İzmir Hala Büyük Bir Düğün Salonu

H. CENK DERELİ

“İzmir büyük bir düğün salonu” demişti Tamer Varis. Onun bunu neden söylediğini açıklamaya çalıştığım önceki yazıya son verirken şöyle yazmıştım:

“Buradan bir şey olmaz, kimse ilginç bir şey yaratmaz diye şehirden şikayet edenlerin klişelerinde boğulmak değil; bir imkansızlık alanı olarak tarif edilen İzmir’de her şeye rağmen ilham veren işler yapan insanlarla tanışmak, beraber yeni şeyler yaratmak gerekiyor.”

İzmir’de yaşayan çoğu insan, kentte olmaktan mutlu olsa da, bu kentte yaşamaya dair bir gurur taşısa da, sürekli kentten şikayet etmekten de geri durmaz. Herkes şehirdeki tüm problemlere dair çözümleri biliyor gibidir. Ama yine de bu “bilge”lerden mevcut durumu değiştirecek bir eylem göremezsiniz. Bu zihin dünyasına sahip, kendisi de hiçbir şey yaratmayan İzmirli “burada hiçbir şey olmaz, kimse bir şey yapmaz” diye dert yanmayı kişisel bir çelişki olarak görmez. Onun için problem daima ötekisi, bir başkasıdır. Ya muhafazakar hükümetler şehri geri bırakmıştır, ya bazı belediye başkanları beceriksizdir, ya kentin sermaye sahipleri vizyonsuzdur ya da nüfusunun tamamı neredeyse göçmen veya mübadil olmasına rağmen kendisinden sonra şehre gelenler şehri bozmaktadırlar.

İzmir dediğimizde bir yapılı çevreden bahsettiğimiz kadar o ortamı yaşayan insanların hayatlarından da bahsediyoruz. Bu anlamda yaşadığımız kenti işaret ederek dile getirdiğimiz her şikayet aslında kendi yaşamımıza dair ve otobiyografik. Tam da bu yüzden bir kentin yaşanabilirliği o kentin insanlarının “yaşamabilirliği” ile alakalı.

İzmir’de yaşayan çoğu insan ne yazık ki heyecanla ve merakla kentte ve çevresinde neler olduğunu araştırmıyor, ona keşfetmek için bakmıyor; dolayısıyla ne olup bittiğini pek bilmiyor. Etkin medya araçlarının insanın karşısına bu bilgileri birdenbire çıkarmadığı bir ortamda onlara ulaşmak için emek sarfetmek gerekiyor. Hangi gelir düzeyine ve kültürel birikime sahip olursa olsun yukarıdaki zihin dünyasına sahip İzmirli için emek sarfetmektense sadece şikayet etmek ve görmezden gelmek daha kolay bir yol. Eylemsizliği ortadan kaldıracak bazı imkanları ona verdiğinizde ve sadece kendisinin eyleme geçmesinin bir şeyleri değiştirmeye yeteceği durumlarda bile başını diğer tarafa çevirmesine sebep olan bir savunma mekanizması, tam bir muhafazakarlık bu. Öyle ki modern Türkiye’yi yaratan onlarca yıl önce yaşanmış tarihsel olayları ve kavramları simgeleştirerek bunları bir taraftar forması gibi üstüne giyerken doğrudan eylem ve yaratım demek olan devrimsel değerlerden zerre motivasyon taşımamasını, o değerleri güçlendirecek yeni şeyler yaratmamasını çelişki olarak görmesini engelliyor.

pechakucha night, izmir
pechakucha night izmir

Ama büyük çoğunluğun bir imkansızlık evreni olarak tarif ettiği İzmir’de her şeye rağmen her alanda ilham veren işler yapan insanlar bulmak mümkün. Kentin bu yaratıcı kitlesinin gündemi sofralarda meze yapılan çok genel konular değil, kendi yaratım odaklarının dertleri, imkanları, imkansızlıkları. Bunları dile getirişleri de onları yaptıkları işten vazgeçmelerine sebep olacak edilgenleştirici bir şikayet karakterinden oldukça uzak; onları kamçılayan, çözüm için farklı yollar aramalarına sebep olan bir karakterde. Dert ediniyor, yaratıyor, insanları etkiliyor ve çevrelerini değiştiriyorlar.

Onlar kendilerini İzmir’de tutsak hissetmiyorlar. Aksine pek çoğu İzmir’de kalmayı tercih etmiş ya da farklı şehirlerde ve ülkelerde yaşamalarına rağmen İzmir’e gelmeyi seçmiş. Bu yüzden kentte tesadüfen deneyimledikleriyle yetinmiyor; onu deyim yerindeyse kazıyor, keşfetmeye çalışıyorlar.

Onlarla girdiğiniz her diyalog sizi de yarattığınız şeylere, hayata ve yaşadığınız kente dair motive ediyor, ilham veriyor. Tıp, doğaçlama müzik, ürün tasarımı, performans sanatları, mimarlık, fanzin, moda tasarımı, fotoğraf, endüstri ürünleri tasarımı, grafik tasarım, yaratıcı gastronomi, çağdaş sanat, yaratıcı girişimcilik, dijital sanatlar, sosyal girisimcilik, arkeoloji, edebiyat, çevrimiçi radyo, iletişim tasarımı, dövme, degustasyon, öykü anlatıcılığı, mobilya tasarımı, sanat yönetimi, teknoloji tasarımı, bisiklet kültürü, tiyatro ve daha pek çok konuda yaratıcı üretimlerde bulunan bu İzmirlilerin en büyük eksikliğini duydukları şeyse kendileri gibi üretken ve yaratıcı insanları buluşturan bir sosyal ağın ve fiziksel ortamın bulunmaması. Son iki yıldır PechaKucha Night İzmir etkinliği ile işte bu ağı ve ortamı, İzmir’in yaratıcı zihinleri ile beraber kurmaya çalışıyoruz. #izmirdeoluyor diyebilmek için yaratan ve üreten insanların daha çok görünür olması, şehirden ve hayatlarından şikayet eden insanların da “aslında burada bir sürü kişi pek çok ilginç şey yapıyor, hiçbir şey yapmayan benim” demesi için gerekli.

Yaşamak istediği hayatı İzmir’de yaratmak için eyleme geçen bu proaktif ve yaratıcı kentliler birbirlerine ilham verdikçe ve beraber yarattıkça düğün salonunda kesişen bu hayatlar bir ömür boyu mutlu sürecek, inanıyorum.

Etiketler:

Ne düşünüyorsunuz?

0 yorum TARTIŞMAYA KATIL

İlgili İçerikler: