Calvino İçin “Incipit”: “Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu” ve “Kitaplarımdan Birini Nasıl Yazdım” Üzerine

LEVENT ŞENTÜRK

-Sibel ve Koray için-

Sadece giriş cümlesi olan bir roman yazmak isterdim; okunduğu sürece başlangıcın gücünü yansıtan, beklentinin bir nesneye dayanmadığı bir roman. İyi ama böyle bir kitap nasıl oluşturulabilir? İlk paragrafta kesilerek mi? Girizgah sonsuza dek uzatılarak mı? Binbir Gece Masalları’nda olduğu gibi bir anlatı ötekinin içine yedirilerek mi?1

...benim amacım kitapta merkezi olmayan, beni olmayan, “Ben” diye bir şeyin olmadığı okunmaz dünyayı yakalamak.2

Belki de öyle yoğun bir okuma yapıyordu ki, romanın özünü daha baştan içine çekiyordu; geriye bir şey kalmıyordu. Bu yazarken benim başıma gelen bir durumdu: Bir süredir yazmaya başladığım romanlar sanki söyleyecek her şeyi tüketmişim gibi yarıda kalıveriyordu.3

Ünlü roman ve öykü yazarı, kurmaca ustası ve Oulipocu Italo Calvino’nun (1923-85) hemen tüm yapıtları Türkçede yayınlandı (“Edebiyat Makinesi”ni4 oluşturan bir grup yazısı -çünkü kitabın bir bölümü Klasikleri Neden Okumalı adıyla kitaplaşmıştır- veya söyleşi derlemeleri sayılmazsa). Calvino’yu “terra cognita” içinde görmek, konumlamak mümkün müdür, değil midir, ayrı bir mesele; bununla beraber, bunun nicel bakımdan doğru olduğuna kuşku yok.

Ama toplamda otuz cildi aşan bu “Calvino rafı”nın eksik bir parçası var ki, o olmadan, en önemli yapıtlarından birini okuyanların, deyim yerindeyse, kafası kesilmiş tavuk gibi sağa sola koşturmaları kaçınılmaz görünüyor. Elli sayfayı bulmayan bu eser, ortalık Calvino’dan geçilmezken, sırra kadem basmış durumda niyeyse. Calvino’nun üst-kurmacası “Kitaplarımdan Birini Nasıl Yazdım” Türkçede yayınlanalı tam yirmi yıl oldu. Kimi ana yapıtlarından önce, erken bir biçimde (Fransızcada yayınlanmasından sekiz yıl sonra) çevrilmiş, (hem de gayet leziz bir baskıyla) yayınlanmış olması büyük şans(tı). (Bununla beraber, bu “şans”ın Calvino hakkındaki Türkçe eleştirel yazında ne kadar değerlendirildiği su götürür.)5

görünmez kentler

KAYIP HALKA: "KİTAPLARIMDAN BİRİNİ NASIL YAZDIM?”
“Kitaplarımdan Birini Nasıl Yazdım”, Greimas yönetimindeki akademik bir göstergebilim dergisinde, Calvino’nun ölümünden bir yıl önce yayınlanmış. Şaşırtıcı olan, “Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu” (ya da yazarın deyişiyle, kısaca “Yolcu”) romanının nasıl yazıldığını şematik biçimde gösteren, düpedüz mimarisini haritalayan bu dehşet verici kitaba pek fazla güncel atıfta bulunulmaması. Daha da şaşırtıcı olanı, Calvino’nun yapıtını kitap ölçeğindeki çalışmalarıyla didik didik inceleyen, karşılaştırmalı üstmetin okumalarıyla konu hakkındaki yetkinliğini sergileyen eleştirmenlerin bile kitaba hiç değinmemeleri. İşte iki örnek: Dani Cavallaro, “Italo Calvino’nun Zihni. Yazarın Düşüncesi ve Yazınsal Yapıtları Üzerine Eleştirel Bir Araştırma” başlığını taşıyan, yetkin incelemesinin yedinci bölümünü bu romana ayırıyor (200 sayfalık kitabın yaklaşık otuz sayfasını, bkz. Cavallaro, sf. 146-73); ama metinde, dipnotlarda ya da kitabın bibliyografyasında “Kitaplarımdan Birini Nasıl Yazdım”ın adı bile geçmiyor. “Yolcu”, yazarın Oulipo döneminin en karmaşık yapıtı olmasına karşın, kitapta Ouliponun da bahsi hiç geçmemiş. Benzer biçimde Beno Weiss’ın, “Italo Calvino’yu Anlamak” adlı (250 sayfayı bulan) kitabının aynı eseri inceleyen yirmi sayfalık bölümünde de (bkz. Wiess, sf. 167-87) kitap hiç anılmamış.

“Kitaplarımdan Birini Nasıl Yazdım”ı dilimize kazandıran, Greimas’ın öğrencilerinden olduğunu ifade eden değerli yazar Mehmet Rifat, Calvino’nun bambaşka biçimde araçsallaştırdığı “göstergebilimsel dörtgen”i kitabın sonunda, bir diyagramla açıklamıştır. Bir kare düşünün; her köşesine birer unsur yerleştirilmiş olsun.

A1--------------------A--------------------A2 güzel-------------------------------------çirkin

A2--------------------A--------------------A1 çirkin olmayan------------------------güzel olmayan

Burada A1 ve A2 arasında karşıtlık bağıntısı vardır (güzel/çirkin) ve bu bağıntı “A” ekseninde tanımlanır. A2 ve A1 arasında yatayda alt karşıtlık bağıntısı kurulmuştur (çirkin olmayan/güzel olmayan). Diğer bir deyişle, yatay bağıntılar karşıtlığı ifade eder. Dörtgenin karşı köşelerinde yer alan unsurlar, çelişki bağıntılarını oluşturur (güzel/güzel olmayan; çirkin/çirkin olmayan). Düşey bağıntılar ise, içerme veya tümlenme bağıntılarıdır (güzel/çirkin olmayan; çirkin/güzel olmayan). Böylece dörtgensel bir diyagramla karşıtlık, alt karşıtlık, çelişki ve içerme bağıntıları kurulmuş olur.6 Calvino ise, göstergebilimsel dörtgenden apayrı bir biçimde yararlanır. Greimas, “Okurun Bilgisine” başlıklı önsözde şöyle der:7

Şu işe bakın ki, bu sakin alanı (göstergebilimi) “altüstoluşlar” (kuramı) yardımıyla sağlamlaştıran René Thom’un ardından aynı alana, insanı hemen hiç rahat bırakmayan bir yazar, Italo Calvino giriyor. Calvino, Oulipo-Greimas doğrultusundaki bir yazı ile yeni bir yazınsal göstergebilim incelemesi sunuyor. Onun yazılarıyla biraz olsun haşır neşir olmuş herhangi bir kimse, Calvinocu sınırtanımazlığın belirtisi olan böyle bir incelemenin, ciddilik ve havailiğe ilişkin değerlendirmelerin ötesinde, serinkanlılıkla ve dudakta hafif bir gülümsemeyle okunması gerektiğini çok iyi bilir.

Bu nedenle, sözgelimi Calvino’nun metninin dörtgen çizimli sunuluşunu, göstergebilimsel dörtgene ilişkin herhangi bir standart ya da post-standart kuram ile türdeş kılmaya çalışmak kadar yanlış bir şey olamaz.

(...) Standart (göstergebilimsel) dörtgenin tersine Calvino’nun kullandığı dörtgen, ilişkilerin ince bir tipolojisi üstüne değil, öğelerin tipolojisi üstüne kurulur: Bu öğeler de burada “eyleyenler”den ve onların eklemlenmesinden (“eyleyenlerin rolleri ve tematik roller”) oluşur.

Sayıları otuz sekiz olan bu eyleyen-kişilerin dağılımları kolayca yapılabilir. Aralarından otuz ikisi, gerçekte dört temel eyleyen görüntüsüne indirgenir: Okur, Kadın-Okur, Kitap ve Yazar. Bunların metin içine yayılmış olan alt-eklemlenişleri ve karşılıklı ilişkileri “ne, niçin ve nasıl yazmalı” sorusuna ilişkin estetiği ortaya koyar.

Calvino, göstergebilimsel dörtgeni bağıntılar üreten aktif bir aygıt olarak kullanmıştır. Göstergebilimsel dörtgenin, bölümden bölüme geçerken sayıca çoğaldığını görürüz. Esasında bu kare diyagram, bulmacanın okura açıklanmayan kurucu parçası, motorudur. Okurlar ve eleştirmenler, “Yolcu”daki sahnelemelerin hayalleri ve gölgeleri arasında yitedursun, Calvino somut bir diyagram üzerinde, başka bir düzlemde işlem yapmakta, düşünmektedir. Birinci bölüm için kurduğu kare diyagrama bakalım: Dört unsur göze çarpar: Buradaki okur (L), buradaki kitap (l), kitabın içindeki okur (L’), kitabın içindeki kitap (l’). Calvino, karenin köşelerini saat yönünde oklarla birbirine bağlar; ikisi olumlu ikisi olumsuz dört bağıntı ile çelişki barındıran iki ek bağıntı kurar. Bu altı önerme, ilk bölümün “tüm içeriği” olmasa da, omurgası olmalıdır. Önermeler şöyledir:

Buradaki okur (L), buradaki kitabı (l) okumakta Buradaki kitap, kitabın içindeki okurun (L’) öyküsünü anlatmakta Kitabın içindeki okur, kitabın içindeki kitabı (l’) okumayı başaramaz Kitabın içindeki kitap, buradaki okurun öyküsünü anlatmaz Kitabın içindeki okur, buradaki okur olduğunu iddia etmekte Buradaki kitap, kitabın içindeki kitap olmayı istemekte8 İkinci bölümde kare diyagram sayısı ikiye çıkar; bu kez karenin köşelerinde başka unsurlar vardır. Calvino, saat yönünde işleyen bağıntı akışını da değiştirir; burada da şematizmden uzak durarak, ilişkilenme biçimlerinde bile permütatif davranır. Kitapta üçüncü bölüme gelindiğinde, kare diyagramların sayısı da üçe çıkmıştır; bu durum altıncı bölüme kadar sürer; sonra yapı simetrik biçimde tersine döner ve on ikinci bölümde tek bir kare diyagram kalır. Bu tür şemaların, Oulipoda bir adı var: Çığ (Avalanche).

Çığ tekniği lettrist (harfçi) bir şiir tekniğidir; harf düzeyinde uygulanır. İlk dize tek harfli, ikinci dize iki harflidir. Böylece çoğalır. Olası en fazla harf sayısına sahip dizede şiir biter. Aynı yapının tersine döndüğü şiirlere de “kristal” adı verilir. Demek ki “Yolcu”, makro ölçekteki düzenleyici ilkesinin göstergebilimsel dörtgen olması sebebiyle bir tür kristal modelidir. (Elbette hiçbir metaforik boyutu olmaksızın.) Bu makro-formun piramide benzetildiği de olur; ancak neye benzerse benzesin (çığ, kristal, piramit), bu pek bir şey ifade etmez.

“Yolcu”daki yatay akümülasyon mantığı, artma, azalma, çevrimsellik, simetri gibi temel biçimsel nitelikler barındırır. Ancak dörtgenleri sabit birer biçim olarak görmemek gerekir; onlar sadece köşelerindeki benzeşmez unsurlar arasında kurulmuş zihinsel bağıntılardır. Diğer bir deyişle, ortada ne bir piramit vardır ne de kristal; sadece bir ağ vardır ve bu ağın nasıl işlediği konusunda bir mimari çalışma yapıldığına henüz rastlanmış değil...

“Kitaplarımdan Birini Nasıl Yazdım”ın on beşinci sayfasındaki şema, mekanizmanın nasıl kurulduğunu ve işlediğini hangi ölçekten gösteriyor? Niceliksel bakımdan değil; böyle olmuş olsa kitabın en kısa bölümleri ilk ve son bölümler olurdu, ortadaki bölümlerin de en uzun bölümler olması gerekirdi oysa sekizinci bölüm en uzun bölümlerden biridir. Esas kışkırtıcı olan ve bulgulanması gereken boyut, dörtgenleri yatayda dizen ilke değil, çelişkiler eksenidir belki de. Diğer bir deyişle, karelerin köşegensel, çaprazlamasına bağıntıları. Calvino bu çapraz eksenlerde bölümler arasında görünmez unsur ve bağıntı alışverişlerini yoğunlaştırmış olabilir.

“Yolcu” da, “Görünmez Kentler” de yazarın Oulipo dönemine ait metinler. Calvino Paris’te geçirdiği uzun yıllar boyunca Oulipo çevresiyle de dostluklar kurmuştur. Queneau’dan çeviriler yapar, Perec’in yapıtlarına da kişiliğine de yakınlık besler.9

BENZEŞEN DİYAGRAMLAR, APAYRI EVRENLER
Fabrizio Gay’in “Görünmez Kentler”in (1972) şematik kurgusunu serimlediği diyagramla10, “Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu”nun (1979) diyagramını yan yana koyunca, benzerliğin de ötesinde, düpedüz koşut yaklaşımlar ortaya dökülüyor. Gay, “Görünmez Kentler”i bir tür satranç tahtası gibi “sökmüştür”. Bu gerçekten de devrimsel bir şemadır. “Görünmez Kentler”in strüktüründe iki çeşit bölümleme dikkat çeker: İlki, kitabın beşli bloklar halinde fasıllara bölünmesidir; yazar kentleri başta ve sonda onlu, aralarda da beşli gruplar halinde bir araya getirir. Bu bölümlemede, her bloğun başında ve sonunda “intermezzo”lar vardır; diğer bir deyişle çerçeve-öykünün (Binbir Gece’deki gibi)11 unsurları. Böylece elli beş kent ve intermezzolarla beraber toplam yetmiş üç bölüm vardır.

İkinci bölümleme tematiktir; her kent on bir temadan birine aittir. İşte Gay’in diyagramı, bu ikili bölümlemenin nasıl kurgulandığını açık ediyor. Görünmez Kentler’in “içindekiler” sayfalarını inceleyen her okur, beşli blokların, hangi tema adını taşırsa taşısın, alt alta “5-4-3-2-1” diye sıralandığını fark eder. Bu noktadan hareketle Gay, 5x5 karelik iki satranç tahtası oluşturur; bunlardan birini diyagramın merkezine yerleştirir, ikincisini de enlemesine ikiye bölerek bir parçasını üste, diğerini alta eklemler. Sonuç muazzamdır: Kitaptaki sıralamaya göre kentler birer kareye yazıldığında, çaprazlamasına kare grupları, on bir alt temanın kentlerini verir. Daha da ileri giderek, bir merkez-kent (Bauci) konumlandırır ve diğer kentlerin onun aşkın konumu etrafında biçimlendiğini gözlemler.

Elma Alic ve Volkan Avşar’a göre bu bölümleme doğru ancak eksiktir, çünkü işin içinde Marco Polo ve Kubilay Han’ın arasında geçen intermezzo bölümleri de vardır. İkili, Gay’in diyagramının beşli gruplarının başına ve sonuna intermezzoları ekleyerek şemayı tamamlamıştır.

Gelelim “Yolcu”nun diyagramına: 6. ve 7. bölümlere eklenen altıncı kareler sayılmazsa, neredeyse aynıdır şema; beşli satır sayısı “Görünmez Kentler”den üç satır eksiktir sadece. Bu özdeşliği nasıl okumalıyız? Calvino, yedi yıl arayla, iki temel Oulipocu yapıtını aynı diyagramatik çerçeveye göre mi kurmuştur? Bu ne ifade eder? İlk söylenmesi gereken şey, benzerliklerin her zaman yanıltıcı olabileceğidir. İkincisi de, mimarların çok iyi bildikleri üzere, aynı şemaya sahip iki projenin birbirine hiç benzemeyebileceğidir. Burada da söz konusu olan tastamam budur. Aynı kalıbın çerçevesini kullanmış bile olsalar, birbirlerine ne fikir ne ölçek ne de yöntem olarak benzerler.

Belli bir diyagramatik çerçevenin, sınırlayıcı bir düzeneğin kullanıldığına dair “Görünmez Kentler”de pek çok ima vardır; özellikle de Kubilay Han ile Marco Polo arasında geçen diyaloglarda bu düzeneğin gölgesi kitabın bir ucundan ötekine dolaşır. İpuçlarını toplayınca, Calvino’nun “Görünmez Kentler”i nasıl yazdığına dair tahmini bir imgeye ulaşılır yalnızca; yöntemin apaçık anlatıldığı pasajlar yoktur. Sözgelimi, kimi kartların üzerinde simge veya sözcükler yazılı olduğunu, bunların tekrar tekrar kullanıldıklarını düşündürten pasajlar vardır yahut bir satranç tahtasının üzerine yerleştirilmiş kimi sembollerle anlatı unsurlarının işe koşulduğu da varsayılabilir; ancak “delil yetersizliği” nedeniyle dosyayı kapatmak zorunda kalırız.

“BİR KIŞ GECESİ EĞER BİR YOLCU"DA "INCIPIT", ANSİKLOPEDİZM, KURAMLAŞTIRMA VE MİMARİ
“Yolcu” açısından durum çok daha nettir. Yazar meta-text yahut üst-kurmaca bakımından öylesine zengin malzeme verir ki, okur bunlarla kendisine birden fazla kuramsal çerçeve imal edebilir. İşte bunlardan bazıları: Okurun kitap evrenini listelemesine dair kuram, okur tipleri üzerine kuram, cinsel birleşme ve okuma edimi arasındaki bedensel koşutluklar kuramı, anlatının uzamıyla kitabın gerçek uzamı arasında yeni bağıntılar üreten Escheryen mekan kuramı, boşlukta hareket ve doluluğun boşluğa dönüşümü kuramı, kitapların kurgusunun bozuşturulmasına dair içeriden (sahtekar çevirmen) ve dışarıdan (polis devleti) bir kuramsal yaklaşım, kitapların tamamlanması ve analizi için iki mekanik gerece dair kuram, çok katmanlı sahte benlik üretiminin katastrofik teorisi, dıştan dışa girişin paradoksal mekan kuramı, yaprağın düşüşünün virtüel kuramı, polis devletinin diyalektik kuramı ve aralara serpiştirilmiş, daha mikro ölçekte pek çok kuramlaştırma.

Cavallaro, “Yolcu”nun bir ansiklopedik roman olduğundan söz eder; bu savını da Calvino’nun bir röportajında dile getirdiği, “romanın ansiklopedisini yapma” arzusuna dayandırır.12 Buradaki anlayışın düz anlamlı bir ansiklopediciliğe denk gelmeyeceğini tahmin etmek zor değildir. Söz konusu olan, roman fikrini de, ansiklopedi fikrini de kökünden dönüştürecek bir model arayışıdır. Öte yandan, Ouliponun başlıca yapıtlarının, bir yönüyle “ansiklopedik” oldukları söylenebilir: Queneau’nun “Yüz Trilyon Şiir”i, bir şiir ansiklopedileri kütüphanesi olmakla kalmaz; yazar, okur ve metin gibi basit görünen kavramların elimizden kayıp gittiği tekinsiz bir çokluk koyar ortaya. Perec’in “Yaşam Kullanma Kılavuzu” da hiç kuşku yok ki ansiklopediktir; paramparça bir ansiklopediye bakar gibi bir binanın içinde dolaşırız, kaleydoskopik bir ansiklopediye... Yine Queneau’nun “Biçem Alıştırmaları” da ansiklopediktir; yüz ayrı teknikle, bir metni kılıktan kılığa sokarak ilerler. “Yolcu” da ansiklopediktir; bir kuramlar ansiklopedisi, okurlar ansiklopedisi, roman modelleri ansiklopedisi; ama iç içe kurmacaları ve bağıntılarının tükenmez enerjisiyle ansiklopedik olanın ötesine sıçrar, ansiklopedizmi de parçalayan bir imgeleme sahiptir.

“Görünmez Kentler”, batıni bir Venedik ansiklopedisidir; orada Venedik’in bilinçdışından çıkagelen suretlerini görürüz. Ya “Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu”, başka hangi bakımlardan ansiklopediktir? Öncelikle, görünürdeki bariz kurgusu bakımından: Bir “incipit” (girizgah, başlangıç) ansiklopedisidir; yahut ansiklopedik bir “incipit”tir. On biçemsel deney başlangıcı (ki bunların göründüğü gibi birer başlangıç olmayıp gerçekte “bitmiş başlangıçlar” ya da “başlangıç görünümünde bitmiş romanlar” oldukları iddiası da yabana atılmayacak bir iddiadır) ile bu bölümlerin peşine takılmış birer bölümden oluşan roman. Bir türlü başlayamayan bir roman, her seferinde başka bir başlangıçla yeniden açılan, açıkça “oksimoronik” bir roman. Diğer yandan, daha üst ölçekte, son derece sarih bir biçimde, tek bir paragraftan oluşan bir roman:

Bir kış gecesi eğer bir yolcu; Malbork kasabasının dışında, sarp yamaçtan sarkarken, rüzgardan ya da baş dönmesinden korkmadan gölgenin yoğunlaştığı aşağıya bakarak birbirine bağlanan çizgilerin ağında, birbiriyle kesişen çizgilerin ağında, ay ışığıyla aydınlanan yapraklardan halının üstünde, boş bir mezarın çevresinde “Oracıkta sonunu bekleyen öykü hangisi?” diye, öyküyü dinleme sabırsızlığı içinde sorarsa.”13

Öyle ki, bu tek paragraf, 250 sayfa uzunluğunda, on bölümden oluşan bir romanın “tamamı”dır; ayrıca on roman başlangıcını ve on farklı türdeki romanın her parçasının bölüm başlıklarının tamamını içerecek biçimde yazılmıştır bu paragraf. Yolcu, adeta, bir roman yazarken yapmaktan kaçınılması gereken hataların bir toplamı gibi formüle edilir; burada hiçbir geleneksel yaklaşıma yer yoktur, bozguncu bir mizahın ürünüdür. “Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu”, adından da başlayarak bir formüle göre kurulur, katlarını yavaş yavaş açmaya koyulur, katmanlar ve fasıllar açıldıkça illüzyonlar baş gösterir; öyle ki, mekanizmanın nasıl işlediğini takip etmek imkansızlaşır. Üstelik her seferinde kitap başa dönmesine rağmen karmaşıklığını hiç kaybetmez ve tüm süreksizliği içinde ilerleyişini, okunabilirliğini sürdürür. Yolcu, ansiklopedik bir anti-romandır; roman karşıtı bir roman teorisini de bünyesinde taşır.

Dani Cavallaro’nun yahut başka yetkin eleştirmenlerin temel açmazı, bana göre, sürekli çelişik bağıntılar üreten bir düzeneğin kaprislerine boyun eğerek oluşturulmuş bu tekinsiz aygıttan (“Kitaplarımdan Birini Nasıl Yazdım”daki ana diyagrama göre işleyen bir aygıttan) kendi içinde tutarlı ve bütünlüklü bir alternatif roman kuramı ya da buradan kalkıp tutarlı bir Calvino kimliği üretmeye giriştiklerinde kendini gösteriyor.14 Bu da, eleştirmenleri imkansız bir duruma sürükleyen, onları “kaleydoskop kuramcıları” olmaya mecbur eden zalim yapıtın gücünü bir kez daha gösteriyor. Habermas bile “Yolcu”nun “başarısız olduğunu” iddia ettiğine göre...

KAYNAKÇA
-Luca Baranelli ve Ernesto Ferrero, Kalem Sincabı, Italo Calvino Albümü. çev. Kemal Atakay. İstanbul: Dünya.
-Enis Batur, 2015, Basit Bir Es, İstanbul: Kırmızı Kedi.
-Italo Calvino, 1990, Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu, çev. (İng.) Ülker İnce, İstanbul: Can.
-Italo Calvino, 2013, Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu, çev. (İt.) Eren Yücesan Cendey, İstanbul: YKY. (1979, Se Una Notte d’Inverno Un Viaggiatore. Turin: Einaudi.)
-Italo Calvino, 1996, Kitaplarımdan Birini Nasıl Yazdım, çev. Mehmet Rifat. İstanbul: İyi Şeyler. (1984, Comment j’ai écrit un de mes livres. Actes Semiotiques-Documents, VI, 51)
-Dani Cavallaro, 2010, The Mind of Italo Calvino: A Critical Exploration of His Thought and Writings. NC: McFarland.
-Fabrizio Gay, “…A Pattern So Subtle It Could Escape The Termite’s Gnawing.” Eidetic Categories and Values at Play on Chessboard of Italo Calvino’s Invisible Cities, Disegno & Citta. Cultura Arte Scienza Informazione.
-Jürgen Habermas, 1995, Postmetaphysical Thinking: Philosophical Essays, Cambridge: Polity. (aktaran: Cavallaro)
-Aydın Şimşek, 2009, Calvino’yu Niçin Okumalı? Yaratıcı Yazma Üzerine Calvino Etkileri, Ankara: Kanguru Yayınları.
-Beno Weiss, 1993, Understanding Italo Calvino, Columbia: University of South Carolina Press.

NOTLAR
1 Italo Calvino. 2013. Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu. Çev. (İt.) Eren Yücesan Cendey, İstanbul: YKY. [1979. Se Una Notte d’Inverno Un Viaggiatore. Turin: Einaudi.] s. 174
2 Italo Calvino. 1990. Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu. Çev. (İng.) Ülker İnce, İstanbul: Can, s. 182.
3 Italo Calvino. 2013. YKY çevirisi, s. 192.
4 The Literature Machine, 1997, (İt.) çev. Patrick Creagh. London: Vintage
5 Bu konudaki üretimlerden biri de, Calvino’nun Klasikleri Niçin Okumalı’sına atıfla, Calvino’yu Niçin Okumalı adıyla derlenmiş bir kitap mevcut. Kitaptaki bazı yazıların akademik ve editöryel kalitesi tartışılır; bununla beraber, sanırım Calvino’nun eserlerini incelemeye yönelik ilk kitaptır. Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu’ya göz kırpan bir kurmaca, Enis Batur’un geçtiğimiz yıl (2015’te) yayınlanan Kısa Bir Es adlı metnidir. Bu metnin Calvino ile bağ kurduğundan bir yazısında Armağan Ekici de söz etmiştir. Batur, Oulipocu bir edayla: “Eğer, bir kış sabahı, trenin biriki dakikalığına durduğu uzak bir ülkenin taşra istasyonundan binen tek yolcu karşındaki boş koltuğa oturur ve çantasından senin yıllar önce yazdığın bir kitabı çıkarıp okmaya koyulursa, şaşırma: Bu sahne başka bir yazar tarafından senin için yazılmıştı.” diye başlatır kitabı. Esas ilginci, Batur’un yetmiş kısa parçadan oluşan kitabına, Kitaplarımdan Birini Nasıl Yazdım’dan bir alıntı ile başlaması; yakın zamanda bu kitaptan pek bahseden kimse olmadığı göz önünde bulundurulursa. Batur denklemi bu kez kendisi, kendi kitabı, okur/olası okurlar, kendi gençliği, vb. ile, bu tekil sahne etrafındaki olasılıklarla/çatallanmalarla yeniden kuruyor. Metnin Greimas dörtgenini kullanıp kullanmadığını bilmiyorum, o gözle incelemek lazım belki de. Yazarın “okunması”, Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu’da “okunma”nın cinsel içeriği hatırlanacak olursa, hem ikircikli, hem erotik çağrışımlarla yüklü queer bir sahne kuruyor. Boş bir vagon, sessiz iki kişi ve okuma/cinsellik. Okumakla sevişmenin birbirinin yerine geçtiği şu sahneye bakalım (Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu, 2013: 155-6): “Kadın Okur, şimdi okunuyorsun. Bedenin kokusal, görsel ve dokunsal bilgiler kanalı aracılığıyla sistematik bir okumaya tabi tutuluyor; dilimizdeki tat alma hücreleri de işe karışmadan edemiyor. Elbette senin kaygılı soluklarına ya da neşeli cıvıltılarına kulak veren işitsellik de devrede. Okuma nesnesi olan yalnızca beden değil: Beden, hepsi görünmese ve meydanda olmasa bile gözle görülebilir ve dolaysız olaylarda kendini belli eden karmaşık ögelerin birlikteliğidir: Bakışlarının bulutlanması, gülmen, söylediğin sözler, saçlarını toplama ve dağıtma tarzın, girişimde bulunma ve çekilme halin; adetler ve gelenekler ve bellek ve tarihöncesi ve moda ile senin arandaki sınırda duran, bir insanoğlunun belli anlarda başka bir insanoğlunu (çeviride aynen böyle geçiyor; bir oğulun başka bir oğulu “okuduğu”) sandığı bütün zavallı harfleri, işaretleri oluşturur.
... Sevdalıların birbirlerinin bedenlerini... okumaları çizgisel olmayışıyla (evet aynen böyle denmiş: DeLanda’cı bir terminolojiyle, “çizgisel-olmayış”), yazılı sayfaları okumalarından ayrılır. Herhangi bir noktadan başlar, atlar, yineler, geri döner, ısrar eder, eşanlamlı ve farklı anlamlı iletilere bölünür, sıkıntı anlarıyla yüzleşir (...)
...Cinsel birleşme ile okumanın birbirlerine en çok benzedikleri nokta kendi içlerinde, ölçülebilen zaman ve uzamdan farklı bir zaman ve uzama açılmasıdır.”
6 Italo Calvino. 1996. Kitaplarımdan Birini Nasıl Yazdım içinde: Mehmet Rifat, ss. 46-7, çevirmenin notu.
7 a.e., sf. 9.
8 a.e., sf. 17.
9 Bu konuda bkz. Luca Baranelli, Ernesto Ferrero. Kalem Sincabı. Italo Calvino Albümü. Çev. Kemal Atakay. İstanbul: Dünya. sf. 72-90.
10 Bkz. Fabrizio Gay. “…A Pattern So Subtle It Could Escape the Termite’s Gnawing.” Eidetic Categories and Values at Play on Chessboard of Italo Calvino’s Invisible Cities, Disegno & Citta, Cultura Arte Scienza Informazione, makalenin son sayfası.
11 Bilindiği gibi, Binbir Gece Masalları’nın çerçeve öyküsünde Şehrazat, Şah Şehriyar’ın o geceki avıdır; Şehriyar onunla birleşecek, sabah da öldürtecektir. Böylece beslenme zincirinin tepesindeki “olağan” çevrimini tamamlayıp yeni bakireleri “okumaya” geçecektir. Ancak bu süreklilik Şehrazat’ın teknik becerisiyle bozulur çünkü Şehrazat anlatıyı modern bir özne gibi parçalar; bunun da mazeretini, bir başka çevrimde, gezegenin Güneş etrafındaki hareketinde bulur: Avcının çevrimi, kozmik çevrim karşısında geri adım atar: “Şehrazat sabahın belirdiğini görünce yavaşça susmuş. Ama ikinci gece olunca...” Şehriyarın “okurluk” arzuları yeniden, vampirane, harekete geçer; bu kez erteleme sonsuza uzamanın eşiğindedir artık: Bu tekniğin öncellerinden biri de, Lawrence Sterne’in Tristram Shandy (1760) adlı romanıdır. Sterne, sürekli konu dışına çıkarak anlatımı erteler ve bir ertelemeler kurgusu etrafında kitabı rizomlaştırır. Binbir Gece de anlatısal bakımdan bir tür rizomlaşmadır; çerçeveyi süre ve hiyerarşi bakımından parçalamakla kalmaz, öyküleri de iç içe geçirerek biçimsizleştirir. Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu, anlatının gövdesini de ortadan kaldırmış bir Binbir Gece’dir; sadece başlangıçlardan, Incipit’lerden kalkarak eklemleştirilmiştir; ana-yapının da buharlaşma eğiliminde olduğu bir girişimdir.
12 Dani Cavallaro, 2010, “Chapter 7 – The Universal Library: If on a winter’s night a traveler”, The Mind of Italo Calvino: A Critical Exploration of His Thought and Writings, NC: McFarland, sf. 146.
13 Italo Calvino, 2013, Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu, çev. Eren Yücesan Cendey, İstanbul: YKY, s. 248.
14 Esasında Cavallaro’nun, Kitaplarımdan Birini Nasıl Yazdım’a veya Raymond Roussel’ın benzer bir ad taşıyan öncül metnine (ki Calvino bariz biçimde bu metne gönderimde bulunur. Cavallaro, bunu anmamış, ama aynı sayfalarda, Lautréamont’nun sürrealist ready-made tanımını anmıştır, sf. 149) sağır kalmakla beraber, altta yatan geometriler konusunda hassas bir burnu olduğunu ortaya koyan bir saptaması var: Kitabının 157. sayfasında, Yolcu’daki üçlülerin bir dökümünü vermiş. Bunlar, kitapta üç kişinin karıştığı, çoğu cinsel nitelikli sahnelerin dökümü. Yazar kitabın her bölümünde bu üçlüleri bulgulayıp bir envantere dökmüş. Greimas dörtgeniyle işleyen mekanizmayı fark etmiş olsaydı, bu üçlülerin koordinatlarını çok daha yetkin biçimde saptayabilecekti.

Etiketler:

Ne düşünüyorsunuz?

0 yorum TARTIŞMAYA KATIL

İlgili İçerikler: