve ister fiili ziyaretçi ister çevrimiçi kitlesi olsun halkla ilişkilenme biçimi- mimarlık bienallerinin de olası politik ve toplumsal rollerinin altını çizmekte.

Bugünlerde mimarlığın tanıtımını yapmaya adanmış diğer kültürel kurumlarla karşılaştırıldığında bienaller kent, mimarlık ve mimarlık camiası arasındaki bağları tartışmaya izin vermeleriyle eşsiz bir yere sahiplermiş gibi görünür.4 Küratör figürü, genellikle bu orkestrasyondan5 sorumludur ve sıklıkla mimarlığın spesifik bilgisini kullanır. Böylesi bir orkestrasyon, serginin nihai amacına bağlıdır; bu amaç mimarlığın geçmişini, şimdisini ya da geleceğini düşünmek, politik bir duruş yaratmak, kenti dahil etmek, gerçek boyutlu pavyonlarda mekansal ve toplumsal nitelikleri deneye tabi tutmaktan herhangi biri olabilir. Bienaller, mimarlığı temsil etmek, tartışmak ve yaymak adına farklı yollarla deney yapmaya izin verir, öte yandan nesneler yerine bağlamlar üretir ve insanları bir araya getirir. Bu, tamamen küratörün öne sürmeyi arzu ettiği belirli eleştiriye bağlıdır ve mimarlık alanıyla alakalılığı sıklıkla ancak daha sonrasında tamamen kavranır. Bu bağlamda bienaller mimarlığın kendisinden ziyade mimarlığın küratöryel trendlerine bir genel bakış önermeye eğilimlidir.

O nedenle de bienal formatı mimarlıkta belli bir söylemin dolaşıma girmesine aracılık ediyor gibi. Bienalin bu yılki versiyonu, Venedik Bienali’nin kendine has formatından mütevellit yorumlanabilir.

Prestij baskısı, bienali oldukça hiyerarşik kılıyor, haliyle, her bir genel küratör, mimarlık camiasında halihazırda tanınmış biri oluyor. Farrel ve McNamara’nın seçimi de istisnai değil ve onlara “iyi mimarlık”ın ne olduğuna dair görüşlerini paylaşma fırsatını bahşediyor. Elbette katılımcıların çoğu, Chipperfield ya da BIG gibi “yıldız mimar”, zira ziyaretçi sayısı açısından serginin başarısı için ünlü isimlerden oluşan geçit töreni, bir ihtiyaç.

Bienalin ulusal pavyonları içerme özelliği, artan küresel kültürle gerilim içinde ulusal kimliklerin daimi olarak yeniden oluşturulmasına davet ediyor. Bu her pavyon için geçerli ancak özellikle, Avrupa kimliğini sorunsallaştıran Belçika Pavyonu ya da kırsalın giderek küreselleşmesini ele alan Çin Pavyonu’nda son derece gözle görünür. Genel tema olan Serbest Mekan’ın ulusal sınırları yeniden düşünmek anlamında tercüme edilmesi de tesadüf olmazdı ve bu düşünme biçimi Almanya (Duvarları İnşa Etmemek) ya da ABD (Vatandaşlığın Boyutları) gibi pavyonların esasını oluşturuyor.

Serbest Mekan teması, sergi tasarımındaki bazı deneylere bahane oldu ki bu, Venedik’in anlı şanlı sahnesinde yeni bir anlam kazanan bienal sergileri için doğal olan bir şey. Boş İngiliz Pavyonu’nda ya da bir soyunma odasının esnek ve etkileşimli bir sahne olarak kullanıldığı Hollanda Pavyonu’nda olan buydu.

Venedik Bienali, kentle büyük ölçüde bağlantısız, gerçek dünyadan geri çekilmiş, gitmek için çok pahalı ve en nihayetinde ulaşılamaz durumda ki bu, bienalin olası didaktik ve demokratik işlevlerinin altını oyuyor. Bu senenin sergisinde, emsalsiz bir biçimde eğitime (Bienal Oturumları ve Öğretmenin Pratikleri bölümleriyle) odaklanılmış. Bu da bienali daha erişilebilir hale getirmede her yerde karşımıza çıkan kurumsal davranış biçimlerinden ve küratörlerin ilgi alanlarından daha fazla işe yarar bir yaklaşım olabilir.

Pek çok kısıtlamaya rağmen Venedik Mimarlık Bienali, kıyaslanamaz medya görünürlüğü ve uluslararası kapsamından gelen ünüyle günümüzün en önemli mimarlık forumlarından biri olmaya devam ediyor. Zamanında çağdaş mimarlık için bir sismograf ya da bir pusula olarak düşünülmüş olan bienal bugün, çağdaş mimarlık ve onun temsillerine dair bir kamusal anlayış kurmaya katkısıyla mimarlık kültürü ekosisteminin bilhassa görünür bir parçası.

NOTLAR
1 Bu mesele, sanat ve mimarlık bienallerine dair şunlar gibi yakın zamanlı konuşma ve yayınlardan geliyor: “The Biennial Reader: an Anthology on Large-scale Perennial Exhibitions of Contemporary Art”, Elena Filipovic, Marieke Van Hal, Solveig Ovstebo (ed), 2009, incelemesi; Léa-Catherine Szacka ve Rute Figueiredo tarafından kürate edilmiş “2009-Ennials” konferans serisi; Aaron Levy ve William Menking’in Slought Foundation ve the Architectural Association adına yürüttüğü 2010 tarihli “Architecture on Display” araştırması.
2 Bazı başlıca bienaller Sao Paulo, Quito, Oslo, Rotterdam, Shenzen, Lizbon, Moskova ve İstanbul’da gerçekleşiyor.
3 Basualdo, Carlos, “The Unstable Institution” in The Biennial Reader: An Anthology on Large-Scale Perennial Exhibitions of Contemporary Art
4 Bu, “2016-Ennials” konferans dizisi kapsamında üzerinde uzlaşılan konulardan biriydi.
5 Aaron Betsky, “Orkestrasyon kentsel planlama gibidir. İnsanlara ne göreceklerini ya da düşüneceklerini söylemek değil, onların bakmasını ve görmesini sağlamak ve tamamen tahmin edilemez şeylerin olmasına izin vermektir.” der; Levy, Aaron e William Menking, Four Conversations on the Architecture of Discourse. London: Architectural Association, 2012, p.37.

KAYNAKÇA

  • Filipovic, Elena, Marieke Van Hal, Solveig Ovstebo, ed., “The Biennial Reader: An Anthology on Large-Scale Perennial Exhibitions of Contemporary Art”. Bergen Biennial Conference, Bergen: Hatje Cantz, 2009
  • Szacka, Léa-Catherine e Figueiredo, Rute (cur.) 2016-Ennials, A Geography of Temporary Territories. Conference Cycle. Venice Biennale, 27th May 2016. Oslo Triennale, 10th September 2016. Lisbon Triennale, 11th December 2016
  • Rui, Angela. “Why Biennial (and Triennial)?”. Arbitare Plus, 3 de Agosto de 2012. In http://www.abitare.it/en/files/2012/08/524-biennaleISTAMBUL_ENG.pdf (consulted in October 2016)
  • Levy, Aaron e William Menking, Four Conversations on the Architecture of Discourse. London: Architectural Association, 2012
  • Levy, Aaron e William Menking, Architecture on Display: On The History of The Venice Biennale of Architecture, London: Architectural Association, 2010

Etiketler:

Ne düşünüyorsunuz?

0 yorum TARTIŞMAYA KATIL

İlgili İçerikler: