Laginalı Hekate’nin Kızları Kömürlü Termik Santrale Karşı: Kent Üzerinde Hak İddiası Yaşam Üzerinde Hak İddiasıdır

SEMRA PURKİS

Bu ay köşemizde, iktisat uzmanı olan Doç. Dr. Semra Purkis’i iktisat ve koruma ilişkisini somut bir örnek üzerinden tartışmak üzere ağırlıyoruz. Kent toprağı üzerinde, sermayeye karşı kültürel ve doğal miras üzerinden bir hak arayışının hikayesini anlatarak koruma-ekonomi ilişkisini tartışıyor Semra Purkis. Vahşi ekonominin dinamolarından termik santraller, bu makine için gerekli linyit ve bu uğurda talan edilecek hektarlarca zeytinlik ve yerinden edilecek onlarca köylünün direniş hikayesi sermaye kültür çelişkisini açıkça ortaya koyuyor. Burada tehdit altında olan antik kazı alanı ve Osmanlı Dönemi’nin kültür aktörleri arasında en önemli figürlerden biri olan Osman Hamdi Bey'in müze-evinin yer alması da kültür mirasının iktisadın dişlileri arasındaki çaresizliğini ironik bir şekilde gözler önüne seriyor. Semra Purkis bu ironiyi anlatırken sermayenin hız olgusu ile ilişkisini açığa çıkarıyor ve kültürel korumanın karşısındaki en önemli iktisadi engeli bizlere işaret ediyor. Murat Çetin

Lagina’nın Hekate’si, Zeus’un kendisine yeraltının, denizlerin ve göklerin hakimiyetini bağışlayarak Titan ünvanı ile taçlandırdığı; aynı zamanda Friglerin Pessinus’u, Atinalıların Minerva’sı, Kıbrıslıların Venüs’ü, Giritlilerin Diana’sı ve Mısırlıların İsis’i; her dört yılda bir Stratonikeia’ya taşıtıp geri getirttiği yeraltı dünyasının anahtarını elinde tutan, karanlıklarda parlaklığıyla ve yol ayrımlarında bilgeliğiyle yol gösteren Ay tanrıçası, tanrıların anası! Çoğu kız olan torunların; Kutsal Laginan, onunla aynı kaderi paylaşan zeytin ağaçların, ormanların, tarım arazilerin ve bunların üzerinde ve altında yaşayan tüm canlılar için, üzerlerine karabasandan daha beter basan kömürün karası ve sermayenin gözü dönmüş hırsı ile baş etmek için, senin yol gösterici bilgeliğinin izinden giderek sana layık olmaya çalışıyorlar. Hem ağlıyorlar hem direniyorlar. Bu büyülü toprakları, en kirli ve arkaik enerjinin ana maddesini, üstelik en kalitesizinden linyit kömürünü çıkarmak için Ay’ın yüzeyine çevirmeye çalışanların tek derdi var: Sınırsız birikim ve daha fazla kar. Bunun için Lagina’dan başka, ilk aşamada diğer iki termik santralin bulunduğu Yeniköy ve Kemerköy çevresinde yer alan 48 köyü boşaltıp, köylüleri yerinden etmeye hazırlar ve halihazırda 10 köyü kaldırıp Lagina’nın eteklerine dayanmışlar. Zeytin yasası demeden, özel mülk demeden binlerce zeytin ağacını kesenler ve tehditlerle köylülerin zeytinliklerini üç kuruşa ellerinden alanlar kamulaştırma talep ediyor. Lagina’nın kızları karşılarına çıkıp zeytin yasasını hatırlattıklarında, bu sefer zeytinliklerine ulaşamasınlar diye zeytinliklerin etrafına hendekler kazmakta bir beis görmüyorlar. Lagina’nın başındaki dert yalnızca eski santralin kömür sahasını genişletmesi, santralin baca dumanlarının yol açtığı asit yağmurları ya da santralin 36 yıldır yarattığı kirliliği solumaktan erkenden görülen ecelsiz ölümler değil; üstüne bir de hemen 150 metre yakınına başka bir termik santralin kurulması için süreçlerin tamamlanması. Dünyada Çin ve Hindistan da dahil hemen hemen her ülkede bu santrallerin sayıları azaltılmaya çalışılırken,1 büyük teşviklerle sadece Yatağan’da değil, çok yakın mesafedeki Kemerköy ve Yeniköy’de de ek üniteleri devreye sokma planları var.

Fotoğraflar: Semra Purkis

Lagina, bugünkü adıyla Turgut, kömür için kaldırılacak köylerden biri. Turgut ve çevresi sadece Lagina’yı değil, çok daha fazla kültürel mirası barındırıyor. Beş bin yıllık bir geçmişi olan Lagina, Karia Bölgesi’nin en önemli siyasi merkezlerinden Stratonikeia’nın kutsal alanı. Lagina ve Stratonikeia arasında 9,5 kilometrelik bir kral yolu (daha doğrusu varmış, kömür için yapılan kazılarda yok edilmiş). Osmanlı döneminden kalma İlyas Bey Camisi (1311) ile Lagina’dan çıkarılan kabartmaların, lahitlerin ve heykellerin yurtdışına kaçırılmasını engelleyen ve buradaki ilk kazıların yapılmasını sağlayan Osman Hamdi Bey’in müze-evi de burada. Hukuksuz bir biçimde antik kazıyı yürüten ve finanse eden şirket, 1. Derece Doğal Sit Alanı olan Lagina’ya dokunamıyorsa da, antik kentin devamı olan ve her yanından paha biçilemez tarihi eserler fışkıran 3. Derece Sit Alanı kapsamındaki tüm bölge termik santral ruhsat alanı içinde bulunduğundan, buralarda yapılan kazılar 30 cm derinlikle sınırlandırılmış. Daha derinlere inilmesine “her nedense” izin verilmemiş. Buna rağmen ortaya çıkarılan heykellerin, lahitlerin ve mezarların akıbeti belli değil, gerilerinde utanç verici kara delikler bırakmışlar bizlere. Turgutlular geceleri kazıların devam ettiğini söylüyorlar. Çünkü kömürün acelesi var. Hız, birikimin temel ilkesidir. Kriz dönemlerinde sermayenin bu hızın yavaşlamasına sabrı kalmamakta; zaman-mekan sıkışmasını aşmak için daha saldırgan yöntemlere başvurarak, var olan mekansal, hukuksal, politik, ekonomik düzenlemeleri ve kurumları ayak bağı olarak görerek, gereksindiği hıza uygun olacak şekilde onları dönüştürmeye çalışmaktadır.

Muğla'da termik kömür santrali yıkımı

Küresel kriz ve onunla iç içe ekolojik kriz derinleştikçe; küreselleşme, yönetişim ve sürdürülebilirlik söylemlerinin farklı düzeylerde kurgulandığı Yeni Dünya düzeni masalının, herkes için pembe ve engelsiz bir dünya vaadinin aslında sadece sermaye için geçerli olduğu çok farklı biçimlerde ve boyutlarda ortaya çıkmaya başladı. İnsanıyla, bitkisiyle, hayvanıyla, suyuyla, kültürüyle; velhasıl bütün ekosistemiyle Laginalılar bunu her gün büyük bir tedirginlik içinde deneyimliyor. Hekate’nin en büyük kızı Tayyibe “Ben dedelerimin mezarlarının bulunduğu köyümde, kendi ellerimle aşılayıp büyüttüğüm zeytinlerimle yaşamak istiyorum. Şirketin verdiği para en fazla iki senede biter, oysa ben zeytinlerimle çocuklarımı büyüttüm, okuttum, evlendirdim” diyor.

Lefebvre’ye göre (1979; 2009)2 kapitalizmde mekanın üretimi her zaman çok çekişmeli ve politik bir süreçtir, çünkü bu sadece fiziksel mekanın yeniden üretimi anlamına gelmez, iktidar ve güç ilişkilerinin de yeniden üretimidir. Mekanı denetim altında tutabilenler, mahale ilişkin politikayı daima denetim altında tutabilirler. Hekate’nin kızları bunun gayet farkında olarak mücadelelerini çok çeşitli kanallardan yürütmeye ve direnmeye devam ediyor; mekanları ve yaşamları üzerindeki söz hakkını kimselere vermemeye ilişkin kararlılıklarını çoğalarak sürdürüyorlar. Lagina’yı eski muhteşem günlerindeki gibi doğanın, bereketin, kültürün ve şenliğin merkezi yapmayı düşlüyorlar.

NOTLAR
1 Christine Shearer, Neha Methew-Shah, Laury Myllyvirta, Alqun Yu ve Ted Nace, Yükseliş ve Çöküş 2018, Küresel Kömürlü Termik Santral Kapasitesi takibi, Coalswarm, Sierraclub, Greepeace Rapor, Mart 2018
2 Lefebvre, Henri. (1979) Space: Social Product and Use Value, İçinde: State, Space, World (2009), Neil Brenner ve Stuart Elden (eds.), University of Minnesota Press: Minnesota ve Londra. 185-195

EK KAYNAKLAR

Etiketler:

Ne düşünüyorsunuz?

0 yorum TARTIŞMAYA KATIL

İlgili İçerikler: