Özü Güncellemek

Londra’da bir sıra ev örneğinin güne uygun bir yorumla yenilendiği proje, mimarinin dönemsel nitelikleri, işlev ve kullanım kolaylığı odaklı yaklaşımıyla geçmişe sadık yeni ilkeler arayışında.

Bir metropol olarak Londra’nın şehir içinde bulunan konut imgesinin bu denli kuvvetli olmasının kentin imar tarihiyle doğrudan ilişkisi var. 1666’da kente ciddi zarar vermiş olan yangın sonrasında konulan kuralların izini bugün kentin sokaklarında keşfetmek mümkün. Bitişik nizam yapıların yan duvarlarının çift cidarlı ve tuğla kullanılarak yapılması, sokak-cadde genişliklerinin en az bina yüksekliğinde olması gibi doğrudan algılanabilir kurallar, bu yangının ardından konmuştu ve bugün halen imar sürecinin ayrılmaz bir parçası. Sıra evler (terraced house) de bu düzenlemeler sonucu üretilmiş konut yapıları. Bu yapılar isimlerini, inşaata zeminin teraslanarak başlanmasından alıyorlar ve oldukça tipik planları var. Yenileme projesinin yapıldığı sıra ev de, Londra’nın güneybatısında, Tooting’de yer alan, 1910’da inşa edilmiş bir Edward dönemi yapısı. Bakımsız kalmış evi yenileme ve büyütme projesi, oldukça dar bir bütçeyle gerçekleştirilmiş; dolayısıyla düşük maliyetli malzemeler seçmek ve işçiliğe ayrılan bütçeyi mümkün olduğunca az tutmak gerekmiş. Yapının restore edilmesinin yanı sıra, iç mekan düzenlemesi ve arka tarafa tek katlı bir zemin uzantısı eklemesini de içeren projede tasarımcıların esas amacı, bu bilindik İngiliz evinin mekan kullanımında verimi artırmak ve bunu yaparken yapıyı çağdaş bir dile kavuşturmak olmuş. Bu yaklaşımla strüktürde, plan düzleminde ve malzemelerde yapılan müdahaleler iki temel ilkeye bağlı kalınarak yapılmış: İşlevsellik ve basitlik.

Ana yaşam alanı olan zemin kat, bu ilkeler doğrultusunda, serbest plan olarak yeniden ele alınmış. Mevcut taşıyıcı duvarların kaldırılması ve yeni bir çelik taşıyıcı sistem önerisi bu planı mümkün kılarken iç mekanda doğal ışığı artırabilme imkanı da vermiş. Mevcut planı büyüterek daha verimli hale getirmek için yapılan bir diğer hamle de zemin katın bahçeye doğru genişlemesi. Ortaya çıkan açık plan mekanı esnetirken, dışarıdaki manzaranın zemin katın her yerinden algılanmasını da sağlıyor. Açık plan hissi mekanın bütünleyici öğesi olarak tasarımın kurucu kararıyken bir diğer önemli unsur, yerel yönetmeliklere uyumlu bir yapı ortaya koymak. Temelleri güçlendirilerek yangın yönetmeliğine uygun hale getirilen binada, bu iki durumun iç içe geçtiği tasarım kararları da mevcut; yangına dayanaklı gizli sürme kapı önerisi sayesinde kullanım alanlarının artması gibi.

Yenilenen yapının ön cephesi
 Studio AVC, 50 Eswyn Road Evi
Yenilenen yapının arka cephesi
Birbirinden ayrı iki mekan olan oturma odası ve mutfağın açık plana dönüşmüş hali, zemin kat
Bahçeyle ilişkisi güçlenmiş mutfak
Özgün döşeme kaplamasının korunduğu birinci kat, giyinme odası

Birinci katta, binanın özgün ahşap döşeme kaplaması korunarak yenilenmiş. Kapılar, tavanlar ve küpeşteler değiştirilmiş de olsa Edward dönemine ait öğeler korunmuş. Taşıyıcısı ve iç mekan düzenlemesi değişen birinci kat yatak odası, çalışma odası, giyinme odası ve banyodan oluşuyor. Yeniden tasarlanan banyolar gibi, küçük ve dar mekanlar daha kullanışlı hale getirilirken zemin kata eklenen tuvalet ve yenilenmiş merdiven ile mekan içinde erişilebilirlik artırılmaya çalışılmış. Mekandaki sürekliliğe, yan duvarlarda düzenlenmiş servis ve saklama alanları da katkıda bulunuyor.

Binanın mevcut çatısının yeniden tasarlanması da mekanın büyütülmesini sağlıyor zira daha önce kullanılmayan çatı arası, banyolu bir yatak odasına dönüşmüş. Burada, Fransız balkonlu tam boy sürgülü camlar kullanılarak bahçeye doğru yönelim sağlanmış ve zemin katın tasarımıyla bütünlük amaçlanmış. Çatı eğiminin altındaki kullanılmayan alanlar, yine işlevsellik temasına uygun olarak, depoya çevrilmiş.

Yenileme öncesi sokak cephesi
Yenileme öncesi arka cephe
Yenileme öncesi, kapalı ve bahçeyle ilişkisi olmayan mutfak
Yenileme öncesi kat planları
Yenileme sonrası kat planları

Cephede ise, mevcut sıva temizlenmiş, ön cephede tuğlalar boyanmış ve tüm pencere çerçeveleri yeni zemin katın ve çatının cephesine uyacak şekilde yenilenmiş. Ayrıca yeni eklerin yan duvarları da ana binaya uyacak şekilde tuğla duvarlardan oluşturulmuş; buradaki amaç binanın eklenen kısmının “binaya ait” olduğu hissini yaratmak.

Çatı ve zemin katın cephesinde sürdürülebilirlik, görünüş ve düşük bakım gereksinimleri nedeniyle koyu gri renkli çinko paneller kullanılmış. Bu koyu gri renkli çinko kaplaması; siyah, beyaz ve gri tonları ile iç mekana da sızıyor. Seçilen renk ve malzemeler, dış cephenin iç mekanla iletişimde olduğunu hissettiriyor. Tasarımcılara göre iç mekan, detayların özgünlüğü ve taş, ahşap, cam gibi zengin bir malzeme paleti kullanımı sayesinde yumuşak bir atmosfere sahip.

Binadaki açıklıklar, doğal ışığın taşıyıcısı olmalarının yanı sıra mekanlar arası iletişimi destekler nitelikte. Arka cephede kullanılan yüksek katlanır cam, iç mekanın bahçeyle bağlantısını sağlarken yeni ekin çatısındaki büyük pencere, binanın üst katıyla iç mekan arasında görsel bir bağlantı kuruyor; pencere etrafında kullanılan çakıl kaplama ise peyzajla bütünleşiyor. Bahçe, geniş ve yüksek cam yüzeyler sayesinde her iki katta da mekanların odak noktası.

Londra’nın mevcut iklim koşullarına ve bulutlu havasına rağmen sürekli aydınlık bir mekan yaratılması, günlük kullanımda işlevselliği ve rahatlığı sağlamak bu tasarımın ana amacı. Bu bağlamda yapılan müdahaleler, onları gerçekleştirmek için kullanılan malzemeler ve mevcut binaya zarar vermeden, onun önüne geçmeden, hatta onun bir parçası olarak eklenen parçasıyla proje, şehrin içinde “doğayı içine çekmeyi başarabilmiş çağdaş bir konut” öneriyor.

Etiketler:

İlgili İçerikler: