Hatıralar, Davranışlar ve Kamusallık

GÜZİN ÖZTOK

anonim.istanbul, Boğaziçi Üniversitesi Güney Kampüs’te kullanıcıların da dahil olduğu bir tasarım süreciyle kampüsün açık alan iyileştirme projesini gerçekleştirdi. Tasarlanan kamusal alanlar, mevcut malzeme ve kullanım alışkanlıklarını da dikkate alarak gelişiyor.

Güzin Öztok: Boğaziçi Üniversitesi Güney Kampüs’te devam eden açık alanlar iyileştirme projesi nasıl başladı ve ilerledi? İsterseniz konuşurken yürüyelim.
Burcu Serdar Köknar: 2012'nin Mart ayında başladı süreç. Hem mimari hem de peyzaj ile ilgili bir grup aradıklarını söylediler. Görüşmeler başladı. Rektör Prof. Dr. Gülay Barbarosoğlu ve tarih bölümü hocalarından, mimar Ahmet Ersoy ile görüştük öncelikle. O zamana kadar Güney Kampüs parça parça gözden geçirilmiş, birçok şey yapılmış ama kampüsün uzun bir süre boyunca bütüncül bir bakış ile pek düşünülmemiş olduğunu anladık. Kampüsün girişindeki tam kamusal alanla birlikte binaların dışındaki alanların yani akademik alanlar dışında kalan açık alanların tekrar düşünülmesiyle ilgili ihtiyaçları olduğunu söylediler, özellikle engelli öğrencilerin ve kullanıcıların çektiği zorluklar konu oldu. Biz öncelikle Güney Kampüs'e dışarıdan bir gözle bakarak kampüsün kullanıcılarıyla konuştuk, kampüsteki hikayelerini öğrenmemiz gerekiyordu.

Aslı Şener: Aslında kampüsün açık alanları için bir tür master plan ile başladık çalışmaya. Hem gözlemler hem görüşmeler ile biçimlendi fikirler. Sunumlara paralel olarak olabildiğince kullanıcılar ile yüzyüze görüşmeler ile de sürdürmeye çalışıyoruz süreci.

BSK: Kampüsün çok sıkışık ve bir o kadar da yaşayan bir mekan olduğunu fark ettik. Bu nedenle bir anda her yerin şantiyeye dönüşmemesi gerekiyordu, bunu anlattık, parça parça ve gündelik hayatı çok etkilemeyecek şekilde yapılması gerektiğini konuşarak, fikirleri olabildiğince çok alarak, çeşitli gruplara sunumlar yaparak ilerledik.

Hande Kalender: Girişten meydana kadar olan yürüme yolu ve diğer kullanım sorunları olan yerler için bütüne dair öneriler düşündük.

BSK: Bir tür restorasyon yaklaşımında olmalıydı tasarım, kampüsün çok kuvvetli bir mekansal hafıza yarattığını biliyoruz.

HK: İlk yapım aşamasının yol olmasına karar verildi. En büyük ihtiyaç buradaydı ve en zorlu olan süreç yolun yapılmasıydı. Yayaların, özellikle görme engelli yayaların güvenli bir şekilde aşağı inebilmesi için yeni bir yürüme yolu gerekliydi, çoğu zaman araç yoluna çıkmaları gerekiyordu çünkü.

AŞ: Üzerinde yürüdüğümüz yol, kampüste yaptığımız ilk iş oldu bu şekilde. Her gün binlerce öğrencinin yürüdüğü önemli bir sirkülasyon var bu yolda; ama yetersiz kalıyordu. İlk tasarımlar bu yolun biçimlendirilmesi ve belirli bir genişlikte sürekliliğinin sağlanması için yapıldı. Topoğrafyaya dokunmadan kazı, dolgu yapmadan yolun yapılmasına ve tüm malzemeleri ve detayları ile hep oradaymış gibi bir etki oluşturmasına gayret ettik. Giriş kapısının çevresi sonraki aşamalardan birinin konusuydu. Girişe yeni oturma elemanları eklenmesi, durak, kapı ve mevcut giriş kulübelerinin yenilemesi sürüyor. Yolun sonunda, yol çalışmalarının ardından meydandaki rektörlük binası güvenlik yapısını da yeniden tasarladık.

GÖ: Bir süre daha buradasınız o zaman.
BSK: Bilmiyoruz. Üniversite yönetiminin programına uyacak şekilde ve master plan çerçevesinde parça parça ilerliyoruz. Önce yürüme yolu ile başladık, psikoloji-sosyoloji binasının çevresi, rektörlük binası güvenlik yapısı, giriş “Etiler Kapı” şeklinde ilerledik şu ana dek. Master planın bir tür açık alan restorasyonu master planı olduğunu söyleyebiliriz.

HK: Mevcut durumu göz önüne alıp oradaki parçaları düşünerek eklemlendik.

AŞ: “Petek”e geldik. Bu yolun üzerinde manzaranın en etkileyici olduğu, insanların zaman geçirdiği bir yer, her zaman öyle olmuş. Biçimini değiştirmeyip biraz daha rahat kullanılabilir hale getirdik. Hatta kaybolmuş bir parçasını da tekrar ortaya çıkardık. Döşeme kaplaması aslına uygun şekilde yeniden üretildi.

BSK: 500 metrelik yaya yolunun imalatı sırasında kullanıcıların Petek’e dair hatıralarının olduğunu ve bunların çok önemli olduğunu anladık. Bu nedenle petek biçimini korumaya devam ettik. Bunu görebilmenin tek yolu sahada olup sürekli konuşmak ve anlaşmaktı.

AŞ: Restorasyon, uygulamanın uzaktan takip edilebileceği bir iş olamıyor, özellikle kamusal alan ise restore edilen yer.

HK: Daha sürece başlamadan önce farklı mevsimlerde sürekli ziyaret ettik kampüsü. Burası da benim bu şekilde farkettiğim bir nokta; Petek’ten sonraki iyi bir manzara noktası. Yazın at kestaneleri gölge yapıyor bu alanda, kışın yapraklar dökülünce önü açılıyor daha çok manzara görülüyor, ilkbaharda ise erguvanlar ortaya çıkıyor. Bu noktada genişleyen duraklanabilinen bir alan olmalıydı. Böylece ismi “Balkon” olan bir noktaya dönüştü.

AŞ: Binalara ve mekanlara isim verme geleneği varmış Boğaziçi Üniversitesi’nde; Balkon ismini kendileri verdi. Bir gün geldiğimizde üzerinde renkli ve uğraşılmış bir el yazısıyla Balkon yazıyordu.

BSK: Bu yeni çıkmayı bir sunumumuzda önerdiğimizde ahşap ve çelik malzeme daha önce burada olmadığı için oldukça çekindiler. Biz de yeni bir ekleme yaptığımız için yeni bir malzeme kullanma tercihimizi anlattık. Uzun tartışmalar ardından kabul gördü. Aslında başlamadan önce biz de tedirgindik, her şeyin sahiplenilmesi konusunda. Kamusal alan tasarlarken ve yenilerken sosyal olarak anlamanız gereken ve bazen farketmesi zor olan çok fazla ilişki oluyor ortamda. Bu durumun yükünü hissediyorsunuz üzerinizde.

“manzara"da bir çıkma (fotoğraflar: yerçekim)
yürüme yoluna eklenen “balkon"
mevcut rampa yerine yapılan geniş basamaklı merdivenler
psikoloji-sosyoloji binası arka bahçesi bitkilendirme
yeşil alanları birbirine bağlayan yol ve aydınlatma
psikoloji-sosyoloji binası arka bahçesi yürüme yolu
ön bahçe
“manzara"dan psikoloji-sosyoloji binasına inen merdivenler
yeşil alan ve sert zemin ilişkisi
aydınlatma tasarımı
psikoloji-sosyoloji binası ön bahçe aydınlatması
yenilenen rektörlük güvenlik kulübesi

GÖ: Üniversiteyi ikna etmek zor oluyor mu?
BSK: Tasarımları anlatmamız gereken çok kişi olduğu için süreç çok kolay değil; çünkü kocaman bir hafıza ve alışkanlıklar var burada. Ama aynı zamanda anlamamız gereken de çok hikaye var. Hikayeleri önemsiyoruz çok.

HK: Alışkanlıklarını kolayca değiştirebilen bir yer değil Boğaziçi Üniversitesi. Herhangi bir değişime karşı durulabiliyor.

AŞ: Sadece buraya da özgü bir durum değil bence bu. Kamusal alan tasarladığınızda kullanım alışkanlıklarını doğru gözlemleyip hareket etmek, değişiklikleri çok özenli yapmak gerekiyor. Bir de sonunda elde edeceğiniz duyguyu önceden anlatabilmek kolay değil. Bu açıdan mimari tasarımı görselleştirmek biraz daha kolay, ama açık alan tasarımı mimariye göre daha çok duyuları, yerinde deneyimi, değişkenliği içeriyor. Duygusunu kağıt üzerinde kullanıcıya aktarabilmek zor bir iş. Yapılana dek soru işaretleri oluşabiliyor; insanlar alışkanlıklara çok bağlı olmalarına rağmen çok hızlı değiştirebiliyorlar diğer taraftan alışkanlıklarını, bu süreç içinde onu da gözlemledik.

BSK: Her koşulda buranın hafızasını önde tutmaya çalıştık. Bu konuyu önümüze ilk kez koyduğumuzda yapılacak işin duygusu ne olmalı diye tartıştık sürekli ve hep buradaymış gibi davranan yeni şeyler olması gerektiğine karar verdik. Bazen tasarımı biraz geri çekerek, bazen malzemesiyle az iddialı durarak, insanları dinleyerek geliştirdik tasarımları.

AŞ: Kullanacağımız malzemeleri belirlerken kampüste zaten olanları yorumlayıp başka bir arayışla, bugüne ait bir dille kullanmak üzere hareket ettik.

GÖ: Tasarımlarınızda bitkiyi nasıl kullandığınızı da anlatır mısınız?
HK: Boğaziçi peyzajının ve orman altı bitki türlerinin devamını sağlayacak şekilde ve mevcut bitkisel dokuyu inceleyerek başladık çalışmaya. Bitki türlerini bu şekilde belirledik.

BSK: Buranın kendine ait bir karakteri var. Bitkiyi sonradan getirilmiş bir katman gibi ele almadık. Belirlediğimiz türlerin mevcut türlerle nasıl entegre edileceğini düşününce daha zengin bir doku elde ettik. Mevsimlik ve bu coğrafyaya ait olmayan bitki türlerinden kaçındık.

AŞ: Kampüs uzun süredir özellikle dış alanlar konusunda el sürülmemiş bir durumda olduğu için, öncelikler de en problemli noktalara verildi. Güvenlik sorunu olan ve kullanım sıkıntısı olan yerlere eğilerek başladık. Örneğin Sosyoloji-Psikoloji Binası’na inen dik ve kışın tehlikeli olan bir rampa vardı. Güvenlik açısından bu rampanın merdivene dönüşmesi kaçınılmazdı ama çok tartışmalı geçti o karar süreci. Şimdi o yol merdivenli bir şekilde çok rahat ve yoğun olarak kullanılıyor. Bu tip değişikliklerin yaratacağı farkı önden gösteremediğiniz için soru işareti yaratabiliyor, insanlar ancak yapılıp kullanıma geçtikten sonra ikna oluyor. Öte yandan kamusal alanda iş yapmanın çok yararlı tarafları var. Yaptığınız bir işin nasıl kullanıldığını sonradan gözlemleme ve bu gözlemlerden öğrenme şansınız oluyor.

BSK: Kamu işi olduğu için üretim mekanizmaları da kolay değil. Kullanıcıya erişmek tasarımcı olarak ancak siz isterseniz gerçekleşiyor. Dengeyi kollamak lazım; çünkü yapılan işlerin hiç sahiplenilmeme riski var her zaman. Kamusal alan yapım sürecinin bir sahiplendirme süreci olduğuna inanıyorum.

HK: Yapım sürecinde de çok tartışıyoruz ve pek çok kararı da değiştiriyoruz. Kullanıcının etkin olarak katılması, geri dönüşlerin alınması, karşılıklı konuşmamız sayesinde buradaki değişimler de sahiplenilmiş oluyor diye düşünüyoruz. Kullanıcıyı sürece ne kadar dahil edebilirseniz işinizin gücü o denli artıyor. Bu güç görsel olarak orada olmayan bir güç oluyor. Bunu başarmaya gayret ediyoruz, elimizden geldiğince.

Etiketler:

İlgili İçerikler: