İstanbul Mimarlar Odası’nda 12 Mayıs - 3 Haziran arasında yer alan “Kim Kimin İçin İnşaat Yapıyor?” başlıklı sergi, konut meselesine Berlin’den güncel alternatiflere yer verdi.

Serginin başlığı esasen içeriğine dair çok önemli bir ipucunu da barındırıyor. Konut projelerinin niteliği, projenin paydaşlarından ve tabi ki de yapıyı inşa edenin kim olduğundan çok fazla etkileniyor. Türkiye’de neredeyse tek bir konut elde etme biçimi olduğu için ilk başlarda tuhaf bulduğum bu başlık, sergideki işlere detaylıca baktıkça kendini daha da açıyor. Sergideki projelerin ağırlıklı kısmı, konutların gelecekteki sahipleri ile birlikte düşünülerek hayata geçirilmiş, genel geçer bir kullanıcı düşünülerek değil de kullanıcının gereksinimlerini ve arzularını mimariye dönüştürebilecek araçları edinerek yürütülmüş süreçler. Bu da özellikle erişilebilir olma kaygısı güdülen projelerde inovatif çözümlere ve tavizlere yol açmış. Paylaşımlı konut projeleri bunun en akılcı yollarından biri olarak öne çıkıyor.

Kim Kimin İçin İnşaat Yapıyor?,
Fotoğraflar: Andrea Lossau

Ifau und Jesko Fezer + Heide & Von Beckearth’ın tasarladığı R50 Cohousing de bunlardan biri. Ev sahiplerine sunulabilecek dairelerin sınırlı metrekaresine karşılık yapının zemin katı ortak alan olarak kurgulanmış. Burası çamaşırhanenin, bahçeye açılan kısımda bir mutfağın da yer aldığı iki kat yüksekliğinde ortak bir oturma odası. Praeger Richter Architekten ise Ausbauhaus Neukölln projelerinde başka bir taviz yöntemi geliştirmiş. Öngörülen maliyet hesapları içinde kalabilmek adına konut sahiplerine üç farklı maddi ve mekansal seçenek sunmuşlar: Kabuk strüktür maliyetine ek olarak metrekaresi 195 Euro’ya denk gelen standart loft, metrekaresi 395 Euro’ya denk gelen standart daire ya da detaylarına göre bu iki seçenekten daha ucuza denk gelen, kullanıcının kendi evinin içini kendisi yaptığı çözümden birinin seçilmesi istenmiş. Yine de tüm bu maliyet sınırlandırmaları geniş balkonların ve yaşayan bir terasın yapıya dahil olmasının önüne geçmemiş.

Minimal konut birimi çözümlerinden perde ya da yalıtım malzemesi gibi alışılmadık malzemelerin cephelerin karakterini belirlediği projelere, bahçe tasarımlarıyla ya da balkon ve teraslarıyla Berlin’in iklim koşullarına kafa tutarak içindeki yaşamı dış mekana taşıran binalardan basit renovasyonla mekansal kalitenin artırıldığı örneklere dek sergi, aşina olduğumuz konut tipolojilerinin sınırlarını zorluyordu. Türkiye’de konut alırken tek seçeneğimizin 1+1, 2+1 ile 3+1 arasında olduğunu, hemen hemen aynı planometriye sahip bazen cephelerini süsleyerek ayrışma yarışına giren konut piyasamızı düşündüğümüzde “Kim Kimin İçin İnşaat Yapıyor?” sergisi Berlin’den taze bir nefesti.

Etiketler:

İlgili İçerikler: