Geçicinin Gerekliliği

IŞIK GÖREN

Hyde Park’taki Kensington Gardens içinde konumlanan Serpentine Pavyonu açılışı, artık gelenek haline geldiği üzere bu sene de yazın başında yapıldı. Pavyonun kamuya açıldığı 10 Haziran’da Serpentine Gallery, Hyde Park’ın en hareketli noktasıydı. Açılış, hava Londralıların güneşe hasretini gideren türden bulutsuz ve sıcak bir Haziran gününde oldu. Buna rağmen Londralılar şezlonglara ve güneşlenebilecekleri alanlara akın etmek yerine, çoluk çocuk, genç-yaşlı, parka yolu düşen pek çok kesimden insanıyla bu mağaramsı strüktüre gelerek ilgilerini gösterdi. Ulusal ve uluslararası mimarlık medyasının dışında, ziyaretçilerin ilgisi ve mekanla kurdukları etkileşim takdir edilesi idi.

görsel: bjarke ingels group
ışık gören, Serpentine Pavyonu
fotoğraf: ışık gören
fotoğraf: ışık gören
fotoğraf: ışık gören
fotoğraf: ışık gören
görsel: bjarke ingels group
görsel: bjarke ingels group

Aynı yapı elemanın binlerce kez üst üste dizilmesinden ibaret bu “tuğla” örüntüsünde herkes kendine uygun bir ölçeği bulmuş gibiydi: Biraz eğlenmek isteyen küçük bir kız çocuğu içi boş fiberglas bloklardan birinin içine girip dışarıyı seyrediyor, dinlenmek isteyen yaşlı bir turist çift iç mekanda oturma elemanlarına dönüşen bloklarda bu mağarayı andıran havayı soluyor, yine blokların ileri geri itilmesiyle oluşan engebeli kabukta, dışarıda birkaç genç oturup sohbet ediyor. Bu hareketli tuğla örüntüsü, iç mekana yaklaşık 300 metrekarelik bir aktivite alanı olarak yansıyor, açılış gününde ise kokteyl alanı olarak işlev görerek irili ufaklı insan gruplarını ağırlıyor.

Kulağıma çalınan yorumlardan birinde, eşinin fotoğrafçılık yeteneklerine çok da yüz vermeyen yaşlı bir kadın, kocasının çektiği fotoğrafa bakarak pavyonun ne kadar fotojenik olduğuna övgü diziyor. İnsanların ellerindeki cep telefonları alıştığımız görüntülerden uzak, kendilerine dönük selfielere çalışmaktan ziyade, mekana ve gözlemlemek üzere yapıya doğru çevriliyor.

Aslında işin güzelliği burada başlıyor. İnsanlara etkileyici gelen özelliklerinden biri, yapının elinde fotoğraf makinesi veya telefon olan herkese eşi olmayacak fotoğraflar çekme olanağı veren bir dinamizme sahip olması. Pavyona teatral denebilecek bir özellik katan dinamik karakterinin, pek çok kişi tarafından sözlü veya eylemsel açıdan takdirle karşılandığını görüyorum. Farklı çevrelerden gelip burada toplanan insanlar yorum yapıyor, eleştiriyor, oturma elemanı olan bloklarda karşılıklı yatıp, oturup sohbet ediyor.

Pavyonun kompleks gözüken formu olabildiğince sade prensiplere dayandırılmış. Bjarke Ingels ve ofisi, pavyonun temelinde zıtlık yaratma arzusunun yattığını belirtiyor. Amaçlarının normalde zıt olarak algılanan konseptleri bir araya getirebilecek bir yapı oluşturmak olduğunun altını çiziyorlar: Moduler fakat heykelsi, geçirgen ve opak, masif ama akışkan… Bu yüzden de normalde oldukça modüler ve biraz da hantal tuğla duvar fikrinden yola çıkılmış. Duvarın strüktürünü oluşturmak için, tuğlaların yerine yapı elemanı olarak tuğlayı andıran içi oyuk fiberglas bloklar üretilmiş. Blokların oluklu olması strüktürün esnekliğini ve hafifliğini büyük ölçüde sağlamış. Zemine doğru çizgisel örüntünün derece derece kaydırılarak açılması ile duvarın 3 boyutlu bir mekana dönüştürülmesi amaçlanmış. Toplamda kullanılan 1800 fiberglass blok yaklaşık 14 metre yükselen bu “fermuarı açılan duvar” strüktürünü oluşturulmuş.

Serpentine Gallery'nin yola bakan cephesinde, kutular oluşturdukları duvar formundan yavaşça sıyrılarak zemine doğru açılarak 3 boyutlu bir mekan oluşturuyor. Bu noktada durduğunuzda açılan bir yarık ile içeri ulaşılabilen bir vadinin girişinde olduğunuz hissine kapılıyorsunuz. Dışarıda fiberglass bloklar oluşturdukları çizgisel duvardan tek tek ayrılıyor, siz ise bir vadinin içine deyim yerindeyse “fermuarlananıyorsunuz”.

Duvarın boşluklu örüntüsü sayesinde güneş ışığının içeriye süzülüşü renksiz bloklarda dramatik görüntüler yaratıyor, mekanın her köşesine yansıyan bu ışık-gölge oyunları sayesinde strüktür teatral bir hal kazanarak statik bir yapıdan bir performansa dönüşüyor. Bir satranç tahtası görünümündeki boşluklu yapı, hava akışını sağlamakta oldukça başarılı, özellikle sıcak yaz günleri için soğutma etkisi gösteriyor, iç mekanda konforlu bir dinlenme mekanı sunuyor.

Pavyon, gündüzleri kafe ve aktivite alanı olarak kullanılırken, geceleri ise Serpentine Gallery’nin programında yer alan pek çok etkinliğe ve çeşitli sanatçıların performansına ev sahipliği yapacak. Geçtiğimiz senelerde Man Ray, Andy Warhol gibi geçmişin isim yapmış pek çok sanatçısını ağırlayan galeri programı bu sene Alex Katz ve Etel Adnan başta olmak üzere pek çok sanatçıyı ağırlayacak.

Bu hafif strüktürün sahip olduğu zengin görsellik ve kulemsi tasarım park içinde gözü tırmalamadan dikkat çeken bir çekim noktası oluşturmakta. Serpentine Gallery’nin direktörleri Julia Peyton Jones ve Hans Ulrich Orbist, strüktürün hem farklı fonksiyonlara adapte olabilirliğine, hem de dikkat çeken bir bir işaret noktası olmasına dikkat çekiyor. Pavyonun, yaz boyunca galeri ziyaretçi sayısında yüksek bir artış yaşatacağından emin olduklarını belirterek insanların bu sayede sanata olan ilgilerinin canlı tutmadaki önemine vurgu yapıyorlar.

Serpentine Pavyonu 5 aydan kısa bir süre ayakta kalmakta. Geniş alanlara yayılmış bir parkta oldukça küçük bir yapı olmasına rağmen pavyon dünyanın en çok ziyaret edilen mimarlık sergilerinde her sene ilk sıraları çekiyor. Bjarke Ingels, pavyonun parkta gelip geçici bir ayak izi bırakmış olacağının altını çiziyor. Birkaç ay içinde sökülecek olan bu pavyonlara gösterilen önem, önayak olduğu teknik gelişmeler, topluma kattığı sosyal ve kültürel değerler açısından iyi bir örnek. Şehrin açık alanlarına, parklarına yapılacak küçük dokunuşların nasıl değerler katabileceğini konusunda İstanbul başta olmak üzere metropollerimizin açık alanları için örnek teşkil ediyor.

Serpentine Pavyonu, 9 Ekim 2016’ya kadar ziyarete açık olacak. Belirtmeden geçmeyelim: Londra’ya gidip pavyonu gezme fırsatı olmayanlar için Archilogic pavyonun 3 boyutlu modelini interaktif haliyle internet kullanıcılarına sunmakta.

Etiketler: