Koronavirüs Pandemisinde Sosyal Tasarım

SELİN GÜRDERE AKDUR

Ticari kaygılardan ziyade toplumun yüzleştiği sorunları kendine dert edinen tasarım pratiklerinin kökleri derinlere uzanır. Bu yaratıcı pratiklerin izlerini tarihte takip ettiğimizde, tasarımın toplumsal rolüne olan ilginin, toplumları derinden etkileyen olayların yarattığı ekonomik krizlerle ve sosyal zorluklarla bağlantılı olarak geliştiğini gözlemleriz. Yaratıcı disiplinlerden gelen farklı grupların; 19. yüzyılda endüstriyelleşmenin, 20. yüzyılda neoliberalizm politikalarının yarattığı etkiler, yaşanan büyük ekonomik krizler, savaşlar, doğal afetler, göçler, kentsel ve ekolojik dönüşümler gibi içinde bulundukları dönemin toplumsal olaylarına paralel olarak eleştiri ve fikirlerini tasarım pratikleri ve manifestoları üzerinden gösterdikleri görülür. Kriz dönemlerinde öne çıkan bu sosyal tasarım uygulamalarının tarihteki izdüşümleri bir başka metnin konusu olsun. Bu yazıda, şu anda içinde bulunduğumuz küresel krize, Covid-19 pandemisinin yarattığı etkilere odaklanalım.

Covid-19 Krizi ve Toplum üzerindeki Yansımaları
Tasarımın toplumları etkileme, farkındalık ve değişim yaratma potansiyeline, gücüne yapılan vurgular son yirmi yıldan beri her geçen gün artmakta. Günümüzde ise, bu vurguların 2020 yılının ilk aylarından itibaren başlayıp artan bir ivmeyle güçlendiğine ve yeni bir sosyal tasarım hareketinin ortaya çıkmaya başladığına tanık oluyoruz. Aralık 2019’da Çin'in Wuhan kentinde ortaya çıkıp çok kısa sürede tüm dünyaya yayılan koronavirüsün yarattığı küresel boyuttaki etkilerle mücadele etmek için, farklı disiplinlerden profesyonellerin ve duyarlı bireylerin kolektif ve örgütlü bir biçimde bir araya geldiğini görüyoruz.

Koronavirüs, özellikle son yılların gündemindeki toplumsal meseleleri ve bu meselelere acil çözümler gerektiği konusunu artık herkes için zorunlu olarak gündeme getirdi. Toplumsal sorunlar uzun zamandır hiç olmadığı kadar geniş bir kitlenin ilgi alanında. Covid-19 ile birlikte, günlük alışkanlıklarımızı değiştirmek zorunda kalıyor ve hayatı algılayış, yaşayış biçimimizi yeniden sorguluyoruz. Salgının yarattığı ve yaratacağı etkiyi anlamaya, ona uyum sağlayacak şekilde yeni yaşam ve çalışma modelleri kurgulamaya ve bu alternatif düzene hızla adapte olmaya çalışıyoruz. Her ne kadar virüs yarattığı yıkıcı etkilerle insanlığı zorunlu olarak yavaşlatmış olsa da, her şey çok hızlı dönüşüyor. Bu dönüşümün bir kısmı gündelik hayat pratiklerimizdeki bu değişimlerin doğal bir sonucu olarak gelişirken bir kısmı da bireylerin kendi inisiyatifleriyle yürüttükleri eylemlerin bir etkisi olarak karşımıza çıkıyor.

Karantina ve seyahat kısıtlamalarıyla, her türlü araç kullanımı ve endüstriyel üretimin azalması ve tüm uluslararası düzeyde fuar, sergi, konser, spor müsabakaları, seminer vb. bir araya gelişlerin imkanlar dahilinde dijital ortama taşınması gibi uygulamalarla, çevre kirliğine yol açan, iklim değişikliğinin temelini oluşturan enerji tüketiminin geçici de olsa azaldığını gözlemliyoruz. Yüksek karbon ayakizine sahip, çevre üzerinde etkisi yoğun olan tüm bu faaliyetlerin uygulamalarını değiştirmesi, hava ve su kirliliğini olumlu yönde etkiliyor. Bu talihsiz olayla birlikte doğanın kendini tazelemeye fırsat bulduğuna, pandemik başladığından beri hava kirliliğinde düşüş olduğunu gösteren uzaydan çekilen görüntülere, bu durumun iklim krizini nasıl ele alabileceğimiz hakkında bize bir bakış sunduğuna dair paylaşımlar görüyoruz.1

Modern dünyanın getirisi birbirine bağlı şehirler, etkileşimi yüksek toplumlar nedeniyle virüsün yayılımının çok yüksek olması ve İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana tüm dünyayı derinden etkileyen, değiştiren bu denli büyük bir olayın ilk defa yaşanıyor olması2, beraberinde acil kararları, hızlı hareketleri ve pratik çözümleri gerektiriyor. Buna istinaden, tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de birçok işbirliği ve gönüllü dayanışma örneği görüyoruz. Bazı büyük şirketler ve kuruluşlar Covid-19 kiti, maske ve solunum yardımında kullanılan cihazların üretilebilmesi için altyapılarını açıyor, üretime destek oluyorlar. Spor, sanat ve iş dünyasından birçok isim krizle baş edebilmeleri için, zor durumda olanlara yardım amaçlı bağışlarda bulunuyor. Birçok sanat merkezi, akademisyen, araştırmacı, profesyonel arşivlerini, bilgi birikimlerini, kaynaklarını herkesin erişimine açıyor.

Bunlarla birlikte, salgınla daha da ön plana çıkan toplumsal meselelere tasarım odaklı çözüm arayışında olan, dayanışma ve gönüllülük esaslı, yaratıcı örneklere de tanık oluyoruz. Pandemi sürecinceki ihtiyaçları gidermeye yönelik mahalle, semt yardımlaşma ve dayanışma ağları kuruluyor. Online imece kültürünü canlandırmaya odaklanan İhtiyaç Haritası3 gibi oluşumlar tarafından gıda tedariki ve sağlık çalışanlarına yönelik malzeme temini vb. sorunlara yönelik çalışmalar yürütülüyor. Robotel Derneği4, Maker Atölye5 gibi girişimler mevcut ağlarını ve üç boyutlu yazıcı teknolojisini destek için kullanarak sağlık çalışanları için maske üretimine katkı sağlamaya çalışıyor. Önemsiyoruz gibi dezavantajlı çocuklara odaklanan dernekler, virüsün getirdiği travmatik dönemi sağlıklı bir şekilde atlatmayı sağlayacak ebeveyn rehberleri6 hazırlıyor. Birçok oluşum, toplumu bilinçlendirmeye ve bu süreci daha sağlıklı, verimli geçirmeye yönelik konularda profesyonellerle uzaktan söyleşiler gerçekleştiriyor. Kalkınma ajanslarının açtıkları çağrılardan7 bile önce, mimarlar, tasarımcılar vb. yaratıcı disiplinler başta olmak üzere, farklı meslek gruplarından gönüllü profesyoneller kendi inisiyatifleriyle dayanışma ve işbirliği çağrıları açmış, çevrimiçi buluşmalarda bir araya gelip kolektif biçimde salgının neden olduğu sorunlara çözümler aramaya başlamışlardı. Atölye İstanbul ve İmece platformumun düzenlediği Hack the Crisis Turkey8 bunlardan sadece biri. Atıl Köy okulları projesinde olduğu gibi toplumsal sorunlara mimari çözümler getiren Herkes için Mimarlık Derneği, Covid-19 sürecinde bilgi ve deneyim paylaşımını teşvik eden bir çağrı9 oluştururken, kent ve işçi hakları gibi toplumsal konularda çalışmalar üreten Mekanda Adalet Derneği, salgına yönelik araştırmalara katkı sağlamayı hedefleyen bir destek10 duyurusu açtı. Bu mevcut oluşumların dışında, salgın sürecinde hızla organize olan mimarlar önderliğinde kurulan Acil Korona Mekanları Ağı11, farklı uzmanlıklardan gelen gönüllülerle, yetersizlik durumunda acil ihtiyaç olarak ortaya çıkması muhtemel mekansal sorunlar için tasarım ve çözüm önerileri geliştirmeye yönelik çalışıyorlar.

Özetle, içinde bulunduğumuz bu kriz dönemi yeni bir araya gelme pratiklerine, salgınla ortaya çıkan yeni yaşam biçimlerine ve kriz ortamına nasıl adapte olacağımıza, koronavirüsün yarattığı sorunlara toplumsal, çevresel, ekonomik, psikolojik vb. açılardan nasıl çözümler getirebileceğimize yönelik yaratıcı pratikler üzerinden çözümler üretmek üzere birçok kişiyi harekete geçirdi.

İhtiyaç Haritası
Üçboyutlu yazıcıyla üretim, Robotel Derneği
Üçboyutlu yazıcıyla üretim, Robotel Derneği
Maker Atölye koruyucu maske üretimi
Dezavantajlı çocuklara odaklanan Önemsiyoruz
Atıl Köy Okulları, Herkes için Mimarlık Derneği
Karantinadan Sesler, Herkes için Mimarlık Derneği
Mekanda Adalet Derneği araştırma çağrısı
Acil Korona Mekanları Ağı

Dönüşüm Potansiyeline Dair
Verilen örneklerden de görülebileceği gibi, zorlayıcı ve üzücü olayları küresel boyutta deneyimlediğimiz bu olağandışı dönem, yıkıcı etkilerinin yanında, tarihte örneklerine rastladığımız gibi insanları harekete geçiren, değişimi tetikleyen, geçici bile olsa, çevresel faydaya ve toplumsal duyarlılığa neden olabilen olumlu gelişmeleri de içinde barındırıyor. Din, dil, ırk, millet, cinsiyetten bağımsız yaşanan bu pandeminin yarattığı kaos, yeni bir “antroposentrik olmayan modelin”12 doğuşunu tetikleyebilir. Mevcut sistemlerin çöküp yerine daha kapsayıcı, evrensel bir dayanışma modelinin ve yeni dünya düzeninin geliştiği, bazı işdallarının tükenip sosyal yanı daha kuvvetli olan yenilerinin ortaya çıktığı, paylaşım ekonomisi gibi alternatif ekonomik modellerin arttığı, daha az tükettiğimiz, geleneksel insan-doğa kutupluluğunun üstesinden geldiğimiz, merkezsizleştiğimiz ve sınırların yok olduğu bir sisteme geçme potansiyeli görünür hale geldi. Bu dönem, bilim, mühendislik ve tasarım alanlarından profesyonellerin yanı sıra, herkesin en iyi yanını, sürdürülebilir bir dünya yararına ortaya koyabileceklerini ve birikimlerini sergileyebileceği bir süreci içeriyor. Pandemiden sonra, sosyal kontrolün ve sanallaşmanın daha da artıp mahremiyetin azaldığı distopik bir dünyada, daha yalıtılmış, bireyselleşmiş, yaşadığı yerle daha az ilişkili, daha az kendi kendini örgütleme yeteneğine sahip ve daha az özgür bir toplum13 ortaya çıkmaması için, bu değişim dönemine, doğru yöntemlerle adapte olmaya çalışmak ve sürdürülebilir topluluklar oluşturmaya odaklanmak şu durumda yapılabilecek en faydalı ve anlamlı hareket gibi görünüyor.

Tabi, gelişmelerin olumlu yönde ilerlemesi, uzun vadeli ve kalıcı olabilmesi, bireylerin, ülkelerin ve şirketlerin koronavirüs pandemisinin dünya ekonomisini ve düzenini altüst eden yıkıcı etkisiyle nasıl baş edeceklerine bağlı olarak değişecek. Bu noktada, meseleye daha geniş bir perspektiften bakıp konunun toplumsal ve politik yönlerini de hesaba katmalıyız. Süreci birçoğumuzdan farklı şekilde deneyimleyen, güvencesiz ortamlarda çalışmak zorunda kalan işçiler, tarım, hizmet ve sağlık emekçileri gibi topluluklar, farklı nedenlerle sosyal hayata dahil olmakta zorlanan yaşlılar, mülteciler, yoksullar, engelli bireyler vb. grupların yanı sıra, “evde kal” çağrısı altındayken, ev içi şiddete ve istismara maruz kalan risk altındaki kadın ve çocuklar gibi dezavantajlı gruplar ve fikirlerini dile getirdikleri için hapishanelerde bulunan gazeteci ve farklı meslek gruplarından bireylerin karşılaştıkları eşitsizlikleri de fark etmeli, tartışmalı ve bu eşitsizliklere karşı çözüm aramalıyız. Bu kriz döneminin kentsel ve doğal çevremiz ve hayvanlar üzerinde yarattığı etkileri de düşünmeliyiz. “Sosyal, çevresel, ekonomik, politik eşitsizlik içinde olanlar bu süreci nasıl deneyimliyor? Fiziksel ortamlarda, fiziksel çabalarla üretilen işlerde çalışmak zorunda olanlar ne yapıyor? Bu süreci nasıl ekonomik ve sosyal anlamda güvenli bir şekilde atlatabiliriz? Tüm bu toplumsal sorunlara sistemli çözümler bulmak için yaratıcı pratiklerden nasıl faydalanabiliriz?” gibi soruları sormalı ve daha bütünsel, kapsayıcı, ileriye dönük, kalıcı ve sistemli çözümler üzerine çalışmalıyız.

Bugün koronavirüs küresel anlamda kriz yaratan ne ilk virüs ne de sonuncusu. Buna benzer yıkıcı sonuçlar doğuran problemler gelecekte de karşımıza çıkacak ve bunlar, yalnızca virüs kaynaklı olmayacak. Hem dünyada hem Türkiye’de uğraşılması gereken açlık, terör, eşitsizlik, tüketim, şiddet vb. başka mevcut birçok toplumsal problem14 de var. Her daim ortaya çıkması muhtemel yeni sorunların olasılığı içinde yaşıyoruz günlerimizi. Bu gerçekliği de göz ardı etmeden, sadece kriz dönemlerinde değil, “normal” zamanlarda da bu hassasiyetleri gösterip toplumların yüzleştiği sorunların farkında olmalı ve karşımıza çıkan her problemle baş edebilme yollarının işbirliği ve dayanışma ile bulunabileceğini unutmayalım.

Bu bağlamda, bu yazıda, yukarıda örneklerini verdiğim gibi, uzun süreli ve kalıcı sosyal fayda, farkındalık ve etki yaratma hedefiyle, mevcut sistemdeki çatlaklardan yavaşça ilerlemeye çalışan, kent ve işçi hakları, sosyal ve ekonomik eşitsizlikler, sağlıklı yaşam ve barınma hakkı, sürdürülebilir çevre vb. toplumsal sorunları odağına alan, katılımcı ve işbirlikçi sosyal tasarım pratiklerinden de yararlanabileceğimizi vurgulamak istedim. Bu dönemin yarattığı “mekansızlığın” olanak tanıdığı “hareketlilik” içinde karşımıza çıkan “fırsatları” değerlendirme ve erkin disiplin aygıtlarının15 dayattığı pasif “tüketiciler” olmaktan ziyade, oluşturulan “stratejik” sistem içindeki boşlukları kullanarak, gündelik hayat pratiklerinde uygulanabilecek alternatif “taktiklerle”16 dönüşüm yaratma potansiyeline odaklanabiliriz.

Notlar
1 Emma Newburger. (2020). “Air Pollution Falls as Coronavirus Slows Travel, but Scientists Warn of Longer-Term Threat to Climate Change Progress.” cnbc, 22 March. https://www.cnbc.com/2020/03/21/air-pollution-falls-as-coronavirus-slows-travel-but-it-forms-a-new-threat.html
2 BBC News. (2020). “Coronavirus: Greatest Test Since World War Two, Says UN Chief.” 1 April. https://www.bbc.com/news/world-52114829
3 https://www.ihtiyacharitasi.org/
4 Robotel’in Covid-19’a yönelik 3D baskı yaptığına dair paylaşımı; https://www.instagram.com/p/B-bmYCADuqE/
5 Maker Atölye’nin Covid-19’a yönelik 3D baskı yaptığına dair paylaşımı https://www.instagram.com/p/B-pQFtGF2iZ/
6 Önemsiyoruz Derneği’nin Covid-19’a yönelik hazırladığını belirttiği ebeveyn rehber paylaşımı: https://www.instagram.com/p/B-PA9H3AXFp/
7 Kalkınma Ajanslarının Çağrı Duyurusuna örnek: https://www.ab.gov.tr/51979.html
8 “Hack the Crisis Turkey” duyurusu: https://atolye.io/tr/etkinlik/hack-the-crisis-turkey/
9 Herkes için Mimarlık çağrısı: https://padlet.com/herkesicinmimarlik/karantinadansesler
10 Mekanda Adalet Derneği, araştırma desteği duyurusu: https://twitter.com/mekandaadalet/status/1246045772140986368 11 Acil Korona Mekanları Ağı: https://twitter.com/acilkoronamekan, https://acilkoronamekanlari.wordpress.com/
12 13 Ezio Manzini. (2020). “Covid-19 and Social Innovation: Contactless Sociability and Hybrid Communities of Place.” https://www.desisnetwork.org/2020/04/07/covid-19-and-social-innovation-contactless-sociability-and-hybrid-communities-of-place/
14 Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün 2019 raporuna göre, birçok gelişmiş ülkede obezite artarken, dünyadaki her dokuz kişiden birine karşılık gelen 820 milyondan fazla insan açlık çekiyor. 2 milyardan fazla insanın güvenli, besleyici ve yeterli gıdaya düzenli erişiminin olmadığı tahmin ediliyor. Birleşmiş Milletler Uyuşturucu ve Suç Ofisi'nin 2019 yılında yayınladığı rapora göre; 2017'de dünya genelinde toplam 87.000 kadın kasıtlı olarak öldürüldü. Bunların yarısından fazlası (50.000 kadın) partnerleri veya diğer aile üyeleri tarafından öldürüldü. Yani bunun anlamı, her gün 137 kadın kendi ailesinin bir üyesi tarafından öldürülüyor.
15 Michel Foucault. (2001). Hapishanenin Doğusu. Çev. Mehmet Ali Kılıçbay, İmge Kitabevi Yayınları.
16 Michel De Certeau. (2009). Gündelik Hayatın Keşfi -I: Eylem, Uygulama, Üretim Sanatları. Çev. Lale Arslan Özcan, Dost Kitabevi Yayınları, Ankara.

Etiketler:

Ne düşünüyorsunuz?

0 yorum TARTIŞMAYA KATIL

İlgili İçerikler: