Stüdyoda Taktik Mekan Denemeleri

ASİYE AKGÜN GÜLTEKİN ERDEM ÜNGÜR

Asiye Akgün Gültekin ve Erdem Üngür, mülkiyet, küresel sermaye ve erk işbirliğiyle kurgulanan "strateji"lerle çalışan mimarlığa karşı mekansızlık ve erkin yokluğunu arayan "taktik" arayışını mimarlık stüdyosunda nasıl ele aldıklarını anlatıyorlar.

Oryantalist bir bakış açısı olduğu yönünde eleştirilen “köylü kurnazlığı veya şark kurnazlığı” kavramı, pek çok roman ve filme konu olmuştur. Aziz Nesin’in aynı adlı romanından sinemaya uyarlanan Zübük, kurnazlıkla gelen bir başarı hikayesi olarak izleyiciye yansır. Ne kadar nefret edilse ve yalan söylediği bilinse de Zübük’ün siyaseten hızla yükselişi etrafındakiler tarafından izlenir. Aziz Nesin romanında; laf cambazı, hilekar, düzenbaz, ikiyüzlü, kıvrak zekalı Zübük karakteriyle köylü kurnazlığını ve hatta Zübükleşme potansiyellerini, farklı karakterlerin eylemleriyle bize gösterir. Gündelik hayat içerisinde tanıklık ettiğimiz, duyduğumuz yüzlerce olayın kahramanlarından biridir Zübük. Var olan bir sistemin parçası olarak, anlık eylem ve söylemlerle varlığını sürdürebilmeyi ve o sistemin içinde yer edinmeyi başaran bir aktördür.

çadır, kamp
gülsuyu - gülensu dükkanı
zaman bankası projesi
tekstil meydanı projesi
aykırı sanat mekanı projesi

Tarihyazımında kurumsallaştırılan erkin stratejileri anlatımına karşı; güç ilişkilerini ters yüz eden masalsı öykülerde zayıflar, yerleşik düzenin gerçeklerine karşı korunarak tarih yazan taraf olarak anlatılır (Certeau,2008). Certeau, strateji ve taktik kavramlarını gündelik hayatta bir eylem sanatı olarak karşımıza çıkan, çağdaş ekonomi modelinde “işten çalma”, atasözleri, retorik ustalığı, halk kültürlerinde görülen oyunlar gibi güçlü-zayıf ilişkisini ters yüz eden örneklerle derinleştirir. Taktiklerle oluşan eylem repertuarından uygun olanları alan sosyal hareketler, yeni taktikler geliştirerek bu repertuarı geliştirir.1

İktidarın manipülasyonlarıyla şekillenen kentsel mekanda uygulanan stratejilere karşın, gündelik hayatta güce sahip olmayan kentlinin geliştirdiği taktikler, mimarlık tasarım eğitimi içinde bir mekan tasarımına, metne ya da öngörüye nasıl etki edebilir? Eğitim sisteminin kendi stratejilerinin uygulandığı ve meslek pratiği ile iktidar ilişkilerinin iç içe geçmiş zemininde, kentsel mekana ilişkin proje atölyesinde yapılacak sorgulamalar ve taktik arayışlarının somut bir karşılık bulması, eylem-mekan ilişkilerinin tartışmaya açılmasıyla başlar. Taktik eylemlerin repertuarı yapılabiliyorsa, mekansal deterministik bir açıdan bakıldığında, bu eylemlerin gerçekleşmesine olanak sağlayacak mekansal düzenlemeler de söz konusu. Bununla birlikte iktidarın pürtüklü mekanlarında ortaya çıkan taktikler, zamanda ve mekanda anlık olarak belirdikleri için tasarlanmaları mümkün olmuyor. İktidarın mekanda yer tutmasını sağlayan bir pratik olarak mimarlık ve stratejik olarak işleyen bir eylem olarak mimari tasarım, taktiklerin oluşumunda ne kadar rol oynayabilir?

KENTSEL MEKAN-EYLEM-TAKTİK
Arendt insanlık durumunun emek, iş ve eylemi içeren üç boyutundan söz ederken, siyasi bir etkinlik olarak tarihin koşulunu yarattığından eylemin önemi üzerinde durur: Eylemek inisiyatif almak, başlamak ve bir şeyleri harekete geçirmek demektir (Arendt, 2000). Eyleyerek ve konuşarak kendini var eden insanın eylemin ifşasında bir arada olma durumu, kamusal alanın varlığı açısından önem kazanır. Kamusal alanı, karşılıklı görünür olunan alan olarak değerlendiren Arendt’ten yola çıkarak kentsel mekanın, bir arada ve eylemde bulunma durumu için hem özgürlüğün hem de iktidarın mekanı olarak ifşa potansiyeline sahip bir yer olduğunu söyleyebiliriz.

Neoliberal ekonominin şekillendirdiği günümüz kentlerinde, sermayenin kendini var etme süreci, sürekli olarak, eşit olmayan kentliler yaratır. Bu süreçler ister devlet eliyle ister özel yatırımcılar eliyle yapılsın, sınıfsal kutuplaşmayı artırır. Bu yıkım sürecinde talep edilecek şeyin ne olduğu sorusuna Harvey (1996) “artı-üretim ve kullanımı üzerinde daha büyük bir demokratik denetim” cevabını verir. Bunun yapılması ve yayılması kent hakkını oluşturur. Bu noktada küresel ölçekte, kent hakkına birlikte sahip çıkılması, siyasi erkin zorlanmasına neden olması bakımından önemli görülüyor. Harvey’in kent hakkını, kentlerimizi ve kendimizi yapma ve yeniden yapma özgürlüğü olarak tanımladığı “Kent Hakkı” adlı yazısında, aynı zamanda en çok ilgisiz kalınan hakkın insan hakkı olduğunu ileri sürerken kastettiği, bireyin kenti değiştirirken kendini değiştirme hakkını başkalarının eline bırakmasıdır.

Certeau’nun stratejiden kastı güçler arasındaki ilişkilerin ancak bir istek ya da erk öznesinin (işletme, ordu, kent, bilimsel kurum) yalıtılabilir olduğu anda gerçekleştirebileceği oyun ya da hesaplaşmadır (ya da manipülasyondur). Strateji, bir mülkiyet olarak çerçevesi çizilebilecek bir mekanın varlığını ön kabul olarak benimser. Bu mekan, dışarıdakiler kümesiyle kurmuş olduğu ilişkileri yönlendirebileceği bir üsttür. Söz konusu olan, ötekinin görünmez güçleriyle etki altına aldığı bir dünyada kendine özel bir mülkiyetin sınırlarını çizmektir. Stratejilere kıyasla bir mülkiyetin var olmamasıyla nitelenen hesaplı eyleme “taktik” adını verir Certeau. Taktik, mekan olarak sadece ötekinin mekanını kullanır. Kazandıklarını saklayamaz ve bu mekansızlık ona hareketlilik sağlar. Belli bir mülkiyete sahip erkin gözetiminde açtığı çatlakları, son derece hassas ve özenli bir biçimde kullanması gerekir. Sonuç olarak stratejiler, mekan ilişkilerini öne çıkartır ve erkin varlığıyla hareket ederken taktikler, mekansızlık ve erkin yokluğuyla tanımlanır.

Kendisine çizilen sınırlar içinde hareket eden ve zayıfı temsil eden öteki, direnç göstermek için tabi olduğu sistem içinde açıklar bulmak zorundadır. Gündelik hayatta pek çok pratikte zayıfın güçlüye karşı zaferlerinin varlığını açıklarken Certeau, dil kullanımından (atasözleri, mitler, öyküler vb.) uzam uygulamalarına (kent içindeki basit bir yürüme eylemi) genişleyen bir alanda örneklemelerde bulunur. 1990 yılında antropolog ve siyaset bilimci James C. Scott, “Tahakküm ve Direniş Sanatları” kitabında benzer şekilde tahakküm karşısında ezilenin geliştirdiği farklı direniş türlerinin varlığına dikkat çeker. Scott’ın, muktedir ve madun olanın aslında bilinen gizli senaryolarda, birbirlerine karşı savaşında, iş yavaşlatmadan arkadan sövmeye kadar farklı eylem repertuarlarının farklı yer ve zamanlarda iktidarı aşındırma taktikleri olarak ortaya çıktığı yönündeki iddiası, Certeau’nun eylem repertuarı argümanıyla paralellik gösterir.

Kapitalist sermaye ilişkilerinin ürettiği gündelik hayatın en mahrem alanlarına sızan stratejiler dünyası içinde, anlık konumlanmalar ve eylemlerin zenginliği, taktiklerin de bir çeşit stratejiye dönüşme potansiyeli ve öngörülemeyen yeni taktik alanları yaratmasının kısır döngüsünde neyin taktik neyin strateji olduğu sorusunun bu okuma içinde akılda tutulması gerekiyor. Öte yandan mekan, mülkiyet ve görece kalıcı olanın temsili özellikleriyle mimarlığın, stratejilerin alanında olduğunu görüyoruz. Küresel sermaye ve erk işbirliği, mimarlığın tasarım, inşa ve yaratıcılık süreçlerini etkiler. Bu çalışma da, mimarlığın taktik geliştirme potansiyellerini araştırıyor. Bu bağlamda öncelikle mimarlık ve kentsel tasarım alanında dünyada ve Türkiye’de tasarım ya da pratikte ortaya konulan farklı kolektiflere ait çalışmaları inceleyelim.

H-Activist2: TAKTİĞİN MEKAN OLUŞTURMA POTANSİYELLERİ ÜZERİNE
Bilgisayar dünyasında hackerlik, sistemin açıklarından faydalanmak suretiyle var olan kodları kullanarak programı başka bir amaç doğrultusunda kıranlar için kullanılan bir kelime, bir nevi “taktik üreten”. Politik, ekonomik, sosyal ya da kentsel iktidar alanlarının sistemlerinde de buna benzer sistemi delen eylemleri görmek mümkün. 2013 Gezi olayları sırasında, park içinde yapılan eylemlerde bunlara tanıklık ettik. Yine bu süreçte dil yoluyla üretilen alaycı söylemin yaratıcılığı üzerine pek çok yazı kaleme alındı. İşgal etme eylemi ile politik ve sosyal anlamda taktik görünümlerin yanında, mekansal taktiklerin ekonomik örnekleri ortaya çıktı. Kentsel mekanı hacklemek, işgal eylemi politik bir tavır. Kolektif olarak geliştirilen anlık çözümler ya da problemler oluşturularak sistemin dışına çıkıyor ve bu öngörülemeyen, özgürleştirici bir hareket alanı sağlıyor. Bu anlık eylemlerin sürekliliği nasıl mümkün kılınabilir, özellikle yerleşmek temelinde var olan bir mesleki pratik eğitimi içinde?

1960’lardan itibaren tasarım ve pratik alanında yaratıcı taktik denemelerinin gerçekleştirildiğini görüyoruz (bu taktiksel gelişimlerin, “katılımcı tasarım”3 yaklaşımıyla ilişkili ve onun uzantısı olarak ortaya çıktığını ve hayatı ele geçirme amacındaki kuramsal avangardın dönemine denk düştüğünü ifade etmek gerekir). Örnekse, özellikle 1970’lerde yükselişe geçen işgal evi kavramı, hak mahrumiyeti bağlamında bir taktik olarak; içinde bulunduğu dönemdeki konut krizinde herhangi bir kontrat ya da izin olmadan (devletin özel mülkiyet kanununa göre yasadışı bir faaliyet) kullanılmayan, atıl durumdaki evlerin işgali, politik ve otonom bir eylem olarak karşımıza çıkar. Aslında bu, barınma ihtiyacına çözüm olabilecek aktivist bir eylem. Yine aynı hak gerekçesiyle 1950’lerde Türkiye’de bir gecede ortaya çıkan gecekondu yerleşimi (dünyada benzeri örneklerle birlikte) bu anlamda taktik mekan örneği. Kentlinin bireysel teşebbüsleriyle ortaya çıkan bu tür örneklerin yanında, halk ve kolektif gruplar tarafından organize edilen işler de çok yaygın.

Örneğin Spatialagency, kendi projelerinin alternatif mimarlığın nasıl yapıldığı üzerine kafa yorduğundan bahsediyor web sayfasında. 1960’lardan günümüze dünyanın farklı yerlerinde, farklı bir motivasyonla taktiksel mekan üretimi sorgulaması, araştırması ve projesini yapan grupların pek çoğunun çalışmalarını bahsi geçen web sayfasında derli toplu olarak görmek mümkün. Bunlar arasında 2001 yılında Constantin Petcou ve Doina Petrescu tarafından Paris'te temelleri atılan “kendi kendini yöneten mimarlık atölyesi” AAA’nın işlerinden birini örnek verebiliriz. Grup, kente müdahale eden projelerini sivil toplum örgütleri, akademisyenler, sanatçılar ve mahalle sakinleri gibi farklı paydaşlardan oluşan dinamik bir kolektif platform üzerinden yürütüyor. Kullanılmayan kentsel alanların kent sakinleri tarafından sahiplenilmesini ve işler durumda tutulmasını sağlamak için kentsel taktikler uygulayan platform, daha ekolojik ve demokratik bir kent için taban hareketini güçlendiren ve farklı dünyalar arasında ilişkiler kuran katılımcı pratikleri hedefliyor.

2001-2005 yılları arasında Paris la Chapelle mahallesinde gerçekleştirdikleri ECObox projesi, geri dönüştürülmüş malzemelerle inşa edilen geçici ve mobil bir halk bahçesi. Kullanılmayan alanları yeniden işlevlendiren proje, temel olarak farklı yaşam formlarının ve yaşama biçimlerinin bir aradalığını sağlayarak kentsel biyoçeşitliliği korumayı hedefliyor. Bunun dışında, ilerleyen yıllarda kentsel eleştirilerin ve yaratıcı projelerin yapıldığı, yerelde ve ötesinde genişleme imkanı bulan kültürel bir platforma dönüşebilmiş. Söz gelimi 2005 yılında İtalyan Stalker/Osservatorio Nomade grubu, Paris'ten İstanbul'a kadar uzanan ViaEgnatia projesinin Paris ayağını ECObox içerisinde yapılan yerleştirme ve çalıştaylarla gerçekleştirdi. ECObox içerisindeki mobil-mutfak, mobil-kütüphane vb. kentsel araçlarla göçmenlik, sınır, kültürel geçişlilik, ekonomik etkileşim gibi konular mahalle halkının katılımıyla tartışmaya açıldı.

2009 yılında AAA, Cultural Agencies projesi kapsamında İstanbul'a gelerek Gülsuyu-Gülensu mahallelerinde açılan Dükkan'da deneyimlerini mahalle halkıyla paylaştılar. Dükkan projesinde, ECObox'takine benzer bir kentsel taktikle mahalledeki kullanılmayan bir yapı, toplantıların, çalıştayların, film gösterimlerinin yapıldığı; çocuk oyun alanı ve sergi salonu gibi farklı programlara ev sahipliği de yapan dinamik ve kolektif bir paylaşım alanına dönüştürüldü. Proje kapsamında çok sayıda sanatçı, aktivist, akademisyen ve öğrenci mahallede söyleşi ve çalıştay düzenledi; Dükkan dışında seyyar vitrin ve kütüphane gibi araçlar oluşturuldu.

Tasarım ve onun mekanının taktik anlamda üretilme işinin katılımcı bir kent içi eylem olduğu anlaşılıyor. 2004 yılında Almanya’da yapılan Muhalif Mimarlık kampında konuşan Berlage Enstitüsü’nden Roemer van Toorn, eleştirel bir mimarlık yaklaşımının dışarıdan bir tavırla işlemesinin imkansız olduğunu, bu nedenle imparatorluğun (Hardt, M.,Negri, A. 2012) içinden işleyecek karşı-direnme pratikleri geliştirilmesi gerektiğini savunmuştu.4 Hardt ve Negri’nin “imparatorluk” olarak tanımladığı küresel egemenlik biçiminde bir ulusüstü organın varlığında, artık dışarısı yoktur ve yeni alternatifler etkin bir çoğunluk olan çokluktan doğacaktır savı bunu destekler nitelikte. Taktik ancak, mimarlık eğitiminin fiziksel mekanını terk etmesi suretiyle, kentlinin stratejiler karşısında geliştirdiği taktiklerin izi sürülerek ve kentliyle ortaklaşa bir çalışmayla pratiğe dönüşebilir. Araştırmamızı dayandırdığımız stüdyo sürecinde, katılıma yönelik çalışmanın eksikliğinin, taktik mekan stüdyosunun başlangıçta beklediği alternatif projelere dönüşmesinde büyük bir engel olduğu görüşündeyiz.

TAKTİK MEKAN ATÖLYESİNDEN ÖRNEKLER ÜZERİNE/TAKTİK MEKAN STÜDYOSUNUN KAZANIMLARI
Gündelik hayatta geliştirilen taktikler o kadar geniş ki, pratikleri sınırlandırmak için Certeau, geçici niteleme altında, operasyon şemaları ve teknik manipülasyon prosedürleri tanımlamanın mümkün olduğunu belirtir. Operasyon ya da eylem şeması kavramını, Gezi Parkı örneği üzerinden tekrar edersek eğer, “kamp kurma” şeklinde ortaya çıkar ve bu eylemin menşei 1970’lerdeki kent hakkı sosyal hareketlerine kadar gider. Gezi olayları ile ortaya çıkan park forumları, atölyeler, takas şenlikleri, yeryüzü iftarları, yeni kolektif üretim ve eylem şemaları olarak karşımıza çıkar.

Taktik mekan stüdyosu kapsamında uygulanmaya çalışılan, eylemleri ortaya çıkarmaktı. Eylem repertuarına dönük olarak geniş bir mutfak olmasına rağmen bu makaleye konu olarak üç tasarım seçtik. Stüdyo sürecinde katılımcılardan kentte karşılaştığımız, basında okuduğumuz-gördüğümüz ve taktik olarak görülebilecek eylemlerin gözlemlenmesi ve bunun mekana nasıl dönüşebileceğini araştırmaları istenmişti. Çeşitli konu başlıkları öğrenciler tarafından önerildi ve bunlar hakkında sunumlar yapıldı. Projeler bazında ortaya çıkan stratejiye dayalı sınıflandırmanın kapsamı, sosyo-mekansal kentsel hareketlerin mekan organizasyonu5, toplumsal olayların hafıza mekanı6, var olan ekonomik sisteme alternatif yaklaşımın mekan organizasyonu7, var olan yapılı çevrenin yeniden işlevlendirilmesine8 yönelik mekan organizasyonları denemeleri şeklinde oldu.

PROJE 1
“Zaman Bankası”9 başlıklı, kapitalist dünyanın dayattığı ekonomik sermaye eleştirisi, beyaz yakalıların zamanını parayla sattığı sistemde bir taktik geliştirme arayışı olarak ortaya çıktı. Küreselleşen kentin para ekonomisiyle mekanın ve zamanın doğrudan ilişkisi, topluluğu manipüle eder; daha kısa sürede daha fazla üretim ve iş mantığı sosyal etkileşimi azaltır. Buna göre emeğin ve bilginin maddi karşılığı olan para ortadan kaldırılarak, bireylerin kendi deneyimlerini belirli zaman süreleri içinde takas etmeleri önerisi geliştirildi. İş kollarına göre yapılan bir analizle başlanan çalışmada konut bölgesi olan Cihangir seçildi. Alan, yaşayanların iş kollarındaki çeşitlilik, Taksim ve Kabataş arasında kalması ve ulaşım kolaylığı nedenleriyle seçime uygun görüldü. “Zaman Bankası” adı altında, günün 24 saati kullanılabilecek, denetleme sistemine tabi olmayan, farklı büyüklükteki atölyelerden kurulu bir etkinlik mekanı tasarımı gerçekleştirildi. Kapitalist ekonominin temel unsurlarından biri olan ve proje başlığında kullanılan “banka” kavramının, paranın olmadığı bir mübadele sistemini tanımlamada kullanılması manidardı.

PROJE 2
Tüketim kültürü bağlamında, alışveriş merkezlerinin yerel üretimi ortadan kaldırmış olması üzerinden ve taktik olarak seyyar satıcılık ve pazarcılık eylemleri kullanılarak İstiklal Caddesi üzerinde yayalaştırılmış düşey bir cadde önerisi getirildi. Tekstil Meydanı adı altında, İstiklal Caddesi’nin karakterine uygun, serbest dolaşımlı, caddenin bir yolla üst katlara taşındığı ve yerel esnafa mekan sağlayan pazar sokağı tarzında bir mekansal organizasyon planlandı. Küresel sermayenin tüketim alışkanlıklarını değiştirerek kullan-at toplumunu meydana getirmesi ve yeni tüketim alışkanlıklarının ve uluslararası sermayenin pazar oluşturması neticesinde küçük işletmelerin, esnafın ve düşük gelirli tüketici grubunun tasfiyesi, küresel ekonominin yerel üzerindeki bir stratejisi olarak görüldü. Küreselleşmenin kent mekanı üzerindeki etkisiyle markalaşan ve tüketimin merkezi kabul edilen İstiklal Caddesi’nde, Demirören AVM parseli üzerinde (caddenin rant değerine eleştirel bir yaklaşım olarak; İstiklal Caddesi kotunda fazla yapılaşmadan ve komşusu olduğu cadde ve sokaklara kontrolsüz giriş çıkışlar açarak); cadde üzerinde, caddeyi dik kesen ya da paralelindeki sokaklarda yer alan ve hızla kapanan zanaat ve imalat dükkanlarını tespit ederek, kapanan bu dükkanların işlevleri yeni önerilen proje alanına taşındı. Bu projede mutenalaştırma yoluyla tasfiye edilen yerel esnafın ve işletmecinin desteklenmesi ve geleneksel tüketim alışkanlıklarının devam ettirilmesi amaçlandı.

PROJE 3
“Aykırı Sanat Mekanı” isimli projede sanatın, küresel ekonomiyle birlikte yeni bir rant aracı olarak görülmesi eleştirilir. Çağdaş sanatın devletlerin ve şirketlerin güdümündeki (Stallabras) seyrinde sanatın özerkliğini örgütleyen, disipline etmeye çalışan sanat galerileri (Artun) ve mağazalaşan müze zincirleri, sanatın önüne geçti. Projede de, sanatın özerkliğini kaybetmeden, sanatçının hiçbir bağlayıcılığı olmadan eserlerini üretip, halkla buluşturacakları bir mekan tasavvuruyla yola çıkıldı. Taksim ve Kabataş civarında yapılan incelemeler sonucunda, sanatçıların çalışabileceği ve sergi yapabileceği alanların, özel teşebbüs galerileri dışında kalmadığı gözlemleri üzerine Taksim Gezi Parkı sınırında Gezi Parkı’nı kullanmayı amaçlayan bir program geliştirildi. Bu projeyle içinde atölyelerin ve sergileme alanlarının bulunduğu, sanat evi kirası ya da küratörünün işin içine girmediği serbest planlı bir mekan organizasyonu tasarlandı.

Örneklenen projelerde, atölye sürecinde bir eylem prosedür şeması oluşturma tavrı olmadı. Ancak öğrencilerin sunumlarında, bir iktidar alanı tanımı yapıldı. Bu tanım içinde stratejinin ne olduğu ve pratikte ne tür taktiklerin var olduğu ya da olabileceği tartışıldı. Buradan yola çıkarak bu araştırmayı kaleme alırken, aslında stüdyo tartışmalarında konuşulan ama herhangi bir şemaya dönüşmeyen eylem prosedürlerinin ortaya konulmasını önemli buluyoruz. Zaman Bankası projesinde; günlük çalışma saatleri içinde “işten çalma” eylemiyle oluşturulacak bir prosedürden söz edilebilir. Tekstil Meydanı projesinde; oluşturulan ve sokaklaştırılan yapı,enformel sektörün “seyyar satış” eylemine (kaçış olanaklarını düşünerek) olanak veriyor. Aykırı Sanat Merkezi projesinde ise; “sokak sanatı ve sokağı işgal etme” eylemi, sanatın Gezi Parkı’na taşması öngörüsüyle serbest kullanım için yüzeyler ve mekanlar bir çerçeve strüktür içine yerleşiyor.

TARTIŞMA
Küreselleşme eğilimindeki kentsel mekanların, iktidarın manipülasyonlarıyla şekillendiği görülür: İktidar, gündelik pratikte yaşamın her anına nüfuz eden ilişki ağlarıdır. Her türlü iktidarın mekanda kendini sürdürebilmesi için geliştirdiği stratejilere karşı, kentlinin gündelik hayatında geliştirdiği taktiklerin mekanı tasarım stüdyosunda da tartışmaya açıldı. Küresel kentte kent mekanının pazarlanması, dönüşüm, mülksüzleştirme, tüketim odaklı yaşam tarzı; mekandaki iktidar ilişkileri üzerinden sermaye döngüsünde ortaya çıkan kentsel sorunlar. Mekansal homojenlik ve dışlama-dışlanma problemleri, sonucunda kentlinin gündelik yaşamına olumsuz etkiler yapar. Mimarlık eğitimi ortamında, kent ölçeğindeki mekansal, toplumsal, politik, kültürel, etnik bağlamda (bir ya da çok katmanlı olabilir) sorunlu görülen mekansal pratiklerin tespiti ve yorumlanmasının, taktiğin mekana dönüşme potansiyelleri taşıması açısından önemli bir süreç olduğu görülüyor.

Tasarlama, mekanın potansiyellerini ve kullanım olanaklarını düşünerek yaptığımız bir eylem. Mimar olarak bu eylemi masa başında, okuldaysak bir senaryo kurgusu oluşturarak ve zihnimizde onu canlandırarak, amiyane tabiriyle piyasadaysak müşteriyle hemhal olarak üretmeye çalışırız. Bunun sonucunda tasarım ürününün öngörülemeyen etkileri ve mekanın ihtiyaçlara cevap verememesi ya da farklı kullanımlara dönüşmesi gibi olağan sonuçları ortaya çıkar (Aragon’un şiirindeki “mutlu aşk yoktur” dizesinden esinlenerek “mutlu mimari yoktur” da denilebilir). Mimarlık eğitim ortamının tek taraflı bilgi aktarımı şeklinde gerçekleşen ve kullanıcıyla temas kurmayan atölye sürecinin, sonuç ürün ve onun pazarlanmasına yönelik olması tartışılması gereken bir konudur.

Bu çalışmanın ortaya çıkış süreci, taktiğin mekana dönüşme potansiyellerinin araştırılması ve bir mimari stüdyo ortamında neye dönüşeceği merakıyla başladı. Stüdyo ortamına taşınan, kentte öteki olan üzerine tartışmalar sonucunda farklı strateji ve taktik tespitler ortaya çıktı. Taktiğin mekana dönüşmesi sürecinde, mimarlık eğitim sisteminin yarıyıla ait beklentilerine (çok katlı ve programlı, belirli metrekare sınırlandırmasıyla ortaya çıkması gereken yapı) cevap vermesi gerekliği, sürecin sekteye uğramasına neden oldu. Deneysel bir çalışmanın ilk aşaması olarak, stüdyo sürecinin olumlu sonucu; öğrencide ötekileştirme, kent hakkı ve direnç mekanizmaları konularında farkındalık yaratmasıdır. Diğer taraftan, mekan üretiminin gündelik hayattaki taktiklerden faydalanarak ve onları besleyecek şekilde pratiğe dönüştürülmesi, tasarım stüdyosunda bir yöntem olarak ele alınabilir.

KAYNAKÇA
-Arendt, H., 2000, İnsanlık Durumu, çev. Bahadır Sina Şener, İletişim Yayınları, İstanbul.
-Artun, A.,2011, Çağdaş Sanatın Örgütlenmesi, İletişim Yayınları, İstanbul.
-Certeau, M., 2008, Gündelik Hayatın Keşfi-I, Dost Kitapevi, Ankara.
-Foucoult, M.,1992, Hapishanenin Doğuşu, İmge Kitapevi, İstanbul.
-Hardt,M.,Negri, A., 2012, İmparatorluk, Ayrıntı Yayınları, İstanbul.
-Harvey, D.,1996, Post Modernliğin Durumu, Metis Yayınları, İstanbul.
-Keyder, Ç.,2006, İstanbul: Küresel ile Yerel Arasında, Metis Yayınları, İstanbul.
-Lefebvre,H.,2007, Modern Dünyada Gündelik Hayat, Metis Yayınları, İstanbul.
-Scott, J., 1995, Tahakküm ve Direniş Sanatları, çev. Alev Türker, Ayrıntı Yayınları, İstanbul.
-Stallabras, J., 2009, Sanat A.Ş. Çağdaş Sanat ve Bienaller, çev. Esin Soğancılar, İletişim Yayınları, İstanbul.

BAĞLANTILAR
-www.sendika.org/2013/05/kent-hakki-david-harvey/, 20.4.2016
-www.maketools.com/articles-papers/Sanders2013Perspectives.pdf
-www.spatialagency.net/database, 20.4.2016
-www.spatialagency.net/database/why/political/aaa, 20.4.2016 - www.mimarlikdergisi.com/index.cfm?sayfa=mimarlik&DergiSayi=387&RecID=3242 , 20.4.2016

NOTLAR
1 Certeau kitabında, Le Monde gazetesindeki briç ya da satranç köşelerinde oyunun olasılıklarının numaralandırılmasıyla tekrarlanmasını sağlayan kayıtlara dönüştürülmesi yoluyla bir eylem şemaları repertuarı oluşturulmasından söz eder. Benzer şeyin, masal ve efsanelerde de yapıldığını Propp’un çalışmalarını referans vererek örnekler (s.95).
2 www.urbangardensweb.com/2015/09/04/guerrilla-architecture-hacktivist-urban-housing/ sayfasındaki başlık referans alınarak bu terim kullanılmıştır.
3 Sanders, E. B.-N. (2013) Perspectives on Design in Participation. In Wer Gestaltet die Gestaltung? Praxis, Theorie und Geschichte des Partizipatorischen Designs, Mareis, C., Held, M. and Joost, G. (Hg.), Verlag.
4 http://v3.arkitera.com/v1/haberler/2004/07/26/berlinlampi.htm , 20.4.2016
5 Bu başlık altında stratejilerle ortaya çıkan sorun tespitleri: kentsel tahliye, enformel sektör, tüketim kültürü, sanat ekonomisi, kadın şiddeti, göç ve kentleşmenin aile yapısı üzerinde oluşturduğu mahrumiyet, sosyal bilinçlilik, cinsiyete dayalı ayrıştırma, kamusal alanın özelleştirilmesi.
6 Etnik, dini ve kültürel ayrışmaya dayalı tarihsel izlerin ortaya çıkarılmasına, arşivlenmesine, kültürel devamlılığa yönelik mekansal organizasyonları içeren öneriler.
7 Kapitalist ekonominin para temelli sisteminin dönüşüme uğratıldığı mekansal örgütlenmeler.
8 Kentsel dönüşüm sürecindeki veya sonucunda değişime uğrayan yapılı çevrede yeniden işlevlendirme.
9 Zaman Bankası başlıklı mimari proje Yağız Çekem, Tekstil Meydanı başlıklı mimari proje Aykut Akdeniz, Aykırı Sanat Mekanı başlıklı mimari proje Mehmet Karabalık’a aittir.

Etiketler:

İlgili İçerikler: