Mef Üniversitesi Mimarlık öğrencileri, Ayazağa İlköğretim Okulu öğrencilerinin okul deneyimini değiştirecek bir köprü üretti. Köprü, kullanıcısı olan 5-14 yaşlarındaki öğrencilerin beklentileri doğrultusunda gerçekleşen tasarımıyla hayallere uzanıyor.

Geçtiğimiz yaz MEF Üniversitesi Mimarlık Bölümü 1. sınıf öğrencileri olarak "hayallere köprü olduk". Hepimiz için eğlenceli, öğretici, bazen de yorucu bir projeydi. Peki nereden başladık? Süreç nasıl ilerledi? Üniversitemizin kampüsü, Maslak'ta, Ayazağa'ya minibüsle beş dakikalık bir mesafede. Dolayısıyla Ayazağa İlköğretim Okulu ile komşuyuz. Aynı zamanda üniversitemizin Eğitim Fakültesi de ilkokul öğrencilerine ders veriyor. Onlardan kopuk yaşamadığımızı, komşu olduğumuzu, birlikte güzel işler başarabileceğimizi göstermek amacıyla çocuklara bir fayda sağlamak istedik. Bu istek de hikayemizin temelini oluşturdu.

fotoğraflar: yerçekim / ömer kanıpak ve orhan kolukısa
vaziyet planı
kesit 1
kesit 2

"Mimari Proje 1" dersimiz kapsamında, önce okul yetkilileriyle görüşüp yapılabilecek neler var, onları tartıştık. Ardından hem öğrencilerin hem velilerin hem de mahallelinin şikayetçi olduğu okulun bahçesinin, yetersiz olduğu ve çocuklara uygun olmadığı sonucuna vardık.

Okulun bahçesinin ortasından bir kanal geçiyor, ama bu kanal sonradan yapılmış ve bahçeyi ikiye bölmüş. İkiye bölünen bahçenin okul kısmında kalan tarafıysa bine yakın öğrencinin oynayabileceği büyüklükte değildi. Kanalın karşısında kalan kısmı da tel örgülerle çevrilmiş durumdaydı. Kanalı aşacak ve karşı taraftaki ulaşılamayan bahçeyi çocukların kullanımına açacak bir köprü yapılmasına karar verdik. Karşımızda 5 yaşından 14 yaşına kadar çocuklar olduğu için onlarla farklı iletişim yolları deneyip sohbet ettik. Sonrasındaysa veliler ve öğretmenlerle toplantılar yaptık, fikir alışverişinde bulunduk. Velilerin ve öğretmenlerin katıldığı toplantıda, kanaldan dolayı duydukları endişeleri dinledik ve geri dönüşler aldık. Daha sonra çocuklarla buluşmak, sıkıntılarını en doğal şekilde öğrenmek için okul yaz tatiline girmeden bir kaç kere ziyaret ettik. Kendi aramızda gruplara ayrıldık; her grup, belli bir yaş aralığındaki çocukların sınıflarına gidip okulla ve bahçeyle ilgili beklentileri hakkında görüştü. Bu sohbet küçük olanlarla daha çok oyun şeklinde veya hayallerindeki bahçeyi çizmelerini isteyerek; büyük olanlarlaysa hem onların sorularına cevap arayarak hem de sorularımıza cevap bularak gerçekleştirdik. Çocuklara okulda, evde, bahçede, sokakta nasıl vakit geçirdiklerini sorduk, ne yazık ki çoğu okulda ve evde istedikleri gibi vakit geçiremediklerini söyledi. Yine velilerle, sıra sorunu, bekleyecek alan sıkıntısı, bahçede arabaların park ediyor olmasıyla ilgili problemler hakkında konuştuk. Okul yönetimi ile bağlantılar sürecin başından sonuna kadar çok olumlu ilerledi. Ayazağa İlköğretim Okulu Müdürü Kenan Hoca ve Müdür yardımcısı Ata Hoca gerekli her türlü desteği verdiler. Öğrencilerle yaptığımız çalışmalar olsun, yazın uygulama sırasında olsun, okul yönetimi ve öğretmenlerinin desteğini hep hissettik.

Haziran ayında işe koyulma vakti gelmişti, verilerimizi bir rapor haline getirip tasarım aşamasında bize nasıl yardımcı olacaklarını ve öncelikli sorunlarımızı konuşarak, çok fazla zamanımız olmadığı için üretebileceğimiz en hızlı çözümleri üreterek tasarıma giriştik. Öncelikle inşaat mühendisi Ahmet Topbaş ile ahşap hakkında konuştuk, ahşabın özelliklerini öğrendik.

Sonra hepimiz köprü fikirleri üretmeye başladık. Tasarladığımız her köprünün üzerinde ayrı ayrı düşündük, hep beraber tartıştık, her açıdan ele almaya çalıştık. Köprünün gerektiğinde sökülebilir olması, aynı zamanda, uygulamayı da biz yapacağımız için çalışması kolay bir malzemeden üretilmesi gerekiyordu. Bu nedenle köprüyü ahşap malzemeden yapmayı seçtik. Geçilecek açıklık 10 metreydi. Köprüyü, bu açıklığı en kolayca geçecek ve korkuluk gereksinimi olmayacak şekilde, iki makas kirişten oluşturmaya karar verdik. Ahmet Topbaş, maliyetin az olması amacıyla, standart ahşap profilleri kullanılmasını ve makasların bizim tarafımızdan laminasyon yöntemiyle üretilmesini önerdi. En sonunda 10 metre uzunluğunda, yüksekliği 2.70 m – 2.20 m arasında değişen, planda ve kesitte "V" şeklinde olan iki makas tasarımında karar kıldık. Tasarımda giriş bölgelerinde genişlik 2,5 m iken ortaya doğru daralarak 1,75 m’ye indi. Karşıya geçişin vurgulanması amacıyla orta bölgede yükseklikler de azalarak bir darboğaz etkisi oluşturuldu. Aynı şekilde köprünün bağlantı detaylarını da biz tasarladık. Bağlantılar Metal Yapı tarafından çok hassas bir şekilde fabrikada üretildi ve projeye hibe edildi. Bunun üzerine tekrar gruplara ayrıldık. Bir grup köprü tasarımını geliştirmekle, bir grup bahçe peyzajıyla, bir grup köprü detaylarıyla ilgilendi.

Projemizi gerçekleştirebilmek için maddi desteğe de ihtiyacımız vardı, biz de bir yardım fonu oluşturduk. Hedefimiz iki haftada on bin lira toplayabilmekti. Bir kitlesel fon sitesinde "Hayallere Köprü Oluyoruz" adıyla hesaplar açtık ve projemizi duyurmaya çalıştık. İki haftada bağışı topladık. Projemizin ayrıca çok sayıda malzeme ve nakit bağışçıları da oldu. Diğer bağışçılarla bağlantıları hocalarımız kurdular. Ve sonunda inşaata başladık.

Şantiyemiz bir ilkokulun bahçesi olduğu ve mahalledeki çocuklar yazın da aktif olarak bahçede bulundukları için dikkatli olmamız gerekiyordu. Bu yüzden iş güvenliği ve şantiye kurallarına çok dikkat ettik. Yine gruplara ayrılarak işe başladık. Ahşaplarımız gelmeden, makasları kesmemize yardımcı olacak ip iskelelerimizi hazırladık ve ahşaplar geldikten sonra da hızlanacağını beklediğimiz sürece girdik. Bu süreçte bize, marangoz Sait Korkmaz danışmanlık yaptı. Önce ahşapları kurduğumuz ip iskelelerine göre kestik, işlerimizin daha kolay ilerlemesi için gereken sistemi yavaş yavaş oturtmaya başladık, kestiğimiz ahşapları numaralandırdık. Bir de o ahşapları kesme kısmı var tabi. Sanırım ilk gün şantiyeden sonra konuştuğumuz tek şey kollarımızın ağrısı oldu. Nasıl testere kullanmamız gerektiğini bilmiyorduk; kullandığımız iki tip testere vardı, ikisiyle de aynı şekilde kesmeye çalıştık, ama yanlışmış ve doğrusunu öğrenene kadar geçirdiğimiz süre bizim için biraz zor oldu. Tamamını elimizle kestiğimiz için de ahşapların kesimi biraz zamanımızı aldı, ama köprüyü büyük bir gururla "ellerimizle" yaptık, diyebiliyoruz bu sayede. Yine güvenliğe gelince de hem ahşaplarımızın güvenliği –ki bu güvenliği her materyalimiz için sağlamak pek de kolay olmadı - hem de çocukların güvenliği için ahşapları birleştirip taşınamaz hale getirene kadar her gün okul binasının içine taşıdık. Birleştirme kısmı belki de kesmekten daha zordu, el testeresiyle kestiğimiz için hepsinin birbirine kusursuz oturmasını sağlamamız çok kolay olmadı. Bir grup ahşapları birleştirirken bir grup da köprümüzün tasarımındaki eğimli taban için rampa iskeleyi kurmaya başladı. Biz bunları yaparken belediyenin demir ustaları da ahşap köprünün uygulanabilmesi için kanala geçici iskele köprüleri kurdu. Köprünün girişlerine temel atılacağı için belediye, kepçeyle köprünün girişlerini kazmaya başladı. Biz de geçici olarak birleştirdiğimiz ahşapları tekrar ip iskelede düzeltip bağlantı detaylarının geleceği yerlerden matkaplarla delik açmaya başladık. Böyle kolay yapmışız gibi anlatıyorum ama matkabı da doğru kullanmak çok önemliymiş, bileklerimizin gücü kalmadığı zaman anlamıştık bunu da. Kestiğimiz parçaları Metal Yapı’dan gelen laminasyon levhalarını aralarına koyarak cıvatalarla birleştirmeye başladık. Çok sayıda somun sıktık. Haziran sonunda, makas parçalarını kısmen bağlanmış bir halde içeriye taşıdık. Yine malzemelerimizin ve çocukların güvenliği için okulun bahçesini tamamen boşalttık ve bize verilen sınıflardan birine kilitledik. Ağustos'ta tekrar köprüye dönmek üzere tatile çıktık.

Geldiğimizde Sarıyer Belediyesi karşı tarafın korkuluklarını yapmıştı. Bütün süreç boyunca Sarıyer Belediyesi ile, hocalarımızın organize ettiği, çok olumlu bir bağlantımız oldu. Uygulama sırasında, temel kazılması, köprü parçalarının vinçlerle taşınması, makasların yerine konmasından sonra kirişlemelerin yapılması, kanalın temizliğinin yapılması gibi bizim altından kalkmakta zorlanacağımız konularda Sarıyer Belediyesi çok destek verdi. Sıkıştığımız her durumda Hikmet Açıkgöz ekibiyle desteğe koştu. Köprü makaslarının bağlantılarını sağlamlaştırmak için çalışmaya başladık, sağlamlaştırma kısmını kanalın karşı tarafında yapmaya devam ettik. En sonunda köprü vinçle kaldırılıp hazırlanan temeller üzerine konuldu. Bizim makas kirişlerini birbirine bağlamamız çok zor olacağı için belediyeden burada da yardım aldık. Köprünün zemini oluştuktan sonra işler biraz daha kolaylaştı. Bağlantıların son kez sıkılması, payandaların yerleştirilmesi, köprünün yakılma tehditlerine karşı yanmayan boyayla boyanması, korkuluklarla kapatılması... Bizim için çok hızlı ve keyif veren bir süreçti, çünkü artık köprümüz tam olarak üçüncü boyutu kazanmıştı ve üstünde çalışabiliyorduk. En son olarak köprüyü temizledik ve açılış için çocuklarla buluşmayı beklemeye başladık.

Belediyeyle, okulun artık ulaşılabilen bahçesini de düzenlemek için önümüzdeki yaz aylarında yine bizlerin tasarımı ve çalışmaları üzerinden, ortaklaşa olarak gerçekleştirme konusunda da anlaştık. Sarıyer Belediyesi köprünün açılışı için Ayazağa İlköğretim Okulu'nda bir tören düzenledi. Köprünün açılışı gerçekten sürecin en keyifli kısmıydı. Öğrencilerle birlikte kurdeleyi keserken hepimiz hem yapmış olduğumuz işin mutluluğunu yaşadık hem de çocukların mutluluğunu paylaştık. Hayallere gerçekten köprü olduk!

Etiketler: