Nihai Bir Kubbe

HÜLYA ERTAŞ

Şifa, Dil Derneği’nin sözlüğüne göre “bedensel ya da ruhsal bir hastalığın son bulması, hastalıktan kurtulma, onma” demek. Şifahane de bunun mekanı, hastalıktan kurtulurken geçirilen sürece eşlik eden yer. Edirne’deki İkinci Beyazıt Külliyesi’ndeki bu şifahanenin küçük kubbelerle çevrili merkezi kubbesinin altında bir su durmaksızın akıyor. Suyu dinlerken bedenden uzaklaşan zehirler, zihinden boşluğa salınan karanlık fikirler... Tümünün en sonunda varıp çarptığı nihai bir kubbe.

Fotoğraf: Cemal Emden

Etiketler:

İlgili İçerikler:

  • Yansıma

    Boğaz'ın iki yakası arasında süzülen İstanbul'un Şehir Hatları Vapuru yansımalar ve çakışmalarla dolu büyüleyici imgeler sunuyor. Vapurun içindeki silüetler ve Boğaz'ın görkemli manzarası birbirine karışıyor.

  • Sayılabilen Şeyler

    Ancak, sayılabilen şeyleri sayıyorsun. Sadece gözlerinle görüyorsun. Sadece dokunarak sahip oluyorsun. Öyle ya, tüm güzel sözlerin; benim boğazımda düğümleniyor. Tüm önüme serdiklerin nakışlı örtülere değil; gri sis perdelerine benziyor gitgide.

  • Tarihin Zihin Haritası

    Güneş kendi döngüsüyle her an farklı bir hikâye anlatıyor dokunduğu duvarda. Duvar, fiziksel bir sınır olmanın ötesine geçerek zamanın ve kültürün etkileşimlerini göz önüne seren bir zihin haritası oluyor adeta.

  • Kimsesizlerin Kimsesi Rönesans?

    Tarihi binaların içinde günümüz insanı görmek, hızla alışılabilen bir şaşkınlık. Tarihi çevrelerde otobüsler, elektrik direkleri, trafik ışıkları görmeye de hızla gözümüz alışıyor.

  • Mimarlık Banyosu

    D vitamini için haftada iki güneş banyosu, ilham için her gün biraz göz banyosu, yorgunluk için ayda bir köpük banyosu... Yüksek hızlı tren hatlarının kesiştiği, daha da hızlı uçakların geçtiği bu güvertede, her an kanatları altındakilere kanabilecek kadar uçarı...

  • Sokaktaki Bizans

    Suriçi İstanbul'unda dolaşmanın belki de en güzel yanı, yürürken aniden karşınızda beliriveren, yapılı çevre içerisinde günlük yaşantıya göz kırpan Bizans mimarisi.

  • Kendi Halinde

    Boğaza sırtını dönmüş bir kulübe, bir sığınak... Denizin betonla buluştuğu yerden bütün heybetiyle başkaldıran, adeta her şeye rağmen ben de buradayım diyen bir ağaç...