Land Art ve Çağdaşları

DİDEM KARA SARIOĞLU

Mimarlık, peyzaj ve sanatın kesişim noktası olan land art (arazi sanatı), 1960’lardan itibaren kendinden söz ettirmeye başladı ve 1970’li yıllara kadar altın çağını yaşadı. Arazi sanatı bu erken dönemde genellikle çöl, okyanus, kumsal, yanardağ, göl, taş ve maden ocaklarında yapılan sanat çalışmaları ile varlık gösterdi. İleriki yıllarda galeri, müze gibi sanat merkezlerinde ve kamusal alanlarda da yer alarak geniş izleyici kitlesiyle buluştu. “Arazi sanatı bir akım -izm- değildir. Tanımlı bir amacı, belli üyeleri ve manifestosu yoktur. Bu başlık altında adı geçen çoğu sanatçı, bu terimi belli bir tarihte Amerika’da gerçekleştirilen yeryüzü işlerini tanımlamak için kullanmıştır.”1 Sanat çalışmalarının bazıları alana özgü olarak (site-specific) ve o mekanda üretildi, bazıları ise aslı doğada bulunan eserlere ve/veya “dışarıda olan”a referans verecek biçimde (non-site) sergilendi, sergi mekanını araç olarak kullandı. Arazi sanatı çalışmalarında görsellik, malzeme, içerik, üretim ve söylem çeşitlilik kazandıkça ve bu çalışmalara farklı disiplinler de dahil edilince üretimler zenginleşti. Birbirinden farklılaşan alanlar oluşmasına rağmen yakın geçmişe kadar çeşitli kaynaklarda birçok terim bir diğeri yerine kullanıldı ve bu uygulama kavram kargaşasına sebep oldu.

Günümüzde environmental art (çevresel sanat) terimi ise Sam Bower2 tarafından, yukarıda tanımı geçen, kavram sınırlarını değiştiren arazi sanatının da dahil olduğu, insan-doğa ilişkisini irdeleyen sanat çalışmalarını tanımlamak için kullanılan kapsamlı bir terim olarak ele alındı. Bu terim altında birçok başlık bulunur ve bunlar türeyen organik yapıları andırır.3

Bugün güncelliklerini koruyan bu başlıklardan; ortaya çıkan ilk örnekleri kapsadığı için arazi sanatı, onun çağdaşlarından olması sebebiyle yeryüzü sanatı/yeryüzü işleri (earth art/earthworks), ilk arazi sanatı örneklerinin restorasyon amacı taşıması sebebiyle restorasyon sanatı (restoration art), eş zamanlı gelişimine rağmen günümüz arazi sanatı anlayışıyla zıtlıklar içerdiği için doğada sanat (art in nature), insan-doğa-sanat-bilim ilişkisinin geldiği son noktaya işaret ettiği için de bio-sanat (bio-art), çevresel sanatın kapsadığı başlıklar arasında ön plana çıkıyor.

Michael Heizer, Double Negative (1969), Mormon Mesa, Overton, Nevada
Robert Smithson, Spiral Jetty (1970), Rozel Point, Great Salt Lake, Utah
Mel Chin, Revival Field (1990-1993), Pig’s Eye Landfill, St. Paul, Minnesota

Arazi sanatı ilk olarak Amerika’da ortaya çıktı. Michael Heizer’in “Double Negative” (1969) adlı çalışması bilinen en ünlü örneklerdendir. Arazi sanatında, doğada yaratılan tahribat yerine doğanın, yapıt üzerindeki tamamlayıcı rolü ön planda tutulur. Heizer, Nevada çölünde kanyonun karşılıklı kenarları üzerinde belirlediği iki alanı dinamitlerle patlatarak buradan çıkan toprağı (yaklaşık 240 bin ton) kanyondan aşağıya dökmüş, böylelikle iki negatif alan (dikdörtgen prizma biçimde) oluşturmuş ve bu çalışma bir heykel olarak izleyiciye sunulmuştu. Yapıt, sanatçı doğanın müdahalesine izin verdiği için zamanla fiziksel değişime uğrar. Heizer ziyaretçilerin burada bir tam gün geçirmelerini istemiştir. Alana özgü olan bu heykel izleyicinin zihnindeki heykel anlayışını yıkar. “İzleyici bir yapının içerisinden geçiyormuş gibi heykelin içinden geçebilir; böylelikle heykel ile mimarlık arasında da bir ilişki kurulmuş olur.”4

Yeryüzü sanatı/yeryüzü işleri başlığı altında yer alan çalışmalar, arazi sanatından farklı olarak, yapıtın çevre üzerindeki etkisi planlanarak gerçekleştirilen insan-doğa ortaklığını ön plana çıkaran büyük ve küçük ölçekli çalışmaları ve iç mekanda doğaya ait elemanlarla oluşturulan düzenlemeleri kapsar. Robert Smithson’ın Spiral Jetty (1970) adlı çalışması, bu başlık altında yer alır. Günümüzde hala ziyarete açık olan bu çalışma sanatçının tercihiyle –gölde bulunan bir bakteri ve yosun çeşidi sayesinde zaman zaman kırmızı ve pembe renge dönüşen suyun içinde– kıyıya vurmuş spiral formunda devasa bir fosili andırır. “Kıyıdan göle doğru uzanan ve saat yönünün tersine dönen Spiral Jetty, kıyıdan toplanan 6.000 tonluk bazalt, çakıl, tuz ve kum benzeri malzemeden oluşturulmuştur.”5 Yıl içinde su seviyesindeki değişim Spiral Jetty üzerinde biriken tuz miktarını belirler ve bu değişim yapıtın görünümünde farklılığa yol açar. Yapıtın yakınlarında bulunan sönmüş volkan, dört milyon yaşındaki kayalar ve alanda yapılan petrol araştırması sonrasında terk edilmiş ekipmanlar birer sanat elemanına dönüşerek yapıt için eşsiz bir çevre oluşturur. Böylece yapıt tek başına değil, çevresinin büyüleyici ve değişken görselliğiyle izleyicide yabancılaşma duygusunu uyaran bir peyzaja dönüşür.

Restorasyon sanatı, ekolojik sanatın alt başlıklarından biridir ve ekolojik bilincin gelişimi ile ortaya çıkmıştır. Bu başlık altında yer alan sanat çalışmaları tüketilmiş maden ocakları ve endüstriyel atık alanlar gibi hasar görmüş alanların yeniden yapılandırılmasını esas alır. Mel Chin’in Revival Field (1990-93) adlı çalışması bu başlık altında değerlendirilebilir. Sanatçı sürdürülebilir bir metot ile topraktan ağır metalleri emen bitkiler aracılığıyla, çöplük olarak kullanılan arazinin kirlenmiş toprağını arındırmıştır. Chin için bu işlem bir heykeltıraşın mermerini yontmasından farklı değildir. Heykeltıraşın mermer bloğundan bir heykel yaratması gibi Chin’de topraktaki zehirli maddeleri yontarak araziye yeniden canlılık kazandırır. Bilim ve sanat arasındaki sınırları ortadan kaldıran bu çalışma bugün birçok sanatçı ve bilim insanın ortaklığı için esin kaynağı olarak nitelendirilebilir. Doğada sanat, çevresel sanatın kapsadığı bir diğer başlıktır. Bu alandaki üretimler, arazi sanatı ve yeryüzü sanatı ile karşılaştırıldığında daha küçük ölçeklidir. Doğanın temel form ve elemanlarıyla, doğa dostu bir yöntem izlenerek gerçekleştirilen bu çalışmalar, naif görünümlerinin ardında derin ve incelikli bir varoluşa sahiptir. Genellikle kalıcı değil geçici, kısa ömürlüdürler.

Andy Goldsworthy, Stick Dome Hole (1999), Nova Scotia
Andy Goldsworthy, Stick Dome Hole (1999), Nova Scotia
Eduardo Kac, Genesis (1998/1999), Collection Instituto Valenciano de Arte Moderno (IVAM), Valencia, İspanya

Andy Goldsworthy bu alandaki tanınmış sanatçılardan biridir. İngiliz sanatçı doğa ile kurduğu ortaklık sonucunda deneysel çalışmalar üretir. Çalışmalarında o anda çevresinde bulduğu doğa elemanlarını şekillendirerek malzeme ve araç-gereç üretir, doğada bulduğu nesneleri yeniden düzenlerken yabancı bir eleman eklemez, doğada var olan potansiyeli farklı bir düzenleme ile görünür kılar. Stick Dome Hole (Nova Scotia, 1999) sanatçının okyanus ve nehir suyunun birleştiği alandaki buluşmayı anlamak, burada oluşan girdabı kavramak, içerisindeki akışı ve hareketi görünür kılmak için gerçekleştirdiği bir çalışmadır. İki suyun buluştuğu bu kıyıda gelgit oluşmaktadır ve sanatçı su seviyesinde oluşan farklılığı sanatı için bir malzemeye dönüştürür. Goldsworthy suyun çekilmesiyle birlikte kıyıya vuran ağaç parçalarıyla ortasında boşluğu olan bir kubbe formu oluşturur. Form içerisindeki elemanların dizilimi, çeşitliliği ve yönü sudaki girdabı yani hareketi, enerji ve akışı taklit eder. Gelgit dalgalarıyla geri gelen su, ağaç kubbenin altına dolarak bir süre sonra onu nazikçe kaldırır ve okyanusa doğru taşır. Sanatçı bu kısa süreli çalışmasının suyla akıp giderken doğa tarafından parçalanmadığını ancak başka bir biçimde muhafaza edilmek üzere okyanusa taşındığını belirtir. Kubbe kıyıdan uzaklaşırken formunun uzun süre korunması, Goldsworthy için mekana yaklaşım biçiminin doğa tarafından onaylandığına işaret etmektedir.6

Çevresel sanat içerisinde dikkat çeken bir diğer başlık da bio-sanattır. Canlı varlıklar ile gerçekleştirilen bu sanat çalışmaları disiplinlerarası birlikteliği ön plana çıkarır. Açık alanda devasa ölçeklerde gerçekleştirilen ve makrokozmos ile ilişki kuran arazi sanatının aksine izleyiciyi, mikrokozmosa yöneltir. Günümüzde biyofilinin teknofili ile buluştuğu alanda varlık gösteren bio-sanat, sanat uygulamalarıyla izleyicilere zaman zaman etik ve estetik anlayışın sınırlarını sorgulatır. Bu alanda 1980’lerden beri çalışmalar üreten Eduardo Kac, Genesis (1998/1999) adlı yapıtıyla hafızalarda yer edinmiştir. Bu çalışmasında kutsal kitaptan aldığı bir cümleyi (insanların doğa karşısındaki üstünlüğünü ifade ediyor) mors koduna çevirmiş, daha sonra onu DNA sarmalına dönüştürerek sentetik bir gen yaratmıştır. Ardından bu sentetik geni bir bakteriye enjekte etmiştir. “Bu mesajı taşıyan bakteri (E. Coli Bacteria) galeride UV ışığı altında büyütülmüştür. Galeriye gelen veya online olarak (web aracılığıyla) bağlanan izleyici bu çalışmaya müdahale edebilir. Işığı aktive ederek organizmanın genetik kodlarında değişiklik yaratabilir ve böylelikle mutasyona uğraması için bir potansiyel yaratmış olur.7 Işığın devreye girmesi bakterinin yapısını değiştireceği için bu aynı zamanda kutsal kitaptan alınan cümlenin de değişmesi anlamını taşır. Bu noktada tercih yapacak olan kişi ya izleyici olarak kalacak ve müdahale etmeyecek ya da ışığı açarak bir katılımcıya dönüşecek ve kutsal kitaptaki cümleyi değişime uğratacaktır. Böylece sanatçı bilim, sanat, inanç arasındaki ilişkiyi irdeleyerek izleyiciye yeni düşünce ve üretim alanları sunmuş olur.

İlk olarak devasa ölçekli açık alan çalışmalarıyla adını duyuran ve daha sonra çevresel sanat teriminin oluşumuna yol açan arazi sanatı, yukarıda örneklendirilen çağdaşları ve daha niceleriyle birlikte diyalektik ilişkiler içerisinde yeni başlıklar üretir. Bu yeni başlıklardaki sanat çalışmaları da birbiriyle birleşir, kesişir, büyür, alt bileşenlere ayrılır ve yenilerini oluşturur. Bu sebeple arazi sanatı ve çağdaş oluşumları arasında üretim sürecinin devam ettiği günümüzde, başlıklar arasında keskin bir sınır çizmenin henüz mümkün olmadığı, aksi haldeki bir tablonun da yanıltıcı olacağı ortadadır.

NOTLAR
1 Tufnell, Ben. Land Art, Tate Pub.,1st. Edi., Singapore, 2006, s:15.
2 Sam Bower : greenmuseum.org (çevresel sanat üzerine oluşturulmuş online müze)’un yöneticisi. Bkz. https://web.archive.org/web/20170709025950/http://greenmuseum.org/ (erişim tarihi: 28.04.2018)
3 Çevresel sanatın başlıkları için bkz. https://web.archive.org/web/20170703044127/http://greenmuseum.org/generic_content.php?ct_id=306 (erişim tarihi: 28.04.2018)
4 Kastner, Jeffrey. Land And Environmental Art, Phaidon Pr. ,2nd. Ed., China, 2010, s.54.
5 https://www.diaart.org/visit/visit/robert-smithson-spiral-jetty (erişim tarihi: 01.5.2018)
6 Friedman, Terry. Time Andy Goldsworthy, Thames&Hudson, 2008, s:114.
7 Myers, William. Bio Art Altered Realities, 1st. Edi., London, 2015, s:64.

GÖRSEL KANYAKLARI
-Görsel 1: Michael Heizer, Double Negative (1969), Mormon Mesa, Overton, Nevada http://doublenegative.tarasen.net/double-negative/
-Görsel 2: Robert Smithson, Spiral Jetty (1970), Rozel Point,Great Salt Lake,Utah. https://www.robertsmithson.com/earthworks/spiral_jetty.htm
-Görsel 3: Mel Chin, Revival Field (1990-1993),Pig’s Eye Landfill, St. Paul, Minnesota. http://melchin.org/oeuvre/revival-field
-Görsel 4: Andy Goldsworthy, Stick Dome Hole (1999), Nova Scotia.
Andy Goldsworthy and Cameron Books 2000, TIME Andy Goldsworthy, Thames&Hudson, 2008.
-Görsel 5: Andy Goldsworthy, Stick Dome Hole (1999), Nova Scotia.
Andy Goldsworthy and Cameron Books 2000, TIME Andy Goldsworthy, Thames&Hudson, 2008.
-Görsel 6: Eduardo Kac, Genesis (1998/1999), Collection Instituto Valenciano de Arte Moderno (IVAM), Valencia, Spain. http://www.ekac.org/geninfo.html

Etiketler:

Ne düşünüyorsunuz?

0 yorum TARTIŞMAYA KATIL

İlgili İçerikler: