Yeşeren Boşluk

Kentsel yaşam her geçen gün nerede olmak zorunda olduğumuz ve nerede olmak istediğimiz arasında bir pazarlığa dönüşürken “Neye sahibiz?” ve “Ne kadarına ihtiyacımız yok?” gibi sorular öne çıkıyor. Şehirlerin gittikçe kalabalıklaştığı dünyada, projenin mimarları kendi değeri ve şartları içinde kullanıcılarına mutluluk veren mekanlar yaratmanın yollarını arıyor.

Kentsel bir boşlukta gerçekleştirilen deneysel bir çalışma olan Urban Bloom’da aktiviteler tasarımın niyeti ve altyapının ihtiyaçları etrafında şekilleniyor. Buradaki tek ihtiyaç özgürlük; tek niyet ise keyif almak. Yaşayanları odağına alan bir kent umuduyla gerçekleştirilen proje daha önce otopark olarak kullanılan bir alana yerleşerek burayı kentsel bahçeye dönüştürüyor.

Ahşap modüllerden oluşan platformlar, kullanılan bitkilerle birlikte herkese açık bir bahçe meydana getiriyor. İçlerine yine bitkiler konulmuş balona benzer elemanlar da bir ağacın yaprakları gibi gölgeler yaratarak mekanın üzerine yayılıyor. Projenin yerleştiği Anfu Road ofisler, restoranlar, dükkanlar ve okulların da dahil olduğu bir konut dokusu ile çevrelendiğinden bu deneysel tasarım için ideal nokta olarak seçilmiş. Şanghay’da çok sık rastlanan karma bir ölçeğe sahip bölgede üç katlı konut yapıları ile 30 katlı kuleler yan yana geliyor. Yeni bir yaşam ya da sürekli evrilen şehirde zenginlik yaratmak için eski şehir bölgesine zarar vermek zorunda olunmadığının bir kanıtı olarak ele alınan bölgede aslında eksik tek bir şey var: park. Bu noktada neden memnuniyeti ve mutluluğu besleyen bir alan yaratılmasın ki diye düşünülmüş.

Kullanıcılar mekanı keşfetmeye, bunu yaparken de kendi deneyim ve ihtiyaçlarına göre kullanım senaryolarına kendi yorumlarını katmaya teşvik ediliyor. Yapı blokları arasında akan insanlar ya da güneşe doğru uzayan bitkilerin yaptığı gibi, her bir kullanıcının davranış örüntüsü ile mevcut çevrenin enerjisi, mekanı ve onun karakterini kendiliğinden belirliyor.

Şehirlerin aynı zamanda birer atık üreticisi olduğunu aklında tutan projenin çevresel etkisinin düşük olması ve yapay araçlarla da olsa doğal malzemelerle etkileşim kurması amaçlanmış. Buradaki mesaj ise şu: hiçbir şekilde yeni olmayan şeylerle tamamen yeni bir şey yaratmak mümkün. Bu doğrultuda projede geri dönüştürülmüş ya da yeniden işlevlendirilmiş ürünler kullanılmış. Platformlar geri dönüştürülebilir ahşap paletlerin yeniden kullanımı ile oluşturulmuş ve kotlara yayılan bir peyzaj içinde plansız toplantılar, küçük ölçekli dersler gibi aktivitelere açık, insan dostu ve çevresel kaygılar taşıyan bir mekan ortaya konmuş.

Etiketler:

Ne düşünüyorsunuz?

0 yorum TARTIŞMAYA KATIL

İlgili İçerikler: