Ekoloji ve Tasarım Arakesitinde

MELTEM ERDEM KAYA

Genellikle ekoloji içeriğine sahip olan metinler günümüzdeki yaşam ve üretim pratiğinin nelere sebep olduğunu gözler önüne seren durum tespitleriyle başlar. Bu tespitler gelecek öngörülerinin bizlere sunduğu sayısal değerlerle desteklenirse (örneğin 2050’de dünya nüfusunun %75’inin kentlerde yaşıyor olacağı gerçeği gibi) durumun ciddiyeti daha da etkili bir şekilde ortaya konmuş olur. İçinde yaşadığımız çevrenin sorunları ve ekolojik tavrın kıymeti ortada. Belki de asıl mesele ekolojiyi yorumlamak ile ilgili. Bu metin her ne kadar peyzaj mimarlığı içinde gömülü olan ekolojik tavır üzerine odaklansa da bir nebze de deneyim aktarımını içeriyor.

Gerek, İTÜ Mimarlık Fakültesi Peyzaj Mimarlığı Bölümü’nde uzun bir süredir yürütücülüğünü yaptığım Peyzaj Tasarımında Ekolojik Yaklaşımlar, Peyzaj Ekolojisi, Doğal Sistemlerle Tasarım dersleri, gerekse de diğer akademik çalışmalarım bana ekoloji bilgisinin tasarımla buluşma biçimleri üzerine çokça düşünme fırsatı yarattı. Özellikle bir yıl boyunca çalıştığım Michigan Üniversitesi (Ann Arbor), Doğal Kaynaklar ve Çevre Fakültesi bünyesinde yer alan Peyzaj Ekolojisi, Tasarım ve Algı Laboratuvarı ekolojik bilginin yorumlanmasına yönelik bambaşka bir bakış açısı ile benim için yeni bir tartışma alanı açtı: ekoloji ve algı. Farklı kanallarla beslenen bu deneyimler neticesinde söyleyebilirim ki bir konu özellikle üzerinde durmaya değer, o da, ekolojinin temsili.

Ekolojinin temsili, tasarım alanında son yıllarda öne çıkan bir konu olarak önemli. Bir tasarım alanı olan peyzaj mimarlığının ekolojik tavrı ise sorunlu olabilecek birkaç duruma işaret ediyor: Bunlardan birincisi ekoloji biliminin doğası gereği çok daha didaktik ve kurallı olan yapısını olduğu gibi kabul edip planlama ve tasarım ürünlerine yansıtan tavır. Diğeri ise ekolojik bilgiyi tek bir katman olarak ele alan ve yeşil tonlarla boyalı iki boyutlu çizimlerle aktarmaya çalışan tavır. Bu algı biçiminde ekoloji, tasarımın çatkısını oluşturan bir bahane olarak sunulabileceği gibi, ekoloji ve tasarım arakesitinde oluşabilecek zengin ara yüzlerin de ilk paragrafta bahsettiğim “gömülü bilgi” haline gelmesi gibi bir risk gündeme getirir. “Gömülü bilgi” ile kastedilen, genel bir takım analizler yolu ile ortaya konulan ekolojik bilginin plan ve tasarım sürecine yeterli seviyede aktarılamaması, kavramsallaştırılamaması ve ikincil veri olarak değerlendirilmesidir. Tasarımın ustalığı kanımca biraz da bu gömülü olan ekoloji bilgisini açığa çıkaracak araçlarla iletişime geçme becerisinde saklıdır.

Yer kabuğunun kesiti, Alexander Von Humboldt. 1841
Ekosistemdeki madde ve enerji akışı.
Sivas Kızılırmak ve Yakın Çevresi Süreç Temelli Peyzaj Gelişim Modeli. Sivas Kızılırmak ve Çevresi Fikir Projesi Yarışması. Meltem Erdem Kaya. 2016.
Uludağ Bitki Örtüsü. Yaşam Kuşakları Dağılımı. Meltem Erdem Kaya. 2017 Mahalle Tasarımı Fikir Yarışması
Dağ- kıyı arakesitinde alan kullanımı. Meltem Erdem Kaya. 2017. 7 İklim 7 Bölge- Ulusal Mimari ve Kentsel Tasarım Fikir Yarışması. 2017

Ekolojinin temsili konusunun peyzaj mimarlığının gelişim süreci üzerinden özet bir okuma ile verilebileceği kanısındayım. Ekoloji biliminin gelişimi 1866 yılına denk gelir. Ernest Heackel tarafından “yaşayan tüm canlıların inorganik ve organik çevreleri ile olan ilişkileri ve etkileşimlerini” inceleyen bilim dalının temsili ismi olarak önerilmiştir. 1 Bilim insanları tarafından üretilen buna benzer birçok tanıma rastlamak mümkün. Ancak tüm tanımlamaların ortak bir noktada buluştuğu söylenebilir: “çevre organizmaları etkiler, organizmalarda çevreyi”. Ekoloji çalışmaları belirli bir hiyerarşik yapıdaki organizmaların, popülasyonların ve toplulukların çevresel koşullara nasıl cevap verdiğini, nasıl yaşadığını, nasıl çoğaldığını ve değişen koşullara nasıl uyum sağladığını anlamaya çalışan gözlemlere, tespitlere ve ölçümlere dayalıdır. 1866 öncesinde doğayı ve doğal sistemleri anlamaya çalışan tüm bilimsel çalışmaların kolektif temsili “ekoloji” olarak gelişmiş ve ekoloji bilimi kendi içinde çeşitlenerek alt bilim dallarına ayrılmıştır. Peki ekolojinin planlama ve tasarım alanı ile olan teması ne şekilde oldu?

Planlama ve tasarımda ekolojik yaklaşım yeni bir keşif değil. Neredeyse insanlık tarihi ile eşdeğer. Çünkü günümüzde kentleşmede veya mekan tasarımında öncül olan ekoloji prensiplerinin özünü, insanın çevreye uyum süreci ve yaşamını devam ettirmesi için çevresel koşullara cevap biçiminde ortaya çıkan bir içgüdü oluşturur. İnsanoğlu ekolojik bir tavır sergileyebildiği sürece hayatta kalabilmiştir. Hippocrates’ten, Vitriuvius, Leon Battista Alberti’ye kadar önde gelen bilim adamları ve mimarlar, sağlıklı bir yerleşmenin kurallarını veren ve evrensel olarak geçerliliği olan çalışmaları ortaya koymuştur ve söz konusu fikirler günümüzde çokça tekrarlanan temel ilkelerden farklı değildir.

Ekoloji söyleminin planlama ve tasarım alanına nüfuz etmesi 18. ve 19. yüzyılda düşünürler, yazarlar ve entelektüeller tarafından ortaya konulan ve insanın doğa ile olan ilişkisini sorgulayan bir dizi yayınla başlar. Amerika kıtasındaki ilk uygulama biçimi ise çok büyük ölçeklere sahip eşsiz doğa parçalarının korunması fikri ile gelişmiş ve doğa parçalarına yönelik koruma planları üretilmiş, milli parklar bu fikrin uygulama alanı olmuştur. Bu bakımdan doğa parçalarının korunması ve yönetimi fikri milli bir strateji olarak ele alınmıştır.2 19. yüzyılın sonu ve 20. yüzyılın başlarında ise ekoloji prensiplerine göre planlama ve tasarım fikri kente aktarılmış ve ilk ekolojik planlama örnekleri kent parkları içeriği üzerinden geliştirilmiş. 20. yüzyılın ortasında patlak veren çevresel kriz ise ekoloji temelli yaklaşımların kent planlama ve mekansal tasarım alanlarına yön veren temel itici güç haline gelmesine neden olmuştur. Bu kapsamda çevresel yıkım ile başa çıkmanın ilk ve öncül kuralı ekolojik bilgiyi temel alan yeni yapılaşma biçimleri olarak tanıtılmıştır. Koruma fikri ise ekolojik planlama ve tasarıma yönelik statükocu duruşun gerekçelerinden birini oluşturur. Bu kapsamda ekolojik bilgi, ekosistemlerin kontrolü ve yönetimi için kullanılan bir kaynak olarak korumacı bakış açısı ile ele alınır. Diğer bir görüşe göre ise ekolojik bilgi, zarar görmüş doğal alanların onarılması için kullanılır. Ekolojinin, tasarım pratiğindeki karşılığı “yerel ekolojilerin yeniden yaratılması” şeklinde karşılık bulur. 3 Ekolojik planlama ve tasarımın tutucu tarafı da bu görüşlerden beslenir. Teknikler, yöntemler, ölçümler ve metotlar ön plandadır.

Ekoloji alanında gözlemlenen iki önemli gelişmenin çağdaş peyzaj mimarlığı teori ve pratiğinin gelişiminde oldukça önemli bir rolü olduğunu söyleyebiliriz. Bunlardan birincisi ekoloji bilimi içinde yaşanan paradigma değişimi, diğeri ise peyzaj ekolojisi biliminin gelişimidir. Ekosistem ekolojisi ve süksesyon teorisinin gelişimi, söz konusu paradigma değişiminde önemli bir role sahiptir. Klasik deterministik bakış açısına göre ekoloji, ekolojik sistemlerin denge halindeki durumlarını anlama odaklı bir eğilim sergilemekte. Buna göre ekosistemler kendi iç dinamiklerine sahip kapalı sistemler olarak değerlendirilirler. Sistem lineerdir ve davranışı kestirilebilir, tahmin edilebilir. Çağdaş yaklaşıma göre ise ekosistemler çevreleri ile sürekli etkileşim halinde olan açık sistemler olarak ele alınırlar. Sistem lineer olmayan bir büyüme eğilimi gösterir. Böyle bir sistemde uyum, değişim, esneklik ve açık uçluluk gibi kavramlar sistem davranışını tanımlayan temel unsurlar olarak ele alınır.4

Ekoloji biliminde gözlemlenen bu paradigma değişimi, özellikle son 20 yılda geçerliliğini kanıtlamış yaygın bir kent teorisi olan peyzaj şehirciliği söylemiyle ortaya konulan projelerin de temel motivasyonu haline geldi. Buna göre peyzaj, çağdaş kentin temsili için bir bakış açısı ve yapılaşması için ortam sunuyor.5 Peyzaj mimarlığının çağdaş ekoloji ile olan teması; tasarım projelerinin açık uçlu, değişen koşullara cevap verebilen, esnek, sürecin tasarım ürününden ön planda olduğu operasyonel projelere doğru evrilmesine neden oluyor. Bu noktada temsil bir tasarım yöntemi olarak öne çıkıyor. Tasarım projelerinin gözle görünmeyen dinamikleri görünür ve algılanır kılma kapasitesi, yeni haritalama teknikleri ile çok daha zengin içerikleri yansıtan ara yüzler üretir. Ekoloji, kendi içindeki farklı ilişkilenme biçimleriyle tasarımın yaratıcı yönünü destekler.

Ekoloji biliminde gözlemlenen bir diğer değişim ise ekolojinin bir alt bilim dalı olarak peyzaj ekolojisi biliminin gelişimi. Peyzaj ekolojisi ile ekolojinin araştırma alanı genişledi: Birkaç metrekarelik deney parselleri içerisinde olup bitenlere odaklanan ekoloji çalışmaları kilometrekarelerce genişlikteki arazi parçaları üzerindeki süreçleri ve peyzaj elemanları arasındaki etkileşimleri incelemeye başladı. Bu durum peyzaj planlamaya yönelik yeni bir bakış açısı ve metodoloji kazandırırken kenti de ekolojik yaklaşımla anlamamıza yardımcı olacak araçları geliştirip farklı bir düşünce yapısını ortaya koyuyor. Kent içinde süregelen süreçler ve desenler arasındaki ilişkileri, ekolojik sonuçlarını ve bağlantıları anlamamıza yardımcı olacak bir bakış açısı sunar.

Evrensel boyutta süregelen tartışmalar ve bilim alanındaki gelişmeler bir yana, bir de Türkiye’deki duruma bir göz atalım. Her yeşil alan tasarımının veya bir mekana bitki yerleştirme eyleminin o mekanı ekolojik olarak anlamlı yapmadığı aşikar. Benzer şekilde insanı dahil edemeyen tasarımların da ne derecede ekolojik olduğu ise soru işareti. Şehirlerimizi istila eden bitkilendirme projelerinin bir çoğu ekolojik açıdan olumsuz, yüksek bakım maliyeti gerektiren, kaynak tüketici ve geçici çözümler. Ancak kamu gözünden bu durum beğenilen ve arzu edilen bir durum ve kentlilere göre çevreye yönelik ilginin ve bakımlı olma halinin adeta bir göstergesi. Bu kapsamda beğenilen pratiğin, yani görünüşte çevreye düzen getiren ve faydalı olan çözümlerin arka planda hiç de öyle olmadığı; tam tersi ekolojik sisteme zarar verdiği bir gerçek. Ekoloji ve algı meselesi bu kapsamda önemli bir sorun olarak karşımıza çıkıyor. İyi görünen ekolojik olmayabilir veya iyi görünmeyen ekolojik anlamda çok iyi işleyen bir sistemin göstergesi olabilir. Kullanıcıların bireysel tercihlerinin ve beğenilerinin çok daha büyük ölçekte sisteme verdiği zararlar bilimsel araştırmalarla kanıtlanmıştır.6 Bu kapsamda kentlilere dayatılan, örnek gösterilerek belirli bir kalıp oluşturulan tasarlanmış peyzajların sorunları bir iki yazı çizi ile giderilecek gibi değil. Ekolojik düşünce sisteminin bireyden başlayıp topluma yayılan bir hiyerarşide ele alınması ve doğru temsili şart gibi duruyor.

Tekrar başa dönersek ekolojik tasarım; “çevreye olan yıkıcı etkisini, kendini yaşayan sistemlere entegre ederek minimize eden tasarımlardır” . Bir başka deyişle doğal ve kültürel süreçlerle bütünleşebilen ve uyum sağlayabilen tasarımlardır.7 Ekoloji, belirli çevre problemlerine çözüm üretme hedefi olan ve belirli ilkeler ve kurallar dahilinde sürece dahil olan bir teknik bir konu mu, bilim ve yaratıcılık arakesitinde sonsuz yoruma açık bir kaynak mı? Her iki duruşun da değeri farklı ancak burada önemli olan ekolojik fikri oluşturabilme, okuyabilme, ekolojik bir düşünme sistemini geliştirebilme becerisidir ve bu düşüncenin tek bir renk (genellikle yeşil) ile temsil edilemeyeceği açıktır. Ekolojik düşüncenin temsili ile ekoloji bilimi yaratıcı sürecinin bir parçası olacaktır.

NOTLAR
1 Haeckel, E., 1869. Über entwinckelungsgang und aufgabe der zoologie. Jenaische Zeitschrift für Medizin und Naturwissenschaft.
2 Ndubisi, F., 2002. Ecological Planning: A Historical and Comparative Synthesis, Johns Hopkins University Press.
3 Corner, J., 1997. Ecology and Landscape as Agents of Creativity, in Ecological Planning & Design, Ed. Thompson,G. F., Steiner, F. R., New Yorn: John Wiley.
4Barbaour, M.G.,1996. Ecological Fragmentation in the Fifties, in UnCommon Ground: Rethinking the Human Place in Nature, Ed. Cronon, W., W.W. Norton & Company, Inc.
5Waldheim, C., 2006. The Landscape Urbanism Reader, Princeton Architectural Press, New York.
6Nassauer, J.I., 1995. Messy Ecosystems & Orderly Frames. Landscape Journal.14:2
7Van der Ryn, S. and Cowen, S. 2007. Ecological Design, Island Press

Süksesyon: Ekolojik bir komünitenin yerini zaman içerisinde başka bir komünitenin alması, sıralı değişim.

GÖRSEL KAYNAKLARI
Kapak Fotoğrafı: Buick City, Flint, Michigan, USA, 2010. Meltem Erdem Kaya
1.Ekoloji ve Temsil 1 / Yer kabuğunun kesiti, Alexander Von Humboldt. 1841, (http://www.harvarddesignmagazine.org/issues/34/latin-american-geographies-a-glance-over-an-immense-landscape)
2.Ekoloji ve Temsil 2. / Diyagram. Ekosistemdeki madde ve enerji akışı, H.T. Odum, in Reed, C., Lister, N.M., 2014. Projective Ecologies.
3.Ekoloji ve Temsil 3/ Sivas Kızılırmak ve Yakın Çevresi Süreç Temelli Peyzaj Gelişim Modeli. Sivas Kızılırmak ve Çevresi Fikir Projesi Yarışması. Meltem Erdem Kaya. 2016. (bilgi için http://www.arkitera.com/proje/6501/esdeger-mansiyon-sivas-kizilirmak-ve-cevresi-fikir-projesi-yarismasi1)
4.Ekoloji ve Temsil 4 / Uludağ Bitki Örtüsü. Yaşam Kuşakları Dağılımı. Meltem Erdem Kaya. 2017 Mahalle Tasarımı Fikir Yarışması (bilgi için http://www.arkitera.com/proje/8037/mahalle-tasarimi-fikir-yarismasi-esdeger-birincilik-odulu2)
5.Ekoloji ve Temsil 5 / Dağ- kıyı arakesitinde alan kullanımı. Meltem Erdem Kaya. 2017. 7 İklim 7 Bölge- Ulusal Mimari ve Kentsel Tasarım Fikir Yarışması. 2017 (bilgi için http://www.arkitera.com/proje/8060/7-iklim-7-bolge-mahalle-yarismasi-akdeniz-bolgesi-2-odul)

Etiketler:

Ne düşünüyorsunuz?

0 yorum TARTIŞMAYA KATIL